03 Ekim 2022, Pazartesi
Haber Giriş: 16.07.2021 04:30 | Son Güncelleme: 16.02.2022 15:16

Müsilaj bitmedi, çayda eriyen şeker gibi form değiştirdi

Marmara Denizi’nin baş belası, kısa sürede teslim aldığı sulardan yine kısa sürede görünmez oldu. Ama uzmanlara göre sadece yüzeyden uzaklaştı. Hidrobiyolog Levent Artüz “Bitti demek cahilliktir, görünmüyor ama evre değiştiriyor” dedi
Müsilaj bitmedi, çayda eriyen şeker gibi form değiştirdi
Editör Editör
Çağatay Bayraktar
cbayraktar@gazeteoksijen.com Müsilaj yaklaşık 4 ay boyunca başta Marmara Denizi olmak üzere özellikle körfezlerde, limanlarda, kıyılarda yoğun olarak gözlemlendi. Çözüm için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Marmara Denizi etrafındaki belediyeler bir araya geldi, eylem planı hazırladı. Plan çerçevesinde Marmara’da farklı farklı alanlarda özel ekiplerle müsilaj toplanmaya başladı. Bu işlem yaklaşık 2 ay sürdü ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Twitter hesabından “8 Temmuz tarihinde denizde toplanacak miktarda müsilaj olmadığı için temizlik çalışması yapılmadı” paylaşımında bulundu. Bu açıklama derin bir nefes alınmasına yol açtı. Peki durum gerçekten de bu kadar iyimser mi?

Tedavinin yolu belli

1992 yılından bu yana ‘Marmara Denizi’nin Değişen Oşinografik Şartlarının İzlenmesi Projesi’ liderliğini yürüten Hidrobiyolog Levent Artüz, hiç de yetkililer gibi düşünmüyor. Artık müsilaj göremiyoruz. İşler iyiye mi gidiyor?  Yaşananlar yanlış anlaşılıyor. Sorun müsilaj değil, sorun kirlilik. Marmara kirlendiği için müsilaj oluştu, müsilajı görmemek kirliliğin ortadan kalktığı anlamına gelmez. Müsilaj aslında hastalığın bir semptomu mu? Evet, bir hastalığınız vardır ve başınızın ağrımasına neden olur. Ağrı kesici aldığınızda ağrı kesilir ama hastalığınız tedavi olmaz. Sihirli değnek ile müsilajı yok etseniz bile kirlilik devam ediyor. Bunun için de Marmara’ya atık bırakmamak gerek. Tedavi için arıtılan suyu denize deşarj etmememiz gerekiyor. İki ay boyunca yapılan temizlikler işe yaramadı mı?  Denizin içinde o kadar çok müsilaj var ki! Görünen kısmı, filin üzerindeki pire kadar. Toplanabilen müsilaj da çok az... Görünen müsilaja fil dersek toplanan yine pire kadar. 
Levent Artüz
Levent Artüz
Hala Marmara’da müsilaj var ve biz görmüyoruz. Şu andaki durum nedir? Müsilajın yaklaşık 12 formu var ve bunun araştırmasını yapıyoruz. Örneğin bulut forumunu gördük ve bu formda müsilaj denizin belli bir derinliğinde kümeler halinde hareket ediyor. Yalancı tabanı tespit ettik; deniz tabanının bin metre olduğu yerlerde akustik ölçümde yüz metrede tabanı gördük. Bunun sebebi de müsilajdı. Bunların dışında ‘French Press’ adını verdiğimiz formu vardır ki aynı kahve yapımında olduğu gibi belli kütleleri tabana indirir. Marmara’da bu da yaşandı. Süspansiyon formunu da gözlemledik bunu da şöyle açıklayayım, müsilajı göremezsiniz ama denizde vardır; örneğin oltayı denize attınız ve çıkardığınızda misinanızı biraz kalın ve kahverengi gördünüz. Bu da süspansiyon formu oluyor. Müsilaj görülmüyor dense de evre değiştiriyor. Seneye yine aynı zamanlarda müsilajı görecek miyiz yoksa bir seferlik miydi? Görebiliriz de görmeyebiliriz de çünkü nasıl davranacağını bilmiyoruz. Araştırmalar devam ediyor ama müsilaj yok demek cahillik olur. Şu anda çayın içinde eriyen şeker gibi. Tek çözüm de Marmara Denizi’ni atık çökertme havuzu gibi kullanmamak. Örneğin Ergene Nehri’nin atığı Marmara’ya derin drenaj ile veriliyor. Marmara’yı zaten öldürür de üstüne Karadeniz’i de öldürürsünüz. Atıklar Tekirdağ açıklarından Marmara’ya bırakılacak, neden Karadeniz’i öldürsün?  Bu tamamen derin drenaj ve Marmara’nın alt akıntısı ile ilgili. Şöyle ki İstanbul’un kanalizasyonunu derin drenaj ile Marmara alt akıntısı yoluyla Karadeniz’e gönderiliyor. Ancak alt akıntı ile Karadeniz’e giden drenajın yüzde 90’ı Marmara’ya dönüyor. Yüzde 10 Karadeniz’de kalıyor. Şimdi Ergene’den gelen Marmara’ya derin drenaj ile bırakılacak atıkların da yüzde 10’u Karadeniz’de kalacak. Bunlar kimyasal atık olacak. Ergene’nin kimyasal atıklarını Karadeniz’e taşımış olacağız. İşte bu yüzden Karadeniz de ölür. Projenin şu an yüzde 2.5’luk kısmı faaliyette. Bu da ölümcül zarar verir mi? Bedrettin Dalan, 1989’da İstanbul kanalizasyonunu Karadeniz’e göndermeyi planladı. Ocakta uygulama başladı ve 10 ay içinde Marmara’da toplu balık ölümleri yaşandı. Buna sadece evsel atıklar sebep oldu oysa Ergene’den kimyasal atık da gelecek ve bu atıklar evsel atıkla kıyaslanamaz.