İktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı yeni çözüm süreci kapsamında Türkiye'nin beklediği teklif olan 'çerçeve yasa', 140'a yakın kişinin dinlendiği ve onlarca görüşmenin yapıldığı bir yıllık süreç komisyonu mesaisinin ardından, 562 milletvekilinden 467'sinin "evet" oyunu olarak rekor bir kabulle bugün (10 Ağustos) Meclis'ten geçti.
Partilere göre oylama sonucu belli oldu
Adalet ve Kalkınma Partisi'nden 268 milletvekili kabul oyu verirken, 9 milletvekili oylamaya katılmadı. Bu isimler arasında AK Parti Ankara Milletvekili Yıldırım Tuğrul Türkeş, Ankara Milletvekili Kürşad Zorlu, İstanbul Milletvekili İsmail Emrah Karayel, İstanbul Milletvekili Ahmet Ersagun Yücel, Kocaeli Milletvekili Sami Çakır, Konya Milletvekili Tahir Akyürek, Malatya Milletvekili Bülent Tüfenkci ve Sakarya Milletvekili Lütfi Bayraktar yer aldı.
Bu arada TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş da bulunduğu görevi nedeniyle oylamaya katılmadı.
Yeni Parti'de 35 kabul, 54 ret oyu kullanılırken, 2 milletvekili oylamaya katılmadı.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi'nde 55 kabul oyu kullanılırken, 1 milletvekili oylamaya katılmadı. Oylamaya katılmayan milletvekilinin sağlık sorunu nedeniyle tedavi gören DEM Parti İstanbul Milletvekili Çiçek Otlu olduğu öğrenildi.
Milliyetçi Hareket Partisi'nde 44 kabul oyu verilirken, 2 milletvekili oylamaya katılmadı. Meclis Genel Kurulu'nda birleşimi yöneten TBMM Başkanvekili Celan Adan ile İstanbul Milletvekili İzzet Ulvi Yönter de katılmayan isimler arasındaydı.
Cumhuriyet Halk Partisi'nde 29 kabul, 2 ret oyu kullanıldı, 14 milletvekili oylamaya katılmadı. İYİ Parti'de ise 29 ret oyu kullanıldı.
Yeni Yol Partisi'nde 16 kabul, 3 çekimser oy kullanılırken, 1 milletvekili oylamaya katılmadı. Bağımsız milletvekillerinde 7 kabul, 1 ret oyu kullanılırken, 2 milletvekili oylamaya katılmadı. Hür Dava Partisi'nde 4 kabul oyu kullanılırken, Yeniden Refah Partisi'nde 4 çekimser oy verildi. Türkiye İşçi Partisi'nde 3, Demokratik Bölgeler Partisi'nde 2, Emek Partisi'nde 2 kabul oyu kullanıldı.
Demokrat Parti'de 1 ret, Demokratik Sol Parti'de 1 ve Saadet Partisi'nde 1 kabul oyu kullanıldı. Oylamanın genel toplamında 467 kabul, 87 ret ve 7 çekimser oy kaydedildi. 31 milletvekili oylamaya katılmadı. Toplam oy sayısı 592 oldu.
Oylamada YENİ Parti Grubu'ndan 33 milletvekili kabul oyu verirken, 54 milletvekili ret oyu verdi, 4 milletvekili ise oylamaya katılmadı.
Teklife verilen 88 ret oyunun partilere göre dağılımında YENİ Parti 54, İYİ Parti 29, CHP 2, Demokrat Parti 1 ve bağımsız milletvekili Koray Aydın 1 ret oyu verdi.
12 maddelik tarihi düzenleme, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilmesiyle birlikte yürürlüğe girecek ancak maddeleri hemen uygulanmayacak. Önce Milli Güvenlik Kurulu, (MGK), PKK/KCK ile bağlantılı her türlü oluşumun kendini feshettiğini ve silahları tamamen bıraktığını tespit ve teyit edecek. Yasanın 6 aylık uygulama süresi, teyit ve tespit sürecinin ardından MGK kararının Resmî Gazete'de yayımlanmasıyla başlayacak.
Süreç düzenlemesinin yasalaşmasının ardından açıklama yapan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş da, "Geçen sene 5 Ağustos'ta başladığımız komisyon çalışmaları Terörsüz Türkiye yolunda kapının aralanmasıydı, bugün alınan sonuçla bu kapı açılmıştır. Bundan sonraki süreç tıkır tıkır işleyecek inşallah. Bu akşam, Meclis'in bu büyük başarısını milletçe sahiplenelim" dedi.
Çerçeve yasa, PKK'nın fesih ve silah bırakma kararının ardından 5 Ağustos 2025'te çalışmalarına başlayan süreç komisyonunun raporundan sonra hazırlandı. Komisyonun kurulmasından tam bir yıl sonra, 592 vekilden 360'nın imzaladığı teklif önce 5 Ağustos'ta TBMM Başkanlığı'na sunuldu. Ardından 8 Ağustos'ta Adalet Komisyonu'nda 18 saat süren görüşmelerde; AK Parti, MHP, DEM Parti ve Yeni Parti "evet" oyu verdi ve 10 Ağustos'ta TBMM Genel Kurulu'na geldi.
Bugün MHP'nin TBMM Başkanvekili Celal Adan'ın başkanlık ettiği Genel Kurul'daki tarihî oturumda, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İyi Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan ve TİP Genel Başkanı Erkan Baş da görüşmeleri izledi.
