CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ulaştırma Bakanlığı’na ait iki belgeyle 15 Temmuz Şehitler ve Fatih Sultan Mehmet Köprüleri ile bazı otoyolların özelleştirileceğini iddiasında eline 'iki belge' ulaştığını duyurdu. özel konuya ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
"Ama dün elimize iki belge ulaştı. Bunlardan birisi 4 ay önce, 17 Kasım 2025; Ulaştırma Bakanlığı Karayolları Bölge Müdürlüğü’ne yazmış: 'Otoyolların bir kısmını özelleştirirseniz daha önce yapılan kiralama ve tahsisler kendiliğinden düşecektir.' Diyor ki: 'Sizin güzergahınızda birine tahsis verdin, kiralama yaptın otoyol üzerinde; ben bunları yakında özelleştireceğim, kendiliğinden düşecek. Bunu bilin, kiralama yaparsanız sözleşmeye bunu yazın.'
19 Kasım’da başka bir yazı yollamış köprülere: 'Yabancı bir danışmanlık firması gelecek, iki Boğaz köprüsünde, otoyollarda incelemede bulunacak; onlara yardımcı olun' diyor. Buradan bir kez daha soruyorum Kocaeli'den, bu Ramazan mübarek günde Sayın Erdoğan’a soruyorum: İster iftarda yanıtla, ister yarın öğlende ama şunu yanıtla: Bu iki köprüyü, yedi otoyolun 25 yıllık gelirini, 5 yıllık kira karşılığında vermeye; bu milletin altın yumurtlayan tavuğunu yabancılara satmaya karar verdin mi vermedin mi? Buradan ifade ediyorum: Babasının malını böyle satmayana bu milletin malını bu şekilde sattırmam, sattırmam, sattırmam!"
CHP'nin tutuklu bulunan İBB Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun serbest bırakılması ve erken seçim talebiyle başlattığı “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitingleri sürüyor. Bu kapsamda düzenlenen mitinglerin 91'incisi bugün Kocaeli'nde yapıldı. İzmit Belediyesi’nin sosyal projelerini örnek gösteren CHP lideri, Kartepe’de planlanan sanayi yatırımlarına karşı çıkacaklarını söyledi; su ve elektrik kesintileri, iş cinayetleri ve vergi politikaları üzerinden iktidarı hedef aldı. Konuşmasında erken seçim çağrısını yineleyen CHP lideri, emekli maaşı ve asgari ücret için yeni vaatler açıkladı, Ekrem İmamoğlu’na yönelik soruşturmalara tepki gösterdi.
Özgür Özel'in konuşmasından satırbaşları şöyle:
- "Ben de Tarkan’ı çok seviyorum, bizim ekip de çok seviyor da şurayı bir daha çek. "Oynama şıkıdım şıkıdım" çal bir yandan, ver müziği. Kartepe’yi Kansertepe, İzmit’i Kanserovası yaptırmayacağız. Hurda Demir Çelik Fabrikasına Hayır, Kartepe Çevre ve Yaşam Platformu. Tarkan da inşallah bunu duyar, bu akşam Kartepe’ye bir destek de Tarkan atar inşallah. Tarkan’a bir kocaman alkış. Yıllar sonra döndü geldi, harika konserler yapıyor. Atatürk’e çok saygısı var, bu ülkeyi seviyor, doğasını seviyor. Kartepe’ye bir destek de Tarkan’dan bekliyor Kocaeli."
- "Bu şehirde bu kadar çok üretimin olduğu, bu kadar çok verginin verildiği, yatırımın yapıldığı bu şehirde en büyük sorun elektrik. Bir günde aynı anda 5 ilçede elektrik kesiliyor. Bir haftada 3 kere, 4 kere bir ilçede elektrik kesiliyor. Bu kabul edilebilecek bir mesele değil. Su sorunu yaşanıyor, hem kirlilik sorunu hem de su seviyesi düşüyor. Ankara’da yağmurlar son 50 yılın en kurak günü olduğunda doğaya çıkıyorlardı "Aman yağmur yağmasın, Mansur Yavaş zorda kalsın" diye ama Kocaeli’nde, bütün büyükşehirlerde aynı sorun var. Bu sorunları çözmeyen 24 yıldır başımızda olan iktidar ama lafa gelince atmayı tutmayı biliyorlar.
Dilovası faciasını hatırlattı
- "Bu şehir yakın tarihte bütün Türkiye’yi kahreden, çok üzen olaylar yaşadı. Bunlardan bir tanesi Dilovası’nda denetimsiz, kaçak bir iş yerinde 6 emekçimiz can verdi. Tuğba Taşdemir, Nisa Taşdemir ve Cansu Esatoğlu; 18 yaşından küçük çocuk işçilerdi. Asgari ücret dahi almıyorlardı. SGK girişleri işçilerin yangından sonra, yangın günü yapılmaya çalışıldı.
