11 Ağustos 2026, Salı
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 11.08.2026 09:33 | Son Güncelleme: 11.08.2026 10:15

İran'dan üçlü ittifaka yönelik açıklama: Düşmanı doğru tanımlayan her plan bölgede güvenliği sağlar

İran, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında Mekke’de imzalanan üçlü güvenlik anlaşmasının kendisine karşı olmadığını açıkladı. Tahran, paktın bölge ülkelerinin ABD’ye bağımlılığını azaltarak bölgesel güvenlikte yeni bir yaklaşımı temsil ettiğini savundu
İran'dan üçlü ittifaka yönelik açıklama: Düşmanı doğru tanımlayan her plan bölgede güvenliği sağlar
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

İran Dışişleri Bakanlığı, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında Mekke'de imzalanan üçlü güvenlik anlaşmasını değerlendirdi. Tahran yönetimi, yeni güvenlik paktının kendisine karşı yöneltildiği yönündeki iddiaları reddederken, anlaşmanın bölge ülkelerinin ABD’ye olan bağımlılığı azalttığına dikkat çekti.

Middle East Eye'ın haberine göre İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Baghaei yaptığı açıklamada Tahran'ın yeni güvenlik paktının kendisine karşı yöneltildiğine dair endişe duymasını gerektirecek bir neden görmediğini belirtti.

Baghaei, bu anlaşmanın ABD’ye yönelik "algıda bir değişimi" ve bölgesel güvenlik yaklaşımındaki bir kaymayı gösterdiğini vurguladı. Sözcü, paktın dış güçler yerine devletlerin kendi kapasitelerine dayanma yolunda bir adımı temsil ettiğini ifade etti.

İranlı sözcü açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

"Bölgenin jeopolitik ve tarihi gerçeklerine dayanan, kapsayıcı olan, düşmanı ve tehdidi doğru tanımlayan her türlü plan güvenliği güçlendirmeye, istikrarsızlığı ve Siyonist düşman ile müttefiklerinin suistimallerini önlemeye yardımcı olma şansına sahiptir."

İttifak'ın ana hedefi ne?

Birçok analist, Ankara, Riyad ve İslamabad arasında kurulan bu ittifakın Tahran'ı hedef aldığını öne sürüyor.

Nüfuslarının çoğunluğu Sünni olan bu üç ülkeden Suudi Arabistan ile İran arasındaki ilişkiler uzun süredir soğuk seyrederken Türkiye ve Pakistan, Tahran ile nispeten samimi ilişkilerini sürdürmeye devam ediyor.

İslamabad yönetimi, ABD ve İsrail’in İran’daki hükümeti devirme hedefiyle başlattığı savaş ve İran'ın buna karşılık Hürmüz Boğazı’nı ablaya almasıyla tırmanan çatışma sürecinde, Washington ve Tahran arasındaki müzakerelerde kritik bir aracı rolü üstlendi.

Bölgedeki çatışmalar

Suudi Arabistan ise kendi topraklarındaki ABD askeri unsurları nedeniyle İran’ın misilleme eylemlerine hedef oldu. Çatışmalar uzadıkça Suudi Arabistan ile güney komşusu Yemen'deki Husi yönetimi arasındaki düşmanlıklar da yeniden alevlendi.

Husiler, Suudi hava saldırılarına ve uluslararası alanda tanınan Yemen hükümetinin adımlarına misilleme olarak Riyad’ın enerji tesislerini hedef almaya başladı. Son olarak Pazar günü erken saatlerde bir insansız hava aracının Cizan vilayetindeki Suudi Aramco rafinerisini vurması sonucu tesislerde geniş çaplı yangın çıktı.

Mısır neden ittifaka katılmadı?

Kathimerini'de yer alan haberde ise Mısır'ın ittifaka katılmamasına ilişkin "Suudi Arabistan-BAE, Yunanistan-GKRY-Türkiye ve Hindistan-Pakistan arasındaki gerilimlerde belirgin bir taraf seçmekten kaçınmasından kaynaklanıyor" değerlendirmesi yapıldı.

Yine Middle East Eye'da yer alan bir değerlendirmede Ankara merkezli bir kaynak, Mısır'ın çekimser tutumunun temelinde İsrail ile yürütülen hassas ilişkilerin bulunduğunu ifade etti. ABD'nin müttefiki, İsrail'in komşusu ve Tel Aviv ile tam diplomatik ilişkilere sahip bir Arap ülkesi konumundaki Mısır, İsrail hükümetiyle olan karmaşık ilişkilerini dikkatle yönetmek durumunda kalıyor.

Söz konusu kaynak, Kahire’nin bu anlaşmaya katılması halinde İsrail’den gelecek yoğun baskılara göğüs germek zorunda kalacağını vurguladı. Mısır merkezli Mada Masr yayın organı da Pazar günü yayınladığı haberde, kaynaklara dayandırarak Kahire'nin ittifaka katılmayı gerçekten de reddettiğini doğruladı.

Abu Dabi ile savunma anlaşması bulunan Mısır, geçtiğimiz Mayıs ayında İran'ın BAE'ye yönelik saldırılarına yanıt olarak bölgeye Rafale savaş uçakları konuşlandırmıştı. İkinci kaynağa göre bu durum, Suudi Arabistan'ın Mısır'ı bir miktar "güvenilmez" bir ortak olarak görmesine de yol açtı.

Kaynak: Gazete Oksijen