02 Aralık 2023, Cumartesi
Haber Giriş: 12.09.2023 08:55 | Son Güncelleme: 12.09.2023 09:14

Türkiye iklim ekstremleri riski altında

Türkiye çok sıcak bir yaz geçiriyor hatta Eskişehir Sarıcakaya’da 49.5 derece ile Türkiye sıcaklık rekoru kırıldı. Son 38 yıldaki ekstrem hava olayları incelendiğinde bu durumun Ege ve Batı Anadolu’nun kaderi olduğu ortaya çıktı
Türkiye iklim ekstremleri riski altında

Dünyada ekstrem hava olayları gitgide artıyor. Arktika sonrası iklim değişikliğinden en fazla etkilenen bölgeler Avrupa ve Akdeniz. Akdeniz coğrafyasında yer alan Türkiye ise ekstrem hava olaylarından Kuzey ve Batı Avrupa’ya göre daha fazla etkileniyor. Öyle ki Ankara ve İzmir, Avrupa’da ekstrem hava olaylarının en çok gözlendiği 10 şehir arasında. Bu bilgiler iklim ekstremlerinin 1979’dan 2016’ya dek incelendiği ExposureAssessment of ClimateExtremesoverthe Europe-MediterraneanRegion başlıklı çalışmadan. Çalışmanın yazarları ise İstanbul Teknik Üniversitesi’nden (İTÜ) ve İklim Masası’ndan Prof. Dr. Barış Önol ile Arş. Gör. Mehmet Barış Kelebek ve Zürih Federal Teknoloji Enstitüsü’nden (ETH Zürich) Dr. Fulden Batıbeniz.

Prof. Dr. Barış Önol


47 ülke incelendi

Prof. Önol çalışmada Avrupa ve Akdeniz bölgesindeki Türkiye dahil 47 ülkeyi incelediklerini söylüyor. Türkiye iklim ekstrem indeksinde 47 ülke arasında 13. sırada yer alıyor. “Günlük hava olaylarına dayanan sıcaklık ve yağış gözlemleriyle hesaplanan iklim ekstremlerine maruziyetin 1979 yılından beri ne oranda değiştiğini ortaya çıkardık” diyor.

Peki nasıl bir metot izlediler? Önol’un yanıtı şu şekilde: “Bunun için günlük hava olaylarını ve kuraklığı inceleyen 10 farklı iklim indeksi birleştirilerek yenilenmiş bir ‘iklim ekstrem indeksi’yle (mCEI) tüm Avrupa ve Akdeniz coğrafyası incelendi. Bu yöntemi iklim değişiminin bütüncül etkisinin daha iyi anlaşılması için geliştirdik."

Kuraklık indeksi

Önol çalışmanın temel olarak günlük yağış ve sıcaklık ölçümlerinde en uçta kalan değerlerdeki (istatistiksel olarak ortalamanın çok üstündeki değerler, en yüksek ve en düşük yüzde 10’luk dilim) değişimleri, 1979-2016 zaman aralığında ayrı ayrı inceledikten sonra tüm bu değişimleri tek bir gösterge ile değerlendirmeyi amaçladığını söylüyor. “Daha basit bir anlatımla, seçilen 38 yıllık dönemdeki sıcak ve soğuk günlerle gecelerin sayısında, aşırı yağışlı ve aşırı kurak günlerin sayısında ne yönde bir değişim olduğunu inceledik. Ayrıca kuraklığın izlenmesi için aylık olarak üretilen kuraklık indeksini kullanarak aşırı nemli ve aşırı kurak uç değerler hesapladık ve zaman içindeki değişimleri tüm Avrupa ve Akdeniz bölgesi üzerinde belirledik.”

Türkiye’de kuraklık 10 kat arttı

Çalışmaya göre 2010’lara gelindiğinde aşırı kuraklık değerlerinde büyük artış yaşandığı görülüyor. Bu noktada da Türkiye ve çevresinin, Kuzey ve Batı Avrupa’ya göre ekstrem hava olaylarından çok daha ciddi biçimde etkilendiği gözleniyor. Ama bunun nedenlerinden biri ülkenin yüzölçümü. Önol “Buna karşın Batı Anadolu’nun tamamını ve özellikle Ege Bölgesi’ni riski giderek yükselen bir alan olarak tanımlamak mümkün.” Önol aşırı kuraklık değerlerinin Avrupa’da ortalama üç kat arttığını belirtiyor. “Fakat Türkiye’den de birçok şehrin bulunduğu 30 ila 40 enlemleri arasındaki artış 10 kat civarında.”

