BBC Future yazarları Jocelyn Timperley, Sofia Quaglia, Katherine Latham ve Stephen Dowling, köpekbalıkları hakkında yapılan bilimsel araştırmalardan hareketle bu canlıların az bilinen özelliklerini derledi.
İşte köpekbalıkları hakkında dokuz ilginç bilgi:
1. Beş büyük kitlesel yok oluştan sağ çıktılar
Köpekbalıklarının veya onlarla yakından akraba canlıların ataları, Dünya tarihindeki beş büyük kitlesel yok oluşun tamamını atlattı.
Bunların en yıkıcısı, yaklaşık 252 milyon yıl önce yaşanan Permiyen-Triyas yok oluşuydu. “Büyük Ölüm” olarak da bilinen bu süreçte deniz canlılarının büyük bölümü ortadan kalktı. Köpekbalıklarının ataları ise değişen okyanus koşullarına uyum sağlayarak varlıklarını sürdürdü.
Avustralya Müzesi, köpekbalığı soyunun 450 milyon yılı aşan tarihi boyunca beş küresel kitlesel yok oluştan geçtiğini belirtiyor. Bu dayanıklılık, bütün köpekbalığı türlerinin felaketlerden zarar görmediği anlamına gelmiyor; bazı soylar ortadan kalkarken hayatta kalan gruplar farklı türlere evrildi.
2. Sayılar arasındaki farkı anlayabiliyorlar
Köpekbalıklarının farklı miktarları yalnızca nesnelerin kapladığı alana bakmadan ayırt edebildiğini gösteren deneyler var. Gri bambu köpekbalıklarıyla yapılan bir araştırmada hayvanlara, farklı sayıda geometrik şeklin bulunduğu iki görüntü gösterildi. Doğru görüntüyü seçtiklerinde yiyecekle ödüllendirildiler.
Sonuçlara göre köpekbalıkları beş ile üç, yedi ile dört arasındaki farkı ayırt edebildi. Ancak birbirine daha yakın miktarlarda, örneğin beş ile dört arasında aynı başarıyı gösteremedi.
3. Öğrendiklerini yaklaşık bir yıl hatırlayabiliyorlar
Köpekbalıkları yalnızca şekilleri birbirinden ayırmakla kalmıyor, öğrendikleri bilgileri uzun süre saklayabiliyor. Bonn Üniversitesinden Theodora Fuss ve Vera Schluessel’in genç gri bambu köpekbalıklarıyla yaptığı deneylerde hayvanlar kareleri, üçgenleri, çizgileri ve bazı optik yanılsamaları ayırt etmek üzere eğitildi.
Ödüllendirmenin sona ermesinden sonra yapılan kontrollerde köpekbalıklarının öğrendikleri bilgileri 50 haftaya kadar hatırladığı görüldü. Deney bu aşamada sona erdirildiği için hafızalarının daha uzun sürüp sürmediği bilinmiyor.
4. Caz ile ödül arasında bağlantı kurabiliyorlar
Avustralya’daki Macquarie Üniversitesi araştırmacıları, genç Port Jackson köpekbalıklarını caz müziği çaldığında akvaryumun belirli bir köşesine yüzmeleri için eğitti. Doğru yere giden köpekbalıklarına yiyecek verildi.
Hayvanlar bir süre sonra caz çaldığında beslenme noktasına gitmeyi öğrendi. Ancak araştırmacılar caz ve klasik müziği iki ayrı noktaya bağlayarak görevi zorlaştırdığında köpekbalıkları iki müzik türünü güvenilir biçimde ayırt edemedi.
5. Bazı yavruların geçici “göbek deliği” var
Köpekbalıklarının üreme biçimleri türlere göre büyük farklılıklar gösteriyor. Bazı türler yumurtlarken bazıları yavrularını vücutlarının içinde geliştirerek canlı doğuruyor.
Boğa köpekbalıkları ve bazı çekiç başlı türlerinde embriyo, yumurta sarısı kesesinden gelişen plasenta benzeri bir yapı ve göbek bağı aracılığıyla anneden besin alıyor. Doğumun ardından bağın vücuda birleştiği yerde bir iz kalabiliyor. Bu iz iyileşene kadar yavrunun geçici bir “göbek deliği” olduğu söylenebilir.
Dikenli camgöz gibi bazı türlerde ise yumurtalar annenin vücudunun içinde açılıyor ve yavrular canlı doğuyor. Bu türlerin gebeliği yaklaşık iki yıl sürebiliyor.
6. Bazı yavrular kardeşlerini anne karnında yiyor
Kum kaplanı köpekbalıklarının üreme biçimi, doğadaki en sıra dışı yaşam mücadelelerinden birine sahne oluyor. Dişinin iki rahminde birden fazla embriyo gelişmeye başlıyor. Her rahimde yumurta kapsülünden ilk çıkan ve belirli bir büyüklüğe ulaşan embriyo, daha küçük kardeşlerini yiyerek gelişimini sürdürüyor.