- Ve öyle bir noktadayız ki Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarında 36 bin 626 emekçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Diğer yandan 836 çocuk işçi sadece son 13 yılda hayatını kaybetti. Dilovası’ndaki 3 çocuk işçinin kaybı bir kez daha konuya dikkatleri çekti. Biliyorsunuz o facianın ardından da her zaman olduğu gibi AK Parti’nin kara düzeni çıktı. Niye? 14 Nisan 2022, pandemi. Grup Başkanvekiliyim, Meclis’te bir marka kolonya; Lakton, her yerde o. Dedim ki: "Bu kolonya nereden gelmiş? Bunun ihalesini kim yapmış?" İhale yok. Efendim firma Tekirdağlı, bunları hediye verdi. Eşeledikçe eşeledik, tek firmanın sokulduğu davet usulü bir ihale çıktı. O firmanın üzerine gittik; firma hakkında yurt dışından parfümeri ham maddesi getiriyoruz diye uyuşturucu getirdiği iddiaları çıktı. Yargılandılar, bir şekilde beraat ettiler ancak burada 6 işçinin yandığı o kaçak işletmenin ardından bu aynı firmanın akrabaları, aynı kişinin yeğenleri, kuzenleri çıktı.
- O günlerde "Soruşturma nereye varırsa varsın" diyorlardı, 104 gün geçti, hâlâ daha kamu görevlisi yok. Yanan yerle ilgili kamu görevlilerinin yargılanmasına yönelik olarak yapılan başvuruların hiçbir tanesine cevap alınamıyor. Bina, İŞKUR binasının yanı başındaydı. 10 adım atılsa kaçak işçiler tespit edilirdi. Mahalleliler "Çocuklar çalışıyor" diye gördü, CİMER’e başvurdular ama buna göz yumdular. Bu durumda bile 104 gündür İŞKUR’un dibinde yaşanan bu felaket örtbas edilmeye çalışılıyor. Bir kez daha bunu buradan, Kocaeli’nden, o acının yaşandığı şehirden bütün Türkiye’ye haykırmak, bunu bir kez daha duyurmak istiyorum.
- Ayrıca Dilovası’nda yüreğimiz yandı yetmedi, Gebze’de de büyük bir acı yaşadık. Metro inşaatı sırasında, üstünde bu metro inşaatının yarattığı sarsıntıdan dolayı bir bina çöktü, 4 canımız, 4 insanımız hayatını kaybetti. Bakın, Makina Mühendisleri Odası, bu iktidarın en çok kızdıkları mühendisler, mimarlar, akademik odalar. Bunlar iktidarın arka odası değil, arka bahçesi değil. Doğruya doğru der, yanlışa yanlış. Bir zaman örneğin asansörlerle ilgili bizim parti bir yanlış karar vermiş bazı belediyeler, bizi de eleştirdiler. Çağırdık, dinledik, doğrusunu söyledik, doğruya döndük. Bunların işi doğruyu söylemek. Ve Makina Mühendisleri, bu iktidarın kızdığı, yetkilerini kıstığı Makina Mühendisleri bu faciadan önce demişler ki: "Bu metro inşaatı tehlikeli, evler çölebilir, hayati tehlike var". Onu dinlememişler. Yaşananlardan sonra biz bunları ifade edince meydana çıkıp ilk hemen hızlı Bakan, ilk açıklama; Ulaştırma Bakanı: "Bizimle ilgisi yok". Arkadan bu rapor çıktı: "Bizimle ilgisi yok". Ama arkadan ön inceleme raporu çıktı, bütün mahalleyi boşalttılar. Onlarla ilgisi var, yenileri de çökecek.
"Rapor yok, bakan görevde"
- 55 gün oldu, rapor yok ortada. Rapor yok ve bu Ulaştırma Bakanı hâlen daha görevde. Öyle bir memleket ki, kuvözdeki yeni doğan bebekleri öldürürler, göreve devam. Otel yanar Kartalkaya’da, sorumlu bakan göreve devam. Attığı her adım bir felaket, tarihteki en büyük rezalet, Milli Eğitim Bakanı göreve devam. İstanbul’daki seyyar giyotin gelmiş Ankara’ya, Türkiye’deki adaletin başını vurmaya.
- Elle tutulacak tarafları yok ama şu kadarını söyleyeyim şu meydana; artık biz Tayyip Erdoğan’dan bakan değişikliği istemiyoruz. Biz Tayyip Erdoğan’dan emekliye zam, asgari ücrete düzenleme, çiftçiye destek hiçbir şey istemiyoruz. Bir tek şey istiyoruz, ne istiyoruz? Sandığı istiyoruz! Sandık gelecek, AK Parti’nin kara düzeni bitecek; halkın, emekçinin, bu milletin iktidarı başlayacak.
