02 Nisan 2026, Perşembe
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 02.04.2026 00:23 | Son Güncelleme: 02.04.2026 00:26

Binlerce asker ve ağır iş makineleri sahaya inecek: ABD'nin İran'daki uranyum operasyonu ölümcül olabilir

ABD ordusunun Trump’a sunduğu plan, İran’daki yaklaşık 450 kilogram yüksek derecede zenginleştirilmiş uranyumu ele geçirmek için binlerce asker, ağır iş makineleri ve geçici pist kurulmasını öngörüyor. Uzmanlara göre bu, savaş tarihinin en riskli ve karmaşık özel operasyonlarından biri olabilir
Binlerce asker ve ağır iş makineleri sahaya inecek: ABD'nin İran'daki uranyum operasyonu ölümcül olabilir
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

ABD ordusu, İran’daki yaklaşık yaklaşık 450 kilogram ağırlığındaki yüksek derecede zenginleştirilmiş uranyumu ele geçirmek için başkana bir plan sundu. Konuya aşina iki kişiye göre plan, kazı ekipmanlarının hava yoluyla bölgeye taşınmasını ve radyoaktif malzemenin çıkarılabilmesi için kargo uçaklarının kullanacağı bir pist inşa edilmesini içeriyor.

Aynı kişiler, karmaşık planın başkana geçen hafta içinde, kendisinin bir teklif hazırlanmasını istemesinin ardından sunulduğunu ve planın önemli operasyonel risklerinin de kendisine anlatıldığını söyledi.

Washington Post'un haberine göre, Trump’ın daha önce kamuoyuna yansımamış olan bu planı talep etmesi, son derece hassas ve yüksek riskli bir özel operasyon görevini değerlendirmeye açık olduğunu gösteriyor. Yönetimin böyle bir operasyonu değerlendirdiğini ilk olarak The Wall Street Journal bildirmişti.

İran’ın nükleer silah üretme kapasitesini sınırlamak, yönetimin temel hedeflerinden biri olmaya devam ediyor. Ancak uzmanlara göre bu plan, savaş sırasında daha önce hiç denenmemiş türde son derece zor bir girişimi temsil ederdi. Görev, radyoaktif materyalin kazılması ve çıkarılması için yüzlerce hatta binlerce asker ile ağır ekipmanın hava yoluyla taşınmasını gerektirebilir. Eski savunma yetkililerine göre bu süreç haftalar sürebilir ve İran’ın derinliklerinde ateş altında gerçekleşebilir.

Yönetim yetkilileri kısa süre önce İran’a savaşı sona erdirmek için 15 maddelik bir teklif sundu. Haberlere göre bu teklif, diğer taleplerin yanı sıra Tahran’ın yüksek derecede zenginleştirilmiş uranyumunu teslim etmesini de içeriyordu.

İran ABD’nin teklifini reddetti, ancak savaş başlamadan hemen önceki müzakerelerde zenginleştirilmiş malzemeyi daha düşük bir seviyeye “seyreltmeyi” değerlendirebileceğini öne sürmüştü.

Eski savunma bakan yardımcısı ve emekli CIA ile Deniz Piyadeleri subayı Mick Mulroy, “Bu, tarihteki en büyük ve en karmaşık özel operasyonlardan biri olurdu, hatta belki de en büyüğü. Bu kuvvet için büyük bir risk” şeklinde konuştu.

Trump’ın böyle bir operasyonu değerlendirmeye ilgisini gösteren başka bir işaret de, Cumartesi günü Amerikalıları Fox News sunucusu ve güçlü bir İsrail yanlısı savunucu olan Mark Levin’in programını izlemeye teşvik etmesi oldu. Levin program sırasında ABD’nin İran’ın uranyum stoklarını ele geçirmek için “uzmanlaşmış” kara birlikleri göndermesi gerektiğini söyledi.

Levin, “Neden sahada askerlere ihtiyaç duyalım? Bunun birçok nedeni var ve 300 bin askere ihtiyacımız olmaz. Mesele bu uranyum” dedi.

Savaşları sona erdirme vaadiyle seçim kampanyası yürüten Trump, şimdi kendisinin başlattığı ve çoğunlukla İsrail ile koordinasyon içinde hava saldırılarıyla yürütülen çatışmanın beşinci haftasına girmiş durumda. Uranyumu ele geçirmek için iddialı bir kara operasyonu başlatmak, komandoların ve çok sayıda asker ile destek personelinin konuşlandırılmasını gerektirecek ve ordu için önemli ölçüde yeni bir risk seviyesi oluşturacak.

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, planla ilgili sorulara verdiği yazılı yanıtında “Başkomutana azami seçenek sunabilmek için hazırlık yapmak Pentagon’un görevidir. Bu, başkanın bir karar verdiği anlamına gelmez” dedi.

