25 Eylül 2022, Pazar
Haber Giriş: 07.02.2022 15:12 | Son Güncelleme: 16.02.2022 15:16

12 soruda iklim krizi

İstanbul için şiddetli fırtına ve yağış uyarısı. Kötü hava koşulları çarşambaya kadar sürecek. New York Times, dünyayı kasıp kavuran iklim felaketleri ve küresel ısınma ile ilgili olarak cevabı merak edilen 12 soruya dair bilimsel yanıtlar yayınladı.
12 soruda iklim krizi
Editör Editör

New York Times, küresel ısınma ile ilgili olarak cevabı merak edilen 12 soruya dair bilimsel yanıtlar yayınladı. Jeoloji alanında doktorası bulunan Julia Rosen’ın hazırladığı dosya, ekonomiden doğa-insan ilişkisine pek çok önemli bilgi ve görüşe yer veriyor... 1- Dünya gerçekten ısınıyor mu? Bilim, yüz yıldan uzun süredir karbondioksit gibi sera gazlarının neden ısınmaya neden olduğunu gösteriyor. Bu gazlar atmosferin sadece küçük bir bölümünü oluşturuyor ancak uzaya çıkma eğilimindeki ısının bir kısmını  hapsederek Dünya’nın iklimi üzerinde etkili oluyor. Sera etkisi denen bu durum, güneşe bu kadar uzak bir gezegende sıvı halde su ve yaşam olmasını sağlıyor.  Ancak Sanayi Devrimi sırasında kurulan santraller, fabrikalar ve buhar makinelerinde yakılan kömür ve diğer fosil yakıtlar atmosfere daha fazla sera gazı salmaya başladı. O dönemden bu yana insan faaliyetleri nedeniyle gezegen ısınıyor. 2- Bilim insanlarının hepsi aynı şeyi mi düşünüyor? İklimin değişmekte olduğuna dair tartışma artık sona erdi. Sayısız araştırma, iklim üzerine yayınları bulunan bilim insanlarının yüzde 97’sinin gezegenin ısındığı ve bunun başlıca nedeninin insanlar olduğu konusunda hemfikir olduğunu gösterdi. Dinozorların neden öldürdüğü gibi soruların cevapları üzerinde  farklı görüşlerin çatıştığı bilim dünyası için bu yüksek bir oran.  1995’te Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli, “küresel iklim üzerinde fark edilebilir bir insan etkisi olduğunu” kabul etti.  İklim değişikliğinin boyutu üzerindeki tartışmaların sürmesinin sebebi ise inkarcı şirketlerin ve politikacıların söylemleri. 3- Son 150 yılın iklim verisi gerçekten elimizde mi? Dünyanın iklimi doğası gereği değişkendir. Buzul döngüleri  binlerce yıla yayılıyor. Öyleyse bilim, nispeten kısa bir süre içinde toplanan verilerle nasıl sonuçlara ulaşıyor? Tarihsel kayıtlar, insanlığın okyanusları aşarak farklı yerlerdeki sıcaklıkları düzenli olarak ölçmeye başladığı 1880’lere, bazı yerler için daha eskilere uzanıyor. Bu veriler, 20. yüzyıl boyunca süren ısınma eğilimini kanıtlıyor. Bazı kesimler, ölçümlerin şehir merkezlerine yakın yerlerde yapıldığını ve doğruyu yansıtmadığını öne sürdü. Ancak bilim bu ön yargıları da çürüttü. Gezegenin en az 1000 yıldır, muhtemelen de daha uzun süredir hiç bu kadar sıcak olmadığını biliyoruz. 4- Değişiklik insan kaynaklı mı? Güneş enerjisi, okyanus sirkülasyonu, volkanik aktivite ve atmosferdeki sera gazı miktarındaki değişiklikler, iklimi en çok etkileyen faktörler. Ancak son birkaç yüzyılda ilk üç değişkende çok az fark görülürken sera gazı salımı bariz biçimde yükseldi. 1950’den itibaren ise güneş enerjisindeki ve volkanik faaliyetlerdeki azalma soğuma etkisi yarattı. Buza hapsolmuş eski hava kabarcıkları, yaklaşık 1750’den önce atmosferdeki karbondioksit konsantrasyonunun milyonda yaklaşık 280 parça olduğunu gösteriyor. 1900 civarında rakam  300’ü geçti. İnsan kaynaklı emisyonlar olmadan mevcut ısınmanın gerçekleşme olasılığı 100 binde 1’den az. 5- Sera gazları doğalsa neden şimdi ısınıyoruz? Su buharı ve karbondioksit gibi sera gazları iklimde önemli bir rol oynar. Onlar olmasaydı, Dünya sıvı suyu muhafaza edemeyecek kadar soğuk olurdu, biz de yaşayamazdık. Bilim, bunu 1850’lerden beri ortaya koyuyor. Esas olarak tarımsal faaliyetlerden salınan önemli insan kaynaklı sera gazları olan metan ve azotoksit de son 250 yılda artış gösterdi. Evet, su buharı da atmosferde en bol bulunan sera gazı. Ancak ısınmaya değil, soğumaya sebep oluyor çünkü sıcak havanın daha nemli olmasını sağlıyor. Sıcak hava daha fazla nem tuttuğu için insan kaynaklı ısınma atmosferin daha fazla su buharı tutmasına yol açıyor. Bu da iklim değişikliği üzerinde bir kartopu etkisi yaratıyor.   6- 1.2 derece için neden bu kadar endişeleniyoruz? Hava ve iklim farklı şeyler. İklim hava koşullarının genellikle 30 yıllık bir süre üzerinden hesaplanan uzun vadeli ortalamasıdır. Hava durumu ruh halinizse iklim kişiliğinizdir. 