- Ülkenin Cumhurbaşkanını, yani yürütmenin başını istifaya davet ediyorsunuz. Haklı mısınız? Sonuna kadar haklısınız. Niye? Çünkü "Ben biliyorum" diyor, "Sorumlusu benim, ben" diyor. O zaman Dilovası’nın da sorumlusu sensin, diğer tarafta Gebze’de olanın da sorumlusu sensin; bu kadar açlığın, yokluğun, yoksulluğun, işsizliğin, buradaki susuzluğun, elektrik kesintisinin de sorumlusu sensin. Ve artık bunların hiçbir tanesinden Türkiye’nin kurtulma ihtimali kalmamıştır; Tayyip Erdoğan’dan kurtulmadan önce.
- Bakın aslında acaba Sayın Erdoğan’a haksızlık ediyor olabilir misiniz? Ama rekortmen, beş tane madalyası var, vallahi var, beş madalya var. Yönettiği Türkiye yoksullukta Avrupa birincisi, yüksek enflasyonda Avrupa birincisi, yüksek faizde Avrupa birincisi, işsizlikte Avrupa birincisi, gelir ve vergi adaletsizliğinde Avrupa birincisi. Beş madalya, beşi bir yerde takmış boynuna; beş kara madalya boynunda ama buradan kendisine sesleniyorum; meydanlar, meydanlar Türkiye’nin dört bir yanında sandık istiyorsa, seçim istiyorsa, istifa diye inliyorsa artık düşeceksin bu milletin yakasından!
- Memlekete bakın memlekete! Açlık sınırı 31 bin lira, yoksulluk sınırı 102 bin lira, en düşük emekli maaşı 20 bin lira, asgari ücret 28 bin lira, ortalama çiftçi geliri 19 bin 700 lira. Beş emekli, bir göreyim meydandaki emeklileri.
- Öyle ki, önce şunu söyleyeyim; o ama devlette ama serbest bu ülke için, bu millet için, bu devlet için, çoluğunu çocuğunu geçindirmek için elleri nasırlananlara, dirsekleri çürüyenlere, gözlük camları büyüyenlere Kocaeli’nden kocaman bir selam olsun hepinize.
"Bir ülke emeklisine nasıl davranıyorsa o kadar medenidir"
- Bir ülke emeklisine nasıl davranıyorsa o kadar medenidir. Yıllarca çalış, çabala, didin, vergi ver, her şeyi yap; günü gelince "Hadi sen artık eve, yeter çalıştın, biz sana bakacağız" de, sonra da en düşük emekli maaşını 20 bin lira yap. Beş emekli bir araya gelse yoksulluk sınırını geçemiyor. Dört tane asgari ücretli ancak bir yoksul edebiliyor.
- Bugün 28 bin lira asgari ücretle geçinmek mümkün değildir ancak asgari ücret alan için çok düşük, veren için yüksek bir hale gelmiştir. Bunun için asgari ücretli çalıştıran, 10 kişiye kadar çalıştıranlara 10 bin 600 lira diye önerdiğimiz; belli gruplara, örneğin tekstile farklı desteklemeler önerdiğimiz hem asgari ücreti 39 bin lira yapacak hem de maliyetleri işverenin sırtından alacak tekliflerimiz Meclis’te beklemektedir.
"CHP iktidarında asgari ücret bugünkü parayla 39 bin TL olacak"
- Buradan açıkça söylüyorum: Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidarında asgari ücret bugünkü parayla 39 bin lira olacaktır. Ancak 10 bin lira sosyal güvenlik desteklemesiyle bu yük işverenin, bilhassa KOBİ’lerin, küçük işletmelerin, esnafların sırtından alınacaktır. En düşük emekli maaşı bir asgari ücret olacak, daha sonra bu iktidardan önce olduğu gibi bir buçuk asgari ücret seviyesine çıkarılacaktır.
- Tarımda hak edilen destekleme beşken bir verilmektedir. Kanunda yazan desteklemenin beşte biriyle çiftçiler perişan edilmektedir. Çiftçide para olmayınca, emekçide para olmayınca, emeklide para olmayınca esnaf da toplumun tüm kesimleri de çok zor durumda kalmaktadır.
- En düşük emekli maaşı 20 bin lira, ortalama emekli maaşı da 23 bin liradır. Oysa daha bundan yedi yıl önce en düşük emekli maaşı %60’ı kadardı ortalama emekli maaşının. Bu hesapla bugün ortalama emekli maaşı 32 bin lira olması gerekirken 23 bin liradır. Bu iktidar bütün emeklileri en aşağıda birleştirmiştir. Emeklileri kutu kola kutusu gibi ezip bu hale getirmiştir. Bundan sonra en düşük emekli maaşı istisna olacaktır. Asgari ücret sadece bir yıl alınan, kıdemle birlikte hızla uzaklaşılan bir maaş olacaktır. Bugün Türkiye’nin %55’i asgari ücret ya da hemen üstünde maaş almaktayken Almanya’da bu rakam %6, Avrupa ortalamasında %9’dur. Asgari ücret temel ücret olamaz, ortalama ücret olamaz; asgari ücret çok düşük bir istisna ücrettir.
