ABD merkezli Heart Aerospace tarafından geliştirilen X1, dünyanın en büyük tamamen batarya ile çalışan uçağı olarak ilk uçuşunu gerçekleştirdi.
Yahoo News'de yayınlanan habere göre söz konusu başarılı test, uzun süredir geliştirilen elektrikli uçak teknolojisi açısından önemli bir aşamaya işaret ediyor.
Mevcut batarya teknolojisi nedeniyle yolcuların yakın zamanda tamamen elektrikli uçaklarla seyahat etmeye başlaması beklenmiyor.
Los Angeles merkezli şirket tarafından üretilen X1, 32 metre kanat açıklığına sahip. Uçağın burundan kuyruğa uzunluğu yaklaşık 23 metre, ağırlığı ise 11 tonun üzerinde. Bu ağırlık, boş bir okul otobüsünün ağırlığına yakın.
30 yolcu kapasiteli uçak, bu hafta New York eyaletinin kuzeyindeki bir bölgesel havalimanından havalandı. X1, yalnızca batarya gücüyle 27 dakika uçtu ve yaklaşık 335 metre irtifaya ulaştı. Uçuş sırasında yolcu bulunmadı ve uçağı yalnızca bir pilot kullandı.
Heart Aerospace'in ticari hedefi hibrit uçak
Bu haftaki uçuş, Heart Aerospace'in daha geniş kapsamlı ticari hedefi için erken aşama bir test niteliği taşıyor. Şirket, X1'in ardından hibrit-elektrikli ES-30 modelini geliştirmeyi ve uçağı 2031 yılına kadar hizmete sokmayı hedefliyor.
ES-30 şimdiden United Airlines, Air Canada ve JSX gibi büyük havayolu şirketlerinin ilgisini çekmiş durumda. Şirketler, hibrit-elektrikli uçakların daha düşük bakım maliyetleri sunmasını ve değişken jet yakıtı fiyatlarına karşı daha az bağımlı olmasını önemli avantajlar olarak görüyor.
Heart Aerospace Kurucusu ve Üst Yöneticisi Anders Forslund, X1'in ilk uçuşunun ardından yaptığı açıklamada, "X1'in ilk uçuşuyla Heart Aerospace, ticari bir yolcu uçağı ölçeğinde elektrikli uçuşu göstermiş oldu" dedi.
Gothenburg'da kurulan Heart Aerospace, hibrit-elektrikli bölgesel uçağını geliştirme çalışmalarını hızlandırmak amacıyla Nisan 2025'te merkezini Los Angeles'a taşıdı.
Şirket, son yıllarda batarya teknolojisindeki hızlı gelişmelerden yararlanarak hava ulaşımını, en azından bölgesel havacılığın belirli bir bölümünü, dönüştürmeye çalışan şirketlerden biri.
Elektrikli uçaklar emisyonları azaltabilir
Elektrikli uçakların potansiyel avantajları iki başlıkta öne çıkıyor. Batarya ile çalışan uçaklar, özellikle elektriğin yenilenebilir kaynaklardan sağlanması durumunda, çevreye zarar veren jet yakıtına kıyasla daha temiz bir alternatif sunabilir.
Havacılık sektörü, küresel karbondioksit emisyonlarının yaklaşık yüzde 2,5'inden sorumlu. Uçaklar ayrıca azot oksitler gibi başka ısı tutucu ve zararlı emisyonlar da üretiyor.
Havacılık sektörü 2050 yılına kadar karbon nötr olma hedefi belirlemiş durumda. Ancak sürdürülebilirlik alanındaki yeniliklere ve daha temiz yakıtlara rağmen sektörün bu hedefe ulaşmasının oldukça zor olduğu değerlendiriliyor.
Elektrikli havacılığın gelişmesi emisyonların azaltılmasına katkı sağlayabilir. Ancak teknolojinin yakın gelecekte havacılık sektörünü tamamen dönüştürmesi beklenmiyor.
Havayolları açısından asıl cazip unsur ise maliyet tasarrufu olarak öne çıkıyor.
Yakıt ve bakım maliyetlerinde düşüş beklentisi
Son dönemde yaşanan küresel gelişmeler, jet yakıtı fiyatlarının ne kadar değişken olabildiğini gösteriyor. Test uçuşundan bir hafta önce jet yakıtının ortalama fiyatı galon başına 3,50 dolar seviyesindeydi. Bu rakam, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 63 daha yüksekti.
Elektrikli motorların yakıt maliyetinin yanı sıra bakım açısından da avantaj sağlayabileceği belirtiliyor. Elektrikli motorlarda hareketli parça sayısının daha az olması, teorik olarak bakım ve onarım ihtiyacının azalmasını sağlayabilir.
