14 Ağustos 2022, Pazar
24.12.2021 04:30

Yapay zeka komutasındaki savaşlara doğru

Birçok alanda umut ve heyecan verici gelişmelerle gündeme gelen yapay zeka uygulamaları savunma sanayisinde kimsenin içinden çıkamadığı bir tartışmanın merkezine oturdu

1942 yılında son derece parlak bilimcilerinden oluşan bir grup, ABD’nin New Mexico eyaletindeki Los Alamos kasabasında toplanır. 4 yıl boyunca son derece gizli yürütülecek bu çalışmanın başında Robert Oppenheimer adlı bir teorik fizikçi vardır. “Manhattan Projesi” zaman içinde (büyük bir kısmı tam olarak ne için çalıştığını dahi bilmeyen) 130 bin kişilik emsalsiz bir kadroya ulaşır. Bugünkü karşılığıyla 35 milyar doları aşan bütçesi, tarihte hiçbir bilimsel çalışmanın hayal dahi edemeyeceği türdendir. Daha iyi anlayabilmek adına güncel bir örnek ile kıyaslayalım: Kainatın ve yaratılışın sırrını bulmaya çalışan; inşası dahi 10 yıl süren ve “dünyanın en büyük makinesi” unvanına sahip “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı”, proje sahibi CERN’in 23 üye ülkesinin desteğiyle 4.75 milyar dolara mal oldu. Ne var ki yaşamın sırrını bulmaya çalışan Hadron ekibinin aksine, Oppenheimer’ın ekibi yaşamı sona erdirmenin en verimli ve görkemli yönteminin peşindeydi. Buldular da. Manhattan Projesi’nin “Little Boy” adı verilen ilk tomurcuğu, 6 Ağustos 1945 tarihinde dönemin ABD Başkanı Harry S. Truman’ın emriyle Japonya’nın Hiroşima şehrinin 530 metre üstünde patladı. Birkaç saniye içinde kentin yüzde 69’u yok oldu. 135 bin kişi kavrularak hayatını kaybetti. Geliştirdiği atom bombasının yol açtığı felaketi gazete ve televizyonlardan görerek dehşete kapılan Oppenheimer, Başkan Truman’a “elime kan bulaştı” diyerek hayıflandığında “kan bulaşan benim elim; sen dert etme” yanıtıyla azarlanarak Beyaz Saray’dan kovulur. Truman’ın eli 9 Ağustos 1945’te Japonya’nın Nagasaki şehri üstünde patlayacak “Fat Man” adlı İkinci bombanın alacağı 64 bin can ile biraz daha kanlanacaktır. Atom bombasının kullanıldığı bu iki saldırının doğru bir karar olup olmadığı hala tartışılıyor. İki hamlede ABD’yi galip kıldı ve II. Dünya Savaşı’na son verdi. Ancak yüz binlerce sivil can kaybına sebep olmasıyla cehennemin kapısını bir daha örtülmemek üzere aralamış oldu. 2021 yılı da yapay zeka destekli (otonom) insansız silahlı hava ve kara araçları ekseninde tartışmaların sıkça gündeme geldiği bir sene oldu. Haftanın Tortusu bölümünde çoğuna yer vermeye çalıştığım bu sürecin bağlayıcı çerçevesini çizmek adına en önemli adımı Birleşmiş Milletler (BM) attı. Gel gelelim BM öncülüğünde geçen Cuma toplanan 120 ülke, yoğun tartışmalara rağmen bu yeni nesil otonom silahların üretimine ve kullanımına yönelik somut bir sonuca varamadı. İlginç bir ayrıntı olarak bu konuyu dünya gündemine getiren ülke Türkiye oldu. BM Güvenlik Konseyi’nin 8 Mart 2021 tarihli raporunda Türk Ordusu’na ait Kargu-2 tipi silahlı ve otonom drone’un Libya’daki bir operasyonda kendi inisiyatifiyle belirlediği hedefe saldırı düzenleyerek etkisiz hale getirdiği kayıtlara geçti. Uluslararası savaş kurallarının 71. maddesi sivil-asker ayrımı yapamayan silahların kullanımını yasaklıyor. Bu yüzden mevcut düzende “silahlı ve insansız” hava ve kara araçlarının sorumluluğunun filo komutanı ve operatörde olduğu kabul ediliyor. Ancak insandan tamamen bağımsız çalışan “otonom silahlar” sorumluluk, hesap verebilirlik ve etik çerçevesinde işi hayli zorlaştırıyor. Başını İsviçre, Brezilya, Güney Afrika’nın çektiği bir grup ülke ölümcül otonom silahların aynen biyolojik ve kimyasal silahlar gibi tamamen yasaklanmasını talep ederken; Almanya ve Fransa sadece insanları hedef alan otonom silahları engellemekten yana. ABD, Rusya, Britanya’nın başını çektiği grup ise tahmin edileceği gibi bu kısıtlamaya tamamen karşı. Hatta ABD Savunma Bakanlığı’ndan bir yetkili Nisan ayındaki bir konferansta “yeterince etkin ve atik olamadıkları için insanları komuta kademesinden tamamen elemek gerektiğini” söylemişti! Hukukun teknolojinin hızına yetişememesi pek çok alanda olduğu gibi savunma sektöründe de kendini gösteriyor. Ancak sonuçlarının e-ticaret ya da kripto para madenciliği gibi konulardakinden çok daha hayati olduğu da ortada.