Saat 11.00'de başlayan Genel Kurul görüşmelerinden hemen önce, partisinin yasaya ilişkin oylama tutumun görüşüldüğü grup toplantısını gerçekleştiren Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Genel Kurul kürsüsündeki konuşmasında, "Barışın önünü açacağız, bu yasaya 'hayır' deme hakkına en çok sahip olan Yeni Parti, kendi hakkını, milletin barış hakkının önüne koymayacak, barışın önünde durmayacağız!" diyerek teklife "evet" oyu vereceklerini duyurdu. Yeni Partili vekillerin oylarına da dikkati çeken Özel, "Ben ve yönetici arkadaşlarım tarihsel bir tutarlılık ve sorumluluk içerisinde bu yasaya ‘evet’ diyeceğiz. Milletvekillerimiz de seçildikleri illerinde millet ne diyorsa ona göre karar verecek, ona göre oy kullanacaktır. Bu ifadeyle Yeni Parti Grubunu kararında serbest bırakıyor değilim" diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, teklifin tümü üzerine yaptığı konuşmasında, muhalefetin çerçeve yasanın milletvekillerinden gizlendiğine ilişkin “Kanunu 3 kişi biliyor, bu gizli kanun” iddialarına yanıt vererek, "Bugünlerde duyduğum en büyük yalanlardan biri bu kanunu üç kişi biliyormuş iddiasıdır. Gizli kapaklı bir şey yok altıncı maddeyi okuyanlar ne olduğunu çok net göreceklerdir, bir zahmet okusalardı. Efendim, bir partinin kapalı grup toplantısına atıf var. 'Efendim öyle demiş, böyle demiş', uydurma! Adı üzerinde dedikodu, adı üzerinde birilerinin ifadesi. Hiç alakası yok" diye tepki gösterdi.
Genel Kurul'a katılan İyi Parti milletvekilleri Türk bayraklı atkı takarak sıralarına Türk bayrakları koyarken, Genel Başkan Dervişoğlu da teklif üzerine aldığı sözde, çerçeve yasayı "kalkışma" olarak nitelendirdi. Teklifin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ömür boyu Cumhurbaşkanı kalabilmesinin de önünü açacağını öne süren Dervişoğlu, "Milli kimliğimize ve Cumhuriyetimize karşı girişilen büyük bir kalkışmadır! Bu neden bir kalkışmadır, söyleyeyim: Sürekli Kürt sorunu dediğiniz ama altını bir türlü dolduramadığınız mesele var ya, işte siz, sorunun öznesi yaptığınız Kürtleri, PKK ile eşitlemeye çalıştığınız için bir kalkışmadır!" dedi.
Meclis'te sandalye dağılımı:
AK Parti 277, Yeni Parti 91, DEM Parti 56, MHP 46, CHP 45, İyi Parti 29, Yeni Yol Partisi 20, HÜDA PAR 4, Yeniden Refah Partisi 4, TİP 3, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) 2, EMEP 2, Saadet Partisi, Demokratik Sol Parti ve Demokrat Parti’nin de 1’er sandalyesi bulunuyor. 10 milletvekili ise bağımsız.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan,"Yüz yıldır size ‘bölüneceğiz’ korkusu anlatıldı. Oysa bu ülkeyi bölünmeye en çok yaklaştıran şey çatışmanın kendisiydi. Kürtler ayrılmak isteseydi bu Meclis’in çatısı altında olmazdık. Biz buradayız; çünkü vatan ortak, gelecek ortaktır" diye konuştu.
TBMM Genel Kurulu'ndaki tarihi görüşmeden tüm notlar
Bahçeli'nin 2024'teki çağrısı ve PKK lideri Abdullah Öcalan'ın mektubuyla başlayan iki yıllık süreçte, PKK'nın fesih kararı ve silah bırakmasının ardından bir yıl önce kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporundan sonra hazırlanan çerçeve yasa, 10 Ağustos'ta Genel Kurul'a geldi.
Meclis Başkanvekili Celal Adan başkanlığında saat 11.00'de başlayan Genel Kurul'daki görüşmeleri, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, DEM Parti Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İyi Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik de izledi.
AK Parti Grup Başkanvekilleri Abdülhamit Gül ve Bahadır Yenişehirlioğlu, CHP Grup Başkanı Faik Öztrak, AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik ve bazı milletvekilleri Bahçeli ile tokalaştı. Hatimoğulları ve Bakırhan ile TBMM Başkanvekili Pervin Buldan da Genel Kurula verilen arada kuliste Bahçeli'nin yanına giderek selamlaştı, bir süre sohbet etti. Yeni Parti Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır ve AK Parti Sözcüsü Çelik de Genel Kurul'da tokalaştı. Bahçeli ile Dervişoğlu ise yan yana oturdu ancak tokalaşmadılar. Kanun teklifine "hayır" oyu vereceklerini açıklayan İyi Parti Grubu, Genel Kurul salonuna Türk bayrağı motifli atkılar ve ellerinde Türk bayraklarıyla giriş yaptı.
CHP'den destek açıklaması
CHP Grup Başkanvekili Rahmi Aşkın Türeli, parti olarak bugüne kadar silahı, şiddeti bitirecek, hukuk devletini sağlayacak çözüm önerileri sunduklarını ve bu yöndeki adımları desteklediklerini belirtti. TBMM'de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun tarihi sorumluluğun yansıması olduğunu vurgulayan Türeli, teklifin komisyon raporu doğrultusunda hazırlandığını hatırlattı.
CHP olarak konuyu devlet meselesi olarak değerlendirdiklerini aktaran Türeli, "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'ne, terörün kalıcı olarak sona erdirilmesi, silahların devreden çıkarılması, demokratik siyasetin güçlenmesiyle birlikte Cumhuriyet'imizin demokrasiyle taçlandığı yeni dönemin başlayacağı düşüncesiyle destek vereceğiz" ifadesini kullandı.
İyi Parti'den tepki: Teklif, açıkça Anayasa'ya aykırı, TRT'de canlı yayınlansın
İyi Parti Grup Başkanvekilleri Turhan Çömez ve Uğur Poyraz, Genel Kurulu'da görüşülen teklifin, TRT-3'ten kesintisiz ve eş zamanlı canlı yayımlanmasını talep etti.
Ardından söz alan Çömez, teklifin hazırlanma ve komisyon sürecini eleştirdi. Çömez, teklifin 5 Ağustos'ta Meclis Başkanlığı'na, 7 Ağustos'ta ise komisyona geldiğini belirterek, "O komisyonda o şartlar altında, son derece küçük, kapalı ve basık bir ortamda alelusul geçirdiniz ve sonra dediniz ki, 'Size iki saat süre, iki saatlik süre içerisinde ne yazacaksınız yazın.' Tabii, sizin yazacak hiçbir şeyiniz yok, itirazınız yok. Çünkü ne söyleniyorsa onu yapıyorsunuz ve yasaya itiraz etmediniz" dedi.