Anketlerin Amerikalıların çoğunun savaşa ve özellikle kara birliklerinin gönderilmesine karşı olduğunu göstermesi üzerine Savunma Bakanı Pete Hegseth Salı günü başkanı kararlı bir lider olarak göstermeye çalıştı.

Hegseth Pentagon’daki basın toplantısında, savaşın motivasyonlarından birine değinerek, “Başkan Trump’ın yıllardır ve bu yönetim boyunca defalarca söylediği gibi, İran’ın nükleer bomba sahibi olmasına izin verilemez ve olmayacak” dedi.

Haziran ayında ABD İran’daki nükleer tesisleri bombalamıştı. Ancak Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’na (IAEA) göre İran, yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş yaklaşık 970 pound uranyum stoklamış durumda. Bu oran, silah seviyesine çok yakın. IAEA Genel Direktörü Rafael Mariano Grossi’ye göre bunun yarısından fazlası İran’ın orta kesimindeki tarihi İsfahan kenti yakınlarındaki bir nükleer tesiste, yaklaşık 90 metre daha derin tünellerde depolanıyor. Kalan kısmı ise Natanz nükleer tesisinde ve muhtemelen başka bölgelerde bulunuyor.

Fransız Le Monde gazetesinin Haziran başında yayımladığı ve Institute for Science and International Security tarafından analiz edilen uydu görüntüleri, İsfahan tesisinin güney girişine doğru 18 mavi varil taşıyan büyük bir kamyonun ilerlediğini gösterdi. Varillerin içeriği kesin olarak belirlenemese de enstitü “en güçlü ihtimalin” bunların yüksek derecede zenginleştirilmiş uranyum silindirleri olduğunu ve İsrail ile ABD’nin İran hedeflerine yönelik ağır hava saldırılarından günler önce tünel kompleksine taşındıklarını değerlendirdi.

Grossi, Mart ortasında Washington’da üst düzey görüşmeler için bulunduğu sırada gazetecilere yaptığı açıklamada, İsfahan’daki depolama alanına erişimin Haziran ayında ABD bombardımanı sonrası oluşan molozlar nedeniyle hâlâ kapalı olduğunu söyledi. O tarihten beri bu alana ulaşma çabasına işaret eden büyük hareketler görülmediğini belirtti ve “Belki bir araç ya da bir kamyon, ama kazı yapan buldozerler yok” dedi.

Uranyum hekzaflorür gazı formundaki yüksek derecede zenginleştirilmiş malzeme, yaklaşık bir metre yüksekliğinde, tüplü dalış tanklarına benzeyen mühürlü silindirlerde depolanıyor. Bir silahta kullanılabilmesi için yüzde 90’ın üzerine kadar daha fazla zenginleştirilmesi ve ardından metal forma dönüştürülmesi gerekiyor.

Haziran ayındaki hava saldırılarından hemen önce İsfahan sahasına yaptığı denetim ziyaretini anlatan Grossi, silindirlerin “çok büyük olmadığını” ve “özel bir korumaya sahip olmadığını” söyledi. Ancak bazı “sahte hedeflerin” de yerleştirilmiş olabileceğini ve bunun onları çıkarmaya çalışanları şaşırtmak amacı taşıyabileceğini belirtti.

Herhangi bir askeri karara dahil olmadığını söyleyen Grossi, “Söyleyebileceğim şey, bu önemli miktardaki malzemenin son derece kirletici olduğu ve doğrudan bir isabet olması halinde kontaminasyon oluşabileceğidir” dedi.

Konu hakkında bilgi sahibi iki kişiden biri, "İsfahan’daki gömülü stoklara ulaşmak için kazı ekipmanlarını getirmeniz, beton ve kurşun korumayı kırmanız ve diğer koruyucu kaplamaları aşmanız gerekiyor. Ardından bu silonun dibine bir şekilde ulaşmanız, nükleer materyal dolu konteynerleri çıkarmanız ve uçaklarla bölgeden uzaklaştırmanız gerekiyor” şeklinde konuştu. Sürenin ne kadar olacağına ilişkin tahminler haftalardan birkaç aya kadar değişiyor.

Emekli Orgeneral Joseph Votel’e göre malzemeyi geri almanın en iyi yolu ateşkes sonrasında ve IAEA personeli eşliğinde yapılması olurdu. Votel, ABD Merkez Komutanlığı ve ABD Özel Operasyonlar Komutanlığı’nın başında bulunmuş bir isim ve “Ama eğer savaşarak içeri girmeniz gerekiyorsa bu da mümkün olabilir” ifadelerini kullandı.

Votel sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bununla ilişkili çok sayıda risk var. Bu son derece karmaşık bir görev. Muhtemelen kayıplar olacak, ama bu ABD Özel Operasyon kuvvetlerinin görev setidir. Bizim yaptığımız iş budur. Bu tür ortamlara girmek üzere özel olarak eğitilmiş insanlar var”

Bir başka eski savunma yetkilisine göre operasyonun ölçeği ve karmaşıklığı onu son derece zor hale getirecek olsa da yine de mümkün. İran savaş planları ve Özel Operasyon kabiliyetleri hakkında doğrudan bilgi sahibi olan bu yetkili, “Büyük ölçüde sembolik bir hızlı saldırı dışında, malzemenin büyük bölümünü ya da tamamını geri almak geçici bir işgali gerektirir” dedi.

