19 Mayıs 2026, Salı
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 19.05.2026 08:52 | Son Güncelleme: 19.05.2026 09:10

Dünyanın ilk gökbilimcilerinin binlerce yıllık mirası tehdit altında

Avustralya’nın yerli halkları dünyanın ilk gökbilimcileri arasında gösteriliyor ancak binlerce yıllık kültürel miras ışık kirliliği nedeniyle tehdit altında
Dünyanın ilk gökbilimcilerinin binlerce yıllık mirası tehdit altında
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Avustralya’daki yerli topluluklar için binlerce yıldır yön bulma, hava tahmini yapma ve kültürel bilgiyi kuşaktan kuşağa aktarma aracı olan gece gökyüzü, artan ışık kirliliği nedeniyle görünmez hale geliyor. Uzmanlar, yapay aydınlatmanın yalnızca yıldızları değil, yerli halkların kadim bilgi sistemlerini ve ekosistemi de tehdit ettiği uyarısında bulunuyor.

The Conversation'da yayımlanan makaleye göre, Yerli Avustralyalılar için takımyıldızlar yalnızca göksel oluşumlar değil, günlük yaşamı şekillendiren rehberler niteliğinde. Örneğin Pollux yıldızıyla ilişkilendirilen Wangel (uzun boyunlu kaplumbağa) takımyıldızı, bazı topluluklar için seyahat ve tören dönemlerinin işareti olarak kabul ediliyordu. Antares yıldızına dayanan Djurt (kırmızı kuyruklu papağan) ise yiyecek kaynaklarının bol olduğu alanları gösteriyordu.

Sürdürülebilir yaşam kuralları

Gökyüzü, yalnızca yön bulma değil, doğayla uyumlu yaşam kurallarının belirlenmesinde de önemli rol oynuyordu. Murray morinasını simgeleyen Otchocut takımyıldızının görünmesi, balıkların üreme dönemine girildiğini gösterdiği için avlanmanın durdurulması anlamına geliyordu. Benzer şekilde kırmızı kuyruklu papağan takımyıldızının belirmesi, kuşların üreme mevsiminde olduğunu işaret ediyor ve avlanmaktan kaçınılıyordu.

Yerli bilgi sisteminde yıldızlar hava olaylarını öngörmek için de kullanılıyordu. Mavi tonlarda parlayan ve titreşen yıldızlar yaklaşan bir fırtınanın habercisi sayılırken, hızlı titreşen yıldız kümeleri kuvvetli rüzgârlara işaret edebiliyordu.

Kültürel güzergahlar

Bu göksel işaretler, “songline” ya da “düş zamanı yolları” olarak bilinen kültürel rota ağlarıyla da bağlantılı. Bu güzergâhlar, kutsal alanları birbirine bağlamanın yanı sıra su kaynakları ve yiyecek bulunabilecek noktaları gösteriyor. “Yedi Kız Kardeş” anlatısı bunun en bilinen örneklerinden biri. Orta Avustralya’daki bazı topluluklar için bu yıldız kümesi, yeryüzündeki su kaynaklarının konumunu gösteren bir harita işlevi görüyor.

Binlerce yıllık bilgi birikimi risk altında

Ancak kentleşmenin yaygınlaşmasıyla birlikte sokak lambaları, bina ışıkları ve diğer yapay aydınlatmalar gece gökyüzünü görünmez hale getiriyor. Uzmanlara göre bu durum, yalnızca kültürel belleği değil, bu bilginin yeni nesillere aktarımını da sekteye uğratıyor.

Işık kirliliğinin etkileri bununla da sınırlı değil. Barapa Barapa kültüründe sembolik öneme sahip mikroyarasalar ve gece kuşları gibi gececil hayvanlar da yapay ışıktan zarar görüyor. Araştırmalar, ışık kirliliğinin birçok türün davranış, büyüme ve üreme döngüsünü bozabildiğini; deniz kuşlarının yön bulmasını zorlaştırdığını ve bazı balık türlerinin gelişimini olumsuz etkilediğini ortaya koyuyor.

Uzmanlar, yapay aydınlatmanın insan sağlığı açısından da risk oluşturabileceğine dikkat çekiyor. Özellikle LED ışıklar ve ekranlardan yayılan ışığın uyku bozuklukları, ruh hali sorunları ve bazı kalp-damar rahatsızlıklarıyla bağlantılı olabileceği ifade ediliyor.

Ne yapılabilir?

Bilim insanlarına göre çözüm için hem bireysel alışkanlıkların değişmesi hem de daha güçlü kamu politikalarının devreye girmesi gerekiyor.

Kullanılmadığında dış mekan ışıklarının kapatılması, daha düşük parlaklıkta ve sıcak tonlu ampullerin tercih edilmesi, ışığın yalnızca gerekli alanlara yönlendirilmesini sağlayan aydınlatma tasarımlarının kullanılması ve gece iç mekân ışığının dışarı sızmasını önlemek için perde ya da panjurların kapatılması bu önlemler arasında yer alıyor. Noel gibi kutlama dönemlerinde dış mekân ışık süslemeleri yerine gündüz dekorasyonlarının tercih edilmesi de öneriliyor.

Uzmanlar, bireysel önlemlerin yanı sıra daha güçlü kamu politikalarına da ihtiyaç olduğunu vurguluyor. Avustralya’da ışık kirliliğine ilişkin ulusal bir düzenleme bulunmazken, Fransa gibi bazı ülkelerde aydınlatma kullanımına yönelik kurallar sayesinde ışık kirliliğinin önemli ölçüde azaltıldığı belirtiliyor.

Bilim insanlarına göre daha sıkı düzenlemeler ve günlük hayatta yapılacak küçük değişiklikler, hem çevresel etkilerin azaltılmasına hem de yerli toplulukların gökyüzüne dayalı bilgi mirasının korunmasına katkı sağlayabilir.

Kaynak: Gazete Oksijen