“Embriyonik yamyamlık” veya “rahim içi yamyamlık” adı verilen bu süreç sonunda her rahimde yalnızca bir yavru kalıyor. Böylece dişi genellikle iki büyük yavru dünyaya getiriyor.
7. Yıllarca süren sosyal ilişkiler kurabiliyorlar
Köpekbalıkları çoğu zaman tek başına dolaşan avcılar olarak düşünülüyor. Ancak izleme çalışmaları bazı türlerin uzun süreli sosyal gruplar oluşturduğunu ortaya koyuyor.
Pasifik Okyanusu’ndaki Palmyra Atolü’nde gri resif köpekbalıklarını dört yıl boyunca izleyen araştırmacılar, hayvanların rastgele bir araya gelmediğini belirledi. Bazı bireyler arasındaki ilişkinin araştırmanın sürdüğü dört yıl boyunca korunduğu görüldü.
Köpekbalıkları gün içinde belirli bölgelerde bir araya geliyor, geceleri daha küçük gruplar halinde veya tek başlarına avlanmak üzere dağılıyor ve daha sonra yeniden buluşuyordu.
Araştırmacılar insanların kullandığı anlamıyla “arkadaşlık” sözcüğünde temkinli davranıyor. Yine de sonuçlar, köpekbalıklarının kimlerle zaman geçirecekleri konusunda seçici olabildiğini ve istikrarlı sosyal topluluklar kurduğunu gösteriyor.
8. Derileri milyonlarca küçük diş benzeri yapıyla kaplı
Köpekbalığı derisi sıradan balık pullarıyla değil, “dermal dentikül” adı verilen diş benzeri küçük yapılarla kaplı. Bu yapılar tıpkı dişler gibi dentin tabakası içeriyor ve geriye doğru uzanıyor.
Dentiküllerin yönünde dokunulduğunda deri daha düzgün, ters yönde dokunulduğunda ise zımpara kâğıdı gibi pürüzlü hissediliyor.
Dentiküller suyun deri üzerindeki akışını düzenleyerek sürtünmeyi azaltabiliyor. Şekilleri ve yoğunlukları köpekbalığının türüne ve vücudun farklı bölgelerine göre değişebiliyor.
Bu yapıların sağladığı hidrodinamik avantaj, yüzücü kıyafetlerinden gemi yüzeylerine kadar farklı teknolojiler için biyomimetik araştırmalara da ilham veriyor.
9. Yakınlarındaki bir kalbin oluşturduğu elektrik alanını algılayabiliyorlar
Köpekbalıklarının başının çevresinde “Lorenzini ampulleri” olarak adlandırılan, içi iletken bir maddeyle dolu çok sayıda küçük gözenek bulunuyor.
Bu elektroreseptörler, canlıların kas hareketleri ve kalp atışları sırasında meydana gelen son derece zayıf elektrik alanlarını algılayabiliyor. Böylece köpekbalıkları karanlıkta veya kumun altında saklanan bir avı çok yakın mesafeden bulabiliyor.
“Atan kalbi hissediyorlar” ifadesi bu özelliğe dayanıyor. Ancak bunun uzaktaki bir insanın kalp atışını doğrudan işitebildikleri anlamına gelmediğini belirtmek gerekiyor. Kalbin meydana getirdiği biyoelektrik alan yalnızca kısa mesafeden algılanabiliyor.
Köpekbalıkları ayrıca yan çizgi sistemleriyle sudaki hareketleri ve basınç değişimlerini hissediyor. Lorenzini ampullerinin Dünya’nın manyetik alanından yararlanarak yön bulmalarına yardımcı olabileceği de düşünülüyor.
Üstelik ağaçlardan daha eskiler
Dokuz bilgiye bir de zaman ölçeğini eklemek gerekiyor: Köpekbalıklarının veya onların en eski atalarının fosil kayıtları yaklaşık 450 milyon yıl öncesine uzanıyor.
Londra Doğa Tarihi Müzesine göre en eski bulgular Geç Ordovisiyen dönemine ait pul benzeri yapılardan oluşuyor. Bu canlıların modern anlamda gerçek köpekbalıkları olup olmadığı tartışmalı olsa da köpekbalıkları ve vatozları içeren kıkırdaklı balık soyunun çok eski üyeleri oldukları kabul ediliyor.
İlk ağaçlar yaklaşık 390 milyon yıl önce ortaya çıktı. Buna göre köpekbalığı soyu ağaçlardan yaklaşık 60 milyon yıl, dinozorlardan ise 200 milyon yıldan daha eski.
Bugün dünyada 500’ü aşkın köpekbalığı türü yaşıyor. Fakat yüz milyonlarca yıllık evrimsel başarı, günümüzde güvende oldukları anlamına gelmiyor. Yavaş büyümeleri, geç olgunlaşmaları ve az sayıda yavru üretmeleri, birçok türü aşırı avlanma karşısında son derece kırılgan hale getiriyor.
Kaynak: Gazete Oksijen