Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi'nde sandalye dağılımının operasyon ya da transferlerle değiştirilebileceği ihtimalini göz ardı etmediklerini ve bu ihtimale göre planlama yaptıklarını söyledi. Emre, "İBB'yi ele geçirmek için her türlü hukuka aykırı durumla karşılaştığımız gibi, operasyon işlerinin altına da imza atabilirler. Üsküdar seçiminde de bunu gördük. Biz bu ihtimallere göre çalışıyoruz, planlıyoruz, geçiş sürecini ona göre yönetmeye çalışıyoruz. Ancak 'Böyle bir ihtimal yoktur' diyemeyiz. Şüphesiz ki bundan sonra yapılacak operasyonlar veya açığı bulanı transfer etmek gibi işlerle İstanbul'daki çoğunluğu ele geçirmek isteyeceklerdir diye düşünüyorum" dedi.
Zeynel Emre'nin TBMM'de düzenlediği basın toplantısında yaptığı açıklamalardan öne çıkanlar şöyle:
"Ankara'ya kadar gelip hakkını arayan işçiler oluyor. Bunun en çarpıcı örneklerinden biri Doruk Madencilik. Doruk Madencilik'in emekçileri maaşlarını alamadıkları için Ankara'ya geldiler, seslerini duyurmak istediler. İçişleri Bakanı kendilerini kabul etti, araya girdi ve şirket yetkilileriyle görüşerek söz verdi. Aradan aylar geçti. Bu emekçi kardeşlerimiz yine maaşlarını alamadılar. Tekrar Ankara'ya geldiler. Karşılığında gözaltı, tutuklama, yürüyüş engeliyle karşılaştılar. Anayasa’dan kaynaklı hakların kullanmasına izin vermediler. İşçiyi, çiftçiyi, emekçiyi ezen, tarımı bitiren bu iktidar bir patrona söz geçiremiyor. İşte mevcut iktidarın çeyrek yüzyılın sonunda ülkeyi getirdiği gerçek durum bu.
"Çocukların suça sürüklenmesinde temel mesele sınıfsal eşitsizlik"
Bugün ülkemizde maalesef çocuklarınızın önemli bir kısmı, TÜİK rakamına göre yüzde 32’si akşam yatağa aç giriyor. Beşte biri yetersiz beslenmeden ötürü gelişim problemi yaşıyor. Ekonomik tablo benzeri nedenlerden ötürü de ülkede bir sosyal patlama var ve hiç görülmemiş düzeyde suç oranında artış var. Meclis kapanmadan en son çıkan kanunlardan biri çocuklarla ilgiliydi. ‘Suça sürüklenen çocuk sayısının bu denli artış göstermesinin nedenlerinin doğru tespit edilip oralara yönelik müdahalelerde bulunmak, politika geliştirmek lazım’ dedik. Halbuki AK Parti iktidarı suçların cezasını arttırarak bu soruna çözüm bulacağını düşündü. Sanki o suçları işleyen çocuklar, Ceza Kanunu’nu açıp bakıyor da ona göre bu suçları işliyormuş gibi çok vasat bir bakış açısıyla olayı ele aldığını söyleyebiliriz. Çocukların suça sürüklenme olgusu içinde yaşadıkları toplumda, ekonomik ve toplumsal yapıdan bağımsız değerlendirilemez. Şüphesiz burada çocuk suçluluğunda bireysel ahlak eksikliği, aile içi iletişimsizlik veya dijital araçların yanlış kullanımının etkisi vardır. Ancak buradaki temel mesele, sınıfsal eşitsizlik ve kamusal politika tercihlerinin bu olgu meselesinde doğru değerlendirilmemesidir. Yanlış bakış açısıdır.
Ölenin de öldürenin de çocuk olduğu vakalarda rekor artış TÜİK rakamlarında var. 2025 yılında mağdur ya da suça sürüklenen çocuk sıfatıyla adli makamların önüne getirilen çocuk sayısı 610 bin olmuş. Suç oranlarına baktığımızda yüzde 41,7’si yaralama, yüzde 15’e yakını hırsızlık, yüzde 10’a yakını uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanmak, satmak, satın almak, yüzde 5’i tehdit suçları. 10 yıl önceki rakamla bugünü kontrol ettiğimizde 447 binden bugün 610 binlere ulaşmış. Ve bu sayının sürekli arttığını gözlüyoruz. Bir iktidar, iktidara niye talep açar? Topluma der ki ‘Bana belli süreliğine yetki verin. Toplumsal refah seviyenizi yükselteyim. Şehirleri daha güvenli hale getireyim. Adaletsizliği çözeyim. Sınıfsal eşitsizliği bitireyim.’ Bunun tam tersi bir durum karşılaştığında da sürekli sorumluluk almaktan kaçan ve kusuru da başkalarında arayan bir iktidarla karşı karşıyayız.
