Adam gözlük takıyordu. Murielle bunu görüyordu. Görmediği şey kameraydı.
Paris’te bilişim sektöründe çalışan 38 yaşındaki Murielle, bir iş arkadaşını cumartesi sabahı evine kahvaltıya davet etmişti. Adam yeni aldığı Meta gözlükleriyle geldi. Kahvaltı ettiler, sohbet ettiler, sonra dışarı çıkmaya karar verdiler. Murielle hazırlanmak için yatak odasına geçti, iş arkadaşı da peşinden geldi. Genç kadın onun yanında üstünü değiştirdi, iç çamaşırlarıyla kaldı.
O akşam telefonuna kahvaltı masasında çekilmiş bir fotoğrafı geldi: “Meta gözlüğümle çektim.”
Murielle o ana kadar fotoğrafının çekildiğini fark etmemişti. Sonra bütün sabahı zihninde yeniden yaşamaya başladı. “Peki beni başka ne zaman çekti?” İş arkadaşından fotoğrafları silmesini istedi. Adam reddetti.
Fransa’da giderek daha fazla insan aynı soruyla karşı karşıya kalıyor. Çünkü birkaç yıl önce teknoloji meraklılarına hitap eden akıllı gözlükler artık sıradan bir moda aksesuarına dönüşüyor. Ray-Ban ve Oakley çerçeveleriyle satılan Meta gözlükler kamera, mikrofon ve yapay zekâ asistanı taşıyor; telefon görüşmesi yapıyor, müzik dinletiyor, mesaj gönderiyor, fotoğraf ve video çekiyor.
Ama asıl fark başka: Telefonla birini çekmek için cihazı çıkarmak ve ona doğru çevirmek gerekiyor. Gözlük ise kullanan kişinin baktığı her şeyi görebiliyor.
Sokakta başlayan görüntü internette bitiyor
24 yaşındaki Séphora bunu Paris’te bir gece kulübünden çıkarken öğrendi. Arkadaşlarıyla yürürken gözlüklü bir adam yanlarına geldi, ısrarla Snapchat hesaplarını istedi ve genç kadınları kışkırtmaya çalıştı. Séphora adamı önemsemeden yoluna devam etti.
Bir hafta sonra arkadaşları ona Instagram’da yayımlanan bir video gönderdi. Kendisini ve arkadaşlarını gördü. Habersiz çekilmişlerdi. Video, kadınları sokakta kışkırtarak tepkilerini kaydeden bir hesabın içeriğiydi ve daha sonra 893 binin üzerinde izlendi.
Bir başka vakada ise Montpellier’de henüz 18 aylık bir çocuk, sokakta bir adamın kedisini severken akıllı gözlükle görüntülendi. Anne birkaç gün sonra kızının videosunu yüz binlerce takipçisi olan bir sosyal medya hesabında gördü. Aile, çocuklarının görüntüsünü internette hiç paylaşmamaya özellikle dikkat ediyordu. Anne yaşadığı duyguyu tek cümleyle anlattı: “Çocuğumun görüntüsü üzerindeki kontrolümü kaybediyorum.”
Libération Gazetesinin aktardığı başka tanıklıklar sorunun boyutunu daha da çarpıcı hale getiriyor. Kadınlar mağazalarda, liselerde, hatta jinekolog muayenesi sırasında akıllı gözlüklerle habersiz görüntülendiklerini anlatıyor.
Kamera artık kameraya benzemiyor
Sorunun büyümesinin bir nedeni de gözlüğün “başarısının” tam olarak görünmezliğinde yatması. Meta, Ray-Ban ile işbirliği yaparak teknolojik bir cihazdan çok sıradan ve şık bir gözlüğe benzeyen ürün yarattı. Akıllı gözlük pazarının yaklaşık 1,7 milyar euro büyüklüğünde olduğu ve 2025-2030 arasında yüzde 27,3 büyüyeceği tahmin ediliyor.
Üstelik yarış yeni başlıyor. Google, Snapchat ve diğer teknoloji devleri kendi modellerini geliştiriyor. Silikon Vadisi, akıllı gözlükleri cep telefonundan sonraki büyük teknolojik cihazlardan biri olarak görüyor. On yıl önce Google Glass başarısız olmuştu; insanların sürekli filme alınma fikrine alışık olmaması bunun nedenlerinden biri olarak gösteriliyordu. Bugün ise kameralar hayatımızın olağan bir parçası.
Fransa’nın kişisel verileri koruma kurumu CNIL uyarıyor: Akıllı gözlükleri normal gözlüklerden ayırt etmek zor ve telefonun aksine kamera, sahibinin baktığı her yeri kaydedebiliyor.
Meta gözlüklerinde kayıt başladığında beyaz bir ışık yanıyor. Ancak internette bu ışığın nasıl kapatılacağını anlatan videolar bile yayıldı. Bazı kullanıcılar kayıt yapıldığını gösteren LED ışığını sökerek ya da bozarak gizlice çekim yapmaya çalışınca, Meta buna karşı yeni bir önlem getirdi. Önce ışığın üzeri kapatıldığında, daha sonra da LED’in söküldüğü ya da bozulduğu tespit edildiğinde kameranın çalışmasını engelleyen önlemler geliştirdi.
Hukuk kamerayı yakalayabilecek mi?
Fransa’da özel bir alanda bir insanın görüntüsünü veya sesini rızası olmadan kaydetmek suç oluşturuyor: ceza bir yıl hapis ve 45 bin euroya kadar para cezasına çıkabiliyor. Görüntü internete konulduğunda mağdur önce platformdan kaldırılmasını isteyebiliyor, ardından CNIL’e başvurabiliyor ve adli yollara gidebiliyor.
Ancak sokakta durum daha karmaşık. Bir gösteride kalabalığı çekmekle belirli bir kişiyi hedef alıp görüntülemek aynı hukuki durumda değil. Üstelik mağdurun habersiz çekildiğini kanıtlaması gerekiyor. Yapay zekâ çağında ekran görüntülerinin bile kolayca değiştirilebilmesi, avukatlara göre delil sorununu daha da zorlaştırıyor.
Ve teknoloji şimdiden bir adım daha ileride. Harvardlı iki öğrenci Ray-Ban Meta gözlüklerini yüz tanıma sistemiyle birleştirerek karşılarına çıkan yabancıların kimliklerini ve internette bulunan kişisel bilgilerini saniyeler içinde bulabilen bir sistem geliştirdi.
Bugün tartışma bir gözlüğün gizlice fotoğraf çekip çekemeyeceği üzerinden yürütülüyor. Yarın ise karşımızdaki gözlüğün bizi yalnızca görüntüleyip görüntülemediğini değil, kim olduğumuzu anlayıp anlamadığını da merak etmek zorunda kalabiliriz.
Akıllı gözlükler belki gerçekten telefonun yerini alacak. Ama bunun bedeli, herkesin gözünde potansiyel bir kamera bulunduğu bir dünya olursa, teknoloji bize yeni bir soru bırakacak: Birinin bize baktığını mı, yoksa bizi kaydettiğini mi nasıl anlayacağız?