07 Ağustos 2026, Cuma
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 07.08.2026 18:53 | Son Güncelleme: 07.08.2026 19:13

Usul tartışması, teşekkür gerilimi: Çerçeve yasa teklifinin görüşüldüğü komisyonda yaşananlar

TBMM Adalet Komisyonu'ndaki 'çerçeve yasa' teklifi görüşmelerinde salon krizi ve usul tartışması yaşandı. Teklifin ilk imzacılarından DEM Parti Grup Başkanvekili Koçyiğit'in konuşmasında Abdullah Öcalan'a teşekkür etmesine İYİ Partili milletvekilleri tepki gösterdi, komisyonda tansiyon yükseldi
Usul tartışması, teşekkür gerilimi: Çerçeve yasa teklifinin görüşüldüğü komisyonda yaşananlar
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

TBMM Adalet Komisyonu, AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel başkanlığında 'Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'ni görüşmek üzere toplandı. Toplantı salonuna girişte izdiham çıktı. Kanun teklifinin görüşmelerine geçilmeden önce Komisyon Başkanı Yüksel açılış konuşması yaptı. Komisyon Başkanı Yüksel, konuşmasına başlarken İYİ Parti Afyonkarahisar Milletvekili Hakan Şeref Olgun ve Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu Yüksel'e "Bu salonda olmaz başkanım, olmaz" diye tepki gösterdi.

İYİ Partili milletvekillerinin tepkilerine rağmen AK Partili Yüksel, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin görüşmelerinde yaptığı konuşmada, teklifin hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde toplumsal barışın güçlendirilmesini amaçladığını belirterek, "Bu teklif bir af düzenlemesi değildir. Mahkumiyet hükümlerini ortadan kaldıran, suçların hukuki niteliğini değiştiren veya ceza sorumluluğunu kaldıran bir düzenleme söz konusu değildir" dedi.

Yüksel, komisyon toplantısının açılışında yaptığı konuşmada, "kazanımların hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde kalıcı toplumsal barışa dönüştürülmesinin hedeflendiğini" belirterek, "Bu teklifi ele alırken milletimizin huzurunu, devletimizin güvenliğini ve Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına ilişkin ortak istikbalimizi ilgilendiren tarihi bir sorumluluğu yerine getiriyoruz" ifadelerini kullandı.

"Terörün Türkiye'ye yıllık ortalama maliyeti 50 milyar doların üzerinde"

Yüksel, "Terörsüz Türkiye" hedefinin "dönemsel bir siyasi söylemin veya kısa vadeli bir politikanın değil; Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin 40 yılı aşkın terörle mücadele tecrübesinden, devlet aklından ve milletimizin huzur ve güvenlik iradesinden beslenen stratejik bir millet ve devlet politikası" olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu vizyon ile sürecin TBMM zemininde yürütülmesine yönelik iradenin yeni dönemin şekillenmesinde belirleyici olduğunu ifade eden Yüksel, terör örgütünün silah bırakma ve kendisini feshetme çağrısının ardından TBMM'de Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun kurulduğunu, meselenin ilk kez bu ölçüde geniş siyasi katılım ve toplumsal istişare anlayışıyla ele alındığını dile getirdi.

Terörün yalnızca güvenlik sorunu olmadığını vurgulayan Yüksel, "Terör yalnızca can kayıplarına neden olan bir güvenlik sorunu değil, aynı zamanda milletimizin ortak geleceğinin önünde duran ağır bir pranga olmuştur" dedi. Terörün ekonomik maliyetine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yüksel, "Terörün Türkiye'ye ekonomik maliyetinin 2.3 trilyon doları aştığı bilinmektedir. Terör nedeniyle ülkemizde yaklaşık 2.5 milyon kişilik istihdam kaybı yaşanmış, 123 milyar dolara yaklaşan vergi kaybı oluşmuş; yatırım, üretim ve finansman imkanları ciddi şekilde zarar görmüştür. Terörün Türkiye'ye yıllık ortalama maliyeti 50 milyar doların üzerine çıkmıştır" ifadelerini kullandı.