- Ve buradan, Kocaeli’nden ilan ederiz ki; Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında örgütlenmenin, sendikalaşmanın önündeki bütün engeller kaldırılacak, bütün işçiler grevli, toplu sözleşmeli sendikal haklara kavuşacaktır.
- İşçilerin tamamının bu güvencede olduğu noktada iş barışı da, işverenle işçi arasındaki uyum da devlet eliyle en iyi şekilde koordine edilecektir. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak alın terini en yüce değer olarak görüyoruz. Ve Cumhuriyet Halk Partisi olarak işverenlerimizi, müteşebbislerimizi, sanayiciyi, yatırımcıyı bir düşman olarak değil; önündeki engellerin kaldırılacağı, doğaya, çevreye ve emeğe saygılı şekilde çalışıp devletten en büyük desteklemeleri görüp çok daha fazla kazanıp çok daha adil bölüşeceğimiz bir düzeni hep birlikte kuracağız.
"Öğrenci kurtulmadan polis de kurtulmaz"
- Şunu herkes bilsin; öğrenci kurtulmadan polis kurtulmaz, emekli kurtulmadan emekçi kurtulmaz, çiftçi kurtulmazdan esnaf kurtulmaz. Çünkü kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz! Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!
- Hep birlikte kurtulmaya dair her şey aslında bir tercih ve bir öncelik belirleme işi. Bir ülkenin her şeye parası yeter, hepsine birden yetmez. Öncelik belirlemek siyasetin işidir. Birileri beşli çeteye, 43 tane müteahhide, yandaşa kaynak ayırırken birileri okulda yoksul öğrencinin beslenme çantasını, ücretsiz su sebillerini, anne kartı, anne taksiyi, "Hoş Geldin Bebek" uygulamasını ve her türlü sosyal yardımı düşünüyorsa işte bu, kimin kimin tarafında olduğunun en önemli belirtisidir.
- Bunun için diyorum ki; yapılacak ilk seçimler bir Cumhurbaşkanı belirlemek değil, bir devri kapatmak, bir devri açmak için yapılacak seçimlerdir. Biz hep beraber bakan evlatlarının devrini bitirip vatan evlatlarının devrini başlatacağız.
- Biraz önce İl Başkanımız konuşurken Cumhurbaşkanı adayımızın kaçıncı Cumhurbaşkanı olacağını söyledi. O gönlünden geçen; İl Başkanının demesiyle, partinin demesiyle Cumhurbaşkanı olunmuyor. Milletin demesiyle Cumhurbaşkanı olunuyor. Milletin seçtiği Cumhurbaşkanı olacak.
- Biz 23 Mart günü hep beraber 15,5 milyon kişi Ekrem Başkan’ın aday olduğu ön seçimde sandık başına gittik. Aslında 2 milyon üyemiz davetliydi; dört gün önce yapılan büyük haksızlıktan sonra bir dayanışma sandığı koyduk. Hazırlık yaparken arkadaşlar dedi ki: "Ya bizim sandık dolu olur, dayanışma sandığı daha az olur, acaba bu bir sıkıntı olur mu?". Ben dedim ki: "Sen dayanışma sandığını koy ve bu millete güven".
- Bu millet devletini sever, devletine güvenir; çağırır askere gider, gerekirse evladını şehit verir "Vatan sağ olsun" der. İstenir, verginin en yükseğini Kocaeli’nde olduğu gibi verir ama devleti milletin karşısına dikersen millet evladına ve geleceğine sahip çıkar. İşte Adalet ve Kalkınma Partisi, partiyle devleti birbirine karıştırdığı için; partiyi devletin, devleti de partinin sandığı için bu millete büyük bir yanlış yapmıştır. Oysa bu millet 2019’da 13 bin 600 farkla biten seçim haksızca iptal edilince iki ay sonra farkı 806 bine çıkarmıştır.
"Vergi adaletsizliğinde Avrupa birincisiyiz"
- Ocak ayında faiz ödemeleri bir önceki yıla göre %180 arttı. Geçen sene Ocak’ta 163 milyar faiz ödemiştik, bu sene 456 milyar. İnanılmaz bir rakam! İnsan şöyle düşünüyor: 'İnşallah çok para buldular, çok faiz ödüyorlar, yatırımlar artmıştır.' Oysa ki yatırımlar geçen seneye göre Ocak ayında %37 azalmış.
