10 Aralık 2022, Cumartesi
Haber Giriş: 25.11.2022 09:41 | Son Güncelleme: 25.11.2022 11:07

İran Milli Takım'ının ülkelerine döndükten sonraki kaderleri belirsizliğini koruyor

İran Milli Takımı, İngiltere maçında milli marşı söylemeyerek Dünya Kupası'nda dikkatleri üzerine çekti. Gözler bugün oynanacak Galler karşılaşmasında. Ancak protestolara destek veren futbolculara ülkelerine dönünce ne olacağı belirsizliği koruyor
Fotoğraf: İngiltere  İran maçı 2022 Dünya Kupası
Fotoğraf: İngiltere İran maçı 2022 Dünya Kupası

2022 Katar Dünya Kupası'ndan önce de erkek sporcular protestolara katılıyordu. Ancak şimdi bunu en önemli küresel turnuvada yaptılar ve İranlı taraftarlar takım oyuncularının ülkelerine döndükleri zaman karşılaşabilecekleri şeyler için endişelendiklerini söylüyorlar. 

Bugün protestoya devam edecekler mi?

İran futbol takımının tüm üyeleri İngiltere ile oynadıkları Dünya Kupası maçı öncesinde İslam Cumhuriyeti'nin milli marşını söylemeyi reddetti. Dünya, bugün 13.00'te Galler'e karşı oynayacakları maçta ve Salı günü ABD'ye karşı oynayacakları maçta da aynı şeyin olup olmayacağını merak ediyor. Bu küçük ama etkili meydan okuma eylemi kendi ülkelerindeki hükümet karşıtı protestolara verdikleri desteğe bağlandı.

Katar'daki maçtan önce düzenlenen basın toplantısında takım kaptanı Ehsan Hajsafi protestocularla dayanışma içinde olduğunu ifade etti. Hajsafi, "Her şeyden önce İran'daki tüm yaslı ailelere başsağlığı dilemek istiyorum. Bilmeliler ki biz onların yanındayız, onları destekliyoruz ve onlara sempati duyuyoruz. Ülkemizdeki koşulların doğru olmadığını ve halkımızın mutlu olmadığını kabul etmek zorundayız. Biz buradayız ama bu onların sesi olmamamız ya da onlara saygı duymamamız gerektiği anlamına gelmiyor" ifadelerini kullandı.

Eylül ayında 22 yaşındaki Mahsa Amini'nin tutuklanması ve ardından hayatını kaybetmesiyle İran genelinde kitlesel protestolar patlak verdi. Amini, katı başörtüsü yasalarına uymadığı iddiasıyla sözde ahlak polisi tarafından gözaltına alınmıştı. Şimdiye kadar hiç kimse Amini'yi öldürmekle suçlanmadı. Bunun yerine, hükümetin baskıları sonucunda aralarında 50'den fazla çocuğun da bulunduğu 400'den fazla silahsız sivilin öldürüldüğü ve 15 bin'den fazla protestocunun tutuklandığı biliniyor.

İslam Cumhuriyeti parlamentosu ezici bir çoğunlukla protestocuların ağır bir şekilde cezalandırılması yönünde oy kullanırken, tutuklananlardan mohareb (Tanrı düşmanı) olarak bahsetti. Hepsi silahsız yakalanan en az altı sanık ölüm cezasına, diğerleri ise on yıl ya da daha fazla hapis cezasına çarptırıldı. Ancak bu ağır misillemelere rağmen rejim, İran'ın otuz bir eyaletinin tamamında gelgitlerle devam eden protestoları kontrol altına alamadı.

 Protestolara bir çok sporcu destek verdi

İran futbol takımının lakabı olan Team Melli, İslami marşı söylemeyi reddederek dünya sahnesinde İslami Rejime karşı mücadele eden diğer sporculara katılmış oldu. Geçen birkaç ay içinde çok sayıda kadın sporcu ülke adına yarışırken başörtülerini çıkararak protestocularla dayanışma içinde olduklarını gösterdiler. Son olarak okçu Parmida Ghasemi, Tahran'daki bir ödül töreni sırasında başörtüsünü çıkardı. Dünya Kupası'ndan önce de erkek sporcular protestolara katılıyordu. Futbolcu Saeed Piramoun, Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki Cottage Beach'te düzenlenen Kıtalararası Plaj Futbolu Kupası finalinde attığı golün ardından saçlarını keserek protesto etti. Saç kesme hareketi İranlı kadınlara ve değişim talep edenlere verilen desteğin uluslararası bir sembolü haline geldi.

Bir futsal maçında gol attıktan sonra oyuncu Hashim Shir Ali, öldürülen Beluci aktivist Khodanour Lajaei'ye saygı duruşunda bulundu ve kollarını bir direğe dolamış gibi uzatarak oturdu. Mahkumun orijinal fotoğrafının İran polisi tarafından onu aşağılamak için yayınlandığı öğremildi. Bunun yerine fotoğraf, halk isyanına katılanlar tarafından taklit edilecek bir protesto için başka bir ilham kaynağı oldu. Bu sporcuların protestocularla dayanışma eylemleri göz önüne alındığında, Melli Takım Katar'da yarışmayı planladığı için bile yoğun eleştirilere maruz kaldı. Bir uğurlama töreninde Cumhurbaşkanı Ebrahim Raisi'nin önünde eğildiklerini gösteren fotoğrafların viral olmasının ardından duygular daha da sertleşti.İran İngiltere ile oynarken tribünlerden yuhalama ve alay sesleri yükseldi.

