01 Temmuz 2022, Cuma
10.12.2021 04:30

Sürdürülebilir moda

Ekolojik, organik giyim uzun yıllardır moda markalarının Ar-Ge ve iletişim çalışmalarında çokça yer alıyor ancak bir yandan da moda endüstrisi ve içinde bulunduğumuz dijital çağ sürekli bir tüketim döngüsünü körüklüyor. İklim krizinin kırmızı alarmıyla birlikte artık gerçek adımların atıldığı bir döneme girerken, tüketmeye değil, dönüştürmeye yönelik bir moda algısı yaratabilmek adına tüm dünyada ve Türkiye’de ‘sürdürülebilirlik’ çalışmaları hız kazandı

Geçtiğimiz hafta, sürdürülebilirlik alanında zengin bir içerik sunan ‘ Sustainability Talks İstanbul’ etkinliğinin ikincisi, ‘Türkiye İhracatçılar Meclisi Tekstil ve Ham maddeleri Sektör Kurulu’ ile ‘Orbit Consulting’ stratejik ortaklığı ve Kipaş Tekstil ana sponsorluğunda gerçekleşti. Üreticilerin ve markaların katıldığı etkinlikte tekstil ve moda sektöründe bugüne kadar yapılan çalışmalar ve yapılması gerekenler paylaşılırken, konuşma ve panellerdeki konu başlıkları döngüsellik, sürdürülebilir ham maddeler, tedarik zinciri izlenebilirliği, yenilenebilir enerji ve su yönetimi üzerinde yoğunlaştı. Peki nedir bu her gün duyduğumuz, konuştuğumuz, üzerine onlarca konferans yapılan ‘sürdürülebilirlik’ kavramı? Değişen koşullara uyum sağlamak ve gelecek nesiller için sınırlı bir gezegende tüm insanların ihtiyaçlarını karşılayabilmek olarak tanımlayabileceğimiz ‘sürdürülebilirlik’ kavramı artık tamamen hayatımızın, tüm iş sektörlerinin özellikle de en büyük kirletici sektörlerden biri olan tekstil sektörünün nihayet ana konusu haline geldi. Tekstil ve moda ürünleri dünya çapında ihtiyacımızdan fazla üretiliyor, dağıtılıyor, satılıyor ve kullanılıyor. Buna karşı olarak birçok insanın hissettiği ahlaki bilinçle beraber sürdürülebilir tekstil ürünleri tüketici gözünde günden güne değer kazanarak, moda markalarını, sürdürülemez yollarını değiştirmeye teşvik ediyor. Sürdürülebilir, yeşil tekstil; üretimde organik ve geri dönüştürülmüş malzemeler kullanmak, daha az paketleme ve daha fazla enerji tasarrufu sağlamak üzere tasarlanmış ürünler anlamına geliyor. Her tekstil ürünü, az veya çok, çevreye zararlı toksik maddeleri açığa çıkarıyor. Geleneksel tekstil endüstrisi de büyük miktarda doğal kaynağı tüketip çevreyi kirletiyor. Bu sebeple, kirliliği kontrol etmek, bir ürünü üretim süreci sırasında toksik etkili zararlı maddelerden arındırmak oldukça hayati bir konu haline geliyor. Mesela genel olarak moda sektöründe sık kullanılan viskon kumaşların giyimde kullanımı ormanların hızla tükenmesine sebep olurken organik pamuk, kenevir ve bambu lifleri gibi doğal sürdürülebilir lif alternatifleri geliştirilerek bu durumun önüne geçilebiliyor. Ve tabii ki de her şey ilk olarak tasarım ayağında başlıyor. Kullanılan kumaşların nasıl elde edildiğinden, son tüketiciden sonra da ne olacağına kadar, ürünün tüm yaşam döngüsünü kapsayan bir tasarım felsefesi oturtmak gerekiyor. Son dönemde iklim krizinin karşılaştığımız tüm negatif etkileriyle birlikte bir zamanlar alternatif olarak görülen eko ve organik kumaşlar şimdilerde ana akımda hızla yer ediniyorlar. Pek tabii tasarım ve üretim süreçleri kadar tüketici farkındalığı ve alışkanlıkları da sürdürülebilirlik için çok büyük bir önem taşıyor. Günden güne daha bilinçli alışveriş yapmaya başlayan tüketici, satın aldığı markanın değerlerini tanımak, satın alınan ürünün üretim şartlarını bilmek istiyor, bir yandan da alacağı ürüne ne kadar ihtiyacı olup olmadığını da sorguluyor. Sonuçta, ABD eski başkanı Barack Obama’nın 23 Eylül 2014 tarihinde Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Zirvesi’nde yaptığı konuşmada dediği gibi; “İklim değişikliğinin etkilerini hisseden ilk; aynı zamanda bu konuda bir şeyler yapabilecek son nesiliz. Hep birlikte hemen harekete geçmeliyiz!”  Sürdürülebilirlik konusunda üzerimize düşeni yapabilmek adına öncelikle bilgi sahibi olmak isterseniz, daha detaylı içerikler, markaların aksiyon planları ve ilham verici konuşmalar için www.sustainabilitytalksistanbul.com sitesini ziyaret etmenizi tavsiye ederim.