Çömez, partisinin komisyon sürecinde hazırladıkları şerhi sunduklarını belirterek, teklifin kabul edilmemesi için iade dilekçesi verdiklerini söyledi. Çömez, "Bakın, bu yasayı kabul etmeyin. İade dilekçesi verdik, 'Bunu reddedin.' dedik, kabul etmediniz, işleme bile koymadınız" diye konuştu. Teklifin Anayasa'ya aykırı olduğunu savunan Çömez, Anayasa Komisyonu'nun ve alt komisyonların toplanması yönündeki taleplerinin de kabul edilmediğini ifade etti. Çömez, şöyle konuştu:
"'Anayasa'ya aykırıdır' dedik. Açıkça Anayasa'ya aykırı. Şu anda Anayasa'ya aykırı bir af işlemi yapıyorsunuz, biraz sonra anlatacağım onu; onu da kabul etmediniz. Dedik ki, 'Bir Anayasa Komisyonu kuralım, kurulan Anayasa Komisyonu'nda bunu görüşelim.' 'Hayır' dediniz, Anayasa Komisyonu'nu da toplamadınız. 'Alt komisyonlar olsun, tali komisyonlar olsun' dedik, onları da toplamadınız."
Çömez, düzenlemenin "af" olarak nitelendirilmek istenmediğini ancak bunun açıkça af olduğunu savunarak, "Bu açık seçik bir aftır ve 15 yıla kadar ceza almış olanlara 5 yıllık denetimli serbestlik, 15 yıldan daha uzun süre ceza almış olanlara da 10 yıllık denetimli serbestlik getiriyorsunuz. PKK'lı teröristler buna 'af' denmesini istemiyorlar. Çünkü diyorlar ki 'Biz suç işlemedik ki, niye 'af' diyeceksiniz buna? Biz 'af' denmesini istemiyoruz.' Ama göz göre göre 4 bin teröristi affediyorsunuz ve bir de kurul kuruyorsunuz, o kurula da bütün yetkiyi veriyorsunuz" diye konuştu.
DEM Parti: Kürt sorununun çözümünü demokratikleşme mücadelesinden ayrı görmüyoruz
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, uzun yıllardır ağır bedel ödeyen Türkiye halklarının önünde önemli bir imkân olduğunu belirterek, sorunların demokratik siyaset, hukuk ve müzakere ortak zemininde çözülmesi, barışın kalıcılaştırılması ve demokratik toplumun birlikte inşa edilmesi gerektiğini vurguladı.
Önlerindeki yasa teklifini Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında demokratik yeniden kuruluşun önemli bir başlangıcı olarak gördüklerini ifade eden Koçyiğit, "Elbette teklifin eksiklikleri var. Bunu hem komisyonda hem burada hem de kamuoyunda ifade ettik. Fakat bundan sonrası da bu eksiklikleri gidermek gibi bir sorumluluğumuz da var. Bugün bizim önümüzdeki en büyük sorumluluk aslında bugün atılan bu adımı büyütmek, bu başlangıcı büyütmek. Çünkü barış yalnızca bir yasayla gelmez, gelmeyecek. Barış hukukta, siyasette ve toplumsal yaşamın bütün alanlarında atılacak demokratik adımlarla ancak kalıcı hale gelebilir" dedi.
Barışın kalıcı hale gelmesi için atılması gereken adımlara dikkati çeken Koçyiğit, demokratik siyasetin alanını genişletmek, hukukun üstünlüğünü güçlendirmek, AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulamak, ifade ve örgütlenme özgürlüğünü sağlamak zorunda olunduğunu belirtti. Koçyiğit ayrıca, ana dilin kamusal yaşamda ve eğitimde özgürce kullanılmasının önündeki engellerin kaldırılması, seçilmişlerin ve halk iradesinin güvence altına alındığı bir demokratik düzenin hep beraber geliştirilmesi gerektiğini kaydetti.
DEM Parti olarak sürece tarihsel ve stratejik bir perspektifle yaklaştıklarını kaydeden Koçyiğit, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümünü Türkiye'nin demokratikleşme mücadelesinden ayrı görmüyoruz. Tarihsel Kürt-Türk ilişkilerinin eşit hukuk ve demokratik siyaset temelinde güçlenmesini Türkiye'nin ortak geleceğinin temel meselelerinden biri olarak görüyoruz. Bizim demokratik cumhuriyet hedefimiz tam olarak budur. Bütün kimliklerin, bütün inançların, kültürlerin ve toplumsal kesimlerin eşit yurttaşlık temelinde kendisini özgürce ifade ettiği yeni bir gelecek, ortak bir yaşam. Kürtlerin, Türklerin, Arapların, Alevilerin, Sünnilerin, işçilerin, köylülerin, gençlerin, emekçilerin, çiftçilerin, emeklilerin ve toplumun bütün kesimlerinin kendisini bu ülkenin eşit, özgür ve onurlu bir yurttaşı olarak hissettiği yeni bir Türkiye'dir."
Yeni Parti: Silahların susması adına atılabilecek her adımı benimsiyoruz
Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, silahların susması ve demokrasi adına TBMM'de Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu kurulduğunu anımsattı.
Komisyonun önemli çalışmalar yaptığını ve raporunu sunduğunu aktaran Emir, raporun 6. bölümünde yer alan "terörün bitirilmesine ilişkin adımlar" çerçevesinde teklifin hazırlandığını belirtti.
