17 Temmuz 2026, Cuma
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
12.06.2026 07:47

“NATO, doğru gündemle Ankara’dan daha güçlü çıkar”

A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

7-8 Temmuz’da yapılacak NATO Ankara Zirvesi öncesinde, İttifak’ın üst düzey karar alma ve planlama mekanizmalarında uzun yıllar danışmanlık yapmış Hasan Aygün’le; Trump’ın Ankara’ya gelme ihtimalini, zirvenin siyasi önemini, tarafların beklentilerini ve NATO’daki yeni yapılandırmada ABDYunanistan-Kıbrıs hattının rolünü konuştuk


NATO zirvelerinin içinden gelmiş biri olarak önce bu konuya değinelim isterim. Zirveler, devlet ve hükümet başkanları düzeyinde yapılır ve söz konusu ittifaka yeni politikalar sunmak, yeni girişimler başlatmak, kimi zaman yeni üyeler davet etmek amacını taşır. NATO Zirveleri ise, örneğin dönemleri belli AB zirvelerinden farklıdır…

NATO’da zirveler düzenli toplantılar değil, ittifakın en üst düzeydeki karar alma sürecinde önemli dönüm noktalarıdır. NATO zirvesi, NATO’nun dışişleri ve savunma Bakan toplantıları gibi üzerinde mutabakata varılmış hususların yürütme makamı olarak hizmet veren düzenli toplantılardan da çok farklıdır. Devlet ve hükümet başkanları, ittifak faaliyetlerini değerlendirmek ve stratejik yönlendirme sağlamak için bir araya gelir zirvede. Yani AB dönem başkanlığı sonunda otomatik olarak yapılanlardan farklıdır. Tabii bir de özel durumlar, gelişmeler ve tehlikeler karşısında olağanüstü zirveler vardır. İlk zirvesini 1957’de yapan NATO, 1974’ten itibaren daha sık toplanıyor. Bugüne dek 15 ülke zirveye ev sahipliği için gönüllü oldu. Yunanistan, Bulgaristan gibi ülkeler hiç gönüllü olmadı. Ama bu küçük ülkelerde yapılmaz anlamına gelmez. Mesela 2027’de zirveye Arnavutluk talip oldu.

Zirveye nasıl aday olunuyor, nasıl karar veriliyor, kim başkanlık ediyor, masrafları kim karşılıyor?

Nerede olursa olsun zirveye her zaman NATO sekreteryası başkanlık eder. Toplantı kararı ad-hoc ya da bir ülkenin peşin olarak ev sahipliği talebiyle kararlaştırılır. Talep ülkelerden, kendisini ilgilendiren özel bir konu varsa gelir. Ya da dünya gündeminde yeralma arzusundayla zirveye gönüllü olunur.
Masraflara gelince, ev sahipleri mekan ve diğer toplantı hizmetlerini sunar. Üye ülkeler zirve masraflarını kendileri karşılarlar.

NATO'nun en üst düzey siyasi mekanizmalarında çalışmış biri olarak, “2026 başarılı bir zirveydi” denmesi için ne gerekir?

Trump açısından başarı; mevcut huzursuzluk havasının sonlandırılması, taleplerine Avrupalıların verecekleri cevaplara ve bunların ABD kamuoyuna bir zafer olarak sunulabilecek somutlukta olmalarına bağlı.

Bu zirve Trump için önemli çünkü NATO müttefiklerini İran'a karşı savaşa katılma isteksizlikleri nedeniyle eleştirdiğini ve ittifakın ABD için değerini sorguladığı malum. İspanya gibi bazı Avrupalı müttefikleri cezalandırma yollarını değerlendirmeye dahi başladı.

Zirvede atılabilecek somut adımlar neler olabilir?

Geçen yılki Lahey zirvesinde Trump, müttefikleri 2030 yılına kadar gayri safi yurtiçi hasılalarının (GSYİH) yüzde 5'ini savunma ve yüzde 1.5’ini savunmayla ilgili harcamalara ayırmaya çağırmıştı. NATO, Ankara'da doğru bir gündemle ittifakı daha güçlü kılabilir. Doğru gündemden kastım, ittifakla ilgili ABD endişelerinden en acil olanlardan birkaçını ele alan bir gündem oluşturabilmesi.

Tabii en önemli gündem maddesi, yüzde 5 harcama kararıdır. Sadece bu taahhüdle dahi, zirve başarılı sayılır.

% 5 savunma harcamaları ve ABD’nin tedarikçi rolü

Geçen yaz müttefikler arasında GSYİH'nin yüzde 5'ine denk gelen bir miktarı savunmaya harcama konusunda varılan anlaşma emsal teşkil ediyordu. Bu yıl Ankara'da yapılacak NATO Zirvesi, bu taahhüdün uygulanmasına odaklanmalıdır.

