08 Temmuz 2026, Çarşamba
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 08.07.2026 14:47 | Son Güncelleme: 08.07.2026 14:58

Politico Trump'ı Ankara'ya çeken faktörü yazdı: 'Erdoğan diğerleri gibi değil, 'iş bitirici' biri'

NATO'nun Ankara Zirvesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki yakın ilişkinin ittifak içindeki etkisini yeniden gündeme taşıdı. Uzmanlara göre bu pragmatik ortaklık, Türkiye'nin NATO'daki rolünü güçlendirirken F-35 ve S-400 başlıklarında belirsizlik sürüyor
Politico Trump'ı Ankara'ya çeken faktörü yazdı: 'Erdoğan diğerleri gibi değil, 'iş bitirici' biri'
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

NATO liderleri yıllık zirve için Ankara'da buluştu. Zirveye katılımı konusunda soru işaretleri bulunan ABD Başkanı Donald Trump’ın Ankara'ya gelişi, büyük ölçüde ev sahibi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile olan yakın diplomatik ilişkisine bağlanıyor.

Politico'nun haberine göre Trump’ın Ankara ziyareti, iki lider arasındaki karşılıklı güvene dayalı ilişkiyi bir kez daha öne çıkardı. Her iki lider de Avrupa liberalizmine mesafeli duruşları, kurumsal süreçlere karşı duydukları şüphe ve pragmatik dış politika anlayışlarıyla dikkat çekti.

Eski diplomatlar ve uzmanlar, bu ilişkiyi sadece bir fikir birliği değil, "iş yapmaya dayalı uzun vadeli bir ortaklık olarak tanımlıyor.

ABD'nin eski Türkiye Büyükelçisi ve Trump yönetiminin Suriye özel temsilcisi James Jeffrey, Trump'ın Erdoğan'ı "konuşmaktan ziyade iş yapan" (Almanca tabiriyle 'Macher') biri olarak gördüğünü belirtiyor.

Geçmişte yaşanan Rahip Brunson krizi, Suriye sınırındaki gerilimler ve Gazze'deki barış girişimi gibi konularda Erdoğan'ın Trump'ın taleplerine yanıt vermiş olması, bu güvenin temelini oluşturuyor.

NATO için riskten fırsata

Erdoğan'ın iç politikadaki uygulamaları ve demokratik süreçlere yönelik eleştiriler, NATO içinde Türkiye'yi zaman zaman zor bir konumda bıraksa da, Trump ile olan kişisel ilişkisi bu durumu ittifak için bir denge unsuru haline getiriyor.

Orta Doğu Enstitüsü’nden uzman Gönül Tol, bu ilişkinin Türkiye'yi NATO içindeki "Truva Atı" algısından, ittifakı rahatlatan bir "savunma sigortasına" dönüştürdüğünü ifade ediyor.

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ile yaşadığı gerilim sonrası Avrupa’daki "Trump fısıldayıcısı" pozisyonunun boşalmasıyla, Erdoğan'ın bu boşluğu dolduracak stratejik konuma geldiği belirtiliyor.

Avrupa'nın zirveden beklentisi: Normal geçmesi

Avrupalı müttefikler, Trump'ın zirve sırasında kendilerini sert bir şekilde eleştirmesinden veya utandırmasından endişe ediyordu.

Brookings Enstitüsü Türkiye Projesi Direktörü Aslı Aydıntaşbaş, Avrupalıların Erdoğan'ın ev sahipliğinde gerçekleşecek bu zirvenin, Trump'ın sert eleştirilerinden uzak, daha "normal" bir atmosferde geçmesini umduklarını vurguluyor.

Erdoğan ise zirveyi, Türkiye'yi Doğu ile Batı arasında bir köprü olarak konumlandırmak için kullanıyor.

Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara'yı Ankara'ya davet etmesi ve "Teksas'tan Ankara'ya" uzanan bir güvenlik ağı çağrısı, Erdoğan'ın Türkiye'nin bölgesel ve küresel bir aktör olduğu mesajını güçlendiriyor.

Uzmanlar, Erdoğan'ın bu zirve ile sadece Türkiye'nin değil, Müslüman dünyasının lideri ve bölgesel bir kilit aktör olarak performans sergilediğini belirtiyor.

Çözülemeyen düğüm: F-35

İki lider arasındaki sıcak ilişkiye rağmen, Türkiye'nin F-35 programına dönüşü önündeki en büyük engel olan S-400 sistemleri konusundaki belirsizlik devam ediyor.

ABD yönetimi, 700 milyon dolarlık jet motoru satışı gibi ara çözümlerle süreci yönetmeye çalışsa da, F-35 alımı konusu kongre düzeyindeki zorluklar nedeniyle hala çözümsüz durumda.

Uzmanlar, her iki liderin de değişken ve öngörülemez tutumları göz önüne alındığında, bu ilişkinin istikrarlı bir zemine oturtulmasının zor olduğunu ve diplomatik dinamiklerin her an değişebileceğini ifade ediyor.

Kaynak: Gazete Oksijen