13 Haziran 2024, Perşembe Gazete Oksijen
06.08.2021 04:30

Gitarın özgür iradesini elinden alıyorum

Deniz Cuylan, İstanbul Film Festivali’nde bu sene En İyi Özgün Müzik Ödülü’nü Av filmi ile kazandı. Türkiye’deki kariyerinin ardından 10 yıl önce ABD’ye yerleşen besteci, Netflix yapımları Pera Palas’ta Gece Yarısı ve Rise of Empires: Ottoman’ın da müziğini yapıyor. Ve daha neler neler…

Deniz Cuylan’ın hikayesi Kadıköy sokaklarında başlıyor. Topluluğu Porthecho ile 2000’lerin başında, döneminin oldukça ilerisinde, Türkiye’de pek de örneği olmayan, elektronik temelli bir müzik yapıyordu. New York’ta ve Los Angeles’ta geçirdiği vakit, besteciyi başka bir mertebeye taşımış. Los Angeles’ta yaşıyorsunuz. Burada müzik üretmeye dair neler söyleyebilirsiniz? Los Angeles’ın hissini dışarıdan gelenlere anlatmak hep zor oluyor. Sebebi buranın tamamen proje bazlı bir yer olması sanırım. Bu projeler film yapımı gibi klişelerin yanı sıra kendini bahçe düzenleme sanatında kaybetmek de olabilir. Arkadaşlıklar, kentteki ortak mekanlar, hep bu projeler etrafında belirleniyor. Müzisyenlere çok fazla fırsat sağlayan bu dünyada eğer projelere dahil olabiliyorsanız kendinizi cennette, eğer dışındaysanız da çölde hissedebiliyorsunuz.

Deniz Cuylan şu sıralar film prodüktörlüğü de yapıyor. Leah Vincent’ın Penguin’den çıkan best seller kitabı Cut Me Loose’un sinemaya uyarlanışı onun sayesinde olacak.
Deniz Cuylan şu sıralar film prodüktörlüğü de yapıyor. Leah Vincent’ın Penguin’den çıkan best seller kitabı Cut Me Loose’un sinemaya uyarlanışı onun sayesinde olacak.
İstanbul Film Festivali’nde bu sene En İyi Özgün Müzik Ödülü’nü senaryosunu yazdığınız ve müziklerini yaptığınız Av kazandı. Sizce filmi ödüle layık kılan şey neydi? Genel olarak ödüllere fazla anlam yüklemeyi sevmiyorum. Ama bence film yapımı o kadar zorlu bir süreç ki, her türlü kutlama şansını iyi değerlendirmek gerekiyor. Başta senaryoyu beraber yazdığım, Av’ın yönetmeni Emre Akay ve başrolde inanılmaz bir performans çıkaran Billur Melis Koç olmak üzere bütün ekip, gösterdikleri özveriyle ödülü hak ettiler. Brian Bender ile beraber ses tasarımını ve müziği aynı anda yapmamız bu filmin ses bandını kendine has kılıyor olabilir. Netflix bu sene Charles King romanı Pera Palas’ta Gece Yarısı’nı diziye dönüştürüyor. Müziklerini de siz yapıyorsunuz. 1920’ler İstanbul’unu müzikle beraber merkeze alan bu yapım için çalışmak nasıl bir deneyim?
2009 One Love Festivali’nde grubu Porthecho ile.
2009 One Love Festivali’nde grubu Porthecho ile.
Bir süredir film müziği için bir yöntem uygulamaya çalışıyorum. Projeler senaryo aşamasındayken müzikleri ortaya çıkarmaya başlıyorum. Böylece oyunculardan yazarlara kadar tüm ekip müzikleri baştan dinleyip, o havaya daha iyi girebiliyorlar. Bu yapımda da daha çekimler başlamadan önce tüm müzikal temalar ortaya çıkmıştı. Türkiye’nin son yıllarda içinde bulunduğu politik kâbus da dikkate alındığında, Cumhuriyetin ilk kurulduğu zamanları ele alan bir projede çalışmak gurur verici bir deneyim. Rise of Empires: Ottoman’ın yeni sezonunun müzikleri de sizin elinizden çıkacak. İstanbul’un fethini konu edinen bu yapımın işitsel dünyasını tasarlarken aklınızda neler vardı? Bu gibi projelerde en büyük korkum tek taraflı destanlar yazmaya çalışmak. Birilerinin kutladığı İstanbul’un fethi, başka insanlar için Konstantinopolis’in düşüşü olarak da görülebilir. Bence filmlerin bu geniş bakış açısına sahip olmaları gerekir. Yönetmen Emre Şahin başta olmak üzere tüm ekip bunun bilincindeydi. Her türlü imparatorluk fikrine mesafeli duran birisi olarak, müziklerin de zafer temalı değil, son derece karmaşık, çok boyutlu bir tarihsel hikayeyi anlatan bir araç olması bizim için çok önemli. Bu sene solo kariyerinize de adım atıp kusursuz ilk albümünüz No Such Thing As Free Will’i yayınladınız. Dinleyiciye neyi sunmaya çalıştınız? Müziğe ilk başladığım enstrüman olan gitara geri dönüp, çağdaş klasik müzik olarak tanımlanabilecek bir dünyaya daldım. Albüm bu serinin ilk cildi gibi düşünülebilir. Bir klasik gitarı kendi haline bıraksanız, ne yapar? Herhalde gidip bütün gün Granada’da şarap içer. Ben ise bu enstrümanın özgür iradesini yok edip, ona sanki bir modüler synthesizer gibi davranıp, elektronik müzik kurallarına maruz bırakmayı seviyorum. Steve Reich, Philip Glass gibi isimlerle çalışmış olan Greg Chudzik’in de yaylıları çaldığı ikinci albüm yolda.