Tek şarjla 1 hafta çalışan cep telefonları yolda

  • Uçak üreticisi Airbus Americas, uçuş güvenliğini tehdit edeceği ve yıllık 350 bin seferi olumsuz etkileyeceği gerekçesiyle ABD’de 5G altyapısının hizmete girmesinin ertelenmesini talep etti. Müşterilerine bu hizmeti sunabilmek için toplamda 81 milyar dolar frekans lisans bedeli ödeyen operatörler ise 5G’nin halen 40 ülkede hizmet verdiğini ve herhangi bir sorun yaşanmadığını hatırlatarak talebe karşı çıkıyor.
  • Hızlı gıda zinciri McDonalds, kişiselleştirilmiş müşteri hizmetleri konusundaki otomasyon çözümlerini geliştirmesi için 2019 yılında Dynamic Yield adlı teknoloji şirketini satın almıştı. Restoran zinciri bu hafta yaptığı açıklamayla çözümünü kullanmaya devam edeceği Dynamic Yield’ı Mastercard’a açıklanmayan bir bedele sattığını duyurdu.
  • Fiat, Peugeot ve Chrysler markalarının çatı şirketi Stellantis, 4 yıllık bir plan çerçevesinde 30 milyar dolar bütçeyle, 4 bin 500 kişilik bir yazılım ekibi kuracağını açıkladı. Hedef, müşterilerinin mevcut dijital ekosistemleriyle uyumlu ve açık kaynaklı araç platformları hayata geçirmek.
  • Granada Üniversitesi’nin geliştirdiği yapay beyincik, insan zekasıyla yapay zeka arasındaki boşluğu kapatma yolundaki önemli adımlardan biri.
    Granada Üniversitesi’nin geliştirdiği yapay beyincik, insan zekasıyla yapay zeka arasındaki boşluğu kapatma yolundaki önemli adımlardan biri.
    ABD’li rock şarkıcısı Bruce Springsteen, bütün şarkılarını kapsayan kataloğunu 500 milyon dolar bedelle Sony Music şirketine satarak bu alandaki zirveyi ele geçirdi. Bir önceki rekor, ABD’li şarkıcı Bob Dylan’ın Universal Music ile gerçekleştirdiği 400 milyon dolarlık anlaşmadaydı. Springsteen 2010-2019 yılları arasında düzenlediği konser turnesinde 840 milyon dolar gelir elde ederek bir başka rekora daha imza atmıştı.
  • Intel’in Grafik Grubundan Sorumlu Başkan Yardımcısı Raja Koduri, metaverse olarak anılan sanal alemlerin hayal edilen yapıda ve performansta hizmet verebilmesi için bugünküne kıyasla 1.000 kat daha gelişmiş bilişim altyapılarına ihtiyaç duyulacağını iddia ediyor. Gerçekçi avatarların konuşma ve hareket simülasyonu dahi başlı başına bir zorluk.
  • Youtube, Minecraft videolarının 1 trilyondan fazla izlendiğini duyurdu. 2011 yılında İsveçli oyun şirketi Mojang Studios tarafından piyasaya sürülen Minecraft’ı 2014’te Microsoft 2.5 milyar dolara satın almıştı.
  • Sammyuri adlı bir oyuncu, Minecraft içinde çalışan 1Hz hızında, 8-bitlik bir sanal işlemci inşa etti. Bugünkü işlemci hızlarıyla mukayese dahi edilemeyecek kadar yavaş olsa da çalışma mantığını anlayabilmek adına ilginç bir örnek oluşturduğu kesin.
  • Britanya Meclisi tarafından hazırlanan ve kullanıcıların sosyal medya hesaplarında paylaşacağı belirli tür içeriklerden yayıncı platformları sorumlu tutacak yeni düzenleme yoğun tartışmalar eşliğinde komite safhasına geldi. Tasarının kapsamı, ifade özgürlüğünün de ötesinde uygulanabilirlik konusunda da darboğazlara sahip.