ABD askerleri uranyumu İran'dan nasıl alacak?

Eski komandolar ve yetkililer böyle bir operasyonun olağanüstü karmaşık bir yapıda olacağını anlattı.

Lojistik süreç muhtemelen İran savunma sistemlerinin ve ekipmanlarının vurulmasıyla başlayacak. Böylece kara birlikleri için daha güvenli bir geçiş koridoru oluşturulacak. Ardından birlikler yüzlerce kilometre içeri uçurularak tesislerin çevresinde savunma hattı kuracak. Uzmanların spekülasyonlarına göre seçeneklerden biri, ABD Ordusu’nun 82. Hava İndirme Tümeni ve Ranger birliklerinin paraşütle inerek bölgeyi ele geçirmesi olabilir. Ancak bu alan düşman topçusu, füzeler ve insansız hava araçlarının menzilinde olabilir.

Daha sonra mühendisler malzeme ve ekipman taşımak için bir hava pisti inşa edebilir. Bazı ekipmanlar kargo uçaklarından paraşütle indirilebilir ya da helikopterlerle taşınabilir. Ancak bu yöntemlerin her ikisi de yavaş hareket eden nakliye uçaklarını düşman ateşine açık hale getirebilir.

Ağır kazı çalışmalarının devam edebilmesi için geniş bir destek personeli kadrosu gerekecek. Mekanikler, sürücüler, yakıt ikmal personeli ve diğer görevliler günün her saati çalışacak. Gıda ve suyun sürekli olarak yeniden tedarik edilmesi gerekecek. Eski yetkililere göre Enerji Bakanlığı ve diğer kurumlardan sivil nükleer uzmanlar da riskleri değerlendirmek ve uranyumun çıkarılmasını denetlemek için sahada bulunacak.

Personelin barındırılması, beslenmesi ve korunmasına yönelik operasyonlar muhtemelen düşük profilli gizli bir görevden ziyade küçük bir askeri üs görüntüsü verecek.

Kayaların patlatılması ve depolama alanına girilmesi, bilinmezliklerle dolu bir tesisin derinliklerine doğru komandolar için metre metre ilerlenen zorlu bir sürecin başlangıcı olacak.

Eski bir özel operasyon askerine göre muhtemelen Delta Force ya da Navy SEALs gibi birliklerden oluşan ihlal timleri yer altı tesisindeki engelleri aşmak için testere ve kaynak torçları kullanırken, diğer askerler onları koruyacak. Komandolar radyoaktif tehditleri tespit etmek için sensörler taşıyacak, koruyucu kıyafetler ve solunum cihazları kullanacak.

Ekiplerin ateş ettikleri, patlattıkları ya da kestikleri herhangi bir şeyin tehlikeli materyali harekete geçirebileceğinin farkında olmaları gerekecek. Radyoaktif sızıntı endişesi personel ve ekipmanın zorlu ve tekrar tekrar yapılan dekontaminasyonunu gerektirebilir. Tuzaklar da bulunabilir.

Eski operatör, “Bu süreç yavaş, titiz ve son derece ölümcül olabilir” dedi.

Tahliye süreci de askerleri, ekipmanları ve nükleer materyali İran saldırılarına açık hale getirebilir. Çok sayıda personel düşman hava sahasından hava yoluyla çıkarılacak.

Eski yetkililere göre böyle bir operasyon, diğer karmaşık görevleri bile basit gösterebilir. Örneğin Venezuela’da Nicolás Maduro’nun yakalanması ya da Pakistan’da Usame bin Ladin’in öldürülmesine yönelik baskınlar dakikalar veya saatler içinde gerçekleşmişti. İran’daki süreç ise operasyon sorunsuz gitse bile haftalar sürebilir.

Eski savunma yetkilisi, “Bu noktada artık sadece bir otomobili satın almıyorsunuz; bütün üretim hattını satın alıyormuşsunuz gibi oluyor” dedi.

Eski yetkiliye göre düşman hatlarının gerisinden nükleer materyal geri almak üzere eğitilmiş muhtemelen yalnızca birkaç düzine asker bulunuyor ve bu alandaki uzmanlık Soğuk Savaş’tan bu yana azalmış durumda. Son yıllarda nükleer materyalin ele geçirilmesine yönelik planlamalar daha çok terörist gruplar ve Kuzey Kore senaryolarına odaklanmıştı.

Yetkili şöyle devam etti:

“Bu tür ele geçirme operasyonlarını planlamaya ya da Kuzey Korelilerin nükleer materyale erişimini engellemeye çok daha fazla dikkat ediliyordu”