03 Ekim 2022, Pazartesi
Haber Giriş: 10.12.2021 03:10 | Son Güncelleme: 16.02.2022 15:18

Tırnaklarıyla bir sektör inşa ettiler

“Daha özgür bir hayat” için Türkiye’ye gelen İranlı tırnak sanatçıları, ülkelerinde revaçta olan, buralarda ise pek bilinmeyen kalıcı manikürü de beraberinde getirdi. İstanbul’da art arda açılan salonlar ve gördükleri rağbet, bu akımın Türkiye’de kalıcı olacağını gösteriyor
Tırnaklarıyla bir sektör inşa ettiler
Editör Editör
Nişantaşı’nın en merkezi ara sokaklarından birisinin bir kot altında, bir güzellik salonunda, lugatımıza yeni girmiş sayılabilecek kalıcı tırnak konseptinin en muntazam şekilde icra edilmesi üzerine ciddiyetli bir çalışma var. Bordo üniformalı orta yaşlı kadınlar ya müşterilerin parmaklarına Rus manikürü olarak adlandırılan ve geleneksel Türk kuaförlerinde pek rastlamadığımız kuru manikürden yapıyorlar ya da kadınların tırnaklarının en güzel, en sağlam, en temiz hale gelebilmeleri için işin manikür sonrası safhasına geçmişler bile. Zöhre Asgaari, Tahranlı işveren. 48 yaşındaki siyah saçlı İranlı kadınla, kurucusu olduğu güzellik merkezinin ağda odasında, Türkçe konuşuyoruz. Asgaari, aksanlı olmasına rağmen anlaşılır bir dilde, maskesinin ardından anlatıyor: “Ben Türkçeyi piyasadan, Mısır Çarşısı ve Kapalıçarşı’dan öğrendim. Türk vatandaşı olabilmek niyetiyle beş Türk’e istihdam sağlayıp sigortasını yatırıp beş yıl sonra vatandaşlık alabilmek için bu işi kurdum. 250 bin dolara ev alıp vatandaşlığa başvuracak durumum yoktu.”