Türkiye 13. sırada

İklim ekstrem indeksinde en hızlı artış gösteren üç ülke Bulgaristan, İsrail ve Macaristan. Ama bu ülkelerin üst sıralarda bulunmalarının nedeni yüzölçümlerinin küçük olması. Türkiye 13. olsa da geniş bir yüzölçümüne sahip olduğu göz ardı edilmemeli. Önol “Batı Anadolu’nun tamamı riski giderek yükselen bir alan. Ege Bölgesi ise biraz daha öne çıkıyor.

Sıcaklık indekslerindeki uç değerlerin yanı sıra kuraklık indeksindeki uç değerler de bunda önemli rol oynuyor” diyor. Şehir bazında ise artış eğilimi en yüksek beş şehirden dördü Akdeniz coğrafyasında. Nüfusu 1 milyondan fazla olan şehirlerin incelendiği listede Fas’ın Fes şehrini İzmir takip ediyor. Onun ardından Marsilya ve Tel Aviv geliyor. 

İlk 10’da Türkiye’den 2 şehir

Önol “İzmir’de 2000’li yılların ortasından itibaren giderek artan ve tüm Avrupa bölgesi için hesaplanan değerin çok üzerinde bir artışla ayrışma yaşandığını görüyoruz. Üstelik bu durum aslında Batı Anadolu’daki birçok şehir için geçerli. İzmir’in yanı sıra Aydın, Manisa, Denizli ve Eskişehir gibi” diyor. Bu şehirler 78 Avrupa şehrinin incelendiği listeye üst sıralardan girebilecekken sıralamanın 1 milyon ve üzeri nüfusa sahip şehirlere göre yapılmasından kaynaklı olarak liste dışında. Nüfus yoğunluğu yüksek olduğundan listeye alınan Ankara da iklim ekstremlerinin en hızlı arttığı 9. şehir. 

İlk sırada Manisa

Fakat iklim ekstremleri nüfusa endeksli olarak değerlendirilmediği takdirde ise tablo sırasıyla şöyle oluyor: Manisa, İzmir, Balıkesir, Aydın, Mersin, Çanakkale, Tekirdağ, Uşak & Edirne, Antalya ve Kilis. Bunlar ekstrem sıcaklıkların yaşandığı yerler. Prof. Önol bu noktada şunun unutulmaması gerektiğini söylüyor: “Bu şehirlerin değerlerinde küsurat farkı olsa da 10 yıllık trendlere bakmak gerek. Bu da göz önüne alındığında İzmir yine birinci oluyor ve verilen tablo değişmiyor.” Bunun haricinde soğuk ekstremlerin gözlendiği şehirler de var. O şehirler de sırasıyla Tunceli, Elazığ, Diyarbakır, Malatya, Erzincan, Van, Bingöl, Siirt, Şırnak ve Mardin.

Kesin konuşmak güç

Önol çalışma gözleme dayalı olduğundan ortada yadsınamaz bir durum olduğunu söylüyor. İklim sınıflandırmaları halihazırda yavaş yavaş değişiyor ama Türkiye topografyası çok değişken olduğundan kesin konuşmak güç. Şöyle ifade ediyor: “Türkiye’de dağlık bir yerden 50 kilometre ilerleyerek denize varabilirsiniz. Çok keskin değişimler var. İklimde bölgesel kaymalar olacak ama bunu lokal incelemek gerek. Hollanda gibi dümdüz bir alan olsa bir şeyler söylenebilir ama Türkiye’de coğrafi değişim çok keskin.” Peki Batı Anadolu’nun bu seviyede etkilenmesinin altında yatan neden ne?

Sahra Çölü etkili

Önol Akdeniz coğrafyasının sıcaklık ve aşırı yağışlar açısından en çok etkilenen bölge olduğunu aktarıyor. Kış kuraklığı ve geçiş mevsimlerindeki aşırı yağışlar bölgeyi sıcaklık artışının yanında etkileyen faktörler. Önol “Akdeniz'in hemen güneyinde bulunan Sahra Çölü'nden sirkülasyondaki değişimlerle Güney Avrupa ve ülkemize sıcak hava dalgaları yaratan atmosferik koşullar taşınıyor ve iklim kaynaklı riskleri arttırıyor. Yağış ve rüzgarpattern’leri değişiyor. Kışlar daha kuru geçiyor, yazlar da daha sıcak oluyor” diyor.