ABD için kendisinden askeri teçhizat alımı önem taşıyor. Trump seçildiğinden bu yana:

  • Polonya, çok sayıda AH-64 Apache helikopteri almayı taahhüt etti,
  • Romanya, F-35 savaş uçakları satın alıyor,
  • Danimarka, P-8 deniz devriye uçağı satın alacak,
  • Almanya, Norveç, Hollanda, Belçika, Estonya ve Finlandiya füze satın alacak.

Siyasi konularda gündemin en önemli başlıkları neler olabilir?

Avrupalı üyeler, şimdiye dek İran konusunda ABD taleplerine destek vermediler; İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki kontrolüne karşı müttefikler müdahale etme yönündeki çağrıları duymazlıktan geldiler. ABD’nin Grönland'ı kontrolü konusuna karşılık Avrupalı liderler, Ankara zirvesinde Grönland konusunda yapıcı çözümler sunabilir.

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Davos'ta Grönland için bir formül önermişti. Bu çerçevede NATO’nun Kuzey Kutbu'ndaki konumunu güçlendirmek amacıyla Deniz ve Hava devriyeleri ile soğuk iklim tatbikatlarını içeren ‘Arctic Sentry’ gücü kuruldu. Zirve, NATO şemsiyesi altında Grönland merkezli birlik konuşlandırmaları, eğitim tatbikatları ve Arktik yeteneklere yatırımlar için somut planlar açıklayabilir.

İran ve Hürmüz Boğazının kontrolü konusunda; Birleşik Krallık ve Fransa, Hürmüz Boğazı’nda uluslararası denizciliği korumak için çok uluslu bir plan önerisi getirmişti. Müttefikler Ankara’da, Hürmüz Boğazı'ndan trafiğe eşlik eden deniz güvenliği girişimlerini, Somali Okyanus Kalkanı Operasyonu benzeri, NATO liderliğindeki uzun vadeli bir operasyona devretmeyi gündeme getirebilirler.

Yeni bir NATO Savunma Planı’ndan söz ediliyor..

Evet müttefiklerin savaş zamanı üstlenecekleri yeni rol ve sorumlulukları belirleyecek yeni Savunma Planı, İttifakın "sağlıksız bir karşılıklı bağımlılıktan sağlıklı bir ortaklığa" doğru değişimi. ABD ve Avrupa arasında dengeli bir sorumluluk paylaşımını tesis etmek ve Avrupa’da ihtiyaç duyulan ABD kapasitesi için "NATO Değişim Planlama Grubu" oluşturmak gerekiyor. Bu süreç başlatıldı.

Bu yeni durum Avrupa’ya daha fazla rol ve sorumluluk veriyor sanki…

Yeni, dengelenmiş savunma duruşunun tam olarak uygulanması sürecinde Avrupa’nın istediği gibi, ABD'nin yaptığı birçok katkı, stratejik nakliye, füze savunması, havadan yakıt ikmali, istihbarat ve uydu teknolojisi gibi destekler devam etmeli, hatta bazıları kalıcı olmalıdır. Diğer konu, ABD Avrupa'da konuşlandırılmış, 80 bini aşan birliklerinin bir kısmını geri çekmeyi planlamakta Sadece Almanya’da 36 bin asker konuşlu! Bu, azaltma titizlikle yapılmaz ve kritik boşluklar doğarsa NATO caydırıcılığını önemli ölçüde yitirebilir.

Çalışmalar başladı dediniz. Nasıl bir plan izlenecek ?

NATO'nun planlama süreci fazla bürokratiktir. Bu nedenle NATO bir Geçiş Planlama Grubu kurmalı. Grup, önceliklere, neler ABD’de kalacak, neler Avrupa’da kimin liderliğine geçecek gibi konulara öncelik verecek. Ayrıca Avrupa savunma sanayilerinin uyum sağlama süreci planlanmalı. Tabii ABD’yı Avrupa'nın kendisinden tedarik ettiği savunma deceği ABD’den savunma kalemleri son derece ilgilendiriyor. Detaylar çok ancak NATO komuta yapısı nasıl ayarlanacak hususu en önemlisi.

Trump bu girişimi, kendisinin ve Rutte'nin ittifakı yeniden dengeleme hedefine doğru atılmış bir adım olarak görmeli. Avrupa ile Grönland ve İran konularında görüş ayrılığına düştü diye, ittifakta değiller gibi görmemeli, aksine yakınlaşmalı.

“Türkiye’nin konumunda değişiklik yok”

Bu yeni rol dağılımında kimler öne çıkıyor ? Türkiye’nin konumunda değişiklik var mı ?

