18 Temmuz 2024, Perşembe Gazete Oksijen
06.08.2021 04:30

Teknolojiyle kutuplaşan yeni dünya düzeni

Tarihin hemen her döneminde güç odaklarını ordular ve zaferleri belirledi. Önümüzdeki dönemin bir numaralı tanımlayıcısı ise teknolojik üstünlük olacak. En büyük mücadele ABD ile Çin arasında

Dünya tarihini “savaşlar tarihi” olarak okumak mümkün. Binlerce yıl boyunca insanlar türlü çeşit sebepten, türlü çeşit yöntemlerle cephelerde kan dökmüş. Durumun bugün de farklı olmadığını sanabilirsiniz. Ancak bu esasen bir odak kayması. Çünkü yerkürenin büyük bir bölümü tarihte hiç olmadığı kadar savaşsız bir dönem yaşıyor. Çatışmadan gün yüzü görmeyen ülke ve bölgelerdeki durumun sebebi askeri değil; siyasi ve diplomatik. Yoksa bugünün kudretli orduları, yüzyıllar önce “Taş üstünde taş, omuz üstünde baş kalmayacak!” sloganıyla çarpışan Moğol İmparatoru Cengiz Han’ın hayal bile edemeyeceği türden imha araçlarına sahip. En sıradan örneğe bakalım: Şu an ABD’den Çin’e 9 ülkenin envanterinde, 13 binden fazla nükleer silah bulunuyor. Bunlar dahi tek başına yaşadığımız bu gezegeni “kozmik senaryodan” silmek için fazlasıyla yeterli. Aklı hep savaşta olmasına rağmen kendine “Savunma Sanayi” denmesini isteyen sektörün 2021 yılı cirosu 2 trilyon dolar gibi dudak uçuklatan bir seviyede. Ancak aynı dönemde sadece perakende kategorisindeki e-ticaret harcamalarının 4,5 trilyon dolar olduğunu hatırlayınca algı değişiyor. Savunma sanayi emsalsiz bütçesiyle beslediği ARGE çalışmalarıyla hala pek çok bilimsel keşfe ve icadın beşiği durumunda. Ne var ki son dönemde savaş kadar etkin bir hakimiyet yöntemi var: “teknolojik üstünlük”.

Savaşlar artık ‘ticari’

2017-2021 yılları arasında görev alan ABD Başkanı Donald Trump ile gündeme gelen “ticaret savaşları” esasen altında dev bir teknoloji rekabetini gizliyor. Üstelik kökeni kendisinden önceki ABD Başkanı Barack Obama dönemine dayanıyor. Özellikle yarı iletken alanındaki ABD üstünlüğünün devam etmesini salık veren çalışma raporu Trump döneminde cephesini çok daha geniş bir alana yayarak bugünkü halini aldı. Ancak bizzat teknolojinin ülkeler arası karmaşık yapısı bu çabanın önündeki en büyük engel. Çünkü kurulmaya çalışılan yeni düzen, onlarca farklı ülkeden beslenen çabaların belirli merkezlerde toplanmasını öngörüyor. Bu hiç de kolay değil. Siyaseten kutuplaşmak nispeten kolay. Ancak bugünkü küresel düzende ekonomik ve teknolojik kutuplaşma neredeyse imkansız. Bir örnek üzerinden düşünelim. Coronavirus pandemisinde baş gösteren “çip” sıkıntının (Türkiye dahil) dünyanın hemen her otomotiv fabrikasında üretimi durdurmasının üstünden daha birkaç ay geçmedi. Üstelik otomotiv, buz dağının küçük bir tümseğinden ibaret. Önümüzdeki dönemde tanıtılacak yeni iPhone 13’ün dahi bu sebeple talebi karşılamakta zorlanması bekleniyor. Çamaşır makinelerinden uzay araçlarına kadar her alanda kritik öneme sahip çiplerin yüzde 87’sini Tayvan, Güney Kore ve Çin’deki iki elin parmaklarını geçmeyen sayıdaki fabrika üretiyor. Yüksek teknolojinin ihtiyaç duyduğu 400 nadir elementin yüzde 90’ını tek başına Çin karşılıyor. Çin diğer taraftan ucuz işgücüyle düşük kalite üretim yapan ülke algısını robotikten yeşil enerjiye uzanan 10 dikey endüstride yüksek teknoloji üretim merkezine dönüştürerek değiştirmeyi hedefleyen “Made in China 2025” girişiminde kararlı şekilde ilerliyor. Paralelinde 70 ülkeye yayılan bir yatırımla küresel lojistik ağını güçlendirecek “Belt and Road Initiative” adlı planı yürüyor. Afrika kıtasındaki yatırım ve varlıklarıyla en büyük dış güç haline gelmiş durumda. Bütün bu gelişmeler ışığında doğal olarak ABD’de alarm zilleri çalıyor. Zira uzun vadeli etkileri düşünüldüğünde bu adımlar Sovyetler Birliği’nin 1962’de Küba’ya (ucu ABD’ye çevrilmiş) füze rampaları yerleştirmesiyle eş değer. Yarının dünyasındaki hegemonyayı mobil iletişim ağları, yapay zeka algoritmaları, otomasyon robotları, yeşil enerji kaynakları, genetik mühendisliği, endüstriyel genetik tarım gibi yüksek teknoloji sektörleri tanımlayacak gibi görünüyor.