Bazıları İranlı protestocuların sloganı haline gelen Kadın, Yaşam, Özgürlük yazılı tişörtler giydi ve pankartlar taşıdı. İran'ın devlet kontrolündeki medyası takımın milli marşı söylemekten kaçınmasından ya da Hajsafi'nin sözlerinden çok az bahsetti. Ayrıca protestocuların isyancı olduğu ve bu isyanların ülkenin düşmanları tarafından düzenlendiği konusunda ısrar etmeye devam ettiler. Melli Takımı'nın marş sırasında sessiz kalmasına yanıt olarak Tahran Belediye Meclisi Başkanı Mehdi Çamran "Kimsenin marşımıza ve bayrağımıza hakaret etmesine asla izin vermeyeceğiz. İran medeniyeti köklü bir medeniyettir. Bu medeniyet Avrupa ve Amerika medeniyetlerinin toplamı kadar eskidir" dedi.

Bazı İranlılar için futbol takımının marşı söylemeyi reddetmesi en azından yapabilecekleri bir şeydi. Belucistan'da yaşayan 22 yaşındaki Mohammad, İran'ın Dünya Kupası'ndaki varlığının acımasız bir diktatörlüğü normalleştirdiğini düşündüğünü söyledi ve " Milli marşı söylememek İslam Cumhuriyeti'nin imajını uluslararası toplum önünde zaten olduğundan daha da onursuz hale getirdi" dedi. Diğerleri ise cesaretlerinden ötürü ekibi alkışladı. Kürdistan'da yaşayan 24 yaşındaki Sepideh ise takımın rejimden baskı görmüş olabileceğine dair endişelerini dile getirdi. Sepideh "Milli marşı söylememek büyük bir olay. Bu onların Dünya Kupası'nda oynamaya zorlandıklarını gösteriyor. Şarkı söylemeyi reddederek protestoculara sempati duyduklarını göstermiş oldular" ifadelerini kullandı.

Bu arada özellikle Kürdistan, Belucistan ve Huzistan gibi etnik azınlık bölgelerinden katliam haberleri gelmeye devam ediyor. Huzistan'da kimliği tespit edilen en küçük kurban olan 10 yaşındaki Kian Pirfalak'ın öldürüldüğünün bildirilmesi yangını daha da alevlendirdi. Kian'ın annesi önce oğlunun ölümünden güvenlik güçlerini sorumlu tuttu ancak daha sonra zoraki bir TV röportajında yorumlarını geri çekti. Çocuğun babası hala ciddi kurşun yaralarıyla hastanede.

Muhalefeti susturma çalışmaları

Mahsa Emini'nin doğum yeri olan Kürdistan eyaletinde rejim yakın zamanda Piranşehr, Marivan ve Cevanrud şehirlerini bombaladı. O zamandan beri Javanroud'dan canlı silah ateşi ve yaralılara dair doğrulanmamış görüntüler ortaya çıktı. Piranşehr'de aralarında 16 yaşındaki Karwan Ghader Shokri'nin de bulunduğu çok sayıda kişinin hayatını kaybettiği bildirildi. Gencin cenazesi camiye götürülürken İslam Cumhuriyeti güçlerinin kalabalığın üzerine ateş açması sonucu bir kişinin daha öldüğü söyleniyor. Muhalefeti susturmak için gözdağı verme, tutuklama ve ölümcül güç kullanmanın yanı sıra rejim tarafından yaygın internet kesintileri de uygulanmaktadır.

Uluslararası toplum genel olarak protestoculara destek verdi ve İran rejiminin eylemlerini kınadı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron kısa bir süre önce protestoları bir devrim olarak nitelendirdi. Bu hafta ABD, Kürdistan'daki üç İranlı yetkiliyi hedef alan yaptırımlar uyguladı. Perşembe günü Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi İran İslam Cumhuriyeti'nde kötüleşen insan hakları durumunu ele almak üzere özel bir oturum düzenleyecek.

‘Milli Takım’ın kaderi belirsiz

Rejime meydan okuyan bazı sporcular başörtüsü takmadıkları için kayıtlara geçecek şekilde özür dilediler ancak bunlar da zoraki geri çekilmeler gibi görünüyor. Bu nedenle bazı İranlılar, futbolcular ve aileleri için endişe duyuluyor. Misillemeler, zoraki itiraflar ve özürler diyarında Milli Takımı'nın kaderi belirsizliğini koruyor. Kesin olan şu ki, marş sırasında sessiz kalmaları sahadaki İranlıların kötü durumuna daha fazla dikkat çekilmesini sağladı.