Raporun 7. bölümünde yer alan "demokrasi" konusunda ise herhangi bir adım atılmadığını söyleyen Emir, sürekli olarak "Bir daha şehitler olmasın, kan akmasın" dediklerini söyledi. Emir, iktidarın Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına uymadığını belirterek, şöyle devam etti:
"Biz silahların susması, terörün kalıcı bitmesi adına atılabilecek her adımı, gelebilecek her öneriyi benimsiyoruz, ciddiye alıyoruz, önemsiyoruz. Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi ile ilgili olarak bugüne kadar eleştirilerimizi, önerilerimizi gündeme getirdik. Üzülerek söylemeyelim ki teklifin geliş biçimi, hazırlanış biçimi, komisyonda noktasına, virgülüne dahi dokundurulmamış, ortak akıl çalıştırılmamış, önemli eksiklikler olmuştur. Partimizin tutumunu Genel Başkanı'mız ayrıntılı değerlendirecek, hem milletimizle hem Meclis'imizle paylaşacaktır."
AK Parti: Gazi Meclis, emperyalistlerin kardeşliğimizi bozma çabasını tarihin çöp tenekesine atacak
AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, bugünün aynı zamanda Anafartalar Zaferi'nin de yıl dönümü olduğunu anımsatarak şunları söyledi:
"Bugün '10 Ağustos' dediğimizde Anafartalar Zaferi'nin 111. yılında Çanakkale destanını hatırlıyoruz. Orada Diyarbakırlı, Ağrılı, Karslı, İzmirli, Trabzonlu yiğitlerin nasıl omuz omuza vererek bu aziz millet için şehit olduklarını, bu aziz millet için bir Cumhuriyet, bir devlet kurduklarına şahit olduğumuz tarihi bir gündür. O yüzden başta Anafartalar Komutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını, tüm şehitlerimizi rahmetle anıyoruz. Bugün, işte 'Sevr'in yıl dönümüymüş ve bugüne getirmişiz'. Bugün bizim için anlamlı olan gün Çanakkale'de destan yazılan Anafartalar destanıdır, Çanakkale ruhudur"
Sevr'in emperyalistlerin bir projesi olduğuna işaret eden Gül, "Sykes-Picot ile özellikle bu meseleleri bölgede kaşımak, Türkiye'yi zayıflatmak üzere emperyalistlerin kurduğu bir oyundu. Gazi Meclis bu kağıt parçasını aldı ve yırttı. Bugün Gazi Meclis, emperyalistlerin kardeşliğimizi bozma çabasını da çıkaracağı kanunla paçavraya çevirecek, tarihin çöp tenekesine atacaktır" değerlendirmesinde bulundu.
TBMM Adalet Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel ise teklifin güçlü mutabakatın somut göstergesi olduğunu ifade ederek, "Teklifin ruhunda büyük mücadelelerde aynı safta duran Türk'ün, Kürt'ün, Arap'ın, Laz'ın, Çerkez'in, Abaza'nın kardeşliği vardır. Milletimiz, Sevr'i nasıl tarihin çöplüğüne attıysa terörü de tarihin çöplüğüne atacaktır" diye konuştu.
Yüksel, "Türkiye'nin 40 yılı aşkın süredir mücadele ettiği terör meselesinin kalıcı biçimde ülkemizin gündeminden çıkarılması bakımından gerçekten tarihi ve kritik bir eşikteyiz" dedi. Teklifin 360'tan fazla milletvekilinin imzasıyla TBMM'ye sunulduğunu anımsatan Yüksel, bunun "güçlü siyasi iradenin, ortak sorumluluğun ve güçlü bir toplumsal mutabakatın en somut göstergesi" olduğunu söyleyerek şöyle konuştu:
"Bu teklif, milletimizin 40 yılı aşkın süredir kanayan yarasını hukukun şifalı eliyle sarma iradesinin somut bir tezahürüdür. Bu teklifin ruhunda büyük mücadelelerde aynı safta duran ve Türkiye'yi oluşturan Türk'ün, Kürt'ün, Arap'ın, Laz'ın, Çerkez'in, Abhaza'nın kardeşliği vardır. Bu ruh ortak tarihimizin, ortak kaderimizin ve ortak geleceğimizin hukuk diliyle yeniden tahkim edilmesidir."
Yüksel, "Teklifin kapsamı, uygulanma şartları ve hukuki sonuçları açıkça düzenlenmiş, uygulama objektif şartlara ve yetkili makamların tespit ve kararlarına bağlanmıştır. Dolayısıyla teklifin Genel Kurul'da görüşülmesine engel teşkil edecek bir Anayasa'ya aykırılık söz konusu değildir" ifadelerini kullandı.
Genel Kurulda daha sonra siyasi partilerin grup önerilerinin görüşüldü ve ardından teklif üzerindeki görüşmelere geçildi.
Mahmut Arıkan: Partimiz, çerçeve yasaya şartlı bir destek sunuyor
Teklifin tümü üzerinde söz alan Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, bugün Türkiye'nin hem geçmişini hem de geleceğini ilgilendiren bir kanun teklifinin görüşüldüğünü belirtti. Arıkan, Saadet Partisi olarak süreçte kaygılarının yanında beklentilerini de şeffaf bir şekilde paylaştıklarını söyledi. Kalıcı çözümün adalet, hukuk, toplumsal bütünleşme ve kardeşliği birlikte inşa etmekten geçtiğinin altını çizen Arıkan, şöyle konuştu:
Meseleyi sadece kanun teklifine "evet" veya "hayır" demekten ibaret görmediklerini dile getiren Arıkan, Türkiye'nin kendi sorunlarını kendi insanlarıyla, kendi Meclisi'yle ve kendi hukuk düzeni içerisinde çözebilme iradesinin önemine dikkati çekti. Kaygılarının kendilerini yeniden kutuplaşma ve çatışma siyasetine sürüklemesine izin vermeyeceklerini vurgulayan Arıkan, toplumsal dayanışmayı, kardeşliği, hukuku, millet iradesini ve ortak geleceği güçlendirecek bir anlayışla sürece destek verdiklerini ifade etti.
