İç değerlendirmeler hakkında konuşan ve isimlerinin açıklanmasını istemeyen kaynaklara göre ABD, uluslararası sulardaki mayınların temizlenmesinde ilerleme kaydetmiş olabilir. Ancak müttefikler, İran'ın döşediği tahmin edilen 80 ila 150 mayının tamamının henüz temizlenmediği görüşünde.
Bloomberg'in haberine göre bu değerlendirme, Trump'ın son günlerde Hürmüz Boğazı'nın temizlendiği yönünde defalarca yaptığı açıklamalarla çelişiyor. Trump çarşamba günü boğazın işler durumda olduğunu söylerken Glenn Beck'in programında mayınların tamamen ortadan kaldırıldığını bir kez daha savundu.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) ise çarşamba günü Hürmüz Boğazı'ndaki mayın sayısına ilişkin tahminler hakkında yorum yapmayı reddetti.
Trump yönetimi, enerji piyasalarını sakinleştirmeye çalışırken boğazın güvenli olduğunu ısrarla vurguluyor.
Mayınlar akıntıyla sürüklenmiş olabilir
Müttefik ülkelerin yetkililerine göre mayın temizleme çalışmalarını zorlaştıran bir başka unsur da deniz akıntıları. Yetkililer, tespit edilen ve kümeler halinde döşendiği belirlenenler de dahil olmak üzere çok sayıda mayının akıntılar nedeniyle ilk bırakıldıkları noktalardan sürüklenmiş olabileceğini düşünüyor.
Yetkililer, ticari gemilerin Hürmüz Boğazı'ndan yeniden güvenle geçebilmesi için gelişmiş mayın temizleme ekipmanlarının hava ve deniz korumasıyla desteklendiği uluslararası bir operasyona ihtiyaç olduğunu belirtiyor.
Müttefik ülkeler ayrıca İran'ın, Umman'ın kendi sularında böyle bir operasyon yürütmesine izin vermesini ve operasyona katılan gemilerin saldırıya uğramayacağının güvence altına alınmasını istiyor.
Bloomberg Economics Savunma Direktörü Becca Wasser, boğazdaki bütün mayınların temizlenmiş olma ihtimalinin son derece düşük olduğunu belirtti.
Wasser'a göre mayın tehdidi azaltılmış olsa bile İran'ın gerilimi yeniden tırmandırma kapasitesi devam ediyor. Çok sayıda ticari gemi İran'ın insansız hava araçları ve kısa menzilli füzelerinin menzilinde bulunurken bunların önemli bir bölümü ABD'nin hava savunma sistemlerinin koruma alanının dışında kalıyor.
Gemi trafiği savaş öncesinin gerisinde
Trump'ın açıklamalarına yönelik soru işaretleri yalnızca ABD'nin güvenlik ortaklarının değerlendirmeleriyle sınırlı değil. Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiği son dönemde artmasına rağmen hâlâ savaş öncesindeki seviyelerin oldukça altında seyrediyor.
ABD ise boğazdan geçiş konusunda temkinli davranan denizcilik şirketlerini Hürmüz'ün Umman tarafındaki güzergâhı kullanmaya yönlendirmeye çalışıyor.
Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) de salı günü yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'ndan geçiş değerlendirilirken azami dikkat gösterilmesi ve denizcilerin gereksiz risklere maruz bırakılmaması yönündeki uyarısını yineledi.
İran: Mayınların yerini yalnızca biz biliyoruz
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazem Gharibabadi ise salı günü geç saatlerde yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'ndaki mayınların nerede bulunduğunu yalnızca İran'ın bildiğini tekrarladı.
İran devlet televizyonuna konuşan Gharibabadi, bölgeye girecek ABD'ye ait mayın temizleme gemilerinin İran silahlı kuvvetleri için “mükemmel hedefler” olacağını öne sürdü.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile Ummanlı mevkidaşı Badr Albusaidi de Hürmüz'de “geçici ortak deniz koridoru” oluşturulması ve mayın temizleme çalışmalarının yürütülmesi için bir girişimi görüştü.
Mayın temizliği uzun sürebilir
Hürmüz Boğazı'ndaki mayınların temizlenmesi zahmetli ve zaman alan bir süreç. Bu durum özellikle İran'ın tespit edilmesi daha güç olan Maham tipi mayınları döşemiş olabileceği değerlendirmesi nedeniyle önem taşıyor.
ABD Donanması mayınların tespiti için insansız hava araçları ve diğer otonom sistemlere sahip olsa da Washington, gelişmiş mayın avlama ekipmanları konusunda uzun süredir Avrupalı müttefiklerinin desteğine ihtiyaç duyuyor.
İngiltere ve Fransa da kalıcı bir ateşkes sağlanmasının ardından, mayın temizleme operasyonlarını da kapsayan daha geniş çaplı bir görevle ticari gemilerin bölgedeki güvenliğini artırmayı planlıyor.
Konu hakkında bilgi sahibi kaynaklara göre ABD'li askeri yetkililer de bir anlaşmaya varılmasının ardından Avrupalı mevkidaşlarıyla bir araya gelerek söz konusu “güvence misyonunun” nasıl koordine edileceğini görüşmeyi planlıyor. Bu yöntem, ABD'nin başlangıçta talep ettiği uluslararası konferans seçeneğinin yerini alacak.