- Düşünün ki bu bir şirket olsa; çağırsan şirketi yöneteni, 'Gel bakalım müdür efendi, nedir durum? Faiz ödememiz ne oldu?' 'Efendim 160’tı, 456 oldu.' 'Üretim?' 'Üretim %37 azaldı.' Bunu diyen adamı aklı başında kimse şirketinin başında tutmaz! Bu hesaba Türkiye’yi getiren adamı bu memleketin başında tutacak mısınız? Faiz lobilerine çalışan, yatırım yapmayan, işçisini, emekçisini, emeklisini düşünmeyen, gençlerini hayata küstüren bu iktidarı ilk seçimde gönderecek miyiz? İşte bu kararlılık, bu azim, bu farkındalık her şeyden kıymetli. Bakın, vergi adaletsizliğinde biraz önce söyledim, Avrupa’da birinciyiz.
"AK Parti'nin kara düzenini yıkacak mıyız?"
- Bir ülkede seçmenin bilinci varsa, bilhassa vergi bilinci, vergi farkındalığı varsa hiç korkma. Bu ülkede 100 lira vergi toplanıyor, 100 lira. Bu 100 lirayı ne beklersin? %90'ını multimilyarderler, zenginler versin; %10'unu da biz aramızda bölüşürüz. Ama bu memlekette durum tam tersine. Bakın, verginin %65'ini dolaylı vergilerden alıyorlar. Dolaylı vergi, dünyanın en adaletsiz vergisidir. Nasıl biliyor musunuz? Fabrikatör de aynı vergiyi verir, kapısındaki bekçi de. Neye? Elektrik, su, doğal gaz, telefon, giyim kuşam, ayakkabı... her şeye, her şeye! Türkiye'de bu vergi %65. Zengin fakir ayırmayan vergi %65. Üstüne %24 gelir vergisi. Bu gelir vergisi 24'ün 15'i ödediğiniz, aldığınız maaştan. Bankamatiğe gidiyorsun, kartı sokuyorsun; sana vermeden vergiyi ayırıyor. Gelir vergisi, aldığın maaşlardan kesilen vergi... %9 da faiz gelirinden falan alınan vergiler. Yani gelir vergisi %24. 65, 24 daha %89; bu meydanın ödediği vergi. Geri kalan %11 kurumlar vergisi; holdinglerin, şirketlerin, zenginlerin, para babalarının ödediği vergi %11. Verginin %89'unu orta direkten, emekliden, yoksuldan, garibandan alan; %11'ini zenginden alan düzene AK Parti'nin kara düzeni denir. AK Parti'nin kara düzenini yerle bir etmeye var mısınız? AK Parti'nin kara düzenini yıkacak mıyız?
- İşte bu düzen yıkılırsa, bu meydan yani kısa çöp uzun çöpten hakkını alırsa, az kazandan az, kazanmayandan hiç vergi alınırsa, çok kazanan adil bir şekilde vergisini verirse bu düzen tepe taklak olur. İşte o zaman kimse 20 bin lira emekli maaşıyla geçinmek zorunda kalmaz. Ama buradan, Kocaeli'nden bütün emeklilere hatırlatıyorum; bıkmadan, usanmadan ve asla ve asla unutmadan... Bu iktidar geldiği gün, yani 3 Kasım 2002; son aldığınız emekli maaşı, en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. Bugünkü hesapla, o beğenmediğimiz asgari ücretin 1,5 katı 42 bin lira. Nerede 20 bin lira, nerede 42 bin lira? Bu sadece Tayyip Bey'in düşük asgari ücretine oranla.
Emekli maaşına altın hesabı
- En düşük emekli maaşı 3 Kasım 2002'de 8 çeyrek altın alıyordu. Bugün 20 bin lira maaş, 11 bin 500 lira çeyrek; 2 çeyrek bile alamıyor. 8 çeyrek alan durumdan 2 çeyrek alan duruma geriledik. Asgari ücret o tarihte 7 çeyrek altın alıyordu. Bugün asgari ücret 3 çeyrek bile alamıyor, 2,5 çeyrek alıyor. Yani emekçinin sofrasında %40'a varan bir düşüş, emeklide %25'e kadar düşen bir düşüş... Bunların hepsi bu iktidar döneminde oldu. O yüzden bu iktidara katlanmak zorunda değilsiniz.
