26 Mayıs 2026, Salı
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 26.05.2026 15:03 | Son Güncelleme: 26.05.2026 15:33

WSJ: Trump, İran görüşmelerini İsrail’le Arap normalleşmesi için fırsata çevirmek istiyor

ABD Başkanı, Tahran’la çatışmayı sona erdirecek bir mutabakatın yanı sıra İsrail ile bölge ülkeleri arasında normalleşme anlaşması hedefliyor
WSJ: Trump, İran görüşmelerini İsrail’le Arap normalleşmesi için fırsata çevirmek istiyor
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

ABD Başkanı Donald Trump, İran’la yaklaşık üç aydır devam eden çatışmayı sona erdirmeye yönelik diplomatik girişimlerini, İsrail ile Arap ülkeleri arasında yeni bir normalleşme dalgası yaratmayı hedefleyen daha kapsamlı bir Orta Doğu planına dönüştürmeye çalışıyor. Trump yönetiminin üzerinde çalıştığı çerçeve; Hürmüz Boğazı’nın yeniden deniz trafiğine açılması, İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stokunun tasfiye edilmesi ve buna karşılık ABD’nin İran’a yönelik deniz ablukasını gevşetmesini içeriyor. Ancak henüz nihai bir anlaşmaya ulaşılamazken, bölgede çatışmalar yeniden tırmanıyor. Öte yandan Trump, Cumhuriyetçi şahinlerin, Tahran’ı güçlendirecek bir uzlaşmaya gidildiği yönündeki eleştirileriyle karşı karşıya.

WSJ'de yer alan habere göre, ABD Başkanı Donald Trump, tatil hafta sonunda diplomatik hedeflerinin kapsamını genişleterek yalnızca İran’la savaşı sona erdirecek bir anlaşma değil, aynı zamanda İsrail ile daha geniş Orta Doğu arasında ilişkilerin normalleşmesini sağlayacak bir mutabakat arayışına girdi.

Normalleşme girişimi, Trump’a sınırlı bir ateşkes ve deniz taşımacılığına ilişkin olası bir anlaşmayı geri adım olarak değil, daha geniş çaplı bir bölgesel başarı hikâyesi olarak sunma imkânı verebilir. Kendi partisindeki şahin isimler, kötü bir anlaşmanın Trump’ın siyasi mirasına zarar verebileceği uyarısında bulunurken, Trump da büyük çaplı çatışmaların yeniden başlayabileceği tehdidinde bulundu.

Trump, pazartesi günü sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “İran İslam Cumhuriyeti ile müzakereler iyi ilerliyor! Ya herkes için harika bir anlaşma olacak ya da hiç anlaşma olmayacak. Aksi halde yeniden cepheye dönülür, silahlar konuşur; hem de her zamankinden daha büyük ve güçlü şekilde. Ama bunu kimse istemez” ifadelerini kullandı.

Beyaz Saray’ın önemli ilerleme kaydedildiği yönündeki açıklamalarına rağmen İran’la görüşmeler henüz nihai bir anlaşmayla sonuçlanmış değil. Bu arada Suudi Arabistan ve Katar gibi Orta Doğulu ortakların, Trump’ın kendilerinden İbrahim Anlaşmaları’na katılarak İsrail’le diplomatik ilişki kurmaları yönündeki ısrarına özel görüşmelerde mesafeli yaklaştığı belirtiliyor.

Hürmüz Boğazı'nda yeniden çatışma yaşandı

Pazartesi günü bölgede tansiyon yeniden yükseldi. Bir ABD’li yetkiliye göre, ABD güçleri Hürmüz Boğazı’na mayın döşemeye çalışan İran Devrim Muhafızları’na ait iki gemiyi batırdı. İran ise ABD uçaklarına karadan havaya füzelerle karşılık verdi. Bunun üzerine ABD, Bender Abbas yakınlarındaki füze rampalarını hedef aldı.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı Sözcüsü Albay Tim Hawkins, “ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, devam eden ateşkes sürecinde itidalli davranırken güçlerimizi savunmayı sürdürüyor” dedi.