Eski Türkiye'de kendi kendine yeten bir tarım düzeni vardı. Bu iktidarın çeyrek asırlık döneminde çiftçilerimizin bankalara borcu 15 milyar doları aşmış durumda. Sadece haziran ayında tarım sektöründe yüzde 9’luk bir gerileme olduğunu görüyoruz. Bu alanda çalışanların yaş ortalaması. 53. Gençlerin hiçbiri, ailesine ait tesislerde devam etmek istemiyor. Her dört üreticiden üçü çocuklarına bu mesleği bırakmak istemiyor. Türkiye gibi bir ülke, coğrafi alan bu kadar müsait. Milyonlarca insan ne istihdamda ne üniversitelerde ne okulda, evde oturuyor. Demek ki bu alana yönelik yapacağınız doğru teşvik ve yatırımlarla hem işsizlik konusunda adım atabilirsiniz hem ölmeye yüz tutmuş tarım sektörünü canlandırabilirsiniz. Gençlerimizin gelecek kaygılarını planlı bir ekonomi modeliyle çözeceğiz.
"Üye sayımız 300 binin üzerine çıktı"
Çözümün adresi Yeni Parti’dir, Yeni Parti’nin kadrolarıdır, politikalarıdır. Eylül ayından itibaren Yeni Parti tüm kadrosuyla sahada, örgütlenmesini tamamlamış şekilde vatandaşlarımızla buluşacaktır. Online üyeliği, telefondan bir uygulamayla Yargıtay'dan da onanacak şekilde dört dakikalık bir sürede gerçekleştirme imkanımız var. Türk siyasal yaşamında kurulduğu an itibarıyla kısa sürede bu kadar ilgi gören başka hiçbir parti olmamıştı. Sadece online üyelik açıldıktan bu ana kadar 125 bin üyelik gerçekleşti. 125 bin kişi düzenli aidat vermek üzere partimize üye olmuştur. Butlan öncesi dönemden örnek vereyim. Orada 2 milyon üye vardı o zaman CHP’de. Sadece 52 bin kişi aidat verirdi. Biz çok kısacık bir süre içerisinde 125 bin kişi, aidatını düzenli şekilde taahhüt ederek üye olmuştur. Bu rakamın çok yüksek rakamlara ulaşmasını tahmin ediyoruz. Ve yine şu ana kadar manuel şekilde, yani örgütlerin, ilçelerin kısa sürede dağıttığımız ve dönüş yapılan üyeliklerle birlikte üye sayımızın 300 binin üzerine çıktığını görüyoruz. Siyasal yaşamımızda bu, ilk ve rekor. Hiçbir zaman bu kadar hızlı örgütlenen ve bu kadar hızlı büyüme eğilimi gösteren hiçbir siyasi parti olmamıştır.
"236 belediye Yeni Parti'ye geçti"
Her akşam 20.00’de saymanımız bir açıklama yapıyordu. 20’nci gün itibarıyla bu akşam 20.00’de de bağış miktarını ve bağışçı sayısını sizlerle paylaşacak. Genel Başkanımız için bu hafta Sakarya ve Kocaeli'deki saha çalışması planlanıyor ancak kesinleşmedi. Kesinleştikten sonra onların günü ve tarih duyurusu yapılacak. Şu ana kadar partimize geçen belediye sayısı 236 oldu. Özellikle belediyeler konusunda o ildeki belediyenin meclis üyesi dağılımı, rakip partinin durumu gibi başlıkların etkili olduğunu ona göre planlama dahilinde yaptığımızı ifade edeyim. Bizim planlamamıza göre bu sayı 300’lerin çok üzerine çıkacak.