Rekor Anadolu platosunda kırıldı

Prof. Önol’a Türkiye’yi nelerin beklediğini sorduğumuzda ise yanıtı şu şekilde: “Türkiye’yi bekleyen bir şey yok, her şey zaten oluyor ve görüyoruz. Sıcaklık rekoru 49.5 dereceyle Eskişehir’in Sarıcakaya ilçesinde, Anadolu platosunda kırıldı. Bu inanılmaz bir şey. Her gün konuşulması, anormal olduğunun bilinip daha sık tekrar edeceğinin kabullenilmesi gerekiyor.” Peki bu ekstremlere karşı alınabilecek önlem yok mu? 

İmkansız hale geliyor

Önol devam ediyor: “İklim değişikliği küresel bir sorun. Bölgesel önlemler sadece maruz kaldığımız riskleri biraz olsun azaltmaya yönelik olur. Yani 50 dereceye varan sıcak hava dalgalarını engelleyemeyiz. Kışın yaşanan kuraklıkları veya aşırı yağışları da aynı şekilde engelleyemeyiz. Tüm şehirleşmemizi, tarımsal yöntemleri ve su yönetimini bu yeni duruma göre bütünleşik olarak tekrar planlamalıyız. Bunun için de öncelikle çok detaylı iklim simülasyonları üretip senaryo sonuçlarını değerlendirerek iklim değişimine uyum sağlamaya çalışmalıyız.” Ama bu Önol’a göre hiç kolay olmayacak, çünkü küresel anlamda alınmayan önemlerin sonuçlarıyla başa çıkmak gelecek 50 yılda giderek imkansız hale gelecek.

Asıl sorun plansız kentleşme

Prof. Önol’a 5 Eylül’de sağanak yağışlar nedeniyle İstanbul ve Kırklareli’nde gerçekleşen sel felaketlerini de sorduk. Önol’a göre söz konusu aşırı yağışları sadece iklim değişimi ile açıklamak biraz kolaycılık olabilir. “Ölçülen değerler Yunanistan'daki gibi inanılmaz değerler değildi. Daha yüksek deniz suyu sıcaklıkları aşırı yağışların gelişmesine çok yardımcı olsa da, Karadeniz'in sıcaklığı şu an normallerin 4 derece üstünde bulunsa da yine de başımıza bela olacak ekstremlerden biridir denilemez. Evet, bu durum deniz yüzeyinden daha kolay buharlaşma ve nem taşınımını sağlıyor. Ama bizim asıl sorunumuz plansız kentleşme” şeklinde konuşuyor. 

Aşırı yağış Akdeniz ve Karadeniz'i etkileyecek

Başakşehir’in görece yeni kurulmuş bir bölge olmasına rağmen şehirleşmesi esnasında meteorolojik şartların ne kadar göz önüne alındığının tartışmalı olduğunu belirtiyor Önol. Peki aşırı yağışlardan en çok etkilenecek olan bölgeler nereler diye sorduğumuzda “Özellikle Akdeniz ve Karadeniz bölgelerindeki iller yağış ekstremlerinden daha fazla etkilenecek. Bu durum hem günümüz gözlemlerinde hem de gelecek için yaptığımız iklim simülasyonlarında oldukça açık bir şekilde belirginleşiyor” şeklinde yanıtlıyor. Akdeniz ve Karadeniz'in daha fazla etkilenecek olmasının nedeni ise deniz suyunun ısınması. Bu durum ilerledikçe aynı zamanda fırtınaların oluşmasını ve sel felaketlerini de arttıracak.

Sıcaklık 3 kat daha muhtemel

Peki ağustos ayı Türkiye için nasıl geçti? Bunu da Princeton, New Jersey merkezli iklim bilimi analizi kuruluşu ClimateCentral’ın iklim bilimi direktörü Dr. Andrew Pershing’le konuştuk. Pershing ağustosun Türkiye için oldukça sıcak geçtiğini söylüyor. “Bu sıcaklıkta ise iklim değişikliğinin etkisi büyük. Özellikle ülkenin batı bölgelerinde sıcaklık çok yüksekti.”

Dr. Andrew Pershing

Climate Central, İklim Değişikliği Endeksi isimli bir endeksten yararlanıyor. 5 puanlık bir ölçeğe sahip olan bu endekste puanlar sıcaklık ihtimalini belirtiyor. Pershing devam ediyor: “Türkiye’de ağustosun 28 gününün toplam 24'ü İklim Değişikliği Endeksi ölçeğinde 3. seviye veya üzerindeydi.” Bu da iklim değişikliğinin sıcaklıkları 3 kat daha muhtemel hale getirdiği anlamına geliyor.