13 Temmuz 2026, Pazartesi
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 13.07.2026 11:02 | Son Güncelleme: 13.07.2026 11:54

Bilim dünyasının yeni odağı: "Altıncı his" ruh sağlığını etkiliyor olabilir

Araştırmalar, insanların yalnızca beş duyudan ibaret olmadığını, "interosepsiyon" adı verilen ve vücudun iç sinyallerini algılamayı sağlayan bir "altıncı duyuya" sahip olduğunu gösteriyor
Bilim dünyasının yeni odağı: "Altıncı his" ruh sağlığını etkiliyor olabilir
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

İnsanların geleneksel olarak görme, işitme, dokunma, tat alma ve koku alma olmak üzere beş duyusu olduğu kabul ediliyor. Ancak son yıllarda yapılan araştırmalar, "interosepsiyon" adı verilen ve vücudun kendi iç işleyişini algılamasını sağlayan başka bir duyunun da insan sağlığında kritik rol oynadığını ortaya koyuyor.

Bilim insanları, bu "altıncı duyu"nun yalnızca açlık, susuzluk veya nefes alma gibi temel biyolojik ihtiyaçları düzenlemekle kalmadığını; kaygı bozukluğu, depresyon, travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) ve anoreksiya gibi birçok ruh sağlığı sorunuyla da yakından ilişkili olabileceğini belirtiyor.

Vücudun kendi iç sesini dinlemesi

İnterosepsiyon, kalp atışları, solunum, açlık, susuzluk, kas gerginliği ve vücut sıcaklığı gibi dışarıdan fark edilmeyen iç sinyallerin beyin tarafından algılanıp yorumlanmasını ifade ediyor.

Londra Royal Holloway Üniversitesi'nden psikolog Jennifer Murphy ile University College London'dan Freya Prentice'e göre bu sistem, vücudun dengesini korumasında temel bir rol üstleniyor. Örneğin susadığımızda su içme isteği duymamız, aşırı ısındığımızda üzerimizdeki kıyafeti çıkarmamız ya da nefesimizin hızlandığını fark etmemiz bu sistem sayesinde gerçekleşiyor.

Araştırmacılar, çoğu insanın bilinçli olarak fark etmediği bu duyunun, organizmanın sağlıklı çalışmasını sağlayan temel mekanizmalardan biri olduğunu belirtiyor.

Ruh sağlığıyla bağlantısı araştırılıyor

Bilim insanları son yıllarda interosepsiyonun yalnızca fiziksel ihtiyaçları düzenlemediğini, aynı zamanda beynin çevresindeki durumları "güvenli" ya da "tehlikeli" olarak değerlendirmesinde de etkili olabileceğini düşünüyor. Bu sürecin bozulmasının çeşitli psikiyatrik hastalıklara katkıda bulunabileceği değerlendiriliyor.

Örneğin kaygı bozukluğu yaşayan bir kişi, sosyal bir ortamdayken kalp atışlarının hızlanmasını aşırı derecede fark edebilir. Bu bedensel sinyalleri tehdit olarak yorumlaması, kaygının daha da artmasına neden olabilir.

Araştırmacılar, kas gerginliği, nefes alma düzeni ve kalp ritmi gibi sinyallerin doğru yorumlanmasının ruhsal denge açısından önemli olduğunu ifade ediyor.

Kadın ve erkeklerde farklı işliyor olabilir

Murphy ve Prentice'in 2022 yılında yayımladığı ve 93 farklı araştırmayı inceleyen analiz, interosepsiyon becerisinin kadınlar ve erkekler arasında farklılık gösterebildiğini ortaya koydu.

Özellikle kalp atışlarını algılamaya yönelik testlerde kadınların ortalama doğruluk oranının erkeklerden daha düşük olduğu belirlendi.

Araştırmacılar bunun, ergenlik döneminden sonra kadınlarda kaygı bozukluğu ve depresyonun daha sık görülmesini kısmen açıklayabileceğini öne sürüyor. Ancak bu ilişkinin oldukça karmaşık olduğu ve kesin neden-sonuç bağlantısının henüz kurulamadığı vurgulanıyor.