  • Okyanusların korunması için çalışan Oceana kurumunun son raporuna göre e-ticaret devi Amazon sadece 2020 yılında 300 bin ton plastik atık üretimine sebep oldu. Bu miktarın yaklaşık 12 bin tonunun okyanuslara döküldüğü tahmin ediliyor.
  • IBM ve Samsung, ortak geliştirdikleri yeni nesil çip ile akıllı telefonların tek şarjla 1 hafta çalışacağını iddia etti. VTFET (Vertical Transport Field Effect Transistors) adlı yeni yapının temel farkı, transistörlerin mevcut çip mimarisindeki gibi yatay değil dikey düzlemde çalışması.
  • Britanya/ The Francis Crick Enstitüsü’ne bağlı bir grup bilimci, fareler üstünde CRISPR tekniğiyle yürüttüğü deneyin sonucunda anne-babanın genlerini düzenleyerek doğacak bebeklerinin cinsiyetini önceden tercih ederek ve yüzde 100 kesinlikle belirlemeyi başardı. Bu çalışma genetik kadar etik alanının da gündemini oluşturuyor.
  • SpaceX şirketi, Britanya / Liverpool Üniversitesi’nin yürüttüğü yaşlanmaya yönelik bir araştırma kapsamında Uluslararası Uzay İstasyonu’na insan kas hücresi taşıdı. Laboratuvarda çoğaltılan pirinç tanesi boyutundaki kas hücrelerinin yerçekimsiz ortamdaki süreçleri Dünya’daki emsaliyle bir dizi deney kapsamında kıyaslanacak.
  • Japonya / Juntendo Üniversitesi, “zombi hücre” olarak da anılan ve yaşlanmaya sebep olan hücreleri engelleyecek bir aşı üzerinde çalışıyor. Bu hücreler çoğalmayı bırakmasına rağmen ölmeyi de reddeden halleri yüzünden zombi olarak adlandırılıyor. Üniversite tarafından geliştirilen aşının damar sertliği ve diyabet gibi yaşlanmaya bağlı diğer hastalıklarda da işe yaraması bekleniyor.
  • İspanya / Granada Üniversitesi’ne bağlı Human Brain Project grubu, insan beyinciğini (cerebellum) taklit edebilen yeni bir yapay nöral ağ geliştirdi. Robot koluna bağlanan beyincik insanlarla iletişime girmekte ve hassas hareketleri gerçekleştirmede önceki robotik yapay zeka sistemlerinden çok daha ileri seviyede başarı gösterdi.
  • Girişimci Elon Musk, kurucusu olduğu Neuralink şirketinin beyne yerleştirmek üzere geliştirdiği çipi 2022 yılında insanlar üzerinde denemeye hazırlanıyor.
  • FryAway adlı bir girişim, geliştirdiği sebze tabanlı toz ile kızartma yağlarını katı hale getirebiliyor. Böylece pişirme sonrası ortaya çıkan atık yağlar giderlere dökülüp arıtması son derece güç kirliliğe sebep olmadan katı bir atık olarak çöpe atılıp geri dönüşüme tabi tutulabiliyor.
  • Avustralya Ulusal Üniversitesi (ANU) kapsamındaki bir proje grubu, egzersiz yaptıktan sonra  lipit parçalarıyla beynimize ve gözümüze iletilen bir molekül keşfetti. Bu molekülü hap formuna dönüştüren ekip, böylece farklı sebeplerden dolayı spor yapamayanlara bu çabanın fiziki etkilerini yaşatmayı mümkün kıldı.
  • ABD / Washington Üniversitesi’nin 65 yaş üstü 5 bin katılımcıyla gerçekleştirdiği araştırmada katarakt ameliyatı geçiren yaşlıların bunama ve Alzheimer riskinin yüzde 30 azaldığı ortaya çıktı. Kataraktın gözdeki mavi ışık algılayıcılarını engellemesi ve dolayısıyla bilişsel işlevler ve uyku döngülerinde bozulmalara yol açmasının bu ilişkinin altında yatan sebep olduğu düşünülüyor.