Yapay zekanın hızla yaygınlaşması, bu teknolojiyi çalıştıran veri merkezlerinin çevreye etkilerini gündeme taşıyor. CNN’e göre, eylül ayında yapılan bir ankette Amerikalıların yaklaşık yüzde 90’ı yapay zeka veri merkezlerinin yaygınlaşması konusunda heyecanlarından daha fazla endişe duyduğunu belirtti. Ancak şirketlerin çevresel etkilerine ilişkin verileri yeterince şeffaf paylaşmaması, sorunun boyutunu kesin olarak belirlemeyi zorlaştırıyor.
Enerji tüketimi ve karbon salımı artıyor
Yapay zeka modellerinin eğitilmesi ve çalıştırılması büyük miktarda elektrik gerektiriyor. Enerji verimliliği gelişse de kullanıcı sayısının artması ve video üretimi gibi yoğun işlem gücü gerektiren uygulamaların yaygınlaşması toplam tüketimi yükseltiyor.
Uluslararası Enerji Ajansına göre basit metin sorguları görece az elektrik tüketirken video üretimi gibi uygulamalar binlerce kat daha fazla enerji gerektirebiliyor. Ajansın verilerine göre yapay zeka veri merkezlerinin elektrik tüketimi geçen yıl yüzde 50 arttı.
Our World in Data’nın analizine göre yapay zeka ise veri merkezleri, 2025’te dünya elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 0,5’ini oluşturdu. Bu oranın 2030’da yüzde 1,5’e ulaşması bekleniyor. Veri merkezlerinin yaklaşık yarısının elektrik tüketimi ABD’de gerçekleşiyor. Lawrence Berkeley Ulusal Laboratuvarına göre bu tesislerin ABD’deki elektrik tüketimindeki payı 2028’e kadar yüzde 12’ye çıkabilir.
Fosil yakıtlar sağlık risklerini de artırıyor
Elektrik üretiminde fosil yakıtların kullanılması, yapay zekanın karbon ayak izini büyütüyor. Küresel veri merkezlerinin elektriğinin yaklaşık yüzde 30’u kömürden, yüzde 27’si yenilenebilir kaynaklardan, yüzde 26’sı ise doğal gazdan sağlanıyor.
ABD’de veri merkezleri için doğal gazla çalışan yeni enerji altyapıları da kuruluyor. Bu tesislerde kullanılan gaz türbinleri, hava kirliliğine ve sağlık sorunlarına yol açabilen kirleticiler yayıyor. Bir araştırmaya göre ABD’de veri merkezlerinin halk sağlığı üzerindeki maliyeti 2028’e kadar 20 milyar dolara ulaşabilir.
Su tüketimi ve yerel etkiler
CNN'e göre veri merkezleri ekipmanlarını soğutmak için doğrudan su tüketiyor. Elektrik üretimi de dolaylı su kullanımına neden oluyor. Tüketim miktarı kullanılan teknolojiye, enerji kaynağına ve tesisin bulunduğu bölgedeki su kaynaklarına göre değişiyor. Bloomberg’in 2025 tarihli analizine göre ABD’de 2022’den bu yana inşa edilen veya inşaatı süren veri merkezlerinin yaklaşık üçte ikisi su stresi yaşayan bölgelerde bulunuyor.
Kaliforniya Üniversitesi Riverside kampüsünden araştırmacıların analizine göre ABD’deki veri merkezlerinin doğrudan su tüketimi 2030’da yılda 110 milyar galona ulaşabilir. Bu miktar, kamu su sistemlerinin yıllık toplam tüketiminin yüzde 7’sine karşılık geliyor. Ceres adlı kuruluşun yedi eyaleti kapsayan raporunda ise veri merkezlerinin elektrik üretimi için dolaylı tatlı su kullanımının yılda yaklaşık 3,4 trilyon galon olduğu hesaplandı.
Gürültü kirliliği ve sıcaklık artışı
Veri merkezleri soğutma sistemleri, jeneratörler ve diğer ekipmanlar nedeniyle gürültü kirliliğine yol açabiliyor. ABD’nin bazı bölgelerinde tesislerin yakınında yaşayanlar bu nedenle hukuki girişimlerde bulundu.
Veri merkezlerinin çevrelerindeki havayı ve araziyi ısıtarak yerel sıcaklıkları artırabileceği de tartışılıyor. Arizona Eyalet Üniversitesinin Phoenix’te yaptığı bir araştırmada, veri merkezlerinden kaynaklanan atık ısının rüzgâr yönündeki mahalleleri yaklaşık 2,2 santigrat dereceye kadar ısıtabildiği belirlendi. Ancak bu etkinin boyutunu kesinleştirmek için daha fazla araştırma gerekiyor. Bazı uzmanlar, ısı üretimi bakımından veri merkezleriyle diğer sanayi tesisleri arasında büyük bir fark bulunmadığını savunuyor.
Kritik mineraller ve elektronik atık
Yapay zeka donanımlarının üretiminde kullanılan minerallerin çıkarılması da çevresel maliyet yaratıyor. Özellikle güneydeki madencilik faaliyetleri hava ve su kirliliği, ormansızlaşma ve sera gazı salınımlarıyla ilişkilendiriliyor. Yapay zeka sistemlerinin yaygınlaşması elektronik atık miktarını da artırabilir. Bugün elektronik atıkların yalnızca yaklaşık beşte biri geri dönüştürülüyor. Ayrıca yapay zekanın mineral talebi, iklim değişikliğiyle mücadelede önemli rol oynayan rüzgar ve güneş enerjisi sektörleriyle rekabet yaratabilir.
Çevresel etkiler alınacak kararlara bağlı
Uzmanlara göre yapay zekanın çevreye verdiği zarar kaçınılmaz değil. Veri merkezlerinin nerede kurulacağı, hangi enerji kaynaklarını kullanacağı ve nasıl denetleneceği belirleyici olacak.
Birleşmiş Milletler Üniversitesinin Su, Çevre ve Sağlık Enstitüsünün direktörü Kaveh Madani, yeni bir veri merkezi kurulmadan önce kimin yarar sağlayacağının değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. İstihdam ve yerel ekonomiye katkının yanı sıra tesisin çiftçiler gibi suya ihtiyaç duyan yerel kullanıcıları nasıl etkileyeceği de hesaba katılmalı. Madani’ye göre veri merkezlerinin çevresel maliyetleri düzenlenmeli, izlenmeli ve azaltılmalı.
Kaynak: Gazete Oksijen