Yüksel, "Terörsüz Türkiye" hedefinin aynı zamanda "terörsüz bölge" idealinin de en güçlü teminatı olduğunu ifade ederek, iç huzurunu ve güvenliğini kalıcı hale getirmiş bir Türkiye'nin bölgesinde barışın, istikrarın ve iş birliğinin lokomotifi olacağını söyledi. Bölgenin yeni çatışma alanlarına değil, ülkelerin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterildiği, terör örgütlerinin hareket alanı bulamadığı yeni bir istikrar iklimine ihtiyaç duyduğunu belirten Yüksel, Türkiye'nin terörü kalıcı biçimde gündeminden çıkarmasının yalnızca Türkiye açısından değil, geniş coğrafya açısından da yeni bir dönemin kapısını aralayacağını kaydetti.

Yüksel, şunları söyledi:

"Bu topraklarda kaderler ayrışmamış, birleşmiştir. Sevinçler de acılar da zaferler de ortak olmuştur. Millet olma iradesi her dönemde bu ortak hafızadan güç almıştır. Çanakkale'de can veren kahramanlarımız geldikleri şehri değil, uğruna mücadele ettikleri vatanı düşünmüşlerdir. Sultan Alparslan'dan Sultan Sencer'e, Nurettin Zengi'den Selahaddin Eyyubi'ye uzanan büyük devlet ve medeniyet öncülerinin ortak mirası; adaletin, kardeşliğin, dayanışmanın ve birlikte yaşama iradesinin en güçlü sembollerindendir."

Muhalefetten salon ve usul itirazı

TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Cüneyt Yüksel'in konuşmasını tamamlamasının ardından, kanun teklifinin ilk imzacılarından AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül'e söz vereceğini açıklaması üzerine muhalefet milletvekilleri usule ilişkin itirazlarda bulunarak söz talep etti.

Yeni Yol Grubu adına söz alan Ankara Milletvekili İdris Şahin, komisyonun çalışma usulüne itiraz ederek, aynı saatlerde TBMM Genel Kurulu'nda da Adalet Komisyonunu ilgilendiren görüşmeler yapıldığını söyledi. Şahin, komisyon gündeminin bu şekilde belirlenmesinin İçtüzük'e uygun olmadığını savunarak şunları kaydetti:

"Geçtiğimiz kanun görüşmesinde de suça sürüklenen çocuklara ilişkin kanun görüşmelerinde de ifade ettik. Öncelikle usule ilişkin... Bakın Genel Kurulda Adalet Komisyonuna ait, suça sürüklenen çocuklara dair kanun görüşmeleri var Genel Kurul'da. Siz aynı tarihler ve aynı saatler dilimi içerisinde Adalet Komisyonuna gündem dayatıyorsunuz. Elbette ki gündemi belirleme yetkiniz var. Ona itirazımız yok. Ama bu yol yol değil dedik. Geçtiğimiz toplantıda da bunu ifade ettik ve dedik ki İçtüzük'e göre bu yaptığınız uygun değil. Siz de kendiniz dediniz ki, İçtüzük 63 son derece açık. Genel Kuruldaki usul neyse komisyonda da bu usul uygulanır."

"Bu, sonuçları itibarıyla bir af düzenlemesi"

Şahin, Yüksel'in kanun teklifine ilişkin "Bu bir af düzenlemesi değildir" değerlendirmesine de itiraz ederek, teklifin sonuçları itibarıyla genel af niteliği taşıdığını ileri sürdü. Şahin, Anayasa'nın 87'nci maddesine işaret ederek şöyle konuştu:

"Bakınız, son derece net Sayın Başkan. Bu, sonuçları itibarıyla bir af düzenlemesi. Genel, şarta bağlı bir genel af. Niye? Memnu hakların iadesi de dahil olmak üzere infaz yasasında birtakım düzenlemeler yapıyorsunuz ki buna siz şarta bağlı af diyemezsiniz. Anayasa 87 son derece açık ve net. Burada toplantıda alacağınız karar; salt çoğunlukla mı, nitelikli çoğunlukla mı alacaksınız? Ben bunu öğrenmek istiyorum. Şimdi bu hususta komisyon üyeleri arasında oylama yapmadan teklif sahiplerine söz vererek teklifin içeriğini soramazsınız. Usul esastan mukaddemdir. Önce usuli işlemleri gerçekleştirip hangi usulü tatbik edeceğinizi komisyon üyeleri olarak bilelim, ona göre hareket edelim."

