05 Nisan 2025, Cumartesi Gazete Oksijen
Haber Giriş: 26.03.2025 22:59 | Son Güncelleme: 26.03.2025 23:17

Özel'den 'kritik evredeyiz' mesajı: Rezaleti örtbas etmek, dosyanın içini doldurabilmek için yeni gizli tanıklar arıyorlar

CHP lideri Özel, İmamoğlu'nun da tutuklandığı İBB soruşturmasıyla ilgili, "Suç yok, delil yok, çaresizlik büyük. Şimdi bu rezaleti örtbas etmek, dosyanın içini doldurabilmek için, kendine yeni gizli tanıklar, yalandan itirafçılar, iftira atacak birilerini arayan bir savcı ile karşı karşıyayız" dedi
Özel'den 'kritik evredeyiz' mesajı: Rezaleti örtbas etmek, dosyanın içini doldurabilmek için yeni gizli tanıklar arıyorlar
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İBB soruşturması kapsamında tutuklanan Ekrem İmamoğlu’nun 10-15 yıl önce Beylikdüzü’nden tanıdığı insanların, komşularının savcılığa çağırıp tanıklık yapmaya zorlandığını öne sürdü. 

Beylikdüzü Belediyesi’nin düzenlediği iftar programında konuşan Özel şunları söyledi: "Hem Ekrem Başkan hem içeride haksız tutulan çok sayıda kişi için kritik bir evredeyiz. Öyle bir hukuksuzluk var ki, İmamoğlu’na karşı darbe ve kumpas soruşturması savcısı çaresiz bir yere sıkıştı. Algıyı çok yükseltmişti. MASAK raporundan bahsetti. Bomboş. Altına imza atacak kimseyi bulamayıp uzman yardımcısına imzalattırdıkları, onun da sorumluluk almayan cümleler kurduğu, hiçbir şeyi ispatlamayan, bütün hareketleri Ekrem Başkan’ın, Murat Başkan’ın, Resul Emrah Şahan’ın ve diğer arkadaşlarımızın avukatları tarafından izah edildiği. Örneğin ‘Bu para nedir’, ‘Budur’ denilince ‘Pardon’ deyip ikna oldukları. MASAK raporunun boşaldığı, kanıtların olmadığı, eldeki tek şeyin birbiriyle çelişkili ifadelerle dolu gizli tanık ifadeleri olduğu, onların da yaptıkları iftiraların örneğin Ekrem Başkan’la hiç ilgisi olmayıp Recep Tayyip Erdoğan’a en yakın firma için bile eline verilen listede olduğu için, iftiralara suçüstü yakalanınca sıkıştılar."

"Sahte, korkutan, yalan ifadeye zorlayan çabalar var"

"Suç yok, elde delil yok, çaresizlik büyük. Şimdi bu rezaleti örtbas etmek için, dosyanın içini şimdi doldurabilmek için, kendine yeni gizli tanıklar yalandan itirafçılar, iftira atacak birilerini arayan bir savcı ile karşı karşıyayız" diyen Özel şöyle devam etti: "Ekrem İmamoğlu’nun 10-15 yıl önce Beylikdüzü’nden tanıdığı insanları, komşularını savcılığa çağırıp tanıklık yapmaya zorluyorlar. ‘Siz iş yaptınız mı, geçmişte alışverişiniz oldu mu, karşılığında bir şey verdiniz mi? Belediye başkanlığı sırasında kendisi, çevresi sizden bir şey istedi mi? İstemiştir. Olduğunu biliyorum. İtiraf etmezsen yalancı tanıklıktan seni içeriye atarım’ diye sahte, korkutan ve yalan ifadeye zorlayan çabalar var. Diğer taraftan cezaevinde tutuklu kadınları SEGBİS bağlantısı ile arayıp ‘Bana anlatacağın bir şey varsa bu son şansın. Yoksa bir daha seni dinlemem. Çocuklarının yüzünü yıllarca, belki 10 sene göremezsin’ deyip 3-4 yaşında evladı olan kadın tutukluları zorluyor, ardından da yanına birini yolluyor. ‘Savcı kızdı ama sen onun dediği gibi bir şeyler söylersen, hazır olursan yine söyleriz. Seni dinler. Buradan çıkar yarın gidersin’ dedirtilmektedir."

"Turpun büyüğünü böyle mi arıyorsunuz?"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a seslenen CHP lideri şu ifadeleri kullandı: "‘Turpun büyüğü’ dedin, çıka çıka koca bir yalan çıktı. ‘Ailelerinin yüzüne bakamayacaksın’ dedin, aileler burada. Birbirimizin yüzüne bakıyoruz. Bütün Beylikdüzü’nün yüzüne bakıyorlar ancak senin savcının insan içine çıkacak hâli kalmadı. Şimdi yeni turplardan bahsediyorsunuz. Turpun büyüğünü böyle mi arıyorsunuz? Turp bulmak için tehdit etmek, iftira atmak, şantaj yapıp, ‘Yalan söylerse’ diye iş birliği teklif ederek adalet kazanılmaz."

"Mafya gibi mermi de yollayabilirdi"

Özel, Saraçhane'de protestocuların Şehzadebaşı Camii’ndeki mezar taşlarını tahrip ettiği iddiası ile ilgili ise şöyle konuştu: "Eskiden olduğu gibi cami yalanlarına kadar çaresiz kaldı, kendini savunmak için. Hemen gittik, gördük ki iki taş yıkılmış, Vali Bey ertesi sabah gelmeden kaldırılmış. Ekrem Başkan oradaki hazireyi bırakın en iyi hâle getireyim diye 4 senedir de yalvarıyormuş. Hem imzayı vermemişler hem de oradaki taşları eylemciler kırıyor yalanıyla algı yapmaya çalışıyorlar. Bana da dedi ki, ‘Özgür Efendi, senin de yakında mezarın kazılır, kim kazar kim kapar, orası belli olmaz’. Bunu yapmayıp mafya gibi mermi de yollayabilirdi ya da başka tehditler de olabilirdi. Bu lafın yüzde 1’i Erdoğan’a söylense yeri yerinden oynatacaklar. Demiyorlar ki siyasette mezarın yeri ne, siyasette ölümün yeri ne? Savaşta bile savaş durdurulur, taraflar gider, cenazelerini alır. İnancına göre defnolunur; dönülür, savaşa tekrar koyulur. Savaşta bile ceset üzerinden, naaş üzerinden, mübarek cenazeler üzerinden, kabir, mezar üzerinden siyaset, söylem olmaz. Savaşta dahi her şey olur, mezarlara dokunulmaz. Böyle bir anlayışa rağmen, böyle bir gözü dönmüşlük karşısında bize, hepimize birbirine sarılmak, omuz omuza durmak, bu kötülükten asla ve asla korkmamak gelir."