Açlık hissi ruh halini de etkiliyor

Bu yıl eBioMedicine dergisinde yayımlanan başka bir araştırmada ise açlık hissi ile ruh hali arasındaki ilişki incelendi.

Almanya'daki Tübingen Üniversitesi'nden psikolog Nils Kroemer'in yürüttüğü çalışmaya göre, interosepsiyon becerisi güçlü olan kişiler açlık hissetmelerine rağmen ruh hallerini daha dengeli koruyabiliyor. Araştırmacılar bunun, bu kişilerin daha az acıktığı anlamına gelmediğini, yalnızca bedenlerinden gelen sinyalleri daha doğru yorumlayabildiklerini belirtiyor.

Anoreksiya hastalarında dikkat çekici bulgular

İnterosepsiyonun önemine ilişkin en dikkat çekici araştırmalardan biri ise UCLA'da anoreksiya nervoza hastaları üzerinde yürütüldü.

Bilim insanları uzun süredir anoreksiya hastalarının açlık sinyallerini doğru algılayamadığını düşünüyordu. Bu hipotezi test etmek amacıyla araştırmacılar, mide içinde titreşim oluşturan yutulabilir özel bir kapsül kullandı. Sonuçlar, anoreksiya hastalarının gerçekten de mide kaynaklı sinyalleri algılamakta zorlandığını gösterdi. Üstelik bu durum, hastalar yeniden kilo aldıktan sonra da devam etti.

Araştırmanın kıdemli yazarı ve UCLA nörobilimcisi Sahib Khalsa'ya göre anoreksiya hastaları yalnızca açlık hissini görmezden gelmiyor.

Khalsa, sinir sistemlerinin bağırsaktan gelen sinyalleri farklı işlediğini, bu nedenle bu sinyalleri fark etmenin, onlara güvenmenin ve onlardan öğrenmenin daha zor hale geldiğini belirtiyor. Bu durumun belirtilerin uzun süre devam etmesine katkı sağlayabileceği ifade ediliyor.

Bilim dünyasında görüş birliği yok

Her ne kadar interosepsiyon üzerine yapılan çalışmalar hızla artsa da kavramın kendisi hâlâ tartışmalı.

2024 yılında Frontiers in Psychology dergisinde yayımlanan bir görüş yazısında, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nden (MIT) bilişsel bilimci Felix Schoeller ve çalışma arkadaşları "İnterosepsiyon diye bir şey yoktur" başlığını kullandı.

Araştırmacılar bu başlığın dikkat çekmek amacıyla seçildiğini belirtirken, asıl eleştirilerinin farklı biyolojik ve zihinsel süreçlerin tek bir kavram altında toplanmasına yönelik olduğunu ifade etti. Onlara göre "interosepsiyon" çok sayıda farklı mekanizmayı kapsayan geniş bir şemsiye kavram haline gelmiş durumda ve bu durum bilimsel değerlendirmeleri zorlaştırıyor. Öte yandan Londra Üniversitesi'nden Barry Smith ise insanların yalnızca altı değil, toplam 33 farklı duyuya sahip olabileceğini savunuyor.

Yeni tedavilerin kapısını aralayabilir

Araştırmacılar, interosepsiyonun nasıl çalıştığının daha iyi anlaşılmasının gelecekte ruh sağlığı alanında yeni tedavi yöntemlerinin geliştirilmesine katkı sağlayabileceğini düşünüyor.

Her ne kadar kavramın kapsamı ve tanımı konusunda bilimsel tartışmalar sürse de uzmanlar, insanların bedenlerinden gelen sinyallerin psikolojik sağlık üzerindeki etkisinin bugüne kadar sanılandan çok daha büyük olduğu konusunda giderek daha fazla fikir birliğine varıyor.

Kaynak: Gazete Oksijen