1.2 derece iklim açısından önemli bir fark; buzu eritmeye,  deniz seviyelerini yükseltmeye, dünyadaki yağış düzenlerini değiştirmeye ve  hayvanları daha serin habitatlara doğru yönlendirmeye ve milyonlarca ağacı öldürmeye yeterli. Haziran 2020’de Sibirya’da 38 dereceye yakın bir sıcaklık kaydedildi. Avustralya’da, sıcaklıkların 51 dereceyi aştığı alanları göstermek için hava durumu haritalarına renk eklendi.  7- Gezegen doğal bir döngü içinde olamaz mı? Dünyanın iklimi her zaman değişti. Yüz milyonlarca yıl önce tüm gezegen dondu. Elli milyon yıl önce, timsahlar şimdi Kuzey Kutbu dediğimiz yerde yaşıyordu. Son 2,6 milyon yıldır gezegen, buz tabakalarının Kuzey Amerika ve Avrupa’nın çoğunu kapladığı buzul çağları ile şu anki  gibi daha ılıman  dönemler arasında döngüler yaşadı. İklim inkarcıları, bu döngülere işaret ediyor. Ancak önümüzdeki bir veya iki yüzyılda toplumlar ve ekosistemler bu iklim değişikliğinin sonuçlarını yaşayacak. Bazı araştırmalara göre, bir sonraki buzul döngüsünün başlangıcını 50.000 yıl geciktirdik bile. 8- Ya güneş veya volkanlardan kaynaklanıyorsa? Uydu ölçümlerinden ve diğer astronomik gözlemlerden güneşten gelen enerjinin 11 yıllık döngülerde değiştiğini biliyoruz. 1900’den 1950’lere kadar güneş ışınımının arttığını biliyoruz. Araştırmalar, bunun 20. yüzyılın başlarındaki iklim üzerinde mütevazı bir etkisi olduğunu ve 1800’lerin sonlarından bu yana meydana gelen ısınmanın yüzde 10’unu açıkladığını gösteriyor. Ancak, en fazla ısınmanın meydana geldiği yüzyılın ikinci yarısında, güneş aktivitesi aslında azaldı. Peki ya volkanlar? Volkanlar esas olarak iklim soğutucuları olarak hareket ettiğinden, son zamanlardaki ısınmayı açıklamıyor.  9- Isınıyorsak, kış niye artık daha soğuk? Son yıllarda bazı dev fırtınalar yaşansa da aslında kışlar tüm dünyada ısınıyor. ABD’de aralık, ocak ve şubat aylarında ortalama sıcaklıklar bu yüzyılda arttı.  Öte yandan, rekor düzeyde soğuk günler rekor düzeyde sıcak günlerden daha az yaygın hale geliyor.  Yine de bazı bilim insanlarına göre küresel ısınma şiddetli kış fırtınalarında etkili. Bunun önemli bir nedeni Kuzey Kutbu’ndaki ısınmanın atmosferik hava dolaşımı etkilemesi. Bazı bilim insanları, insan kaynaklı iklim değişikliği yerine “küresel tuhaflık” kavramını kullanıyor. 10- Yangınların iklimle bağı var mı? Çalışmalara göre iklim değişikliği yüzünden sıcak hava dalgası, kuraklık ve sellerin sıklığı ve şiddeti arttı. Aşırı sıcaklar eskiye göre beş kat daha sık yaşanıyor ve daha uzun sürüyor.  İklim değişikliği buharlaşmayı artırdığı için kuraklığı da tetikliyor. Yüksek sıcaklıklar aşırı yağışlara ve buna bağlı sellere yol açıyor.  Elbette doğal afetlerin çeşitli sebepleri var ama iklim değişikliğinin rolü artık eskisinden hala çok büyük. Örneğin ormanlar daha sıcak ve daha kuru olduğu için yangına daha yatkın hale geliyor.  Normalde “yanmayacak kadar nemli” olan Amazon’daki  yangınlar bunun en yakın örneği.   11- İklim krizinin sonuçları nereye varabilir? Böyle devam edersek bu yüzyılın sonunda Orta Doğu ve Güney Asya’da sıcak hava dalgaları sırasında evden çıkamayacağız. Orta Amerika, Akdeniz kıyıları ve Afrika’nın güneyi kuraklığa yenik düşecek. Yükselen deniz seviyesi birçok adayı ve alçak araziyi su altında bırakacak.  Eşitsizlik daha da artacak. Yoksul ülkeler daha az sera gazı salmalarına rağmen daha çok etkilenecek. Göçler artıyor, artmaya da devam edecek. Zengin ülkelerde de yoksul insanlar sıcaktan korunma, afet durumunda tahliye ve sonrasında toparlanma açısından dezavantajlı.  12- Hiçbir şey yapmamanın maliyeti nedir? Mücadelenin maliyetine bakalım. Paris Anlaşması’ndaki  2 derece hedefi için ortalama 16 trilyon dolarlık bir maliyet hesaplanıyor. 2019’da dünya ekonomisinin toplamı 88 trilyon dolardı. Yani çok para lazım.  2100 yılına gelindiğinde 1.5 derecelik artışın maliyeti 54 trilyon dolar, 2 derecelik artışınki  69 trilyon dolar olacak. Doğal afetlerin yol açtığı maddi zarar da katlanarak artıyor. Birçok iktisatçı bu yüzden mücadeleyi eylemsizlikten daha makul görüyor. Dahası, hava kirliliğinin azalması ve iklim dostu beslenme sayesinde milyonlarca hayat kurtulacak. Fakat büyük yatırımlar ertelendikçe hedefe ulaşmak için daha çok para gerekecek.