"Bu salonda toplantı olmaz"

İYİ Parti Afyonkarahisar Milletvekili Hakan Şeref Olgun ise toplantının yapıldığı salonun yetersiz olduğunu savunarak salonun değiştirilmesini istedi. Olgun, "Bu salonda bu toplantı yapılamaz, salonu değiştirin. Türk milleti bu kanunu bekliyor. Kendiniz diyorsunuz: '2 trilyon, 2.3 trilyon dolar karımız olacak.' Bu parayı cebinden çıkaran bu millet bu kanunu niye dinleyemeyecek? Önerge veremiyoruz Başkanım. Bu salonda bu toplantı olmaz" dedi.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Uğur Poyraz da Yüksel'in konuşmasında süreçte katkısı olduğunu belirttiği isimlere teşekkür ettiğini hatırlatarak, "Dolayısıyla bu kadar önem verdiğiniz, 19 aydır yürütülen... Cumhurbaşkanına, Bahçeli'ye, sivil toplum örgütlerine, kurum ve kuruluşlara teşekkür etmişken; sanıyorum İmralı'daki terör hükümlüsü Abdullah Öcalan'a reçetesi ve yöntemi açısından teşekkürü eksik bıraktınız" dedi.

Komisyon Başkanı Cüneyt Yüksel ise itirazlara, usul tartışmasının teklif sahiplerinin konuşmalarının ardından yapılacağını belirterek karşılık verdi. Yüksel, "Geçen sefer de sizlere aynı şeyi söyledim. Şu anda Sayın teklif sahibine söz verdim. Usul tartışmasını Sayın Gül'ün ve imza teklifi sahiplerinin sözlerinden sonra açacağım ve ardından da varsa Anayasa'ya aykırılık tartışmasını yapacağız" dedi.

Yüksel, salonla ilgili eleştirilere de yanıt vererek, daha önceki komisyon çalışmalarında da benzer konuların gündeme geldiğini, Plan ve Bütçe Komisyonu Salonu'nun oturma kapasitesinin de benzer olduğunu belirtti. Tören Salonu'nun komisyon toplantıları için ayrılmış bir salon olmadığını ifade eden Yüksel, mevcut uygulamanın bu doğrultuda sürdürüldüğünü söyledi.

AK Parti'li Gül: Bu yasayla silahlar susacak, demokrasi ve adalet güçlenecek

Ardından Yüksel, kanun teklifinin ilk imzacılarından AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül'e söz verdi.

Gül, konuşmasına şehit ve gazileri anarak başladı. "Terörsüz Türkiye" hedefinin şehit ve gazilerin fedakarlıkları sayesinde mümkün olduğunu belirten Gül, "Biz biliyoruz ki 'Terörsüz Türkiye' şehit ve gazilerimizin eseridir. Bizim mücadelemiz onların emanetini sonuna kadar muhafaza etmek, vatanımızı, ulusal birliğimizi, şehitlerimizin aziz hatırasını her zaman baş tacı ederek gazilerimizin kardeşlik iradesini, milli bütünlüğümüzün sarsılmaz teminatı olarak koruyacağız" dedi.

Kanun teklifinin önemine işaret eden Gül, "Bugün önemli bir kanun ve süreci konuşuyoruz. 'Terörsüz Türkiye' ile 100 yıllık Cumhuriyetimizin yarım asrına damga vuran terörün sonlandırıldığı bir süreci inşa ediyoruz. On yıllardır ülkemizin enerjisini ve kaynaklarını sömüren, kalkınma hamlemizi yavaşlatan terör, bugün bütünüyle tasfiye edilme aşamasına gelmiştir. Terör ve silahlı şiddet sadece canlarımıza kast etmemiş, aynı zamanda demokrasiyi, siyaseti, sivil toplumu ve yerel kalkınmayı sekteye uğratmıştır. Bu yasayla silahlar susacak, demokrasi ve adalet güçlenecektir" ifadelerini kullandı.

Gül, sürecin herhangi bir pazarlık sonucu ortaya çıkmadığını savunarak, "Bu süreç bir pazarlık ya da al-ver sürecinin neticesinde ortaya çıkmamıştır. Toplumumuzun tamamen beklentisiyle başlayan, silahların sustuğu bir sürecin akabinde bölgemizde de huzurun teminatı elbette Türkiye olacaktır" dedi.