Trump yönetimi, Hürmüz Boğazı’nın tamamen yeniden deniz trafiğine açılması karşılığında ABD’nin İran gemilerine yönelik ablukayı hafifletmesi ya da sona erdirmesini içeren olası bir anlaşma üzerinde çalışıyor. Böyle bir mutabakat, son yıllarda küresel enerji arzında yaşanan en ciddi aksamalardan birini sona erdirebilir. Ancak görüşmelerde İran’ın nükleer programına ciddi kısıtlamalar getirmeyi ya da programın tamamen sökülmesini kabul edip etmeyeceği gibi kritik başlıklar hâlâ belirsizliğini koruyor. Bu, Trump’ın uzun süredir dile getirdiği temel taleplerden biri. Ayrıca Tahran’a ateşkes karşılığında daha geniş ekonomik teşvikler sunulup sunulmayacağı da netleşmiş değil.

Trump'tan uranyum mesajı

Trump, pazartesi öğleden sonra yaptığı bir başka paylaşımda ise İran’ın zenginleştirilmiş uranyumuna değinerek, “Zenginleştirilmiş uranyum (nükleer toz!) ya derhal ABD’ye teslim edilip ülkeye getirilerek imha edilecek ya da tercihen İran İslam Cumhuriyeti ile iş birliği içinde yerinde veya kabul edilebilir başka bir noktada, Atom Enerjisi Komisyonu ya da muadili bir kurum gözetiminde yok edilecek” ifadelerini kullandı.

Yeni Delhi ziyareti sırasında konuşan ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, pazartesi günü şekillenmekte olan çerçeveyi, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasını sağlayacak ilk aşama bir mutabakat ve bunun ardından gelebilecek ayrı bir nükleer müzakere süreci olarak tanımladı. Rubio, “Boğazın yeniden açılması ve nükleer mesele konusunda gerçek, önemli ve zamanla sınırlı bir müzakere sürecine girilmesi açısından masada oldukça sağlam bir teklif var. Umarım bunu hayata geçirebiliriz” dedi.

Trump yönetimi, Hürmüz Boğazı’nın tamamen yeniden deniz trafiğine açılması karşılığında ABD’nin İran gemilerine yönelik ablukayı hafifletmesi ya da sona erdirmesini öngören olası bir anlaşma üzerinde çalışıyor. Böyle bir mutabakat, son dönemde küresel enerji arzında yaşanan en ciddi kesintilerden birini sona erdirebilir. Ancak görüşmelerde İran’ın nükleer programına ciddi sınırlamalar getirmeyi ya da programı tamamen tasfiye etmeyi kabul edip etmeyeceği gibi zorlu başlıklar henüz çözülebilmiş değil. Tahran’a ateşkes karşılığında daha kapsamlı ekonomik teşvikler sunulup sunulmayacağı da belirsizliğini koruyor.

Üç aşamalı plan

Üst düzey bir yönetim yetkilisi pazar günü, üzerinde çalışılan planın üç aşamalı olduğunu aktardı. Buna göre ilk aşamada İran Hürmüz Boğazı’nı yeniden açacak ve zenginleştirilmiş uranyum stokunu elden çıkaracak; buna karşılık ABD de İran limanlarına yönelik ablukayı kademeli olarak kaldıracak. Ardından Washington ile Tahran, savaşı sona erdirmeye yönelik daha kapsamlı görüşmelerin çerçevesini belirleyecek ve nihai olarak İran’ın nükleer programının kalıcı biçimde sona erdirilmesine yönelik sürece geçilecek.

Trump ise yaklaşık üç aydır süren ve kamuoyunda giderek daha az destek gören savaşı diplomasiyle sonlandırma arayışı ile Cumhuriyetçi Parti içindeki şahin kanadın desteklediği, İran’a doğrudan askeri müdahale seçeneği arasında sıkışmış görünüyor. Şahinler, İran rejimini daha da zayıflatmak ve yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stokundan vazgeçmeye zorlamak için askeri baskının artırılmasını savunuyor.

Cumhuriyetçilerden tepki

Cumhuriyetçi Parti içindeki bazı şahin isimler, hafta sonunda şekillenen anlaşma çerçevesine sert tepki gösterdi. Teksas Senatörü Ted Cruz başta olmak üzere bazı Cumhuriyetçiler, ortaya çıkan taslağın Tahran’ı güçlendirebileceğini ve eski Başkan Barack Obama döneminde imzalanan, Trump’ın ise ilk başkanlık döneminde iptal ettiği nükleer anlaşmaya fazlasıyla benzediğini savundu.