Heart Aerospace, daha düşük yakıt ve bakım maliyetlerinin birleşmesiyle ES-30'un benzer büyüklükteki geleneksel bölgesel uçaklara kıyasla işletme maliyetlerini yüzde 40 azaltabileceğini öne sürüyor.
Şirket ayrıca X1'in tamamen elektrikli test uçuşlarından birinin yalnızca 5 dolarlık (240 TL) elektrik tüketimiyle gerçekleştirildiğini açıkladı.
Bu rakam yalnızca kullanılan ham enerjinin maliyetini gösteriyor. Mürettebat, havalimanı ücretleri, bakım, uzun vadede bataryanın performans kaybı ve sigorta gibi diğer işletme maliyetleri bu hesaplamaya dahil edilmiyor.
Bu nedenle havayollarının hibrit-elektrikli uçaklara geçişle gerçekte ne kadar tasarruf edeceği ve bu tasarrufların yolculara daha düşük bilet fiyatları olarak yansıyıp yansımayacağı henüz net değil.
Forslund, "Elektrikli ticari uçaklar, havayolu ekonomisini temelden değiştirme ve nihayetinde yolcular için hava ulaşımının maliyetini düşürme potansiyeline sahip" ifadelerini kullandı.
Tamamen elektrikli uçakların menzili yetersiz
Heart Aerospace, havacılığı elektrikli hale getirmeye çalışan tek şirket değil.
Rolls-Royce, saatte yaklaşık 623 kilometre hıza ulaşabilen küçük ve tamamen elektrikli bir yarış uçağı geliştirdi. Harbour Air ise altı kişilik tamamen elektrikli bir deniz uçağı üzerinde çalışıyor.
Joby Aviation ve Archer Aviation gibi dikey kalkış ve iniş yapabilen uçaklar geliştiren şirketler de daha kısa mesafelerde şehir merkezleri ile havalimanları arasında yolcu taşımayı hedefliyor.
Elektrikli uçakların menzilini, bölgesel ticari havayollarının güvenilir şekilde kullanılabileceği seviyeye çıkarmak halen önemli bir sorun.
Washington eyaletinde faaliyet gösteren Eviation Aircraft gibi şirketler bu alanda çalışmalar yürütüyor. Ancak tüm bu projeler, mevcut batarya teknolojisinin temel sınırlamalarıyla karşı karşıya.
Uçak büyüdükçe uçuş için ihtiyaç duyduğu batarya kapasitesi de artıyor. Ancak bataryalar ağır olduğu için belirli bir noktadan sonra uçağın yolcu ve kargonun yanı sıra gerekli bataryayı da taşıması mümkün olmuyor.
Üstelik geleneksel yakıtlı uçakların aksine elektrikli uçaklar uçuş sırasında ağırlıklarını önemli ölçüde kaybetmiyor. Geleneksel uçaklar yakıt tükettikçe hafiflerken, elektrikli uçaklar kalkıştan inişe kadar neredeyse aynı ağırlığı koruyor.
Hibrit-elektrikli model menzili artırıyor
Heart Aerospace'in hibrit yaklaşımı bu noktada devreye giriyor.
X1 yalnızca batarya gücüyle çalıştığında yaklaşık 200 kilometrelik menzile sahip. Bu mesafe, acil durumlar için gerekli rezervler de hesaba katıldığında, bölgesel hava ulaşımının büyük bölümünün yerini almak için yeterli değil.
Uçağa içten yanmalı bir menzil artırıcı motor eklendiğinde maksimum menzil yaklaşık 800 kilometreye çıkıyor.
Bu menzil, ABD'nin yoğun hava trafiğine sahip Kuzeydoğu Koridoru'ndaki kısa bölgesel uçuşlar gibi rotalar için yeterli olabilir.
Bu nedenle X1'in boyutlarındaki tamamen elektrikli bir uçağın başarılı şekilde uçması önemli bir gelişme olsa da yolcuların yakın gelecekte kullanabileceği daha gerçekçi seçenek hibrit-elektrikli uçaklar olarak görülüyor.
Batarya teknolojisinin gelişmeye devam etmesi ise tamamen elektrikli uçaklar için umut yaratıyor. Hibrit sistemlerin, otomobillerde olduğu gibi, tamamen elektrikli uçakların ticari olarak uygulanabilir hale gelmesine kadar geçiş sürecinde önemli bir rol oynayabileceği değerlendiriliyor.
Kaynak: Gazete Oksijen