Verilen desteğin herhangi bir siyasi aktöre koşulsuz destek veya iktidarın uygulamalarına verilmiş bir onay olmadığını belirten Arıkan, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Kanun teklifinin her maddesi Türkiye'nin meselelerini Türkiye'nin iradesiyle çözebilme çabasındadır. Bu 'evet', Türkiye'nin iç işlerine hiçbir küresel gücün, hiçbir emperyalist odağın müdahale etmemesi için verilmiştir. Siyonist yayılmacılığa karşı Türkiye'nin daha güçlü, daha bağımsız, daha dirençli olması için verilmiştir. Biz terörün sona ermesine 'evet' diyoruz. Silahların susmasına 'evet' diyoruz. Kardeşliğe 'evet' diyoruz. Hak ve özgürlüklere 'evet' diyoruz. Hukukun üstünlüğüne 'evet' diyoruz. Meclis iradesine ve istişareye 'evet' diyoruz. Ancak şiddetin meşrulaştırılmasına 'hayır' diyoruz. Millet iradesinin devre dışı bırakılmasına 'hayır' diyoruz. Kapalı kapılar ardında yürütülen süreçlere 'hayır' diyoruz. Yeni vesayet anlayışlarına 'hayır' diyoruz. Türkiye'nin geleceğinin başka hesaplara teslim edilmesine 'hayır' diyoruz."
"Silah bırakma ve tasfiye bu süreç için sadece başlangıç noktasıdır"
Milli Görüş'ün terör, devlet, kardeşlik, adalet ve toplumsal bütünlük üzerine ortaya koyduğu yaklaşım ele alınmadan doğru yönün tayin edilemeyeceğini savunan Arıkan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Terör meselesinin çözümü bir partinin seçim hesabı değil, Türkiye'nin kazanması meselesidir. Silah bırakma ve tasfiye bu süreç için sadece başlangıç noktası olarak görülmelidir. Türkiye adaletsizlik, ekonomik eşitsizlik, siyasi kutuplaşma ve kimlik çatışması üzerinden bir düzene devam ederse yeni yeni sorunlar üretilecektir. Saadet Partisi sürece daha başından, en başından kategorik biçimde karşı çıkmayı, kâhinlik yapmayı Milli Görüş müntesebatıyla bağdaştırmamıştır. Çözümün adresi Erbakan Hocamızın sürecin en karanlık dönemlerinde yaptığı konuşmalar, çağrılar ve çözüm önerilerindedir. Evet, bugün bir kez daha yüksek sesle tekrar ediyoruz; kalıcı çözüm adalet, hukuk, toplumsal bütünleşme ve kardeşliği birlikte inşa etmekten geçmektedir."
"Mesele terör bittikten sonra nasıl bir Türkiye’yi inşa edeceğimizdir"
Partisinin çerçeve yasa teklifine şartlı destek sunduğunu açıklayan Arıkan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Saadet Partisi 'Çerçeve yasaya karşı mıyız veya destekliyor muyuz?' ikilisine hapsedilemez. Burada mesele sadece bir terör örgütünün tasfiyesi değil, terörü yeniden üreten zeminin bütünüyle ortadan kaldırılması meselesidir. Halihazırda yürüyen süreçle ilgili Saadet Partisi'nin değerlendirme süreci, silahların tamamen bırakılmasına dönük yöntem ve usuller, terör örgütünün tasfiyesini gerçekleştirme potansiyeli, Türkiye'nin birlik ve bütünlüğünün tartışmaya açılıp açılmadığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin çözümün merkezi statüsünün devamlılığı, şiddete bulaşmamış insanların topluma yeniden kazandırılmasının nasıl mümkün olacağı etrafında şekillenmektedir. Saadet Partisi olarak yalnızca 'Çerçeve yasayı destekliyoruz' veya 'Çerçeve yasaya karşıyız' noktasında değiliz. Bundan daha büyük bir teklifi Saadet Partisi olarak biz ortaya koyuyoruz. Mesele yalnızca terörü bitirmek değil, mesele terör bittikten sonra nasıl bir Türkiye'yi inşa edeceğimizdir. O nedenle partimiz 'çerçeve yasaya' şartlı bir destek sunmaktadır.
"Devlet kendi ülkesinde silahlı bir yapının varlığını olağanlaştıramaz"
Birincisi, terörü ortadan kaldırmak devletin asli görevidir. Devlet kendi ülkesinde silahlı bir yapının varlığını olağanlaştıramaz. Devletin egemenliğine alternatif bir silahlı otorite kabul edilemez. Dolayısıyla silahların bırakılması, örgütsel yapının tasfiyesi, devlet otoritesinin ülkenin her noktasında tartışmasız biçimde tesis edilmesi konusunda taviz verilemez. İkincisi, terörü meydana getiren şartlar ortadan kaldırılmadan yalnızca silahlı unsurlara odaklanmak, hastalığın kendisini değil, belirtilerini tedavi etmektir. Bu 'çerçeve yasa' terörü mü tasfiye ediyor yoksa terörü meydana getiren sebepleri mi ortadan kaldırıyor, bunun cevabını vermeliyiz."
