22 Nisan 2024, Pazartesi
Haber Giriş: 08.10.2021 04:30 | Son Güncelleme: 16.02.2022 15:17

Pandemi çağının anksiyete kuşağı

UNICEF raporuna göre her 7 gençten 1’i ruhsal sorunlar yaşıyor. En yaygın görülen sorun “Ailemin ya da benim başıma bir şey gelir mi?” korkusuyla başlayan anksiyete. 5 gençten biri de depresif hissediyor
Pandemi çağının anksiyete kuşağı
Pınar Çıtak Koygun
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu UNICEF, yaptığı bir araştırmayla koronavirüs salgını sırasında çocuk ve gençlerin ruh sağlığının nasıl değiştiğini mercek altına aldı. “2021 Yılında Dünya Çocuklarının Durumu” başlıklı raporda 10-19 yaş arasındaki her 7 kişiden en az 1’inin teşhis edilmiş ruhsal rahatsızlık yaşadığı belirtiliyor. 15-24 yaş arası 5 gençten ortalama 1’i kendisini sık sık depresif hissediyor.  Rapor, çocuk ve gençlerde en çok dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, anksiyete, otizm, bipolar bozukluk, davranış bozukluğu, yeme bozukluğu, zihinsel yetersizliklerle ilgili sorunların görüldüğüne dikkat çekiyor. Yaşanan deneyimlerin ve çevresel faktörlerin çocukların ruh sağlığını ömürleri boyunca etkilediğine ve şekillendirdiğine de vurgu yapılıyor.  Koronavirüs salgını dünyayı bu denli etkilerken, Türkiye’de nasıl yaralar açtı? Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Prof. Dr. Bengi Semerci’ye göre, pandemi herkes için zor bir süreçken çocuklar ve gençler bu durumdan daha fazla etkilendi. Semerci tabloyu ise maddeler halinde şöyle açıklıyor:
  • Çocukların gelişiminde arkadaş ilişkileri, yaşıtların etkisi çok önemli ve pandemide bundan uzak kaldılar. Sosyal gelişimleri aksadı. 
  • Okul ve eğitimin evin içine gelmesi, sürekli erişkinlerle aynı ortamda olmak, alışılan yaşam düzeninin bozulması onları olumsuz etkiledi. 
  • Çocuk ve gençlerin sokağa çıkmaları uzun süre yasaktı; bu durum onların evde aile ve kardeş ilişkilerinde sorun yaşamalarına, açık havadan mahrum kalmalarına, sağlıklı etkileşimlere ulaşamamalarına neden oldu.
  • Ailelerine ya da kendilerine bir şey olacağına ilişkin kaygıları arttı. 
  • Ev içi koşulları uygun olmayan, yoksullukla mücadele eden, aile içi çatışmalar olan evlerde yaşayan çocuklarda sorunlar daha çok görüldü. 
  • Pandemi ihmal, istismar ve şiddete uğrayan çocukların evde daha fazla kalmalarına neden olarak tüm bu süreçlerden çok daha zarar görmelerine yol açtı. 
  • Pandemi sürecinde hastaneler ve tedavi merkezlerine ulaşımın zorlaşması ve gidilmekten korkulması sorunların artmasını tetikledi.
  • Prof. Dr. Semerci, en çok görülen rahatsızlıkları ise şöyle açıklıyor: “En çok görülen sorun anksiyete bozukluğu. Belirsizlikler, hasta olma endişesi, ailesini kaybetme korkusu, korunma için yapılan korkutucu şekildeki uyarılar, okul ve okulun sağladığı sosyalleşme, baş etme becerilerinin gelişmesi, arkadaş desteği gibi öğelerden mahrum olma bunu artırdı. Süreç uzadıkça ve yaşam şeklinde olan değişiklikler yoğunlaştıkça depresyon riski de ortaya çıktı. Uzun süren mutsuzluk, daha önce ilgi gösterdiği şeylere ilgisizlik, kendisine ilişkin ‘ben zaten yapamam’, ‘beni kimse sevmiyor ‘ gibi olumsuz söylemler, umutsuzluk, halsizlik, uykusuzluk ve iştah değişikliği gibi belirtileri olan depresyon özellikle ergenlerde dikkat çekici düzeye çıktı. Ağır depresyon sonrası intihar girişimlerinde de artış gözlemledik.”
Bu kadar soruna karşın çocuklar yeterli destek görebildi mi, Prof. Dr. Semerci şöyle devam etti: “Pandemi sürecinde ebeveynlik  de zordu. Ebeveynler öğretmenlik de yapmak zorunda kaldılar ve roller iyice karıştı. Bu nedenle ev içi iletişim, kurallara uyma gibi konularda hem ebeveynler hem de çocuklar sorun yaşadı. Bütün olumsuzluklara rağmen çocukları dinlemek, yakınmalarına kulak vermek önemli. Böylece bulguları fark etmek ve kısa sürede yardım etmek mümkün olacaktır.”