04 Mart 2024, Pazartesi
04.11.2022 04:30

Bu dünyaya bir hükümet lazım

Varoluşsal bir hal alan küresel tehditler karşısında gösterilen çabaların faydasızlığı, tekinsiz bir ihtimali sessiz sedasız gündemimize taşıyor

1980 yılının son gününde hayata gözlerini yuman Kanadalı medya teorisyeni Marshall McLuhan, kişisel bilgisayarların yeni uç vermeye başladığı ve bugünkü anlamıyla internetin bahsinin dahi geçmediği bir dönemde yaşadı. Ancak çağının mevcut iletişim araçlarının birey ve toplum üzerindeki etkilerinden yola çıkarak kehaneti andıran tutarlılıkta birçok tahmin ve tespit yaptı.
En meşhurlarından biri de “küresel köy” kavramı.
McLuhan 1962’de ortaya attığı bu tanım ile -kabaca- medya araçlarının birbiriyle bağlantılı hale gelmesiyle ortak bir paydada birleşen dünyayı betimler. Medya sadece dünya genelinde gündemi eş zamanlı hale getirmekle kalmaz; zamanla ticaretten sosyal hareketlere kadar her konuda belirleyici hale gelir. İnsanlık fiziksel olarak değilse de zihinsel olarak birleşir.
Bu öngörüyü 5 milyar insanın internete bağlandığı 2022 yılında küçümsemek işten değilse de kendi dönemi itibarıyla takdir etmemek de güç.

Dünyanın küresel bir köye dönüşmesinin göz ardı edilen kısmıysa hakim düzenin tahkimine sunacağı katkı oldu. Doğru, bugün (Güney) Kore dizileri ya da şarkıları fenomene dönüştü. Hint filmleri birçok ülkede milyonlar tarafından izleniyor. Japon anime ve mangaları her ülkede ciddi bir takipçi kitlesine sahip. TikTok her gün (fakat sadece bir günlük) onlarca küresel şöhret yaratıyor. Ancak kültürel egemenlik konusunda bir eksen kayması ya da eşitlikten söz etmek güç. Pakistan’ın en meşhur romancısını hala bilmiyoruz. Danimarka’nın popçusunu, Kongo’nun şairini, Guatemala’nın ressamını da.

Sorumlunun peşinde

Köyün gündemi önceliklendirme konusunda da pek parlak sayılmaz. İklim krizi, gıda kıtlığı, kuraklık, enflasyon, tedarik zincirindeki kopukluklar ya da enerji dönüşümü gibi yaşamsal sorunlar okyanus dibindeki batıklar kadar öksüz. Konuların büyüklüğü onları herkesin derdi olmaktan çıkarıp sahipsizliğe mahkum ediyor. Sorumlusu kim, çözüm kimde bilemiyoruz.
Kim Stanley Robinson ilgiyle takip ettiğim ABD’li bir bilim kurgu yazarı. 2020’de yayınladığı “The Ministry for the Future” (Gelecek İçin Bakanlık) adlı romanı, gezegenin sahipsiz açmazlarına ilginç bir yaklaşım sunar. Kitapta Paris İklim Anlaşması çerçevesinde 2025 yılında kurulan İsviçre / Zürih merkezli bir üst yapı, gelecek nesillerin yaşamını koruma ve iyileştirme sorumluluğunu üstlenir. (Henüz okumamış olanlar adına özeti burada noktalayayım.)
Romanın ayrıntılarındaki bilimsel tutarlılık, kurgu tarafını soluklaştırarak onu “bilim kurgu” türünde dahi ayrı bir noktaya taşır. Benim anma sebebimse anafikri: Her ne kadar kabullenmek zor gelse de yaşamsal (varoluşsal) sorunlarımız altından ancak küresel birliklerin yardımıyla kalkabileceğimiz boyuta ulaşmış halde.