Aslında iç mimar

Asgaari, Tahran’da baba mesleği olan iç mimarlık eğitimi almış, hayatını kendi mesleğini icra ederek kazanmış; ta ki, oğlu 13 yaşına gelene kadar. “18’ine geldiğinde askere gitmek zorunda kalacaktı ve bizim oralar çok karışık. Siyasi olarak kötü yani. Her yerde savaş var ve asker göndermek istiyorlar. Benim sadece bir oğlum var” diyor. İran’da erkeklerin 14 yaşından askerlik vaktine kadar -eğitim gibi- İran hükümeti nezdinde geçerli bir sebebi yoksa yurt dışına çıkışlarının dahi yasak olduğunu söylüyor. “İstanbul’a yıllar önce bu yüzden geldim, oğlum için. Orada kalsaydı başı belaya girerdi, sadece askerlik değil. Sokakta konuşuyorsun, cezaevine giriyorsun. İran’a göre burada cumhuriyetin anlamı var” diyor. Türkiye’ye yıllarca gidip gelip safran ticareti yapmayı düşündüğünü anlatan Asgaari, eşi ve şimdi üniversitede İngiliz dili ve edebiyatı okuyan, derslerden sonra da bir sanat galerisinde tercüman olarak çalışan oğluyla beraber gelmiş. Şu anda vatandaşlık başvurularını tamamlayıp sıra beklediklerini söyleyen Asgaari “Nişantaşı dahil tüm İstanbul’daki güzellik merkezlerinde herkes yabancı çalıştırıyor. Ben resmi olarak Türk vatandaşlarına iş veriyorum, 10 çalışanım var” diyor. Buradaki tek İranlı, Asgaari değil. 23 yaşındaki Seher, Van’ın hemen öteki yakasında kalan ve kültürel olarak bir Azeri diyarı sayılan Tebriz’den birkaç ay önce gelmiş. “Artık başımı kapatmak istemediğimi biliyordum, özgür olmak istedim ve 1 günde karar verip geldim” diye anlatıyor Avrupa’nın kıyısına taşınma sürecini.  “Tebriz kapalı bir yer; kadınlar kapalı. Burada özgürlük var, siyasetle alakam olmadığı için giyim olarak söylüyorum bunu” diyor hafif bir çekinceyle. Türkiye’deki siyasi gelişmelerden biraz bahsedince, “Bunları bilmiyorum, ilgilenmiyorum,” diyor. “Tebriz’de dizine kadar kapalı giyinip saçını şal ile kapatman gerekir, yoksa cezaevine gönderilirsin” diyen Seher, hala hiç alkol almadığını ancak ilk defa İstanbul’da başı açık dolaştığını ve “çok iyi” hissettiğini aktarıyor ve “Saçlarıma hava geldi, özgürlük başka bir şey” diye paylaşıyor yeni keşfini. Onunla da Türkçe konuşuyoruz. Anadili zaten Azerice. Dil bariyeri olmadığı için çalışanlarla anlaşmakta zorlanmadığını aktaran Seher, yine güzellik sektöründe çalışan ve takma kirpik yapan iki İranlı ev arkadaşı olduğunu ve göçmen olarak ev bulmakta zorlansalar da sonunda kefalet meselesine çözüm bulduklarını anlatıyor. “Çocukluğumdan beri Türk dizilerini ve çizgi filmlerini izliyordum, Türkçeyi de televizyondan öğrendim. Benim hayalim buydu; İstanbul’a gelip yaşamak istedim ve hayalimi gerçekleştirdim,” diyen Seher, hayal ettiği şehrin kalabalık, kimi zaman klostrofobik, yorucu ve pahalı yaşamıyla karşılaştıktan sonra dahi hevesle sokak sokak dolaşıp sonunda iş bulduğunu mutlulukla anlatıyor. “İran’da okurken de tırnak salonunda çalışıyordum. Orada protez tırnak çok seviliyor, 13 yaşından itibaren yaptırılıyor. Bu protez tırnak Türkiye’ye İran’dan geldi, İran’a da Rusya’dan geldi” diyen genç, tasvir ettiği kozmetik işlemin İran’da bu kadar tutmuş olmasının sebebini kültüre bağlıyor. “Elleri göründüğü için ellerin bakımına çok önem veriyor İranlı kadınlar, bir de yüzleri tabii. Ellerde canlı renkleri, mesela kırmızı ve gece renklerini seviyorlar, tırnağa da taş taktırıyorlar” diye anlatıyor. Türkiye’de ise onu şaşırtan bir güzellik anlayışı mevcut. “Burada daha çok manikür, nude renkler, kısa tırnaklar; ama temiz tırnak en önemlisi burada. Çok desen veya göze batan renk istemiyor genelde Türk müşteriler. Taşlı, parlak pek sevmiyorlar” diyor Seher.
Türkmenistanlı Gülbahar oldukça açık sözlü: “Kusura bakmayın ama Türk çalışanlar pek iş beğenmiyorlar. Bir yabancı çalışan için beş Türk vatandaşı istihdam etmek durumunda kalmak da bizi zorluyor bu durumda.”
Türkmenistanlı Gülbahar oldukça açık sözlü: “Kusura bakmayın ama Türk çalışanlar pek iş beğenmiyorlar. Bir yabancı çalışan için beş Türk vatandaşı istihdam etmek durumunda kalmak da bizi zorluyor bu durumda.”

