25 Eylül 2022, Pazar
15.01.2021 01:26

Küresel istikrarsızlığın yeni merkezi

İllüstrasyon: Sönmez Karakurt
İllüstrasyon: Sönmez Karakurt
ABD Kongre Binası baskınının bir darbe girişimi mi, kalkışma mı, yoksa demokrasiye yapılmış bir saldırı mı olduğu sadece bir sözcük seçimi ve anlam sorunu. Önemli olan nokta, tehlikeli bir delinin emriyle ve ona yarar sağlayacak şekilde, iktidarın meşru bir şekilde el değiştirmesini önlemek adına şiddete başvurulmuş olması. Bugüne dek diktatöryal niyetlerini hiçbir zaman saklama gereği duymamış olan Başkan Donald Trump’ın hemen iktidardan el çektirilmesi, kamu görevi yapmasının engellenmesi ve ağır suçları sebebiyle dava edilmesi gerekiyor.  Neticede, 6 Ocak olayları ne kadar sarsıcı olsa da şaşırtıcı değildi. Ben ve benim gibi birçok yorumcu 2020 seçiminin beraberinde sivil kargaşayı, şiddeti ve Trump’ın kanunsuz bir şekilde iktidarda kalma girişimlerini getireceği yönünde uzun süredir uyarılarda bulunuyorduk. Trump seçim suçları bir yana kamu sağlığını kasıtlı olarak ihmal etmekten de suçlu. Bir zamanlar demokrasinin, hukukun üstünlüğünün ve iyi yönetişimin simgesi ve önderi olan ABD, şimdilerde – sağlık hizmetleri için kişi başına harcamada dünya lideri olmasına rağmen – ne bir bulaşıcı hastalığı ne de bir diktatör özentisinin kışkırttığı güruhu kontrol altına alabilen bir muz cumhuriyeti konumunda. Bugünlerde tüm dünyadaki otoriteryen liderler ABD’ye gülüyor ve Amerika’nın başka ülkelerdeki kötü yönetimleri eleştirmesiyle alay ediyorlar. Son dört yılda ABD’nin yumuşak gücüne verilen zarar yetmezmiş gibi, Trump’ın başarısız darbe girişimi Amerika’nın saygınlığını daha da zayıflatmış oldu. Trump destekçileri çatışma planlıyor Daha kötüsü ise, yeni Başkan Joe Biden 20 Ocak’ta göreve başlayacak olsa da bu sürenin Trump’ın daha çok kargaşa yaratması için fazlasıyla yeterli olması. Sağ görüşlü milisler ve beyazların üstünlüğünü savunanlar şimdiden ABD çapında birçok şehirde yeni protestolar, şiddet eylemleri ve ırkçı çatışmalar planlıyor. Rusya, Çin, İran ve Kuzey Kore gibi stratejik rakipler dezenformasyon yayarak veya kritik hedeflere siber saldırılar düzenleyerek kaostan yararlanmanın peşine düşebilirler. Hatta çaresiz durumdaki Trump, İran’ın Natanz’daki ana nükleer tesisinin uranyum zenginleştirmede kullanıldığı gerekçesiyle bu tesise yönelik – muhtemelen bir taktik nükleer başlıkla – saldırı emri vererek “ayakları baş yapmaya” çalışabilir.  Suudiler ve İsrail destek verecektir Sivil nüfusun kalabalık olduğu bir hedefe nükleer saldırı düzenleme emri, hukuki dayanağı olmadığı için ordu tarafından “kanun dışı” olduğu gerekçesiyle reddedilecektir; ancak yerleşim yeri olmayan bir bölgedeki askeri bir hedefe yapılacak bu türde bir saldırı, yol açacağı vahim jeopolitik sonuçlara karşın böyle bir itirazla karşılaşmayabilir. Dahası, Trump İran’a yapacağı bir saldırının hem Suudi Arabistan hem de İsrail tarafından üstü kapalı biçimde destekleneceğini biliyor.  İran’a yapılacak olası bir saldırı Başkan Yardımcısı Mike Pence’e, 25’inci maddeyi yürürlüğe koymak ve Trump’ı iktidardan almak için ihtiyaç duyduğu mazereti sağlayabilir. Trump’ı affedilme vaadiyle iktidardan almak, Pence için Trump’la değil de adeta şeytanla yapılmış bir anlaşma olacaktır.  Trump’ın planladığı özür anayasa toplantısında büyük ihtimalle kabul edilmeyeceğinden, başka yaratıcı çıkış yolları bulmak için etrafı kolaçan edeceğini öngörmek makul görünüyor. Öylece istifa edip Pence’in bir özür yayınlamasına izin veremez çünkü böyle bir durumda yenilgiyi kabullenmiş bir “kaybeden” gibi görünür (bu da Trump’ın egomanyak lügatindeki en ağır hakaret olur). Ancak başkan İran’a bir saldırı düzenlerse hem (affedilmiş) bir kahraman olabilir hem de tabanını koruyup hesap vermekten kaçabilir. Biden’lı dört yıl bile kurtaramayabilir Tüm bunlar kulağa “Roma yanarken keman çalan” Neron’un son günleri gibi geliyor çünkü durum gerçekten o günlere benziyor. Amerikan imparatorluğunun çöküşü son hız ilerliyor gibi görünüyor. ABD’nin politik, sosyal ve ekonomik açıdan ne denli bölünmüş bir ülke olduğu düşünülünce, Biden idaresindeki dört yıllık sağlam bir yönetim, verilen zararı tersine çevirmek için yeterli gelmeyebilir. Büyük olasılıkla, Cumhuriyetçiler tıpkı eski Başkan Barack Obama’ya yaptıkları gibi, yeni yönetimi sabote etmek için ellerinden geleni yapacaktır. Seçimlerden önce bile ABD ulusal güvenlik teşkilatları yurtiçi sağ görüşlü terörizmin ve şiddetin ABD için birincil yerli tehdit olmayı sürdüreceği uyarısını yapıyordu. Son dört yılda, beyazların üstünlüğünü savunan ağır silahlı milisler, Beyaz Saray’da bir müttefikleri bulunduğu gerçeği sayesinde görece uzak tutuldular. Dünyanın önünde uzun ve tehlikeli yol Ancak Trump’ın “kenara çekilme ve hazır bekleme” emri verdiği gruplar, o gidince başkanlığın ve Kongre’nin Demokratlar tarafından kontrol edilmesini öylece kabul etmeyecektir. Trump da Mar-a-Lago’daki konutundan bu çeteleri daha fazla uydurma, komplo teorisi ve seçim hilesi yalanıyla kışkırtmayı sürdürecektir. Dolayısıyla ABD önümüzdeki ay ve yıllarda politik ve jeopolitik istikrarsızlığın yeni merkez üssü olmaya yakın. Stratejik rakipler de asimetrik savaş ve çatışmalarla ABD’yi istikrarsızlaştırmaya çalışmayı sürdürecek. Dünyanın önünde uzun, tehlikeli ve zorlu bir yol var. © Project Syndicate, 2021.