"367 milletvekili imzaladı"

Kanun teklifinin 367 milletvekilinin imzasıyla TBMM Başkanlığı'na sunulduğunu belirten Gül, bunun Türk parlamento tarihinde görülmemiş bir siyasi mutabakat olduğunu ifade etti. Gül, şunları söyledi:

"Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifimiz 5 Ağustos Çarşamba günü Meclis Başkanlığımıza sunulmuştur. Özellikle belirtmek isterim ki kanun teklifimizi 367 milletvekili arkadaşımız imzalamıştır. 367 milletvekili arkadaşımız Milli Dayanışma için, toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi için önemli bir kanunda destekle yazılı olarak imza atmışlardır. Teklife atılan imza sayısı ve imza sahiplerinin siyasi parti gruplarına dağılımı dikkate alındığında Türk demokrasi tarihi ve Türk parlamento tarihinde görülmemiş bir tarihi mutabakatın, siyasal mutabakatın olduğunu ortaya koymaktadır."

TBMM'de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun çalışmalarına değinen Gül, komisyonun geniş siyasi temsil ile çalıştığını belirterek, "Bu komisyon şeffaf bir şekilde, Meclisimizin denetimi, gözetimi altında tutanaklarıyla yürütülmüş ve kanun teklifi esasen o gün komisyonda çerçevesi çizilen, belirlenen bir çerçeve kanun niteliğindedir" dedi.

"Devlet aklıyla millet vicdanını buluşturan bir ortak aklın ürünü"

Gül, teklifin yalnızca bir siyasi partinin değil, "milletin teklifi" olduğunu savunarak, "Bugün teklif ettiğimiz kanun sadece bir grubun, bir Cumhur İttifakı'nın ya da bir partinin değil, doğrudan doğruya milletimizin teklifidir. Bu teklif devlet aklıyla millet vicdanını buluşturan bir ortak aklın ürünüdür. Bir Türkiye mutabakatıdır" ifadelerini kullandı. Kanun teklifinin müzakereye açık olduğunu belirten Gül, milletvekillerinin önerilerinin değerlendirileceğini söyledi.

Gül, "Terörsüz Türkiye" hedefinin bir "millet mutabakatı" olduğunu belirterek, sürecin Türkiye'ye özgü ve milli bir model olduğunu söyledi. Siyaset kurumunun ilk kez bu ölçüde güçlü bir inisiyatif aldığını ifade eden Gül, çözüm adresinin TBMM olduğunu vurguladı.

Toplumsal mutabakatın önemine değinen Gül, "Toplumsal rızanın inşası demokrasinin vazgeçilmez, temel unsurudur. Aradığımız şey de toplumsal rızadır. Toplumsal rızanın inşası ve siyasi saikleriyle yeni bir toplumsal mutabakatın oluştuğunu bugün söyleyebiliriz. Bu mutabakat ülkemizde güven ve umut ikliminin sağlamlaştırılmasını temin etmiştir" ifadelerini kullandı.

Komisyon çalışmalarına ilişkin bilgi veren Gül, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun çoğulcu bir yapıyla oluşturulduğunu belirterek, komisyonun çalışmalarının geniş katılımla yürütüldüğünü söyledi.

MHP'li Yıldız: Terörü tarihin karanlık çöplüğüne göndermek üzereyiz

Gül'ün ardından söz alan MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, kanun teklifinin amacını AK Parti Grup Başkanı Abdulhamit Gül'ün anlattığını hatırlatarak, düzenlemeye neden ihtiyaç duyulduğunu açıkladı. Terör sorununun ülke ve toplum üzerinde yarattığı etkileri Gazi Meclis'in yakından bildiğini belirten Yıldız, "On binlerce insanımızın hayatına, devasa kaynaklarımızın heba olmasına neden olan terörü tarihin karanlık çöplüğüne göndermek üzereyiz. Buna sevinin" dedi.

Yıldız, konuşmasında Terörle Mücadele Kanunu'nda yer alan terör tanımına değindi. Sürecin dönüm noktalarına da değinen Yıldız, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin 1 Ekim 2024'te yaptığı çağrının ardından terör örgütlü PKK lideri Abdullah Öcalan'ın örgüte silah bırakma çağrısı yaptığını, örgütün de 12 Mayıs 2025'te kendisini feshettiğini belirtti. Yıldız, "Terörsüz Türkiye; barış, huzur, demokrasi, hürriyet ve kardeşlik demektir" ifadelerini kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter yapısının, resmi dilin Türkçe olduğunun ve laik Cumhuriyet ilkesinin hazırlanan raporda açık şekilde korunduğunu vurguladı.

