ABD Başkanı Donald Trump onay verirse, ABD yakında İran’ın kapısında 17 binden fazla kara askerine sahip olabilir. Bu sayı tam ölçekli bir işgal için gerekli olandan çok daha az olsa da, ana karadaki stratejik bölgeleri ele geçirmek, Tahran’ın uranyum stoklarını güvence altına almak ya da bir adayı kontrol altına almak için kullanılabilir.
WSJ'nin haberine göre Pentagon, Trump Tahran ile barış görüşmelerini değerlendirirken Orta Doğu’ya 10 bin kara askeri daha göndermeyi düşünüyor. The Wall Street Journal’ın haberine göre bu birlikler, bölgeye gönderilmesi emredilen yaklaşık 5 bin Deniz Piyadesi ile 82. Hava İndirme Tümeni’nden 2 bin paraşütçüye eklenecek. İlave kuvvetlerin piyade birlikleri, zırhlı araçlar ve lojistik destek unsurlarını içermesi bekleniyor.
Bu sayı, ABD’nin Mart 2003’te Irak’ı işgal etmek için konuşlandırdığı 150 bin askerden çok daha az. Üstelik Irak, hem coğrafya hem de nüfus açısından İran’dan çok daha küçük bir ülke.
ABD’li yetkililere göre Trump, Amerikan askerlerinin İran topraklarına girmesi yönünde henüz bir talimat vermedi. Dışişleri Bakanı Marco Rubio da cuma günü bunun gerekli olacağını düşünmediğini söyledi.
Rubio, Fransa’da G7 dışişleri bakanlarıyla yaptığı görüşmenin ardından, “Çoğunda takvimin önündeyiz ve bunları herhangi bir kara askeri olmadan, hiç olmadan da başarabiliriz” dedi. Ancak Trump’ın “birden fazla olasılığa hazırlıklı olması gerektiğini” de sözlerine ekledi.
Trump, çatışmayı diplomasi yoluyla çözmeyi ve İran’ı bir dizi sert talebi kabul etmeye zorlamayı umduğunu söylüyor. Bu talepler arasında zenginleştirilmiş uranyum stokunun teslim edilmesi, kilit nükleer tesislerin sökülmesi ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması bulunuyor.
Ancak İran bu girişimleri geri çevirdi. Tahran’ın, boğazı kapatarak Beyaz Saray üzerinde taviz vermesi için baskı kurmayı ve gelecekteki saldırıları caydırmayı hedeflediği değerlendiriliyor. Yetkililere göre asker yığınağı, diplomasi başarısız olursa daha kararlı adımlar için hazırlık yapılırken ABD’ye ek bir koz sağlayabilir.
"Askeri seçenek her zaman masada"
Beyaz Saray sözcüsü Anna Kelly, “Asker konuşlandırmalarına ilişkin tüm açıklamalar Savunma Bakanlığı’ndan gelecektir. Daha önce de söylediğimiz gibi Başkan Trump’ın her zaman tüm askeri seçenekleri masadadır” ifadelerini kullandı.
Trump konuşlandırma emri verirse, birlikler İran’ın güney kıyılarındaki adalar veya kıyı şeridinin bazı bölümleri gibi stratejik noktaları ele geçirmek için kullanılabilir. Ayrıca Tahran’ın nükleer silah geliştirmede kullanabileceği zenginleştirilmiş uranyum stokunu güvence altına almak için de görevlendirilebilirler.
ABD kara operasyonunda ciddi kayıplar verebilir
Ancak bu görevlerin her biri karmaşık ve tehlikeli olacak. Yetkililere göre İran’ın ana deniz karargahının bulunduğu Bandar Abbas yakınlarında bir çıkarma harekatı ya da önemli bir petrol ihracat merkezi olan Harg Adası için verilecek bir savaş ciddi Amerikan kayıpları riskini beraberinde getirir.
ABD kuvvetleri ayrıca Hürmüz Boğazı’nın “dirsek” bölgesi çevresindeki adaları da hedef alabilir. Bunlar arasında Ebu Musa, Büyük Tunb ve Küçük Tunb adaları bulunuyor. Bu bölgelerin kontrolü, boğazın yeniden açılmasını kolaylaştırabilir. Bu noktadan itibaren ABD güçleri, gemileri İran füzeleri ve insansız hava araçlarına karşı koruyabilir ve ana karaya yönelik kara konuşlu saldırılar başlatabilir.
