Denizlerde yaşayan ve boyutları oldukça küçük olan Turritopsis dohrnii, yaşam döngüsünü geriye sarabilme özelliğiyle bilim insanlarının ilgisini çekiyor. Halk arasında “ölümsüz denizanası” olarak bilinen tür, olumsuz koşullarla karşılaştığında yetişkin formundan daha erken bir yaşam evresine dönebiliyor. Bu süreçte hücrelerden oluşan bir kist benzeri yapı meydana geliyor. Bir ila üç gün içinde bu yapıdan polipler oluşuyor ve zamanla yeni denizanaları gelişiyor.
Texas A&M Üniversitesi Galveston kampüsünden deniz biyoloğu Maria Miglietta, türün bu özelliğinin hücrelerin farklılaşma biçimini değiştirebilmesinden kaynaklandığını belirtiyor. Normalde belirli bir görevi üstlenen yetişkin hücreler, yeniden daha az özelleşmiş bir duruma geçebiliyor ve başka hücre türlerine dönüşebiliyor. Transdiferansiyasyonolarak adlandırılan bu süreç, denizanasının yaşam döngüsünü yeniden başlatmasını sağlıyor.
Türün bu özelliği ilk kez 1992'de, laboratuvarda tutulan denizanalarının hafta sonu boyunca beslenmemesinin ardından yeni poliplerin ortaya çıkmasıyla fark edildi. İtalya'daki Salento Üniversitesi'nden biyolog Stefano Piraino, daha sonra bu dönüşümün nasıl gerçekleştiğini araştırmaya başladı.
Genetik mekanizmalar araştırılıyor
Bilim insanları, denizanasının hücrelerini yeniden genç bir duruma taşıyan genetik ve moleküler süreçleri anlamaya çalışıyor. Johns Hopkins Üniversitesi'nde görev yapan çocuk onkoloğu ve bilim insanı Michael Koldobskiy'ye göre, bu mekanizmaların insanlarda da benzer karşılıkları varsa hücre ve dokuların daha genç bir duruma yönlendirilmesi mümkün olabilir.
Böyle bir gelişme, yaraların iyileşmesini hızlandırmanın yanı sıra inme ve kalp krizi sonrasında hasar gören dokuların onarılması için yeni araştırma alanları açabilir. Bilim insanları ayrıca yaşa bağlı görme kaybı ve Alzheimer hastalığı gibi nörodejeneratif hastalıklarda ortaya çıkan hasarların geri çevrilip çevrilemeyeceğini araştırıyor. Ancak bu hedefler henüz deneysel araştırma aşamasında; insanlarda uygulanabilecek bir tedavinin geliştirilmesi için uzun bir yol bulunuyor.
2022'de yayımlanan bir araştırmada, Turritopsis dohrnii ile yakın akraba olan ancak yaşam döngüsünü yeniden başlatma özelliği bilinmeyen başka bir türün genleri karşılaştırıldı. Araştırmacılar, ölümsüz denizanasında DNA hasarını onarmaya yardımcı olan proteinleri üreten genlerin daha fazla kopyasını belirledi. DNA'nın uçlarını koruyan ve telomer adı verilen yapıların korunmasıyla ilişkili genlerde de benzer bir farklılık saptandı.
Telomerler normalde yaş ilerledikçe kısalıyor ve genetik materyalin hasara karşı korunmasını zorlaştırabiliyor. Denizanasında DNA onarımı ve telomerlerin korunmasıyla ilişkili mekanizmaların gelişmiş olması, türün kendini yenileme kapasitesini açıklayan etkenlerden biri olabilir.
Miglietta ve çalışma arkadaşları da denizanasının yaşam döngüsünün farklı evrelerinde hangi genlerin etkinleştiğini inceliyor. 2019 ve 2021'deki araştırmalarında DNA onarımı ve telomerlerin korunmasıyla ilişkili genlerin yanı sıra işlevleri henüz bilinmeyen bazı genlerin de etkinliğinin arttığını belirlediler. Ön araştırmalar, denizanasının kendini yenilediği evrede etkinleşen bazı genlerle insanlarda uzun yaşamla ilişkilendirilen genler arasında örtüşmeler olabileceğine işaret ediyor.
Ölümsüzlük, ölümden kaçmak anlamına gelmiyor
Araştırmacılar, memeli hücrelerinde gençleşmeye benzer süreçlerin bazı koşullarda tetiklenebildiğini, ancak bunların insan dokularında uygulanmasının güç olduğunu belirtiyor. Denizanasının biyolojisinin anlaşılması, hücrelerin yenilenmesini sağlayan mekanizmaların daha ayrıntılı incelenmesine katkıda bulunabilir.
Bununla birlikte, türün gerçekten sonsuza kadar yaşayabildiği söylenemiyor. Miglietta'nın laboratuvarındaki bazı denizanalarının yaşam döngüsünü yeniden başlatamadığı gözleniyor. Kendini yenileyebilen bireylerin de yaşlanmaya bağlı ölümden önce bu süreci kaç kez tekrarlayabileceği bilinmiyor.
Ayrıca türün doğada avcılar, besin kaynaklarındaki dalgalanmalar ve deniz yosunlarının kolonileri kaplaması gibi tehditlerle karşı karşıya olduğu belirtiliyor. İspanya Deniz Bilimleri Enstitüsü'nden Maria Pascual-Torner'a göre, denizanasının kendini yenileme yeteneği onu çevresel koşullara karşı savunmasız olmaktan kurtarmıyor. Tür, yaşlanmanın bazı biyolojik süreçlerinin geri çevrilebileceğini gösterse de ölümden bütünüyle kaçabildiğini kanıtlamıyor.