"Terörsüz Türkiye'nin sonuna kadar arkasındayız"

Yıldız, MHP'nin "Terörsüz Türkiye" hedefini desteklemeye devam edeceğini belirtti. Bin yıllık kardeşliğe, ortak yaşama iradesine ve milli birliğe sahip çıkacaklarını söyleyen Yıldız, şöyle konuştu:

"Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli'nin işaret ettiği gibi yüreğimizle, gönlümüzle 'Terörsüz Türkiye'nin yanındayız. Tarihe, ecdada, şehitlere sahip çıkmak; ortak geleceği kucaklamak; milli değerler etrafında birleşmek; Türkiye'nin onurlu muhafazasını, milli birliğini, milli kimliğini ve milli devletini korumak; bin yıllık kardeşliği yaşatmak ve yaşamak için Terörsüz Türkiye'nin sonuna kadar arkasındayız. Siyasi, ahlaki, vicdani hiçbir ölçüyü tanımayan; ilkesi, iradesi ve heyecanı olmayan; yalan, riya ve istismardan başka sermayesi kalmayanların ne söylediğine bakmayız. İstiyorlar ki birbirimize küselim. Birbirimizden kopalım. Bekliyorlar ki evlatlarımızın bayrağa sarılı tabutlarını omuzlarımızda taşıyalım."

İYİ Parti milletvekillerinin, "Kim ister" diyerek tepki göstermesi üzerine Yıldız, "Ben ajitasyonlara pabuç bırakmam" diye karşılık verdi.

DEM Parti'li Koçyiğit: Tarihi bir eşikteyiz

Komisyonu Başkanı Yüksel, MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız'ın konuşmasının ardından kanun teklifinin ilk imzacılarından DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit'e söz verdi.

Kılıç Koçyiğit, Türkiye'nin "tarihi bir eşikte" bulunduğunu belirterek, "Tarihi bir eşikteyiz ve bu eşiği güçlü aşarsak yarınları güçlü kurma, yarınlara güçlü adımlarla ilerleme ve özlediğimiz eşit, özgür, demokratik cumhuriyeti inşa etme konusunda da ciddi bir mesafe katetmiş olacağız. Bu anlamıyla her bir milletvekili arkadaşımızın, her bir siyasi partinin ve bu ülkede eşitlikten, özgürlükten yana olan her bir insanın da tarihi bir sorumlulukla karşı karşıya olduğunu ifade etmek istiyoruz" dedi.

DEM Parti olarak kanun teklifine tarihsel bir perspektifle yaklaştıklarını ifade eden Koçyiğit, "Biz sadece burada birer milletvekili olarak değil; aynı zamanda bu ülkede yaşayan insanlar, bu ülkede yaşayan milyonları temsil edenler olarak da temsil ettiğimiz halklarımıza borcumuzu onları bir adım daha çözüme ve barışa yaklaştırarak vermemiz gerektiğini düşünüyoruz. Bu anlamıyla bütün milletvekili arkadaşların da bu bakış açısıyla, bu bilinçle sürece katkı koymaları ve bu yasa teklifine de öyle ele almaları gerektiğine inanıyoruz" diye konuştu.

Kanun teklifinin ilk imzacılarından biri olarak komisyonda söz aldıklarını belirten Koçyiğit, "Biz DEM Parti olarak bizden önce kapatılan diğer bütün siyasi parti gelenekleri açısından da ifade edersek ilk defa Mecliste ve bir komisyonda bir ilk imza sahibi bir teklifin sahibi olarak konuşuyoruz. Bu anlamıyla bunun öneminin de altını çizmemiz gerekiyor. Attığımız imzalar alelade birer sadece tükenmezin mürekkebinin kağıda akması değil; aslında bugüne kadar bizi yan yana tutan ortak geleceğimizin mührüne atılmış önemli bir başlangıçtır" ifadelerini kullandı.

Orta Doğu'daki gelişmelere değinen Koçyiğit, bölgede yaşanan savaşların ve çatışmaların yeni bir jeopolitik tablo ortaya çıkardığını savunarak, "Savaşlar, işgaller, katliamlar ve Orta Doğu'da yaşananların her birimize öğretmesi gereken, her birimize göstermesi gereken bir gerçeklik, bir hakikat olduğunu düşünüyoruz. 2026 yılında bütün dünyanın gözleri önünde aslında çok daha önceden başlayan Filistin soykırımını, Filistin katliamını her birimiz izledik. Dünyanın gözü önünde oldu. Resmi rakamlara göre bile 70-80 bin insanın yaşamını yitirdiği bir büyük soykırıma tanıklık ettik" dedi.