Ancak bu bölgelere ulaşmak da zor. ABD gemilerinin, İran güçlerinin füzeler ve insansız hava araçlarıyla konuşlandığı ve deniz mayınlarıyla döşenmiş olabilecek dar ve sığ sulardan geçmesi gerekir. Alternatif olarak askerler Basra Körfezi’ndeki ülkelerden hava yoluyla taşınabilir.
Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nden Seth Jones'a göre denizden yaklaşım başka riskler de içeriyor. İran ana karasından fırlatılan süpersonik gemisavar füzeleri saniyeler içinde hedefe ulaşabilir. Jones'a göre ayrıca İran hızlı saldırı botları ve insansız araçlarla hem deniz unsurlarını hem de karadaki mevzileri hedef alabilir.
Eski Savunma Bakanlığı ve ABD Özel Harekat Komutanlığı yetkilisi olan Jones, “Herhangi bir kayıp olmadan ya da ticari veya askeri gemiler vurulmadan bunun yapılabileceğine şaşırırım” dedi.
Amerikan birlikleri karaya çıktıktan sonra da çeşitli tehditlere karşı savunma yapmak zorunda kalacak. İran’ın kıyıdan veya teknelerden fırlatabileceği seyir ve balistik füzeler ile insansız hava araçları bunlar arasında yer alıyor. Ana karaya sadece 16 mil uzaklıktaki Harg Adası’nın savunulması güçlü hava savunma sistemleri gerektirecek. Bunlar muhtemelen önleyici füzelere sahip destroyerler veya sürekli hava desteğini içerecek.
Demokrasileri Savunma Vakfı’ndan emekli amiral Mark Montgomery, “Bu, Amerikalıların yoğun ve toplu halde bulunacağı bir hedef haline gelir. Kolay hedef olurlar” şeklinde konuştu.
Orta Doğu’daki ABD deniz kuvvetlerinin eski komutanlarından emekli Koramiral John Miller’a göre 17 bin kişilik bir kuvvet herhangi bir bölgeyi uzun süre elde tutmak için yeterli değil. Özellikle rejimin ateşi altında kalırlarsa bu daha da zorlaşır. Bu tehditlerin havadan bastırılması gerekir.
Miller, “O bölgelerde ne kadar uzun kalırsanız, o kadar büyük risk altına girersiniz” dedi.
Buna karşılık ABD, 2003’te Irak’ın işgali sırasında Bağdat’ı ele geçirmek için iki kara ve deniz piyade tümeni kullanmıştı. Bu tür birlikler genellikle 15 bin ile 20 bin asker arasında olur. Ayrıca ABD’nin Irak’ta kara birlikleri sağlayan bir koalisyonu da vardı. İngiltere Basra ve güney Irak’ta görev yapmak üzere on binlerce asker göndermiş, zırhlı bir tümen konuşlandırmıştı.
ABD Merkez Komutanlığı ve ABD Özel Harekat Komutanlığı’nı yönetmiş olan emekli General Joseph Votel'e göre, mevcut çatışma ortamında İran’da toprak tutmaya çalışacak Amerikan birliklerinin istihbarat, gözetleme ve keşif kapasitesiyle desteklenmesi gerekecek. Ayrıca lojistik destek ve yaralı tahliye kabiliyetine de ihtiyaç duyulacak.
İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stoklarını güvence altına almak özel harekat birlikleri ve diğer askerlerle mümkün olabilir, ancak son derece karmaşık bir operasyon olur. Bu malzemenin büyük kısmının, Trump’ın geçen haziran emrettiği ABD bombardımanlarında vurulan tesislerin enkazı altında kaldığı düşünülüyor.
Votel’e göre operasyon birkaç günden bir haftaya kadar sürebilir. Çevre güvenliğini sağlayacak muharip birlikler, enkazı kazmak ve mayın ya da tuzakları kontrol etmek için kazı ekipmanına sahip mühendisler ve nükleer malzeme konusunda uzman özel harekat birlikleri gerekecek. Bir havaalanı yoksa ekipman getirmek ve nükleer materyali çıkarmak için geçici bir pist kurulması gerekebilir.
Votel, “Bu hızlı gir çık türü bir operasyon değil” ifadelerini kullandı.
Ek kara birlikleri İran’a hiç girmese bile onları konuşlandırma tehdidi başka bir amaca hizmet edebilir ve baskı unsuru olarak iş görebilir.
Votel, “Bir numaralı görev stratejik anlatıyı beslemek, yani bu konuda ciddi olduğumuzu ve başkanın seçenekleri bulunduğunu göstermek. Bunun açıkça büyük bir bilgi savaşı boyutu var” dedi.