Boş randevusu yok

Maslak’ın kalabalık rezidanslarından birinde içeride farklı dillerin konuşulduğu bir başka tırnak salonuna girdiğimizde ise çalan müzik, salon menüsü ve isim İngilizce.  Salonun baş tırnak sanatçısı diyebileceğimiz uzmanın müsait anını beklerken içeriye çok sayıda müşteri girip çıkıyor; kimi sırasını bekliyor, kimi ayakları hazırlanırken çay-kahve içiyor. Bu sırada salonun İranlı güzellik uzmanıyla konuşuyoruz. Sara Safa da Seher gibi Tebrizli; 32 yaşında ve 2 yıldır İstanbul’da burada tanıştığı Azeri ev arkadaşıyla yaşıyor. Tebriz’de 10 defa şalını düzgün takmadığı için karakola gidip ifade vermek durumunda kalan Safa, İstanbul’a tatile geldiğinde taşınmaya karar verdiğini söylüyor.  “Liseden sonra okumadım çünkü İran’da güzellik uzmanıysan bir doktordan daha bile çok kazanabilirsin. Yüksek lisanslılar dahi ülkeden gitmek istiyorlar. Türkiye’de de sanırım böyle; birçok insanın gitmek istediğini duyuyorum müşterilerden” diyor. “Müşteriler Türk de olsa, ki ben Anadolu yakasında da çalıştım, genelde güzellik konusunda İranlı çalışan istiyorlar, deneyimimiz çok olduğu için bize güveniyorlar” diye anlatıyor. İranlılar sektörde nam salmış olsalar da, burada en çok talep gören uzman, lafı dolandırmadan kendisini ifade eden 36 yaşındaki Türkmenistanlı Gülbahar. Yoğunluğunun arasında konuştuğumuz esnada “Kusura bakmayın ama Türkler pek iş beğenmiyorlar. Bir yabancı çalışan için beş Türk vatandaşı istihdam etmek durumunda kalmak da bizi zorluyor bu durumda” diyor. 

Sigortasız çalışıyorlar

Aksaray’daki sayısız güzellik salonunda ise çalışan kadınlar konuşmak konusunda tedirginler. Çoğunlukla Özbek, Türkmen ve Ukraynalıların çalıştığı küçük işletmelerle dolu hareketli sokaklarda sigortasız çalışan sayısı epey yüksek. Bu bölgede çalışanlar, Nişantaşı ve Maslak gibi refah seviyesi daha yüksek semtlerdekilerden daha büyük kaygılarla ekmek kazanıyorlar. İsmini vermek istemeyen Özbek bir güzellik uzmanı zaten sigortasız çalışırken, aldığı maaşın hayat şartlarını daha da güvensiz kıldığını, hızla artan kirasını zor ödediğini ve enflasyona rağmen maaşında değişiklik olmadığını bir çırpıda anlatarak sorunlarına ışık tutuyor.
Zöhre Asgaari: “İlk geldiğimde herkese sordum, protez yapan yer aradım. Bu fikir orada aklıma geldi. Sonra bir kuaföre gittim. O kadar kötü yaptı ki, inanamazsınız. Sonunda kendim malzeme aldım, evde denemeye başladım.”
Zöhre Asgaari: “İlk geldiğimde herkese sordum, protez yapan yer aradım. Bu fikir orada aklıma geldi. Sonra bir kuaföre gittim. O kadar kötü yaptı ki, inanamazsınız. Sonunda kendim malzeme aldım, evde denemeye başladım.”

Birkaç hafta bozulmadan kalabiliyor

Yaklaşık 1-1.5 buçuk saat kadar süren işlemin sonunda doğala yakın ancak gösterişli bir görüntü elde ettiyseniz yeterli değil; tırnakların aynı zamanda kalıcı namına yaraşması ve sizi en az birkaç hafta bozulmadan idare etmesi gerekiyor. Çıkarma zamanı geldiğindeyse, tekrar tırnak salonuna gitmekte fayda var, tırnak yapısına zarar vermeden özel cihazlarla çıkarıyorlar. Fiyatlandırması enflasyon ile beraber Türkiye’deki hemen her ürün ve servisteki gibi son zamanlarda sıkça değişen kalıcı tırnaklar, İstanbul’da genelde 80 ile 150 lira aralığında uygulanıyor. Güçlendirici denilen jelden de kullanılırsa, 50 lira kadar bir ek ücret çıkıyor.
Fotoğraflar: Muzaffer Zortaş