"27 Şubat çağrısı halkların lehine tarihe yapılmış bir müdahale"

Koçyiğit, "27 Şubat Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı"na da değinerek, "Barış ve demokratik toplum süreci aslında halkların lehine tarihe yapılmış bir müdahaledir. Ezilen, yok sayılan; inancı, kimliği nedeniyle hiçleştirilen, ötekileştirilen, dışlanan bütün toplumsal kesimler, halklar ve inançlar lehine tarihin akışına yapılmış halklar lehine bir müdahaledir. Yani büyük bir manifestodur. Halkların özneleşme çağrısıdır. Halkların kendi kaderini ellerine alma çağrısıdır ve bu anlamıyla da Orta Doğu açısından da Türkiye açısından da önemi çok büyüktür ve barışın kapısını açmaya aday büyük bir çağrıdır" ifadelerini kullandı.

"Metindeki eksikler önemini, tarihselliğini gölgelememeli"

Sürecin tüm siyasi aktörlerin sorumluluğunda olduğunu söyleyen Koçyiğit, "Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü sadece DEM Parti'nin, sadece Kürtlerin sorunu değildir. Bu ülkede yaşayan herkesin sorunudur, muhalefetin sorunudur, iktidarın sorunudur, bütün yurttaşların ortak sorunudur" dedi.

Kanun teklifine ilişkin değerlendirmesinde Koçyiğit, "Biz de en temelde bu yasa teklifine bu bakış açısıyla bakıyoruz. O anlamıyla bunun için kolaylaştırıcı olmaya çalışıyoruz. Elbette önümüze gelen metinde bizim de tam olarak uygun bulmadığımız, eksik bulduğumuz, yetersiz bulduğumuz başlangıçlar var. Fakat bu, bu metnin önemini, tarihselliğini gölgelememelidir. Önemli bir eşikteyiz, önemli bir teklifle karşı karşıyayız. Bu anlamıyla bunun tarihsel öneminin de altını çizmemiz gerekiyor" diye konuştu.

"Köklü çözümün başlangıç noktası"

Teklifi "demokratik dönüşümün ilk adımı" olarak değerlendirdiklerini belirten Koçyiğit, "Bizler DEM Parti olarak bu yasa teklifini tüm sorunlarımızın köklü çözümünün başlangıç noktası olarak görüyoruz. Bu yasa teklifi uzun ve zorlu demokratik bir dönüşüm yolculuğunun ilk adımını oluşturuyor ve çok önemli bir adımını oluşturuyor. İçinde bulunduğumuz tarihsel eşik, Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında demokratik yeniden kuruluşun imkanını ve sorumluluğunu önümüze koymaktadır. Mesele bir yasal düzenlemenin çok ötesindedir" ifadelerini kullandı.

Koçyiğit, konuşmasının devamında "Demokratik Cumhuriyet" vurgusu yaparak, "Bizim ifade ettiğimiz Demokratik Cumhuriyet, demokrasinin derinleşmesi, Cumhuriyet'in toplumsallaşması ve eşit yurttaşlığın toplumun bütün kesimlerini kapsayacak biçimde hayata geçmesidir. Dışlanan, ötekileştirilen tüm kesimlerin demokratik ortak yaşamın eşit öznesi haline gelmesidir. Bu nedenle Demokratik Cumhuriyet yalnızca Kürtlerin değil; bu topraklarda yaşayan 86 milyonun ortak demokratik geleceğinin adıdır" dedi.

Barışın ekonomik sonuçlarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Koçyiğit, "Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü aynı zamanda refahın da kapısını açacaktır. Kaynakların silahlanmaya ve güvenlikçi politikalara değil; barınmaya, istihdama, eğitime, sağlığa, sosyal refaha ayrılması için tarihsel büyük bir fırsat doğacaktır. Barış; ekmeğin büyümesi, sofraların bereketlenmesi, kadınların eşit ve özgür yaşaması, gençlerin geleceğini bu ülkede bulması ve kurabilmesi, emeklinin insanca yaşayabilmesi, çiftçinin üretebilmesi, işçinin emeğinin karşılığını alabilmesi ve çocukların haklarına güvenceyle erişebilmesinin yolunu açacaktır" diye konuştu.