"Cumhur İttifakı'nın parçası olarak ilerliyorlar"
Biz başından beri çok şeffaf bir şekilde olan biteni halkımızla paylaştık. Butlan kararının bir saray işbirliği içerisinde gerçekleştiğini, amacın saray iktidarının ömrünü uzatmak ve Cumhur İttifakı'na eklemlenmek olduğunu ifade etmiştik. Zaten bu durumda açıkça tercihler de ortaya çıkıyor. Gerek Etimesgut'ta gerekse Menderes'te gördüğümüz olay şu: CHP'de görev yapan meclis üyelerinin AK Parti'nin adayına oy vermesi sonrası Menderes Belediyesi iktidar safına geçmiş oldu. Etimesgut, Menderes bunlar siyaseti bilen, okuyan, anlayan kişiler çok rahat görebilir ki bir anlaşma var aralarında. Cumhur İttifakı'nın bir parçası olarak ilerliyorlar.
"İfşa olduktan sonra yapılan açıklamaların kıymeti yok"
Bizim temel prensibimiz var. Partiyi kurduktan sonra, buna mecbur bırakıldıktan sonra dedik ki 'Butlanı hiçbir şekilde muhatap da almayız. Butlan yöneticisiyle bir polemiğe girmeyiz. Çünkü sarayın biçtiği ve uygulamaya koyduğu bu senaryonun figürü haline gelirsiniz aksi halde. Biz ülkenin sorunlarına hazırladığımız programımız, ülkemizin problemlerini nasıl çözeceğimize ilişkin haritamız, bunları milletle paylaşacağımız siyasal çalışma içine gireceğiz.’ Bu kapsamda muhatap olmamak için elimizden geleni yapıyoruz. Buralardaki oylamalar mevcut iktidara karşı çıktığını ve bunun karşısında konumlandığını ifade eden bir siyasi partinin gidip onun adayına oy vermesi meselenin çok açıkça ifşa olmasından ibarettir. İfşa olduktan sonra yapılan açıklamaların pek bir kıymeti yoktur. Sürecin maalesef böyle bir noktaya geldiğini üzülerek gözlemliyoruz.
Bizim açımızdan önemli olan şudur ki biz mevcut düzenden rahatsız olan, bu ülkedeki yönetimin değişmesinin zaruri olduğunu gören, bu ülkedeki demokrasinin, Cumhuriyet'in varlığının kıymetini bilen milyonların sesiyiz. O milyonlarla birlikte çıktığımız yolda yürüyoruz. Bizim açımızdan tek gerçek bu.”
30 Ağustos'a kadar Yeni Parti binamızın hazır hale gelmesini öngörüyoruz. Zannediyorum, 1 Eylül gibi kullanılır hale gelecektir. Ona ilişkin de bir çalışma yapıyoruz tabii, 30 Ağustos'ta mı olsun, 1 Eylül'de mi olsun, nasıl bir açılış olsun vesaire diye o tam kesinleşmedi. Kesinleşince onu sizlerle paylaşacağız.
"Orayı ele geçirmek için operasyonların altına da imza atabilirler"
Biz kaybetmemek üzere yola çıkanlarız. Biz daha önce kazandığımız için hedefiz. Biz daha önce birinci parti olduğumuz için hedefiz. Ve daha önce kazandığımız yereldeki iktidarı tanımayan, oradaki milli iradeyi tanımayan bir iktidar olduğu için ve onun uygulamaları karşısında itiraz ettiğimiz için hedefiz. Şüphesiz birçok yerde AK Parti yerelde kaybetti. 413 belediyeyi biz almıştık ama herhalde bunlar içinde sorduğunuzda Tayyip Bey'in canını en çok acıtan İstanbul'dur. Bir türlü dinmiyor bu yara. Ve orayı ele geçirmek için her türlü hukuka aykırı durumla karşılaştığımız gibi, operasyon işlerinin altına da imza atabilirler. Üsküdar seçiminde de bunu gördük. Biz bu ihtimallere göre çalışıyoruz, planlıyoruz, geçiş sürecini ona göre yönetmeye çalışıyoruz. Ancak 'Böyle bir ihtimal yoktur' diyemeyiz. Şüphesiz ki bundan sonra yapılacak operasyonlar veya açığı bulanı transfer ettikleri gibi işlerle İstanbul'daki çoğunluğu ele geçirmek isteyeceklerdir diye düşünüyorum.”
Kaynak: ANKA

