03 Ekim 2022, Pazartesi
Haber Giriş: 03.09.2021 04:30 | Son Güncelleme: 16.02.2022 15:16

Afganistan kadın milli takımının zafere kaçış öyküsü

Sporcular, her saniyesi tehlikeli bir yolculuğa çıkarak önce havalimanına, oradan da Avustralya’ya ulaştı. Uluslararası operasyonları, telefon başındaki kaptanları yönetti
Afganistan kadın milli takımının zafere kaçış öyküsü
Editör Editör

Afganistan kadın milli futbolcuları, macera filmlerini andıran bir operasyonla Kabil’den çıkarıldı. Birinci misyon, farklı yerlerdeki oyuncuları ve ailelerini bir araya getirerek Hamid Karzai Havalimanı’na ulaştırmaktı. Oyuncular, hangi aile bireylerini yanlarında götüreceklerini güçlükle seçtiler. Genellikle küçük kardeşlerini yanlarına aldılar.   Taliban’ın yönetimi ele geçirdiği ilk gün, uluslararası futbolcular derneği FIFPRO’nun genel sekreteri Jonas Baer-Hoffmann, takımın Kopenhag’da yaşayan eski kaptanı Halide Popal’a ulaştı. O ana kadar takım arkadaşlarından sayısız telefon alan Popal, zaten herkesten formalarını yakmalarını ve futbol oynadıklarını kanıtlayabilecek her şeyi yok etmelerini istemişti.  Oyunculardan biri kaptana “Abimin silahını aldım, pencerenin önünde oturuyorum” demişti.

Rakibin ne yapacağını bilmiyoruz ama… 

The Guardian’ın tahliyeye dair haberine göre kurtarma çabasına bu noktadan itibaren takımın teknik direktörü Kelly Lindsey ve üç yıl önce Afgan futbolculara yönelik cinsel taciz davasında da görev alan FIFPRO avukatı Kat Craig de dahil oldu. Taliban yönetimi ele geçirdikten hemen sonra yaptıkları toplantıda 24 ile 48 saat arasında bir vakitleri olduğuna karar verdiler. Afganistan’da kadın milli takımı kurulmasının anlamı büyüktü ancak 2011’de, antrenman yaptıkları üs, üstelik antrenmanın olması gereken saatte bombalanmıştı.
Afgan milli takımının eski kaptanı Halide Popal, arkadaşları kurtulduktan sonra bu fotoğrafları Twitter hesabında paylaştı. Popal, Kabil’den çıkana kadar oyunculara dekstek oldu.
Afgan milli takımının eski kaptanı Halide Popal, arkadaşları kurtulduktan sonra bu fotoğrafları Twitter hesabında paylaştı. Popal, Kabil’den çıkana kadar oyunculara dekstek oldu.
Durumu bir  futbol maçına benzeten Craig “Bazen rakibin ne yapacağını bilemezsiniz. Mümkün olduğu kadar çok alternatifi deneyip doğruyu bulmanız gerekir” diyordu. ABD, Kanada, Belçika, Almanya, İngiltere ve Avustralya’dan yetkilileri aramaya başladılar. İlk umut ışığı Avustralya’dan geldi. İnsan hakları savunucularının ve eski bir olimpik atlet olan Avustralyalı milletvekili Zali Steggall’in sayesinde vize süreçleri başladı.

Koş, bir saatin var

Humar Rights For All adlı STK’nın direktörü Alison Battisson, plana göre oyuncuların elllerinde Zali’den, FIFPRO’dan ve FIFA’dan gelen mektuplarla havalimanına ulaşması, böylelikle tehdit altında olduklarını kanıtlamaları gerektiğini anlatıyor.  Oyuncular nihayet hava limanı doğru yola çıktı. Belgeleri, çamaşırlarının içnide sakladılar. Paralarını birden çok yere böldüler. Şöyle tembihlendiler: “Taliban kontrol noktasında size orada ne aradığınızı sorarsa, kocanızın içeride olduğunu, çok endişelendiğinizi söyleyin. İçeri girmezseniz, kocanızın size çok kızmasından korktuğunuzu söyleyin.” Oyuncular kapıya vardıklarında hem Taliban hem de Batılı güçler güvenlik önemleri alıyordu. Taliban noktalarından geçmek için en doğru saatin sabah üç ile dört arası olduğunu tespit ettiler. Hava alanını etrafında binlerce kişi vardı ve öne ulaşmak hiç kolay değildi. Sahada onlara yardım etmek üzere bir ABD’li bir İngiliz, bir de Avustralyalı kontak kişisi bekliyordu. Oyunculara şöyle mesajlar gelmeye başladı. “Bir saate kontrol noktasında görev değişimi var. İngilizler devralacak. Öne ulaşmak için bir saatin var.” Teknik direktörleri oyuncularına şöyle mesajlar atıyordu: “En iyi savunma oyuncusu sensin, yapabilirsin. En hızlı kanat sensin, öne geçebilirsin.” Popal da hocasının zamanında ona aktardıklarını “sahadakilere” söylüyordu: “Tutku, gurur, asla pes etme, devam et, yapabilirsin!’
Halide Popal
Halide Popal
Bazıları kapılarda ellerindeki kağıtların yeterli olmadığı gerekçesiyle geri çevrilmek istendi. Ancak bağırıp gürültü kopardılar.  Çoğunun yaşı 16 ile 18 arasında olan oyunculardan bazıları üç gün kadar hava limanın önünde, Taliban denetiminde kaldı. Kendilerine silah dipçikleriyle vuruldu. Ancak en zor kısmı atlatmayı başardılar. Popal o sırada şöyle diyordu: “Şampiyonlar Ligi’ndeyiz, finaldeyiz, bunu kazanacağız. Bizim için kupa işte o kapı.” Geride en son bir oyuncunun iki küçük kardeşi kaldı. Sahadaki güvenilir kontaklara çocukların fotoğrafları, pasaportlarının resimleri ve nerede bulundukları iletildi. İki gün geçince neredeyse umutsuzluğa yenik düşüyorlardı. Ancak 23 Ağustos günü, uçağın kalkmasına beş dakika kala, kapıdan çocukların görüldüğüne dair bir bilgi geldi. O iki çocuk da kurtuldu. İçinde çoğu sporcu ve ailesi toplam 77 kişi bulunan bir uçakla önce Dubai’ye, oradan da Avustralya’ya uçtular  Popal, bütün bir tahliyeyi şöyle tarif ediyor:“Bir elin parmakları gibi çalıştık. Her birimizin farklı bir görevi vardı. Bir araya geldik ve bir yumruk olduk.”