Pehlevi hanedanını yıkan 1979 devrimine öncülük eden isimlerden biriydi. 1981'de cumhurbaşkanı oldu, İran-Irak savaşında orduya liderlik etti. Humeyni'nin ölümünün ardından 1989'da dini lider olarak atandı. İktidarına Batı'ya yönelik şüphecilik ve güvensizlik damga vurdu. Bu duygularla İran'ı 40 yıldır şekillendiren Ayetullah Ali Hamaney, 28 Şubat sabahı İsrail ve ABD'nin saldırısıyla öldürüldü
İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, ABD ve İsrail'in Tahran'da düzenlediği ortak saldırıda öldürüldü. Hamaney'in ölüm haberi pazar gününün erken saatlerinde devlet medyası tarafından doğrulandı.
Saldırılarda Hamaney'in gelini, damadı ve torununun da hayatını kaybettiği duyuruldu.
86 yaşındaki Ali Hamaney, 1979'da Pehlevi hanedanını deviren İslam Devrimi'nin arkasındaki ideolojik beyinlerden biriydi. Devrime öncülük eden İran İslam Konseyi'nde ciddi bir ağırlığı olan Hamaney, 1989'da Humeyni'nin ölümünün ardından ülkenin dini lideri oldu.
Dini lider olmadan önce cumhurbaşkanlığı yapan Ali Hamaney, 1980'lerin neredeyse tamamında devam eden İran-Irak savaşında ülkeye liderlik etmişti. Bu dönemde İran'ın askeri yapısı da onun etkisiyle şekillendi.
İran-Irak savaşında Batı ülkelerinin Irak lideri Saddam Hüseyin'i destekleyen bir tavır alması, milyonlarca İranlıyı dünyadan izole bir pozisyona iterken, Hamaney'in Batı'ya ve ABD'ye olan güvensizliğini de derinleştirdi.
Bu duygular Hamaney'in onlarca yıldır devam eden iktidarına da damga vurdu. İran onun döneminde, kesintisiz şekilde iç ve dış tehditleri odağına alan bir savunma devleti haline geldi. Öyle ki ilk etapta paramiliter bir güç olan İran Devrim Muhafızları Ordusu, aradan geçen yıllarda çok güçlü bir siyasi ve ekonomik kuruma dönüştü ve İran'ın etkisini tüm bölgeye yayma çabalarına girişti.
Hamaney'in İran'daki iktidarı 2000'lerden sonra iç isyanlarla sınandı. 2009'da seçimlere hile karıştırıldığı iddiasıyla, 2022'de genç bir kadının polis tarafından öldürülmesiyle başlayan gösteriler kanlı bir şekilde bastırıldı.
Geçen yaz İsrail'le verilen 12 günlük savaşın ardından ülkede giderek kötüleşen ekonomik durum, 2026'nın ilk günlerinde büyük bir gösteri dalgasına daha neden oldu. Hamaney yönetiminin buna da yanıtı sert oldu. Bölgeyi yakından takip eden isimlere göre, İran sokakları 1979 devriminden bu yana görülen en sert çatışmalara sahne oldu.
Ali Hamaney'in erken yaşları
Hamaney, 1939'da Şiilerin kutsal kenti Meşhed'de, tanınan bir Müslüman liderin oğlu olarak etnik Azeri bir aileye doğdu. Hamaney'in doğumundan önce Tebriz'de yerleşik olan aile daha sonra Meşhed'e taşınmış, Hamaney'in babası burada bir Azeri camisinde imamlık yapmaya başlamıştı.
Hamaney, annesi Hatice Mirdamani'nin tutkulu bir Kur'an ve kitap okuyucusu olduğunu ve kendisine de edebiyat ve şiir sevgisi aşılayan isim olduğunu söylüyor. Ayrıca Pehlevi hanedanına karşı yükselen İslami harekete de annesinin desteğiyle katıldığını aktarıyor.
Liseyi yarıda bırakan ve dini okullara katılarak İslami eğitim alan Hamaney, yüksek eğitimini de Şiiliğin merkezi kabul edilen Necef ve Kum'daki okullarda aldı. Kum'da eğitim gördüğü dönemde aralarında Ayetullah Humeyni'nin de olduğu ünlü Müslüman alimlerle yakın bir ilişki kurdu.
Aynı dönemde Pehlevi monarşisi, CIA ve MI6'in organize ettiği 1953 darbesinin ardından iktidarını yeniden tesis etmişti. Darbe, demokratik şekilde seçilen ve İran'ın petrol endüstrisini millileştirmeye çalışan Başbakan Muhammed Musaddık'ı görevden uzaklaştırmıştı.