NATO'nun yeni savunma pozisyonu ittifakı, geçici takviyelerden vazgeçip, önceden tanımlanmış, çok kolordulu savaşa doğru kaydırıyor. Rusya'dan kaynaklanan tehditlerin etkisiyle NATO, kuzeydoğu kanadını ayrı kolordu sektörlerine bölüyor, Entegre Hava ve Füze Savunması’nı (IAMD) güçlendiriyor ve transatlantik yükü paylaşımını yeniden düzenleyerek Avrupalı ​​müttefikleri konvansiyonel savunmada birincil sorumluluğu üstlenmeye yönlendiriyor.

Temel stratejik güncellemeler şöyle:

  • Baltık Komutanlığı’nın yeniden yapılanması: NATO, doğu kanadının savunmasını iki ayrı kolordu sektörüne sorumluluk bölerek yeniden organize etti. 1. Alman-Hollanda Kolordusu (1GNC) Estonya ve Letonya'yı yönetirken, Çok Uluslu Kuzeydoğu Kolordusu (MNC-NE) Litvanya ve kuzey Polonya'yı kapsayarak karar alma süreçlerini ve hızlı takviyeyi hızlandırıyor.
  • Entegre Hava ve Füze Savunması (IAMD): Artan füze ve insansız hava aracı tehditlerine yanıt olarak NATO, Balistik Füze Savunması (BFD) konuşlandırma şeklini önemli ölçüde genişletiyor ve doğu kanadına modern hava savunma sistemleri yerleştiren bir rotasyon modeli oluşturuyor.
  • Kuvvet dağılımı ve yük paylaşımı: Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa'nın birincil konvansiyonel savunmayı üstlendiği bir modele geçiş yapıyor. Yani artık Avrupa'nın doğrudan jandarmalığı duruşundan vazgeçiyor. Bu da Almanya'daki ABD birliklerinin azaltılmasına ve daha az rotasyonel kuvvetin görevlendirilmesi anlamına geliyor. Bunu dengelemek ise2035 yılına kadar çok daha yoğun yatırım anlamına geliyor. (GSYİH'nin yüzde 5'i oranında güncellenmiş bir savunma yatırımı taahhüdü.)
  • İleri konuşlandırmalar: İttifak, Finlandiya İleri Kara Kuvvetleri'ni tamamladı ve İsveç Muharebe Grubu'nu yeni kurulan, hızlı tepki veren savunma mimarisine tamamen entegre etti.

Güneydoğu cephesinde ise ABD'nin Yunanistan'da yeni konuşlandırmaları, Kıbrıs'taki İngiliz üslerine yaptığı kaydırmalar mevcut. Türkiye için yeni herhangi bir rol henüz konuşulmuyor.

Trump’ın Ankara NATO zirvesine katılması

Zirve Beyaz Saray ile ittifak arasında yüksek gerilim yaşanan bir döneme denk geliyor. Trump gelecek mi, bir sürpriz olabilir mi?

Dışişleri Bakanı Marco Rubio katılımı teyit etti. Ankara Mariott Otel’de, ABD Büyükelçiliği rezervasyon yaptı. Ancak Trump’ın her zaman bir sürpriz yapması beklenebilir. İran’la çatışmaların büyümesi, ufak bir ihtimal de olsa İran’ın füze saldırısı tehdidi, güvenlik bakımından soru işaretleri yaratabilir.

Öte yandan süregelen gerilimler çerçevesinde, Trump, ABD çabalarını desteklemekteki "isteksizlikleri" nedeniyle ittifakakı "kağıttan kaplan" olarak nitelendirmiş, hatta ABD'yi ittifaktan çekmeyi düşünebileceğini ima etmişti,

Ankara zirvesi Trump’ın mesajlarını kuvvetle ve bizzat vermesi önemli bir fırsat olacak.

F-35 krizi ve ilişkilerin genel durumu

Nisan 2026’dan bu yana ABD, Türkiye'nin F-35 programına yeniden katılımını değerlendiriyor. Sizce gelinen noktada böyle bir ihtimal hala var mı?

Aldığımız haberlere göre Türkiye, F-35 sistemine yeniden katılmak için, ABD istediği gibi Rus yapımı S-400 sistemlerini kaldırmayı veya işlevsiz hale getirmeyi düşünüyor. Bu ilişkileri düzeltmek için önemli bir adım. Nitekim, ABD Büyükelçisi Tom Barrack, Türkiye'nin Rus S-400 hava savunma sistemiyle ilgili sorunları çözmesi halinde (muhtemelen altı ay içinde) bu konuyu yeniden değerlendireceğine işaret etmişti. Ancak Amerikan Kongresi’nde önde gelen Senatörler, Kasım 2026 seçimlerine aylar kala Yahudi ve Yunan lobilerini karşılarına almaya yanaşmayacak ve büyük ihtimalle Yürütmenin bu yönde alacağı bir kararı veto edebilecektir.

