25 Eylül 2022, Pazar
12.03.2021 06:00

Moda ve film buluşmaları

Dijital çağ ve sosyal medya açılımlarıyla moda filmleri, markalar için oldukça önemli bir ifade biçimi olmakta. Filmler, tasarlanan kıyafetleri hikayeleştirerek tüketicinin görsel ve algısal dünyasında yer ediyor

Yaratıcı endüstrilerde disiplinlerarası keskin sınırlar olmuyor. Tasarımcılar ve moda markaları için film, fotoğraf, müzik, dans, çağdaş sanat, hem ilham kaynakları hem de mecraları oluyor. Zaten moda sektöründe uluslararası standartta başarı yakalayabilmek ve bunu sürdürebilmek için farklı disiplinlerden beslenmek, onlar arasında diyaloglar kurmak durumundasınız. Marshall McLuhan’ın “Medium is the message” yani “Araç mesajdır” olarak çevirebileceğimiz sözünü uyarladığımızda, çağımız dijital çağ, aracımız da sosyal medya olunca, koleksiyon tanıtmak için sıradan bir podyum üzerinde yürüyen modeller yerine, çağın ruhunu yakalayan moda filmleri çekmenin ve bu işte de çıtayı yükseltmenin gerekliliğini de daha iyi anlamış oluyoruz. Sonbahar-Kış 2021 dijital moda haftalarında tasarımcılar, içinde olduğumuz şartların limitlerinden doğan alanları keşfederek, yaratıcı içerikler üretme konusunda daha rahat ve etkili olmaya başladılar. Bir yandan da moda sektörü, aslında değişime ne denli hızlı ayak uydurabildiğini hatta o değişimi kendinin yarattığını da bir kez daha deneyimlemiş oldu.

“Who killed Philippe Stone?” kısa filmi, Agatha Christie karakterlerinden referansını alıyor
“Who killed Philippe Stone?” kısa filmi, Agatha Christie karakterlerinden referansını alıyor

Dice Kayek

Ece-Ayşe Ege, Paris Moda Haftası’na bu kez, Dice Kayek dünyasının köklerini, çağdaş tasarımlarını ve post-romantik yaklaşımlarını ustaca sergiledikleri bir moda filmiyle katıldı. Marie Schuller’ın çektiği şık ve muzip bir “Katil Kim?” hikayesi olan “Who Killed Philippe Stone?” filmi, Agatha Christie karakterlerinden referansını alıyor. 1960’ların sinematik tesiri ile çekilen kısa film Pera Palas’ta geçiyor. Candan Erçetin’in Fransızca seslendirdiği bir şarkıyla açılan bu ironik ve melodramatik moda filminde Hatice Aslan, Burak Hakkı, Selma Ergeç, Yaz Yüceil ve Rafael Cemo Çetin de oyuncular arasında yer alıyor. 

Dries Van Noten

Belçikalı Tasarımcı Dries Van Noten, dans sanatı aracılığıyla Sonbahar-Kış 2021 koleksiyonunu sunuyor. Klasik podyum yürüyüşlerinin dijital moda haftalarında yeterince ilgiyi toplayamamasından da yola çıkarak, içinde bulunduğumuz şartlara göre dev bir prodüksiyon gerçekleştiriyor. Farklı ülkelerden gelen 47 dansçı ve modelin, Antwerp’deki “deSingel” tiyatrosunda sahneledikleri performans, yönetmen ve fotoğrafçı Casper Sejersen tarafından filmleştiriyor. Dries Van Noten, koleksiyonunu, ilham perisi Pina Bausch’un dünyasıyla harmanlayarak sunarken, bir tasarımcının kendini ifade etmenin farklı yollarını denemesini de başarıyla örneklemiş oluyor. 

Hermes

Hermes kreatif direktörü Nadège Vanhée-Cybulski, bu sezon için anahtar kelime olarak ‘hareket’i seçmiş. Koleksiyon sunumunu üç kıtadan, New York, Paris ve Shanghai’dan canlı yayınlanan çağdaş dans performansları ve defile formatında buluşturuyor. Canlı bağlantının açılışı New York’tan Madeline Hollander koreografisindeki bir dans performansı ile yapılırken Paris’e geçiliyor ve modellerle catwalk bölümü gerçekleşiyor. Son olarak da Shangai’da ikinci dans performansı Gu Jiani yönetmenliğinde sergileniyor. Bu üç sahneli performansı Sébastien Lifshitz filme çekiyor.

Raisa Vanessa

Tasarımcı ikili Raisa & Vanessa, New York Moda Haftası’na, yönetmen Ali Bilgin’in çektiği etkileyici bir kısa film ile katılıyor. Mimarlar Sema ve Özcan Uygur tarafından tasarlanan Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın Ankara’daki yeni binasının futuristik mimarisini mekan olarak kullanan filmde, moda ve mimarinin çağdaş bir yönetmenin gözünden buluşmasına şahit oluyor, koleksiyonun zamansızlığı, yeniden yapılanmayı ve paradigma kaymasını sorgulayan hikayesine ortak oluyoruz.