Bir siyasi aktivist olarak harekettiği ettiği gençlik yılları boyunca Şah'ın istihbarat örgütü SAVAK tarafından defalarca kez gözaltına alınan Ali Hamaney, İran'ın güneydoğusundaki İranşehr kentine sürgüne yollandı ancak 1978'de Pehlevi yönetimini deviren gösterilere katılmak için Tahran'a geri döndü.
Yeni İran'ın kilit ismi
Pehlevi monarşisi devrimle tahttan indirilince Hamaney, yeni İran'ın kuruluşundaki kilit isimlerden biri haline dönüştü. 1980'de kısa bir süreliğine Savunma Bakanı olarak görev yaptı, İran-Irak savaşının başlamasıyla da Devrim Muhafızları'nın başına geçti.
Ateşli bir hatip olan Hamaney, aynı dönemde Tahran'da cuma hutbelerini veren isim haline geldi.
1981, Hamaney'in kaderini belirleyen yıllardan biriydi. Halkın Mücahitleri isimli örgüt yeni tesis edilen İran teokrasisine karşı silahlı bir harekete girişti. Hedeflerinden biri de Ali Hamaney'di. Ancak Hamaney kendisine yönelik suikast girişiminden canlı kurtulmayı başardı. Bu suikast girişiminde sağ kolunu kullanma yeteneğini kaybetti.
Hamaney aynı yıl, İran İslam Cumhuriyeti'nin üçüncü cumhurbaşkanı seçildi ve bu makama gelen ilk din adamı oldu.
Hamaney'in cumhurbaşkanlığında geçen savaş yıllarının ardından 1989'da İslam Devrimi'nin lideri Humeyni'nin ölümü İran'ı yeni bir sürece taşıdı. Humeyni'nin ölümünden uzun süre önce Ayetullah Hüseyin Ali Montazeri'yi halefi olarak belirlemişti. Ancak Montazeri'nin 1988'deki toplu idamları eleştiren tavrı onu saf dışı bıraktı.
Humeyni'nin ölümünün ardından kurulan bir konsey Ali Hamaney'i yeni dini lider olarak atadı. Bunun gerçekleşebilemesi için konsey bir takım anayasal gereklilikleri de gevşetmişti. Zira Hamaney, üst düzey bir dini unvan olan 'hüccetülislam' rütbesine bile sahip değildi.
O dönem Hamaney şunları söylüyordu:
"Bu pozisyonu hak ettiğimi düşünmüyorum. Belki siz de bunu biliyorsunuz. Bu gerçek bir liderlik değil, sembolik bir liderlik"
Ancak Hamaney'in liderliği sembolik kararların çok ötesindeydi.
Ali Hamaney'in ayetullah olarak görevdeki ilk yılları, Irak’la sekiz yıl süren savaşın harap ettiği bir ülkeyi yeniden inşa etme çabalarıyla şekillendi. Çatışmada bir milyondan fazla insan hayatını kaybetmiş, ekonomi ise yıkıma uğramıştı. Savaş ayrıca, Irak’ın İran güçlerine ve sivillere karşı kimyasal silah kullanmasının ardından uluslararası toplumun yeterince tepki vermediği algısı nedeniyle dış dünyaya yönelik derin bir kırgınlık yaratmıştı.
Hamaney, henüz cumhurbaşkanıyken sık sık cephe hatlarını ziyaret ediyor, bu sayede hem Devrim Muhafızları içinde güçlü bir sadakat kazanıyor hem de savaşın gerçeklerini doğrudan deneyimliyordu. Böylece Hamaney'in siyasi liderliği devam eden savaşla birlikte şekillendi.
Savaş bitip, ruhani lider haline geldiğinde de odak noktası askeri güçleri geliştirmek ve katı bir direniş ülkesi oluşturmak oldu.
1990'lar: İran'ın modu değişiyor
Ancak İran'daki atmosfer Ruhani'nin liderliğini takip eden 1990'larda değişti. Ülke yatırıma ihtiyaç duyuyordu ve devrimin harareti soğumaya başlamıştı. Çatışmalardan yorulan birçok kişi İran'ın uluslararası arenaya dönüşünü görmek istiyordu.
Bu duygu 1997 seçimlerinde kendini gösterdi. Batı'yla yakınlaşmayı savunan reformist aday Muhammed Hatemi açık ara farkla sandıktan çıkan isim oldu. Fakat Hamaney'in Batı'ya yönelik güvensizliği devam ediyordu ve reform taleplerini rejime bir tehdit olarak gördü.
Buna karşı Devrim Muhafızları'na ekonomiye hakim olmalarını sağlayacak yetkiler verdi ve geniş bir şirketler ağı kurulması için fiili serbestlik tanıdı. Gönüllü paramiliter güç Besiç içindeki gençlere yönelik eğitim faaliyetleri de yoğunlaştı. Böylece rejimin çekirdeğini oluşturan bir güç, Batı'ya karşı direniş söylemiyle birlikte önemli kaynaklarla desteklenen bir kesime dönüştü.
