Bir zamanlar Alman otomotiv sektörünün büyümesinin temel motoru olan Çin pazarı, bugün ülkenin en büyük otomobil üreticileri için en ciddi risklerden biri haline geldi. Volkswagen, BMW ve Mercedes-Benz gibi markalar, Çinli üreticilerin elektrikli araç teknolojisindeki hızlı yükselişi ve agresif fiyat politikaları karşısında pazar payı kaybederken, bunun etkileri Almanya'da istihdam ve siyaset üzerinde de hissedilmeye başladı.
Politico'nun aktardığına göre on yıllar boyunca Çin'de ortak girişimler kurarak dünyanın en büyük otomobil pazarına erişim sağlayan Alman üreticileri, bu sayede milyarlarca euro kâr elde etti. Ancak pandemi sonrasında elektrikli araç dönüşümünü hızlandıran Çinli şirketler, daha gelişmiş donanım ve daha düşük fiyatlarla tüketicilerin tercihini değiştirdi. Uzun yıllar prestij simgesi olarak görülen Alman markaları, Çinli rakipleri karşısında hızla gerilemeye başladı.
Milyarlarca euroluk kayıplar
Bu değişim, şirketlerin son mali sonuçlarına da yansıdı. Alman otomotiv üreticileri yılın ilk yarısında milyarlarca euroluk kayıplar açıkladı. BMW, 2027 sonuna kadar Almanya'da 8 bin kişiyi işten çıkaracağını duyururken, çalışanlara ekim ayından itibaren gönüllü ayrılık paketleri sunacağını açıkladı. Mercedes-Benz ise çalışanların haftalık çalışma süresini ücret artışı olmadan 35 saatten 40 saate çıkarmayı hedefliyor. Volkswagen de sendikalarla yaklaşık 100 bin kişiyi kapsayabilecek istihdam azaltımı ve bazı fabrikaların kapatılması konusunda görüşmeler yürütüyor.
Sektörde yaşanan daralma, Almanya Başbakanı Friedrich Merz liderliğindeki koalisyon hükümeti için de siyasi baskıyı artırıyor. Özellikle sonbaharda yapılacak eyalet seçimleri öncesinde aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisi, otomotiv sektöründeki gerilemeyi hükümetin ekonomi politikalarının başarısızlığının göstergesi olarak kullanıyor.
Sorunun merkezinde yalnızca Çin'deki satışların düşmesi bulunmuyor. Çinli üreticiler, iç pazardaki kapasite fazlası nedeniyle Avrupa'ya rekor sayıda araç ihraç ediyor. Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği'nin (ACEA) verilerine göre Çin menşeli otomobillerin Avrupa Birliği'ndeki satışları 2026'nın ilk yarısında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 63 artarak yaklaşık 549 bine ulaştı. Böylece Çin markalarının pazar payı toplam satışların yaklaşık yüzde 10'una yükseldi.
Avrupa Komisyonu, Çin'de üretilen elektrikli araçlara ek gümrük vergileri uygulasa da bu önlemler ithalatı belirgin biçimde yavaşlatmadı. Vergilerin şarj edilebilir hibrit modelleri kapsamaması ise Çinli üreticiler için önemli bir avantaj yaratmayı sürdürüyor.
Artan rekabet karşısında bazı Avrupalı üreticiler Çinli şirketlerle iş birliklerine yöneliyor. Stellantis, Çinli Leapmotor ile ortaklık kurarken, Volkswagen de gelecekte Çin'de geliştirilen bazı modellerini Avrupa'da üretme seçeneğini değerlendirdiğini açıkladı. Ancak uzmanlar, Çin teknolojisiyle üretilen araçların Volkswagen logosu taşımasının markanın algısını zayıflatabileceği ve tüketicilerin doğrudan daha ucuz Çin markalarını tercih edebileceği uyarısında bulunuyor.
Alman üretici gelişmekte olan pazarlara yöneliyor
Alman üreticiler yeni büyüme alanları olarak Kuzey Amerika, Hindistan ve gelişmekte olan pazarlara yönelmeye çalışsa da Çinli markalar bu bölgelerde de hızla güç kazanıyor. Şirketler ayrıca savunma sanayisindeki üretim kapasitesi artışından pay almayı değerlendiriyor. Volkswagen, bu kapsamda bir savunma şirketiyle ileri düzey görüşmeler yürüttüğünü açıkladı. Ancak uzmanlar, bu stratejinin hem çalışanlar arasında tepki yaratabileceğini hem de Pekin'in olası misilleme adımları nedeniyle yeni riskler doğurabileceğini belirtiyor.
Almanya'nın en önemli sanayi kollarından biri olan otomotiv sektöründeki dönüşüm, ülke ekonomisinin geleceği kadar Avrupa'nın Çin ile ticari ilişkilerinin yönü açısından da belirleyici bir süreç olarak görülüyor.
Kaynak: Gazete Oksijen