Müsavat Dervişoğlu: Teklif, Cumhuriyetimize karşı girişilen büyük bir kalkışmadır
İyi Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, süreç yasası teklifinin görüşüldüğü TBMM Genel Kurulu'nda konuştu. Dervişoğlu, "Bugün tüm laf cambazlıklarının geldiği noktada, 50 yıllık terör örgütü PKK’nın, Avrupa’daki uyuşturucu baronları, Kandil ve etrafındaki kiralık katilleri affedilmek ve siyasete kazandırılmak istenmektedir. Çerçevenin içindeki tablo bundan ibarettir" dedi. Dervişoğlu, "Milli kimliğimize ve Cumhuriyetimize karşı girişilen büyük bir kalkışmadır! Bu neden bir kalkışmadır, söyleyeyim: Sürekli Kürt sorunu dediğiniz ama altını bir türlü dolduramadığınız mesele var ya, işte siz, sorunun öznesi yaptığınız Kürtleri, PKK ile eşitlemeye çalıştığınız için bir kalkışmadır! Erdoğan’ın ömür boyu Cumhurbaşkanı kalabilmesinin önünü açmaktır" diye konuştu ve şöyle devam etti:
"Nihayetinde bu kanun teklifi, İmralı’daki terör hükümlüsünün onayından geçerken, Türk milletinden gizlendi, hatta imzalayanlar dahi içerikten habersizdi. Şimdi, bu kanun teklifini, TBMM mi hazırlamıştır ki, onun onayına sunulmaktadır? Meclis, sürecin başındaki gibi, sadece bir tescil makamına indirgenmiştir. Türk milletinin hüküm mührü, onun bilgisi ve rızası dışında, cebren kullanılmıştır. Dünyada silahlı örgütlerin sona erdirilmesi süreçleri, uluslararası literatürde “DDR”, Yani silahsızlanma – dağılma - entegrasyon olarak bilinen bir sıralamayla yürütülür. Önce silahın, doğrulanabilir biçimde, toplanıp imha edilmesi, sonra komuta kademesinin fiilen çözülmesi ve ancak bunlardan sonra, hukuki adımların atılması gelir. Kolombiya, Kuzey İrlanda, İspanya, Endonezya, Güney Afrika hangisine bakarsanız bakın, bunların hiçbirinde yasal düzenleme ve ceza indirimleri, silahsızlanmanın nesnel biçimde doğrulanmasından önce yapılmamıştır. Denetleyen de yürütme değil, bağımsız bir yargı ya da yarı-yargısal organdır.Yasal adım bir ödüldür ve önce hak edilir, sonra verilir.
Silahsızlanma - Dağılma - Entegrasyon sıralaması, bu yasal düzenlemede fiilen tersine çevrilmiştir. Önce hukuki kazanım verilmekte, belirsiz bir gelecekte de silahsızlanma, vaat hâline gelmektedir. Bu yöntem devleti, örgüt karşısında neredeyse eşit bir “sözleşmeci taraf” konumuna getirmiştir. Meselenin sosyolojisine, jeopolitiğine ve tarihsel boyutuna hiç girmiyorum bile. Elbette ki biz, bir terör örgütünün silahsızlandırılmasına ve tasfiyesine itiraz etmiyoruz. Ama sizin yaptığınız bu değildir. Meclisimizin tek adam rejiminde zaten yıpranan itibarının bile isteye yer ile yeksan edilmesidir. Devletin asla sarsılmaması gereken konumuna halel getirilmesidir. İmza atanlara ve oy vereceklere soruyorum: Denetleyemeyeceğiniz, hatta yürürlüğe girmesini dahi sağlayamayacağınız bir yasayla, tek bir kişiye daha fazla yetki ve daha az sorumluk verdiğinizi anlamıyor musunuz? Bundan herhangi bir endişe duymuyor musunuz?
Bu neden bir kalkışmadır, söyleyeyim: Sürekli 'Kürt sorunu' dediğiniz ama altını bir türlü dolduramadığınız mesele var ya; işte siz, sorunun öznesi yaptığınız Kürtleri PKK ile eşitlemeye çalıştığınız için bir kalkışmadır! Milletimiz o eşsiz ferasetiyle bu oyuna gelmemişken, Kürt ile PKK’nın bir arada anılmasına asla müsaade etmemişken, çalakalem hazırladığınız bu metinle Kürt’ü ve PKK’yı yan yana getirmeye yeltendiğiniz için bir kalkışmadır! Terörsüz Türkiye diye yola çıkıp İmralı’daki müebbetlik hükümlüyü Kürtlere kayyum atamaya çalıştığınız için kalkışmadır.
Amaç, Türk milletini güçsüz, çaresiz ve seçeneksiz olduğuna inandırmaktır. Amaç, Erdoğan’ın ömür boyu Cumhurbaşkanı kalabilmesinin önünü açmaktır. Bu süreci her derde deva bir ilaç gibi satmak için demokrasi, hukuk, dayanışma laflarının yanında dünyanın ve bölgemizin değişen dinamiklerinden söz ediyorlar. Erdoğan’ın dünya liderliğinden, Trump’ın dostluğundan bahsediyorlar. Trump’ın diğer dostu Netanyahu’nun emellerini anlatıyor, karşıymış gibi yapıyorlar. Türk milletine ve Orta Doğu’ya yeni bir kölelik rejimi öneren, sömürge valisi kılıklı büyükelçinin demeçlerini kendi sözleriymiş gibi tekrarlıyorlar.
Sorum kısa, sorum net: Bu örgütün Suriye kolu kendini feshetti mi? Hayır, aksine sivil toplum kisvesi altında yaygınlaşıyor. Bu örgütün İran kolu PJAK ve bağlı yapılanmalarının silah bırakmasını sağlayabildiniz mi? Elbette ki hayır! Bu işe 'evet' diyen hiçbir Allah’ın kulu sormuyor mu kendine, 'Oralarda neden silah bırakılmıyor?' diye?
Değerli arkadaşlar, gerçek şu: PKK silah bırakmıyor, yöntem değiştiriyor. Ve iktidar ortakları da üç-beş oy uğruna, anayasa değişikliği uğruna, ömür boyu başkanlık uğruna bu kirli oyunu milletimize ‘Terörsüz Türkiye’ diye pazarlamaya çalışıyor. Milletimizin huzurunda tarihe not düşüyorum: Terör bitmiyor; bir yerde yine silahlandırılıyor, bir yerde devletleşiyor, bir yerde de silahla yapamadığını siyasetle yapmak üzere meşrulaştırılıyor.
Gelelim Millî Güvenlik Kurulu ve Cumhurbaşkanınca oluşturulacak 'kurul' meselesine. Bir kanunun uygulanmasını, tavsiye kararı almak dışında yetkisi olmayan bir kurulun kararına bağlamak ne demektir? Yetki, üyelerinin tamamı Cumhurbaşkanı tarafından atanan bir kurula bırakılırken Meclis’in iradesi nasıl ve nerede devreye girecektir? Bununla da kalmıyor... Bir kurul daha oluşturulacakmış. O da kanun yürürlüğe girdikten sonra terör faaliyetlerinden dolayı yapılacak soruşturma ve kovuşturmalara izin verecekmiş. Yani burada da savcılar yetkisiz kılınmaktadır. Bir suç işlenirse soruşturma için kurulun izni gerekecek; tıpkı Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkındaki Kanun'un kopyası gibi. Teröriste devlet görevlisi muamelesi yapmak, devlet idare edenin yapabileceği bir iş midir?