- Düşük emekli maaşı, düşük asgari ücret, işsizlik, artan fiyatlar, yoksulluk... Kimin şikâyeti varsa, çağrıldığında partisine bakmadan meydanlara koşarsa, itiraz ederse, direnirse hep beraber kazanacağız. Hep birlikte, hep birlikte! Bakın bu vergi meselesine Âşık Mahzuni ne diyor vergi meselesine? 'Sülalem sermemiş yırtılmış sergi.' Diyor ki, yani benim büyüklerim sergi yırtıldı mı sermezdi, değiştirirdi diyor. Yani 'Yok, yoksul değildik' diyor. Şimdi Ramazan başında demiştim; birazcık siyasetin dili sakinleşse iyi olur. Hakkımızı arayacağız ama çok ağır sözler falan söyleniyor, Ramazan’a yakışmaz. Dikkatli bir dille hem hak aramaya hem mücadele etmeye devam ediyoruz. Tayyip Bey’i, Sayın Erdoğan’ı biraz eleştirdik ama bir konuda kendisini tebrik edeceğim müsaadenizle. Karşı çıkmayın.
- Bakın, Tayyip Bey gerçekten büyük bir mucit, mucit. Parayı kim bulmuş? Lidyalılar, benim hemşerilerim; Manisa’da, Sardes’te, Sart harabelerinde. Gerçi bu konuda şöyle bir hikâye var: Bundan önceki bir Belediye Başkanımız Manisa’nın övünülen şeylerini yazıyordu, az da yoktu; Mesir macunundan Fatih Sultan Mehmet’e. Böyle bir tane tak yaptırmışlar, 'Dünyanın ilk parasının Manisa’da bulunduğunu biliyor muydunuz?' diye. Bizim bir öğretmen abimiz var, komünist partili; altına geçmiş, basın açıklaması yapmış: 'Bu övünülecek değil, utanılacak bir şeydir' diye.
"Tayyip Bey, vergiden vergi almayı icat etti"
- Lidyalılar Manisa’da, Sardes’te bulmuş; vergiyi kim bulmuş? Vergiyi Sümerler Mezopotamya’da, eski Mısır’da... İlk vergiyi onlar toplamış. Peki Tayyip Bey neyi buldu biliyor musunuz? Vergiden vergi almayı icat etti, vergiden vergi! Mesela cep telefonu alıyorsun, içinde çeşit çeşit para var: TRT kesintisi var, o Kültür Bakanlığı parası, o parası, bu parası... Toplama bir ÖTV koyuyor, bu toplamdan bir de KDV alıyor. Aldığı ÖTV’nin KDV’sini alıyor. O yüzden gerçekten Tayyip Bey tarihe geçecek bir mucittir. Dünyada vergiden vergi alan ilk siyasetçi Tayyip Bey’dir. Biz de bu icadı yapanı derhal emekli etmeye karar vermiş bir milletiz."
- Değerli Kocaelililer, eskiden ödediğimiz vergi bize yol olarak, köprü olarak dönüyordu. Şimdi vergilerimizle yapılan köprüleri satıyorlar. Öncelikle şunu söyleyeyim, en yakından biliyorsunuz: Normalde rahmetli Süleyman Demirel’in yaptığı, Özal’ın yaptığı ve şu anda 59 liraya geçilen köprüler var; ama eğer aynı köprüyü Tayyip Bey yapıyorsa en az yedi kat pahalıya. İşte şuracıkta 995 liraya geçilen bir köprü var. İzmir’den Çeşme’ye kadar 100 kilometre Özal’ın otoyolu 59 lira; Akhisar’a kadar 100 kilometre Tayyip Bey’in otoyolu 350 lira.
"Köprüleri özelleştirmek istiyorlar"
- Şimdi iki Boğaz köprüsünü, hem birinci köprüyü hem ikinci köprüyü, yedi tane otoyolu özelleştirmek istiyorlar. 59 lira olan fiyat 350 liraya çıkacak herkes bilsin. Ama herkes bir şeyi daha bilsin: Bu köprüler ayda 600 milyon TL gelir getiriyor; köprüler ve otoyollar. Bu köprüleri bugün 3 milyar TL’ye satmaya çalışıyorlar ve 25 yıllık geliriyle. Yani şöyle olacak: Sen köprüyü 3 milyara satacaksın, sana parayı verecek kişi 5 yıllık geliri verecek, üstüne 20 yıl kendisi alıp cebine koyacak.
- Tayyip Bey bu parayı seçim ekonomisi yapmak için yapıyor ancak altın yumurtlayan tavuğu satıyor. Hiçbir kişi 5 yıllık kirası karşılığında bir mülkü 25 yıllığına kimseye vermez. Babanın malını vermiyorsan bu milletin malını da veremezsin! Bakın açıkça söyleyeyim; bu köprüleri bundan 10 yıl önce yine satmak istemişti Tayyip Bey gönlünce. İtiraz etmiştik. Köprülere 5.7 milyar teklif gelmişti. Tayyip Bey’in kendi ifadesi: '7’den aşağıya vermek vatan hainliğidir' diye. O gün 7 milyara vermek, 7’den aşağıya vermek hainliktir diyordu; bugün 3,5 milyar liraya, 3 milyar liraya vermeye, vatan hıyanetini ikiyle çarpmaya niyetleniyor.