İkinci boyut “Bölgesel Engeller”: İsrail, gergin ilişkiler nedeniyle Türkiye'nin F-35'i edinmesi konusundaki ciddi endişelerini dile getirdi.

Ancak, S400'ler Türkiye'nin F-35 alamamasının asıl sebebi değildir. Bunun temel nedeni, 2000'ler ve 2010'lar boyunca Türkiye'nin ABD karşısındaki konumunda yaşanan değişimdir. "Sadık müttefik", yani vasal devlet konumundan çıkış ve "sorunlu ortak" yani yarı bağımsız konumuna geçiş sürecinde Amerika açısından, S-400 alımı, bardağı taşıran son damla olarak geçerli bir bahane sunmuştur.

Nitekim ABD, silah envanterinde S-400 bulunan Hindistan’a F-35 uçakları satmayı teklif etmiş ve Delhi hava gösterilerinde F-35ler gösteri uçuşları yapmıştır. Ancak Hindistan, ABD’nin bu uçakların software yapılanmasını tekelinde tutması nedeniyle kendi bağımsız sistemlerini kullanmayı tercih edeceklerini ve ABD’den uçak almayacaklarını açıklamışlardır. Türkiye için de alternatif, F-16lar, Eurofighter Typhoon savaş uçaklarının tedariği ve kendi KAAN 5. nesil savaş uçağını geliştirmeye odaklanmak, ki öyle de yapıyor. 2022'den bu yana Ukrayna'yı güçlendirme çabalarının artmasıyla birlikte, Kongre, lobilere ragmen, Türkiye'ye yükseltilmiş F-16 savaş uçakları veya gelişmiş mühimmat satışlarının ilerlemesini engellemedi.

“F-35’in anahtarı güvendir”

“Sorunlu Ortak” ile hem yakın işbirliği hem belirgin ayrılıklar söz konusu. En ivedi sorunlar hangileri?


İyimserlik ifade edenler olsa da Türkiye'nin F-35’e yeniden katılması, lobileri yenme, Kongre yaptırımlarını aşma ve güvensizliği ortadan kaldırmayı gerektiriyor.

F35 anlaşmalarının anahtarı güvendir. Uçağın özel teknolojilerinin sadece müttefikler arasında gizli kalacağına dair güven. Pentagon Türkiye'ye belli bir noktaya kadar güveniyor.

Türkiye bugün Suriye'deki en etkili yabancı güç olabilir; hem Türkiye, hem Suriye'nin geçici hükümeti Kürt özerkliğine karşı çıkıyor. Türkiye’yi kısa dönemde sıkıştıracak konular arasında ABD’nin Suriye’deki Kürtlere özerklik benzeri bir statü kazandırılmasının önünü açması beklentisi var.

İsrail İbrahim Anlaşmasınıda belli ki bastırıyor

Diğer sorunlu başlık, Türkiye-İsrail arasında mevcut retorik ve gerginliğin ortadan kaldırılması. Yahudi lobisi Kongre’de Türkiye’yi açıkça hedef alıyor. Ankara’da ikili görüşmelerde masaya bir belge imzalanması talebi konulabilir ki bu ihtimali Ankara Yönetimi nasıl yönetir henüz bilinmeyen ağır bir sorun.
Ayrıca, Türkiye'deki iç meseleler ABD-Türkiye ilişkilerinin seyrini doğal olarak etkiliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP’nin 2025 yılından bu yana CHP’ye karşı uyguladığı politika, İmamoğlu'nun hapsedilmesi, yıllık %30'un üzerinde seyreden resmi enflasyon da dahil olmak üzere ekonomik zorluklar Türkiye’ye güveni azaltıyor.

İkili görüşmelerde söz konusu belge İbrahim Anlaşmaları mı?

Evet, imzala sonra görüşelim diye ön koşul olarak bile gelebilir.

Hasan Aygün kimdir?

Dışişleri Bakanlığı’nda 22 yıl görev yaptıktan sonra NATO’nun Lizbon ve Napoli’deki müttefik müşterek kuvvet komutanlıklarında komutan siyasi başdanışmanı ve uluslararası siyasi ilişkiler direktörü olarak görev aldı. NATO’nun Kosova, Bosna-Hersek ve Akdeniz’deki operasyonlarının siyasi planlamasında rol oynadı. Bosna ve Dağlık Karabağ barış süreçlerinde Türkiye’yi temsil etti.

* Bu haber/yazı ve resimlerin eser sahipliğinden doğan tüm hakları Haftalık Yayıncılık Anonim Şirketi’ne ait olup işbu yazı/haber ve resimlerin, kaynak gösterilmeksizin kısmen/tamamen izin alınmaksızın yeniden yayımlanması yasaktır. Haftalık Yayıncılık Anonim Şirketi’nin, 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 24. maddesinden doğan her türlü hakkı saklıdır.

Nurdan Bernard
Nurdan Bernard