Kanunun ayrıntılarına tam olarak girmiyorum, zaten zaman da yok; onları bölümler ve maddeler üzerinde konuşacak olan arkadaşlarım yapacaklar. Bakın, bir başka önemli nokta da şu: Bu yasa teklifinde örtülü bir amaç daha var; o da Sayın Erdoğan’ı tam yetkili ama aynı zamanda tam sorumsuz kılmak. Yarın biri çıkıp 'Bu ihaneti kim yaptı?' derse cevap ne olacak? Yasayı kim önerdi? Şu komisyon… Kim görüştü? Bu komisyon… Kim oy verdi? Şu milletvekilleri… Kim takip etti? Şu kurul… Bunları kim salıverdi? Falanca kurul…
Sormak zorundayım: O yemini ettikten sonra hiç mi 'Yeminimin gereğini yapabilecek miyim?' diye dertlenmediniz? Bu teklifin altına imza atarken, komisyonda 'evet' oyu verirken bir kez olsun o yemin hiç mi aklınıza gelmedi? Peki bugün burada o yemini bile bile çiğneyecek misiniz? Bu teklife 'evet' mi diyeceksiniz? Biz, hayır diyeceğiz. Tarihin doğru yerinde duracağız.
Değerli milletvekilleri; tesadüf değil, ancak tevafuk olarak hatırlanmalıdır ki 106 yıl önce bugün, 10 Ağustos 1920 yılında Sevr denilen o teslimiyet belgesi imzalanırken dönemin İstanbul hükümeti ve mütareke basını devleti tasfiye eden o metni 'Artık kan dursun' diyerek alkışlamıştı. O gün Anadolu’da Millî Mücadele’yi ve Misak-ı Millî’yi savunanlar 'marjinal' ve 'kanun tanımaz' ilan edilmişti. Ama bu Cumhuriyeti kuran o gün alkışlanan iktidar sahipleri değil, o gün horlanan o bir avuç kahramandı. 106 yıl sonra bugün de bu Genel Kurul’da aynı sınavdan geçiyoruz. Tarih, çoğunluğun o gün yaptığı alkışları değil; hakikatin yanında duranların sesini yazdı. Ve emin olun bundan sonra da tarih, neye mal olacağını bilmeden veya umursamadan emirle el kaldıranları değil; doğru zamanda doğru kararı verenleri yüceltip yazacaktır"
İşte TBMM Başkanlığı'na sunulan çerçeve yasanın tam metni:
Amaç ve kapsam
MADDE 1- (1) Bu Kanunun amacı, PKK/KCK terör örgütünün ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasını müteakip, yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar ile verilen mahkûmiyet hükümlerinin infazının ertelenmesi işlemlerinin ve yapılacak diğer işlemlerin belirlenmesidir.
(2) Bu Kanun hükümleri, PKK/KCK terör örgütünü kurma veya yönetme, örgüte üye olma veya bilerek ve isteyerek yardım etme ve örgütün propagandasını yapma suçları ile bu örgütün faaliyeti kapsamında işlenen suçları ve bu örgüt lehine işlenen 7/2/2013 tarihli ve 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunda düzenlenen suçları kapsar.
Tanımlar
MADDE 2- (1) Bu Kanunda geçen;
a) Örgüt: PKK/KCK terör örgütünü ve bağlı bütün oluşumlarını,
b) Kurul: Bu Kanunun 7 nci maddesi uyarınca oluşturulacak Kurulu, ifade eder.
Soruşturma ve kovuşturmaların ertelenmesi
MADDE 3- (1) Örgütün fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete’de yayımlanmış olması koşuluyla, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçu ile 1/6/2005 tarihinden önce işlenen müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar hariç olmak üzere, 1 inci madde kapsamına giren ve üst sınırı onbeş yıl veya daha az cezayı gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar beş yıl, onbeş yıldan fazla hapis cezası ile müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar ise on yıl süreyle ertelenir. Erteleme süresi içinde dava zamanaşımı işlemez. Bu suçlarla ilgili dosya ve suçun ispatına yarayan deliller, erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresince muhafaza edilir. Müsadereye konu eşya ve malvarlığı değerleri hakkında erteleme kararıyla birlikte tasfiye kararı verilir ve Hazineye irat kaydedilir. Karar, kanun yollarına başvurma hakkı bulunanlara tebliğ edilir. Kararda başvuru ve itiraz hakkı ile süresi ve mercii gösterilir.
(2) Birinci fıkra uyarınca Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kararlara karşı kanun yollarına başvurma hakkı bulunanlar iki hafta içinde sulh ceza hâkimliğine başvurabilir. Birinci fıkra uyarınca kovuşturmanın ertelenmesine ilişkin mahkeme tarafından verilen kararlara karşı da iki hafta içinde itiraz edilebilir.
(3) Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasından önce işlenmiş olup da 1 inci madde kapsamına giren suçlardan dolayı bu tarihten sonra başlatılacak soruşturmaların yapılması, Kurulun iznine bağlıdır.
Koruma tedbirleri ve kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalar
MADDE 4- (1) 3 üncü madde uyarınca erteleme kararı verilecek suçlardan dolayı verilmiş olan tutuklama ve adli kontrole ilişkin koruma tedbirleri, soruşturma veya kovuşturmanın bulunduğu evredeki yetkili hâkim veya mahkeme ile bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay ilgili ceza dairesi tarafından değerlendirilir ve koşullarının bulunması halinde bu tedbirlerin kaldırılmasına karar verilir.
(2) 3 üncü madde uyarınca erteleme kararı verilecek suçlarla ilgili istinaf veya temyiz kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalar hakkında bozma kararı verilir.
