17 Nisan 2024, Çarşamba
11.02.2022 04:30

Rüya ile kabus arası bir hayal: Doğrudan demokrasi

Hemen her alanda maharetlerini sergileyen dijital araçların fethedemediği son kale “siyaset” olarak kaldı

Beşeri bilimlerin sıkça başvurulan örneklerindendir; bir yere 300 orangutanı koyarsanız büyük ihtimalle kaos çıkar. Ancak 300 insanlık bir topluluk kısa sürede organize olarak liderlerinden başlayarak görev bölümlerini, toplumsal rollerini oluşturur. “Seyislik” sözcüğünün de kökeni olan ve aslen “at bakımı” anlamına gelen “siyaset” kavramı da evrilip geldiği noktada bu rollerin düzenlenmesi adına yürütülen çabanın ve oluşan kuralların temsilini üstleniyor. Tek kişinin (ve ailesinin) yönetimde olduğu monarşiden, seçkin ailelerin koalisyonunu temel alan aristokrasiye ilerleyen tarih sürecinde ulaştığımız çoğulcu ve temsili “demokrasi” teoride en insancıl yönetim biçimi olarak genel kabul görmüş olsa da pratikte pek memnun ettiği söylenemez. Ne ilginçtir ki bugün yaşadığımız sorunların çoğu, demokrasinin tarih sahnesinde belirdiği dönemde öngörülenlerden çok farklı değil. Antik Yunan’da ortaya çıkan “demokrasi”, bugüne kıyasla çok daha dar bir çerçeveye sahipti. Vatandaşlar kendisini temsil edecek yöneticileri seçebiliyordu. Fakat “seçmen” tanımı, sadece savaşabilecekleri; başka bir deyişle erkekleri kapsıyordu. Yani kadınların, kölelerin ve yabancıların oy hakkı bulunmuyordu. Dolayısıyla oy hakkı, nüfusun ancak dörtte birine sunulmuş bir ayrıcalıktı. Zamanla demokrasinin seçmen tabanının genişlediği ortada. Fakat tanımı konusunda kafalar hala karışık. Örneğin Avustralya / Canberra Üniversitesi’nden Jean-Paul Gagnon’un 2018 yılında yayınladığı makaleye göre sadece İngilizce dilinde dahi demokrasi 2 bin 234 farklı tanıma sahip. Temsil edilme biçimleriyse ülkeler bazında seçim bölgeleri ve barajları gibi düzenlemelerle değişkenlik gösteriyor. Bütün bunları bir kenara koyup demokrasiyi “halkın yönetimde hak sahibi olması” tanımına indirgediğimizde 21. yüzyıl sakinleri olarak aklımıza basit bir soru geliyor: “İnternet çağında doğrudan demokrasi hala bir hayal midir?”