Öcalan'a teşekkür

Konuşmasının sonunda Koçyiğit, süreçte rol aldığını belirttiği isimlere teşekkür etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Başkanı ve kanun teklifine imza atan milletvekillerinin yanı sıra terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan'a da teşekkür etmesi üzerine komisyonda tansiyon yükseldi. İYİ Parti milletvekillerinden "Söyleyemezsin", "Neyi anıyorsun burada?", "Anayasayı ihlal ediyorsunuz", "Neden uyarmıyorsunuz?", "Türkiye Cumhuriyeti Meclisi’nde bebek katili eşit tutulamaz", "Yazıklar olsun" ve "Siz de uyaracaksınız" diye tepkiler yükseldi.

Tepkilere rağmen konuşmasını sürdürmeye çalışan Koçyiğit, muhalefet partilerinin genel başkanlarına, TBMM Başkanı'na ve kanun teklifine imza atan milletvekillerine de teşekkür ettiğini ifade etti. İYİ Parti Grup Başkanvekili Uğur Poyraz, "Bebek katilinin neyine teşekkür ediyorsunuz?" derken ve karşılıklı bağrışmalar sürerken Koçyiğit konuşmasını tamamladı.

MHP'li Akçay: Özgün bir Türkiye modeli

Kılıç Koçyiğit'in konuşmasının ardından Komisyon Başkanı Yüksel, ilk imzacılardan MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay'a söz verdi. MHP'li Akçay, teklifin geçici bir siyasi metin olmadığını belirten Akçay, "Bu teklif aynı zamanda mevcut kazanımları kalıcılaştırmayı, sonuca ulaştırmayı, kamu güvenliğini güçlendirmeyi, toplumsal bütünleşmeyi ve dayanışmayı desteklemeyi, silahlı terör yapılanmalarının tamamen tasfiyesini ve milyonlarca vatandaşımızın 50 yıllık huzur beklentisini hukuk düzeni içerisinde yönetmeyi amaçlayan özel, koşullu ve denetime açık bir yasal çerçevedir" ifadelerini kullandı.

Teklifin yalnızca hukuki bir metin olmadığını ifade eden Akçay, "Türkiye Cumhuriyeti'nin terörle mücadele tecrübesinden süzülüp gelen, güvenlik ve hukuk çatılarını aynı potaya koyan özgün bir Türkiye modelidir" dedi.

"Bu teklif bir af düzenlemesi değil"

Kamuoyunda bilgi kirliliği oluşturulmaya çalışıldığını savunan Akçay, teklifin hukuki niteliğine ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

"Burada en başta şu özetin altını net bir şekilde çizmek gerekir: Bu teklif bir af düzenlemesi değildir. Suçun hukuki niteliğini değiştirmemektedir. Mahkûmiyet hükümlerini ortadan kaldırmamaktadır. Ceza sorumluluğunu silmemektedir. Devam eden soruşturma ve kovuşturmalarla kesinleşmiş mahkûmiyet hükümlerinin hukuki varlığını ortadan kaldırmamaktadır. Teklifin özü şudur: Belirli ağır şartların gerçekleşmesi halinde, belirli suçlar bakımından, belirli sürelerle ve yargısal karar mekanizmaları içinde soruşturma, kovuşturma ve infaz süreçlerinin ertelenmesidir."

Akçay, teklifin hukuk devleti ilkesine, kamu düzeninin korunmasına, ceza adalet sisteminin amaçlarına ve devletin stratejik aklına uygun bir düzenleme olduğunu söyledi.

Teklifin genel ya da özel af niteliği taşımadığını vurgulayan Akçay, "Genel afta kamu davası ve ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar. Özel afta ise ceza ortadan kaldırılır, azaltılır veya başka bir cezaya çevrilir. Oysa bu teklif; suçun varlığını, mahkûmiyet kararını, ceza sorumluluğunu ve hukuki sonuçları kendiliğinden ortadan kaldırmamaktadır. Buradaki getirilen düzenleme şarta bağlı erteleme rejimidir" diye konuştu.

Erteleme rejiminin temel özelliklerini sıralayan Akçay, kanunun yürürlüğe girmesiyle otomatik sonuç doğmayacağını, herkes bakımından resen uygulanmayacağını ve yalnızca başvuru yapan kişiler yönünden değerlendirileceğini belirtti.

Başvurunun tek başına yeterli olmayacağını ifade eden Akçay, "Kararlar; Cumhuriyet savcısı, mahkeme veya infaz hâkimi tarafından verilecektir. Kararlara karşı itiraz ve kanun yolu imkânı bulunmaktadır. Erteleme süresi içinde terör suçu işlenirse erteleme kaldırılacaktır. Süre suç işlenmeksizin geçirilirse soruşturma veya kovuşturma bakımından kovuşturmaya yer olmadığı ya da düşme kararı verilecek, infaz bakımından ceza infaz edilmiş sayılacaktır" dedi.