Paramiliter güç içindeki bu yeni kadrolar, Batı’nın sert bir karşıtı olan Mahmud Ahmedinejad'ın 2009’daki tartışmalı cumhurbaşkanlığı seçim zaferinin ardından ülke çapında patlak veren protestoları bastırmak için görevlendirildi.
Sokağa çıkanlar 1979'dan sonra doğmuş bir kuşaktı ve ailelerini motive etmiş olan sömürgecilik ve emperyalizm karşıtı anlatıya artık daha az bağlıydı. Bu Hamaney'in liderliğinin karşılaştığı en büyük zorluk olarak görülüyordu.
Seçim protestoları yüzlerce kişinin ölümü ve binlerce kişinin tutuklanmasıyla sonuçlandı.
Batı'yla ne savaş ne barış dönemi
2010'lu yıllara bu atmosferde giren Hamaney'in İran'ında takip eden 10 yılın temel konusu nükleer silah meselesi oldu. Hamaney bu süreçte pragmatist bir tavır takınarak, Batı'yla müzakere yoluna gitti.
2015'te dönemin Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Batı ülkeleriyle bir anlaşma yaparak İran'ın nükleer programının kısıtlanması karşılığında yaptırımların kaldırılmasını sağladı. Tahran ekonomik istikrara ihtiyaç duyuyordu ve yaptırımlar bunun önünde büyük bir engeldi.
Ancak anlaşmanın üçüncü yılında ABD Başkanı Donald Trump ülkesini nükleer anlaşmadan çekti ve yakınlaşma dönemini bitirdi. Washington yeni yaptırımlarla geri dönmüştü.
Yaptırımlar nedeniyle patlayan enflasyon, 2019'da İranlıları bir kez daha sokağa döktü. Protestoların bilançosu 100'den fazla ölüydü ancak Hamaney göstericileri 'haydutlar' diye tanımladı ve dış güçleri gösterileri körüklemele suçladı.
2022'de İranlılar bu kez Mahsa Amini'nin başörtüsü takmadığı için gözaltına alındığı polisler tarafından öldürülmesine isyan etti. Büyüyen gösterilere güvenlik güçleri sert şekilde müdahale etti. Hamaney'i gösterileri bir kez daha 'ulusal güvenlik meselesi' olarak ele aldı. Bilanço 500'den fazla ölüydü.
Hamaney'in alametifarikası: Direniş Ekseni
Neredeyse 40 yıldır İran'ın bir numarası olan Ali Hamaney, ülkenin bağımsızlığının ülke sınırlarının dışında kurulacak savunma hattıyla mümkün olabileceğine inanıyordu. Bu nedenle Lübnan, Filistin, Suriye, Yemen ve Irak'taki Şii grupları kapsayan bir vekil örgütler ağı kurdu.
Tahran, bu ağa 'Direniş Ekseni' adını verdi.
Hamaney'in sıkı bir destekçisi olan Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani bu stratejinin mimarıydı. Ancak Süleymani, 2020'de ABD tarafından öldürüldü.
Direniş Eksenini'ni dağıtan olaysa Hamas'ın İsrail'e yönelik gerçekleştirdiği 7 Ekim 2023 saldırıları oldu. Saldırıların ardından İsrail Gazze'de 70 binden fazla kişiyi öldürdü. Hamas'ın önemli liderleri de ölenler arasındaydı.
Lübnan'da Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah da İsrail füzelerinin hedefi oldu, örgütün birçok üst düzey ismi öldürüldü. Aralık 2024'te Suriye'de Beşar Esad rejiminin düşüşü İran'ın vekil güçlerinin ülkeden çekilmesi anlamına geliyordu. Bu güçlerin zayıflaması İsrail'e uzun süredir bekledikleri bir fırsat sundu.
Haziran 2025'te İsrail yönetimi bugün 12 Gün Savaşı olarak anılan saldırıları başlattı. İsrail'in saldırılarını ABD'nin İran'ın nükleer tesislerini hedef alan saldırıları takip etti. İran artık ekonomik olarak izole edilmiş, vekil güçlerini kaybetmiş ve kolayca hedef alınan bir ülke haline gelmişti.
Artan huzursuzluk geçen yılın sonunda patlak veren gösterilerle kendini gösterdi. Ekonomik duruma isyan eden göstericiler İran'ın birçok kentinde sokağa çıktı. Hamaney yönetiminin yanıtı yine sert oldu. Resmi rakamlara göre 3 bin, gayrıresmi rakamlara göre 7 bin kişi çıkan çatışmalarda hayatını kaybetti.
İran ve Hamaney'in liderliği böylece bir yol ayrımına gelmişti.
Kaynak: Gazete Oksijen