- Ben bunu söyledikçe susuyorlar. Yurt dışında yayın yapan kuruluşlar yazdı çizdi, Bloomberg söyledi. 'Bir İngiliz firmasıyla anlaşmışsınız' dedim; ne inkar ediyor ne kabul ediyor. Ama dün elimize iki belge ulaştı. Bunlardan birisi 4 ay önce, 17 Kasım 2025; Ulaştırma Bakanlığı Karayolları Bölge Müdürlüğü’ne yazmış: 'Otoyolların bir kısmını özelleştirirseniz daha önce yapılan kiralama ve tahsisler kendiliğinden düşecektir.' Diyor ki: 'Sizin güzergahınızda birine tahsis verdin, kiralama yaptın otoyol üzerinde; ben bunları yakında özelleştireceğim, kendiliğinden düşecek. Bunu bilin, kiralama yaparsanız sözleşmeye bunu yazın.'
- 19 Kasım’da başka bir yazı yollamış köprülere: 'Yabancı bir danışmanlık firması gelecek, iki Boğaz köprüsünde, otoyollarda incelemede bulunacak; onlara yardımcı olun' diyor. Buradan bir kez daha soruyorum Kocaelinden, bu Ramazan mübarek günde Sayın Erdoğan’a soruyorum: İster iftarda yanıtla, ister yarın öğlende ama şunu yanıtla: Bu iki köprüyü, yedi otoyolun 25 yıllık gelirini, 5 yıllık kira karşılığında vermeye; bu milletin altın yumurtlayan tavuğunu yabancılara satmaya karar verdin mi vermedin mi? Buradan ifade ediyorum: Babasının malını böyle satmayana bu milletin malını bu şekilde sattırmam, sattırmam, sattırmam!"
"CHP iktidarında Türkiye yasaksız, Avrupa vizesiz olacak"
- Buradan bir kez daha tekrarlayayım: CHP iktidarında vergi adaletsizliği bitecek. Bunlar gibi vergiyi tabana, varlığı tavana değil; vergiyi tavana, refahı ve mutluluğu tabana yayacağız. CHP iktidarında hiçbir çalışan 12 maaşından 3'ünü vergiye vermeyecek. Eskiden işe giriyordu genç, 'Maaş ne kadar? Maaş yüksek değil ama 3 tane ikramiyesi var, 4 tane ikramiyesi var; 12 ay çalışıyoruz, 15 maaş alacağız' diyordu. Şimdi 12 ay çalışıyorsun, 3 maaşı vergiye veriyorsun artan vergi dilimleri yüzünden. Bu haksızlığı mutlaka gidereceğiz.
- Emekli maaşını önce bir asgari ücret, bir dönem sonra -yani ilk geldiğimizde- en düşük emekli maaşını bir asgari ücret, bir dönem sonra 1,5 asgari ücrete çıkaracağız. Bayram ikramiyelerini bir asgari ücrete çıkaracağız. Hatırlayın, 2018 yılında emekli ikramiyeleri ilk verildiğindeki -ki bunu ilk CHP söylemiş, mecbur kalıp vermişlerdi- ilk verildiğinde 1.000 lira olan bayram ikramiyesi 24 kilo dana kuşbaşı alıyordu. Şu anda verdikleri bayram ikramiyesi 4 kilo dana kuşbaşı alabiliyor. Bunun için bu haksızlığı gidermek, bunu bir asgari ücrete bağlamak boynumuzun borcudur.
- Ayrıca prim desteklerini yükseltip hem KOBİ'yi hem KOBİ'de çalışanların gelirlerini iyileştireceğiz. Çiftçilerin borçlarını 5 yıla yapılandıracağız, faizlerini bir kereye mahsus sileceğiz. Ve maaş veremediğimiz kimseyi açlığa, yoksulluğa ve sokağa terk etmeyeceğiz. Bir ülkede bir kişiye iş bulunamıyorsa temel vatandaşlık geliri, yani bu ülkenin onurlu bir vatandaşı olarak temel vatandaşlık gelirini alacak; bunu mutlaka hayata geçireceğiz.
- AK Parti maalesef bu ülkeye iyi gelmedi. Milleti yoksulluktan, şehirlerimizi afetten, kadınları ve çocukları şiddetten koruyamadı. İktidarımızda devletimiz güçlü, ülkemiz güvende olacak. Adaletsizlikler bitecek, millet huzura kavuşacak. Yurttaşlar eşit ve özgür olacak. Siyasette rekabet adil olacak, demokratik olacak. Kimse yenemediği rakibini hapse atmayacak. Gençler için üniversite, okul, yaşam özgür olacak. Konserler yasaklanmayacak; sevdiği sanatçıların konseri yasaklanmayacak. Ayrıca bu vize sorunları bitecek. Buradan tüm gençlere müjdeler olsun ki: Türkiye, CHP iktidarında Avrupa Birliği'ne gelecek. Türkiye yasaksız, Avrupa vizesiz olacak!"