Akçay, "Dolayısıyla teklif; hukuki sonuçları bakımından mutlak, sınırsız ve koşulsuz bir bağışlama değil; kamu güvenliği amacıyla düzenlenmiş şartlı, takip edilebilir ve denetlenebilir bir ceza adalet uyum mekanizmasıdır" ifadelerini kullandı.

"İnisiyatif devletin güvenlik kurumlarının ve MGK'nın elinde"

Teklifin 1. maddesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Akçay, sistemin işleyebilmesi için tek ön şartın, Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki terör örgütünün fiili varlığına son verdiğinin ve tüm silah ile mühimmatını teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespit edilmesi, bu tespitin de Milli Güvenlik Kurulu kararıyla Resmi Gazete'de yayımlanması olduğunu söyledi.

Akçay, "İnisiyatif mutlak surette devletin güvenlik kurumlarının ve MGK'nın elindedir. Silahlar tamamen teslim edilmeden, örgüt lağvedilmeden bu kanunun tek bir hükmü işlemeyecektir" dedi.

Teklifin 2. maddesinin kapsamına da değinen Akçay, "Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçlarıyla 1 Haziran 2005 tarihinden önce işlenen müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlar bu kanunun kapsamı dışındadır. Devlete, cana kasteden eylemleri bu erteleme mekanizmasının dışında tutarak adalet terazisinin dengesini ve millet vicdanını koruma altına almıştır" diye konuştu.

"Devlet kimseyi affetmiyor"

Teklifin 3. ve 6. maddelerinde soruşturma, kovuşturma ve infazların ertelenme usullerinin düzenlendiğini belirten Akçay, "Cezası 15 yıla kadar olanlarda 5 yıl, 15 yıldan fazla veya müebbet olanlarda ise 10 yıllık bir erteleme ve denetim süresi öngörülmektedir. Buradaki hukuki incelik şudur: Devlet kimseyi affetmemektedir, devlet kişiyi bir denetim sürecine tabi tutmaktadır" dedi.

Erteleme süresinde yeniden terör suçu işlenmesi halinde sürecin sona ereceğini belirten Akçay, "Madde açıkça hükmediyor: Eğer bu erteleme süresi içinde kişi yeniden bir terör suçu işlerse erteleme derhal iptal edilecek, yargılama ve infaz kaldığı yerden en ağır haliyle devam edecektir. Üstelik bu yenisi için bir daha erteleme hakkı da verilmeyecektir. Bu, devletin şefkat elini uzatırken kudret kılıcını da hazır beklettiğinin en hukuki ispatıdır" ifadelerini kullandı.

Teklifin 9. maddesi uyarınca sürecin resen işlemeyeceğini belirten Akçay, "Kişilerin MGK tarafından alınan karardan itibaren 6 ay içinde bizzat yazılı olarak devlete başvurması gerektiği hükme bağlanmaktadır. Yani kişi Türkiye Cumhuriyeti'nin adli makamlarına iradesini teslim edecek, devletin otoritesini tanıyarak bu mekanizmaya dahil olacaktır" dedi.

Teklifin 10. maddesiyle süreci yürütecek kamu görevlileri ile komisyon üyelerinin hukuki, idari ve cezai sorumluluktan muaf tutulmasının öngörüldüğünü belirten Akçay, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

"Bu kanun teklifi, Türkiye Cumhuriyeti'nin muazzam mücadelesinin hukuk içerisinde bir toplumsal barışa dönüştürme projesidir. Bu metinde zafiyet yoktur, devletin sarsılmaz iradesi vardır. Bu metinde taviz yoktur, MGK'nın ve bağımsız yargının denetimi vardır. Bu metinde unutkanlık yoktur, kasten öldürme suçlarını kapsam dışı bırakan bir vefa ve adalet vardır. Bu metinde iç cephesi kenetlenmiş güçlü Türkiye'nin kararlılığı vardır. Bizler Türkiye Cumhuriyeti'nin bekasını ve milletimizin ebedi kardeşliğini tesis edecek bu hukuki mimarinin altına imzamızı atmaktan büyük onur duyuyoruz. Bu kanunun Türkiye Büyük Millet Meclisinde çok büyük bir uzlaşmayla çıkacağına inanıyorum."

Kaynak: ANKA