Erteleme kararlarının kaydedilmesi ve yeniden suç işlenmesi
MADDE 5-
(1) 3 üncü madde uyarınca verilen erteleme kararları, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde, ikinci fıkrada belirtilen amaç için kullanılabilir.
(2) Erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresi içinde terör suçlarından birinin işlenmesi halinde, erteleme kararı kaldırılarak soruşturma ve kovuşturmaya devam olunur. Mahkûmiyet halinde verilen cezanın infazı, 6 ncı madde uyarınca ertelenmez ve mahkûmiyet hükümlerinin tüm sonuçları doğar. Belirtilen süre suç işlenmeksizin geçirildiği takdirde kovuşturma yapılmasına yer olmadığı veya düşme kararı verilir.
Mahkûmiyet hükümlerinin infazının ertelenmesi
MADDE 6- (1) Örgütün fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete’de yayımlanmış olması koşuluyla, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçundan mahkûm olanlar ile 1/6/2005 tarihinden önce işlenen suçlar nedeniyle müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar hariç olmak üzere, 1 inci madde kapsamına giren suçlardan;
a) Toplam onbeş yıl veya daha az hapis cezasına mahkûm olan hükümlülerin cezalarının infazı beş yıl süreyle,
b) Toplam onbeş yıldan fazla hapis cezası ile müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olan hükümlülerin cezalarının infazı on yıl süreyle, infaz hâkiminin kararıyla ertelenir. Bu fıkranın uygulanması, müsadere kararlarının yerine getirilmesini engellemez. Erteleme süresi içinde ceza zamanaşımı işlemez.
(2) Birinci fıkra uyarınca infaz hâkimi tarafından verilen erteleme kararlarına karşı itiraz edilebilir.
(3) Birinci fıkra uyarınca verilen erteleme kararları, 5 inci maddenin birinci fıkrasına göre oluşturulan sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde, dördüncü fıkrada belirtilen amaç için kullanılabilir.
(4) Erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresi içinde terör suçlarından birinin işlenmesi halinde, infaz hâkimi tarafından erteleme kararı kaldırılarak cezanın infazının devamına karar verilir. Belirtilen süre suç işlenmeksizin geçirildiği takdirde verilen ceza infaz edilmiş sayılır. Erteleme kararlarının takibi Cumhuriyet başsavcılıklarınca yapılır.
Takip, koordinasyon ve uygulama
MADDE 7- (1) Bu Kanun kapsamındaki faaliyetlerin uygulanmasının takibi ve değerlendirilmesi; Kanunun Resmî Gazete’de yayımlanmasını müteakiben, Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığında Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterinden müteşekkil Kurul tarafından yapılır. İhtiyaç halinde Kurul tarafından; alt komisyonlar oluşturulabilir, bakanlık, kurum ve kuruluşların temsilcileri ile gerekli görülen kişiler Kurul ve komisyon toplantılarına davet edilebilir.
(2) Kurul tarafından, sürecin örgüt nezdindeki ilerlemesini sağlamak üzere alt komisyonlarda görevlendirme yapılabilir.
(3) 1 inci maddede belirtilen Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasını müteakiben bu Kanunun amacı ve kapsamı doğrultusunda; örgütün tamamen tasfiyesi ve bu duruma ilişkin gözlem raporları uyarınca dönemsel olarak Kurul tarafından değerlendirme yapılabilir. Kurulun gerekli görmesi halinde adlî, idarî ve yasal düzenlemeler konusunda talepte bulunulur.
(4) Bu Kanun uyarınca verilen erteleme kararları, 1 inci maddede belirtilen Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasını müteakiben dönemsel olarak Kurul tarafından değerlendirilir ve gerekli görülmesi halinde;
a) Soruşturma ve kovuşturmalar nedeniyle doğan hak yoksunluğunun tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılması, sulh ceza hâkimliğinden veya mahkemesinden, b) Mahkûmiyet hükümleri nedeniyle doğan hak yoksunluğunun tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılması, infaz hâkimliğinden, Kurul tarafından talep edilir. Talep hakkında ilgili mercii tarafından karar verilir. Bu kararlara karşı itiraz edilebilir. Bu fıkranın (b) bendi uyarınca talepte bulunulabilmesi için beş yıl olarak verilen erteleme kararları bakımından kararın verildiği tarihten itibaren iki yıl, on yıl olarak verilen erteleme kararları bakımından ise üç yıl geçmiş olması gerekir.
(5) Kurul, çalışmaları hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisini düzenli olarak bilgilendirir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığınca bu Kanun kapsamındaki faaliyetleri izlemek üzere İzleme Komisyonu kurulur. İzleme Komisyonu, bu Kanun kapsamındaki faaliyetleri izler ve tavsiyelerde bulunabilir.
(6) Kurulun sekreteryahizmetleri Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği tarafından yerine getirilir.
Silah ve malzeme teslimi
MADDE 8- (1) Bu Kanun kapsamındaki örgüt mensuplarının beraberinde getirdikleri yahut beyan ettikleri silah, mühimmat, araç, gereç, patlayıcı madde ve her türlü malzeme kayıt altına alınır.
(2) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, güvenlik kurumlarının görüşü alınarak İçişleri Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı tarafından belirlenir.
Süre
MADDE 9- (1) Bu Kanun hükümleri, 1 inci maddede belirtilen Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasını müteakiben altı ay içinde bu Kanun hükümlerinden yararlanmak istediğini bulundukları yerdeki Cumhuriyet başsavcılıklarına veya Kurul tarafından görev verilen kurumlara yazılı olarak bildirenlere uygulanır.
Görev ve sorumluluk
MADDE 10- (1) Bu Kanun kapsamında verilen görevler, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca ivedilikle yerine getirilir.
(2) Bu Kanunun amaç ve faaliyetleri kapsamında verilen görevleri yerine getiren kişilerin bu görevleri nedeniyle hukukî, idarî veya cezaî sorumluluğu doğmaz.
Yürürlük
MADDE 11- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 12- (1) Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.