Liberalizm totaliterizme karşı

Bu çekişme aynı zamanda ilk defa savaş sanayinden bağımsız ayakta durmaya çalışan teknoloji camiasının da sınavı. Bir tarafta yazar Ayn Rand’ın bireyci, özgürlükçü; ultra-liberter “objektivizm” felsefesinden ilham alan vurdumduymaz, kar odaklı Silikon Vadisi var. Diğer taraftaysa yazar George Orwell’in müsamahasız, totaliter yönetimlerini andıran Çin. Daha da vahimi bu denklemde bu iki kutuptan başka seçenek yok gibi. Bir dönem teknoloji denince akla gelen ilk ülke Japonya’nın artık adı pek anılmıyor. Avrupa ise dengeleyici düzenlemeleriyle “kendi sınırları içinde” her iki tarafın olası zararlı etkilerini törpülemek dışında bir oyun kuramıyor. Çin, 13 ve 14. Beş Yıllık Kalkınma Planı çerçevesinde oluşturduğu stratejisinde o kadar kararlı ki parazit oluşturacak hiçbir gelişmeye fırsat vermiyor. Dünya genelinde kripto para piyasasının -neredeyse- çökmesine sebep olan madencilik faaliyetlerini yasaklaması ve Alibaba, Ant Financial, Didi, ByteDance (TikTok) gibi küreselleşen (dolayısıyla ana stratejiden uzaklaşma riski taşıyan) teknoloji devlerinin tepesine binmesi da bu sebepten.

Playstation 5 serinin en hızlı satan konsolu oldu

  • Çin Yüksek Halk Mahkemesi ülkedeki ticari kuruluşların yüz tanımlama gibi biyometrik verilerini toplamadan önce kendilerinden onay almalarını şart koştu.
  • İran Meclisi, ülkedeki tüm internet kullanıcılarının kayıt altına alınmasını ve VPN kullanımının yasaklanmasını öngören yasayı onayladı.
  • Merkez Bankası’nın karşı çabasına rağmen Nijerya, ABD’den sonraki en büyük bireysel kripto para pazarı haline geldi.
  • Google 1 Eylül’den itibaren Android cihazların uygulama merkezi PlayStore’dan seks odaklı eşleştirme uygulamalarını kaldıracağını duyurdu.
  • Tak-çıkart yöntemiyle parçaları kolayca değiştirilebilen “Framework Laptop” adlı dizüstü bilgisayar 999 dolar etiketle piyasaya çıktı.
  • Facebook, Ray-Ban tasarımlı bir “artırılmış gerçeklik” (AR) gözlüğü piyasaya sürmeye hazırlanıyor. Cihaz eşleşecek bilgileri cep telefonunuzdaki uygulamasından yansıtacak.
  • Google, kendine ait cep telefonu serisi Pixel’in 6. neslini tanıttı. Yeni modelde ilk defa şirketin kendi tasarımı Tensor çipi yer alacak.
  • Yüzde 86,5’i Çinli Alibaba Grubu’na ait Türkiye merkezli e-ticaret devi Trendyol, 16,5 milyar dolar değerleme üstünden 1,5 milyar dolarlık yatırım aldı. Site geçtiğimiz yıl yüzde 66 büyüyen Türkiye e-ticaret pazarının yüzde 34’üne sahip.
  • ABD / Teksas Üniversitesi, gündüz havadan topladığı nemi gece salan ve böylece kendi kendini sulayan bir toprak alaşımı geliştirdi. Buluşun tarımda yeni bir devrim etkisi yaratması bekleniyor.
  • Japonya / Kyushu Üniversitesi’nde gerçekleştirilen bir deneyde farenin kök hücresinden üretilen yumurtalıkta, yine kök hücreden üretilen yumurta döllendi. Böylece ilk defa bir doğum süreci, o türün bedeninden bağımsız olarak gerçekleşti.
  • Kafatasına yerleştirilerek beyin ile bilgisayar arasında bağlantı kuran bir implant geliştiren Synchron adlı girişim, insan üzerinde deneyler yürütmek üzere izin aldı. Cihaz özellikle felçli hastaların yaşam kalitesini artırmayı hedefliyor.
  • ABD / Houston Methodist Hastanesi’nde manyetik dalga yayan bir metal kask ile ölümcül beyin tümörü bulunan 53 yaşındaki hastanın kitlesi üçte iki oranında küçültüldü.
  • ABD / Yale Üniversitesi tarafından yürütülen bir çalışmada, memeli türlerin “doğum öncesinde dahi” içine doğacakları dünyaya dair rüyalar gördüğü ortaya çıktı.
  • Adidas, İtalyan gözlük üreticisi Marcolin ile birlikte sporculara özel geliştirdiği 3D CMPT adlı güneş gözlüğünü tanıttı. 3D yazıcılarla üretilen gözlük sadece 20 gram ağırlığında.
  • “Real Oversight Board” adlı gönüllü topluluk tarafından yürütülen bir çalışmada Covid19 aşılarına karşı yürütülen yanlış bilgilendirmelerin dünya genelinde toplam 12 kişiden yayıldığı ortaya çıktı.
  • 10 milyon satış barajını geçen Playstation 5, Sony’nin bu rakama en kısa sürede ulaşan oyun konsolu oldu.  Satış rekoru 2000 yılında piyasaya sürülen ve 155 milyondan fazla satan Playstation 2’de.
  • Kanada’nın kuzeyindeki McKenzie Dağı’nda dünyada yaşamış en eski hayvan olduğuna inanılan 890 milyon yıllık bir fosil bulundu.
  • Bill ve Melinda Gates bu haftaki görülen duruşmalarının ardından resmen boşandı.