03 Ekim 2022, Pazartesi
10.06.2022 04:30

Google ile masaya oturma zamanımız

Yemeksepeti ve Getir, komisyon karşılığı mal dağıtarak başarı öyküsü yazıyor. Google ise dağıttığı içeriklerin gelirinden aslan payını hep kendi aldı. Bırakın komisyon almayı, daha yeni yeni ‘komisyon veren’ tarafa geçiyor

İlk zamanlar Google bir arama motoru olarak içerik sağlayıcılar için çok iyi bir çözüm ortağıydı. Hazırladığınız haberi veya bloğunuza yazdığınız bir makaleyi çok daha geniş kitlelere ulaştırmak için bulunmaz bir nimetti. Sizin ya da sitenizin adını bilmeyen çok değişik kesimler, sadece arama sonuçlarından bulup size veya sitenize ulaşarak hem internet trafiği hem de reklam geliri sağlıyordu.

Reklam geliri derken de bunun ‘yağmasa da damlayan’ cinsten bir miktar olduğunu söylemek şart. Daha sonraları dünya genelinde sadece Google’dan gelen trafik ve gelir herkes için daha bir önem kazanmaya başladı. Bu alanda öne çıkmak için SEO (Arama Motoru Optimizasyonu) adı verilen iş kolu türedi. Google aramaları sayesinde hiç umulmadık geniş kesimlere erişip gelen trafikle dijital reklam pastasından gelir elde edildi.

AB ülkeleri haklarını artık almaya başladı

Google’dan gelen bu gelir ‘kazan-kazan’ formülüyle ilk dönemde herkes için iyi gidiyordu. Ta ki bu işteki gelirin aslan payının Google’a kaldığını anlayana dek. Nasıl kalmasın ki dünyada arama motoru olarak tek başına piyasanın yüzde 98’ine hakim bir markadan bahsediyoruz. (Google’ın arama sonuçlarında bazı içerikleri çok arka sayfalara atması dünya genelinde globalleşme ve ABD karşıtı fikirleri biraz daha saklayarak sunduğu iddiaları bu yazının konusu değil.) Google’ın hiç içerik üretmeden başkalarının işleri ile çok büyük gelirler elde etmesi başta büyük medya kuruluşları hemen herkesi kızdırıyor.

Önce Fransa ve Almanya, kendi dillerindeki içerikler için Google’a çeşitli sınırlamalar getirdi. Ardından Avustralya bu konuda önemli adımlar atarak Google’dan erişilen haber içerikleri için hak ettiği telifleri almayı başaran ilk ülke oldu. Sonrasında da AB, Google ile masaya oturarak kapsamlı bir telif anlaşması ile içeriklerine daha fazla gelir getirecek modeli yerleştirdi.

Facebook ile birlikte hakkaniyeti sağlamalı

Türkiye’de de son dönemde bu iş için adımlar atılmaya başladı. Yürürlükteki mevcut Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile ABD’li bir devi masaya oturtmak çok kolay değil. Yayıncıların Google’dan hak ettiği telif ücretini alabilmesi için daha kapsamlı düzenlemelere ihtiyaç var. Medya kuruluşlarının Türkiye’de bir meslek birliği gibi hareket ederek Google’ın karşısına tek bir tüzel kişilik olarak oturması zor.

Bu nedenle de AB’deki gibi Türkiye’deki tüm medya kuruluşları (küçük ve bağımsız olanları da koruyarak) Google ve Facebook’tan ‘bağlantılı hak’ statüsü almalıdır. Yemeksepeti ile Getir nasıl evlere dağıttığı her yemek için tatminkar bir komisyon alıyorsa Google ve Facebook da kullanıcıya dağıttığı haberler için bu komisyonu almalı. Fakat hali hazırda Google ve Facebook iş modeli gereği komisyon alan değil komisyon veren durumunda.

Yani aslan payını içeriği üreten değil, dağıtan alıyor. Dijital iş modeli sayesinde dünyanın en büyük şirketleri olsalar da hakkaniyet açısından bu durum Türkiye’de de sürdürülebilir bir iş modeli değil. Google’ın Türkiye’de de içerik üretenlere hakkını ödeyecek modeli kabul etmesi kaçınılmaz. TBMM’de kanuni düzenleme için ilk adımlar Google tarafı ile konuşularak atılıyor.

Tabii bu yapılırken de Google’ın ‘sosyal medya düzenlemesi’ adı ile getirilen çeşitli özgürlük kısıtlayıcı adımlara medya kuruluşlarından daha fazla tepki koymasını da takdir etmemiz lazım.