DW’nin haberine göre Macaristan Parlamentosunun bugün András Baka’yı ülkenin yeni cumhurbaşkanı seçmesi bekleniyor. Orbán hükümeti döneminde Yüksek Mahkeme Başkanlığından uzaklaştırılan Baka’nın adaylığı, ülkede 16 yıl süren Orbán düzeninden kopuşun en güçlü sembollerinden biri.
Macaristan’da cumhurbaşkanlığı büyük ölçüde temsili bir makam. Ancak Temel Yasa’nın 9. maddesi, cumhurbaşkanını ulusal birliğin temsilcisi ve devletin demokratik işleyişinin gözeticisi olarak tanımlıyor. Bu nedenle Baka’nın seçilmesi, yalnızca bir görev değişikliği değil, yeni yönetimin hukuk devletini yeniden kurma iddiasının da sınavı olacak.
András Baka kimdir?
1952 doğumlu András Baka, Macaristan’ın önde gelen hukukçularından. Kariyerine Macar Bilimler Akademisi Hukuk Araştırmaları Enstitüsünde başladı; insan hakları, azınlık hakları ve karşılaştırmalı hukuk alanlarında çalıştı.
Komünist rejimin açık muhaliflerinden biri olmayan Baka, sistemi içeriden değiştirmeye çalışan reformcu çevrelerde yer aldı. 1990’daki ilk serbest seçimde Macar Demokratik Forumu listesinden bağımsız milletvekili seçildi ancak parlamentoda yaklaşık bir yıl kaldı.
Baka, 1991-2008 arasında Strasbourg’daki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde yargıç olarak görev yaptı. Macaristan’a döndükten sonra 2009’da parlamento tarafından altı yıllığına Yüksek Mahkeme Başkanı seçildi.
Ancak Orbán hükümetinin yargı reformlarını eleştirmesinin ardından görev süresi erken sona erdirildi. Hükümet, Yüksek Mahkemeyi Kúria adıyla yeniden yapılandırdı ve kurumun başına başka bir isim atadı. Baka yargıç olarak çalışmayı sürdürse de başkanlık görevine dönemedi.
Baka’nın başvurusu üzerine AİHM, 2016’da Macaristan’ın onun mahkemeye erişim ve ifade özgürlüğü haklarını ihlal ettiğine hükmetti. Mahkeme Baka’ya tazminat ödenmesine karar verdi ancak karar eski görevine iade edilmesini sağlamadı.
Neden yeni bir cumhurbaşkanı seçiliyor?
Macaristan’da cumhurbaşkanı parlamento tarafından üçte iki çoğunlukla seçiliyor. İktidardaki Tisza Partisi bu çoğunluğa sahip olduğu için Baka’nın seçilmesine kesin gözüyle bakılıyor.
Seçim, Cumhurbaşkanı Tamás Sulyok’un görev süresini sona erdiren anayasa değişikliğinin ardından yapılıyor. Düzenlemeye göre parlamento, Sulyok’un 19 Temmuz’da görevden ayrılmasından itibaren bir ay içinde yeni cumhurbaşkanını seçmek zorunda.
Başbakan Péter Magyar, Sulyok’u Orbán yönetimi döneminde hukuk devleti ihlalleri karşısında sessiz kalmakla suçluyordu. Magyar, nisan ayındaki seçimlerden önce de Sulyok’un görevden ayrılmasını temel siyasi hedeflerinden biri olarak açıklamıştı.
A TISZA-frakció az imént titkos szavazással meghozta az eddigi egyik legfontosabb döntését: Dr. Baka Andrást, a Legfelsőbb Bíróság korábbi elnökét jelöljük Magyarország köztársasági elnökének.
— Magyar Péter (Ne féljetek) (@magyarpeterMP) August 8, 2026
Dr. Baka András több évtizedes hazai és nemzetközi jogászi, bírói tapasztalattal… pic.twitter.com/xnLkdaXmUV
Magyar’ın yükselişinde 2024’teki af skandalı önemli rol oynadı. Dönemin Cumhurbaşkanı Katalin Novák’ın, bir çocuk yuvasındaki cinsel istismarın örtbas edilmesine yardım etmekten hüküm giyen bir kişiyi affetmesi büyük tepki çekti. Novák Şubat 2024’te istifa ederken, o sırada Fidesz’den kopan Magyar da ilk kez geniş biçimde kamuoyunun karşısına çıktı.
Cumhurbaşkanından beklenen: Ulusun vicdanı olmak
Macaristan cumhurbaşkanının düzenli olarak kamuoyuna seslenmesini gerektiren bir kural bulunmuyor. Ancak makamın temsili niteliği, cumhurbaşkanına siyasi tartışmaların üzerinde ahlaki bir ağırlık kazandırabiliyor.
Bunun en bilinen örneği, komünizm sonrasında ülkenin ilk cumhurbaşkanı olan yazar ve eski muhalif Árpád Göncz’tü. Göncz, 1990’larda insan haklarının korunması ve demokratik kurallara uyulması için yaptığı açıklamalar nedeniyle birçok Macar tarafından “ulusun vicdanı” olarak anıldı.
Magyar da Sulyok’u bu sorumluluğu yerine getirememekle eleştiriyordu. Bu nedenle Baka’nın başarısı yalnızca anayasal yetkilerini nasıl kullandığıyla değil, gerektiğinde demokratik değerleri kamuoyu önünde savunup savunmadığıyla da ölçülecek.
Baka ise yüksek sesli veya protestocu bir siyasi figür değil. Orbán dönemine yönelik itirazlarını sokakta değil, hukuki ve kurumsal zeminde dile getirdi. Tisza Partisi de adaylığını kuvvetler ayrılığı, hukuk devleti ve yargı bağımsızlığı konusundaki geçmişiyle gerekçelendirdi.
Fidesz’den çifte standart suçlaması
Orbán’ın partisi Fidesz, Sulyok’un görev süresini sona erdiren anayasa değişikliğinin hukuka aykırı olduğunu savunuyor. Parti, bu nedenle seçilecek yeni cumhurbaşkanının da meşru olmayacağını öne sürüyor.
Fidesz ve aşırı sağcı Bizim Vatanımız Hareketi ayrıca Baka’yı çifte standart uygulamakla suçluyor. Eleştirilerin merkezinde, geçmişte kendi görevini sona erdiren kişiye özel bir düzenlemeye karşı çıkan Baka’nın, şimdi Sulyok’un benzer bir yöntemle görevden ayrılmasının ardından adaylığı kabul etmesi bulunuyor.
Baka’yı destekleyenler ise iki olayın aynı siyasi bağlamda değerlendirilemeyeceğini belirtiyor. Népszava yazarı Gábor Czene’ye göre Baka’nın görevden alınması hukuk devletini zayıflatan adımlardan biriyken, cumhurbaşkanı seçilmesi hukuk devletinin yeniden kurulmasına hizmet ediyor.
Budapeşte merkezli düşünce kuruluşu Political Capital da Fidesz’in itirazındaki çelişkiye dikkat çekiyor: Sulyok’un görev süresinin anayasa değişikliğiyle sona erdirilmesi gayrimeşruysa, Baka’nın Yüksek Mahkeme Başkanlığından benzer bir yöntemle uzaklaştırılmasının da açıklanması gerekiyor.
Enstitüye göre Baka’nın önündeki asıl sınav, Orbán döneminde siyasi etkisi ve kamuoyu nezdindeki ağırlığı zayıflayan cumhurbaşkanlığı makamına yeniden güven kazandırmak olacak.
Kaynak: Gazete Oksijen