"9 Mart'tan tezi yok o yargılama başlayacak"
- Değerli Kocaelililer, maalesef Adalet ve Kalkınma Partisi de Erdoğan da artık siyaseten tükenmiştir. Bizimle mücadele edecek güçleri, azimleri, ülkeyi yönetecek enerjileri kalmamıştır. Bu yüzden; AK Parti’nin kadın kollarından umudu olmayan Erdoğan, gençlik kollarına güvenmeyen, ana kademesiyle seçime girip kazanamayacağını anlayan Erdoğan, bunun yerine yargı kollarını kurmuştur.
- Bir siyasetçiyi başsavcı, sonra da o başsavcıyı tekrar siyasetçi yapmıştır. Yaptığı bu atamayla, Ekrem Başkan ve arkadaşlarımıza yönelttikleri hiçbir suçlamanın hukuki olmadığı, tamamının siyasi maksatla yapıldığı ortaya çıkmış; dünün, o günün Cumhuriyet Başsavcısı ertesi gün AK Parti İl Başkanları toplantısında 'Partimizin başarısı için çalışmaya devam edeceğim' demiştir. Yani bir gün önce de AK Parti’ye çalıştığını, ertesi gün de çalışacağını itiraf etmiştir.
- Hatırlayın, kısaca hatırlayın; 19 Mart’tan bugüne neler yaşadık neler. Neler dediler... 'Ekrem İmamoğlu terör örgütü için çalışıyor, teröristtir, kayyum atayacağız' dediler, terörden soruşturma açtılar. Yetmedi, casuslukla suçladılar. Yetmedi, bir tane yalandan uçak buldular, 'Bu uçakta ayıp şeyler oldu' dediler. Uçağın sahibi AK Partili çıktı, kiralayan AK Partili çıktı; 'Ben Reisçiyim, Ekrem’den nefret ederim' dedi, bundan sonra bunların sesi kesildi. Hatırlıyor musunuz? Uçağın AK Partili olduğunu ben çıkarana, belgesini koyana, adam 'Ben Reisçiyim' diyene kadar İmamoğlu’nun uçakları... Hatırlıyor musunuz?
- Hatırlıyor musunuz Ekrem İmamoğlu’nun lüks arabaları? Çıkardık ki ortaya, MHP’li bir milletvekilinin çıktı. Hatırlayın; 'Ekrem İmamoğlu’nun parkesinin altında, İBB’de 2 milyon Euro çıktı' dediler, 'görüntüsü var' dediler, iddianameye koyamadılar; 'Ben de başkasından duymuştum, yalanmış' dediler. 1.200 cep telefonunun faturası var dediler, bir tanesi bile çıkmadı. 'Gaziosmanpaşa Belediyesi’nde dolar bulduk' dediler, kasadan mühür çıktı; dolar görüntüleri TRT’nin yalanı çıktı. Gittik Ordu’da, 'Dağ evinde para bulduk' dediler; 48 tek ruhsatlı silahın mermisi çıktı. İddianame çıktı, millet sustu.
- Hani canlı yayın yapacaktık? Canlı yayını konuşan yok, iddianameyi konuşan yok. Ama terörist dediler, ajan dediler, birtakım ahlaksızlıkları söylediler; hepsi yalan çıktı. Şimdi 9 Mart’ı bekliyoruz. Dedikleri yolsuzluklardan tek birine kanıt çıkmadı. Onun için buradan bir kez daha sesleniyoruz: 9 Mart’tan tezi yok o yargılama başlayacak. 'Yok, yetiştiremedik, Haziran’a kadar inşaatı sürecek, biz bir başka yere yer yapacağız, orada yargılayacağız' diyorsanız arkadaşlarımızı bırakacaksınız, tutuksuz yargılayacaksınız!
- Yayınların televizyonlardan verilmesine biz korkmuyoruz, AK Parti korkuyor. Kardeşim, iddia 'İmamoğlu yolsuzluk yaptı'... Bunun cevabını ben canlı yayında vereyim diyorsun, 'Sen verme' diyorsun. O zaman ben korkmuyorsam, Ekrem Başkan korkmuyorsa, arkadaşlar korkmuyorsa bir enayilik var bu işte öyle değil mi? Bir enayilik var! Kardeşim, kendine güvenen, savcısına güvenen mahkemeyi yayınlar, bizi rezil eder. Biz diyoruz ki: O mahkemeyi yayınla, millet iftirayı da görsün namuslu evlatlarını da!"