Trump’ın bu eleştirileri dikkate aldığına ve anlaşmanın koşullarını güçlendirecek yeni arayışlara girdiğine işaret eden gelişmeler de yaşandı. Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda Suudi Arabistan, Katar, Pakistan, Türkiye, Mısır ve Ürdün’ün İbrahim Anlaşmaları’na katılarak İsrail’le diplomatik ilişkiler kurmasını ya da mevcut ilişkileri genişletmesini istedi. Trump, Tahran’ın bir barış anlaşması imzalaması halinde İran’ın da bu sürece dahil olabileceğini öne sürdü.

Trump, sosyal medya paylaşımında, “Bu, büyük ama sürekli çatışma içindeki bu ülkelerin şimdiye kadar imzalayacağı en önemli anlaşma olacak. Geçmişte ya da gelecekte hiçbir şey bunu aşamayacak” ifadelerini kullandı.

Ancak Trump’ın Körfez müttefiklerine yönelik bu kamuoyu çağrısının karşılık bulması pek olası görünmüyor. Nitekim son günlerde hem Cumhuriyetçi milletvekilleri hem de Trump’ın ilk yönetiminde görev almış bazı isimler, İran’la olası anlaşmayı sert sözlerle eleştirdi.

Senato Silahlı Hizmetler Komitesi Başkanı Roger Wicker, X hesabından yaptığı paylaşımda, “İran’ın iyi niyetle hareket edeceği varsayımına dayanan söylentilerdeki 60 günlük ateşkes felaket olur. Operation Epic Fury ile elde edilen her şey boşa gider” dedi.

Wicker’a; Ted Cruz, Lindsey Graham, Trump’ın eski Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ve eski ulusal güvenlik danışmanı John Bolton da katıldı. Cruz olası anlaşmayı “felaket niteliğinde bir hata” olarak nitelendirirken, Pompeo “Bu, kesinlikle America First değil” yorumunu yaptı. Graham ise, “Bölgede İran’la yapılacak bir anlaşmanın rejimin hayatta kalmasına ve zamanla daha da güçlenmesine izin verdiği algısı oluşursa, Lübnan ve Irak’taki çatışmaların üzerine benzin dökmüş oluruz” uyarısında bulundu.

Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise eleştirilere karşı Trump’ı savundu. Rubio, Trump’ın İran’ın nükleer silah edinmesini engelleme konusundaki kararlılığının sorgulanmaması gerektiğini belirterek, “Bu başkanın bugüne kadar yapmaya hazır olduğunu gösterdiği şeyler ortadayken, İran’ı nükleer hedefleri açısından daha güçlü bir konuma getirecek bir anlaşmaya razı olacağı fikri saçmalık” dedi.

Ancak Trump’ın İbrahim Anlaşmaları’nı genişletme önerisinin ardından Cumhuriyetçi cephede ton değişti. Lindsey Graham, pazartesi günü Trump’ın teklifini sosyal medyada “tam anlamıyla dahiyane” olarak nitelendirdi ve bunun “Orta Doğu’da binlerce yılın en büyük değişimini” yaratabileceğini savundu. Graham, ABD’nin Arap müttefikleri ile İsrail’in bu öneriyi destekleyeceğini öne sürdü.

Arap ülkeleri İbrahim Anlaşmaları çağrısına ne diyecek?

Bununla birlikte Trump’ın anlaşmaya katılmasını istediği ülkelerin, özellikle de Suudi Arabistan’ın, bu çağrıya olumlu yanıt vermesi beklenmiyor. Riyad uzun süredir İsrail’le normalleşmenin ancak Filistin devletine giden açık bir yol haritası olması halinde mümkün olacağını söylüyor. Gazze’de yaşanan katliam ve İsrail’in İran’la yaşadığı çatışmalar, bölgedeki İsrail karşıtı havayı daha da güçlendirmiş durumda.

Katarlı yetkililer de Doha’nın şu aşamada İbrahim Anlaşmaları’na katılma planı olmadığını belirtti. Yetkililerden biri, Katar’ın İsrail’le herhangi bir angajmanının öncelikle Filistin meselesinin çözümüne odaklanacağını söyledi.

Carnegie Uluslararası Barış Vakfı’ndan ve geçmişte hem Cumhuriyetçi hem Demokrat yönetimlerde Orta Doğu müzakerecisi olarak görev yapan Aaron David Miller ise Trump’ın planını gerçeklikten kopuk buldu. Miller, “Bu, Körfez’deki yeni gerçekliklerden çok çok uzak bir galaksiye bağlanmış bir umut” değerlendirmesini yaptı. Miller’a göre Körfez ülkelerinin İsrail’in Batı Şeria, Gazze ve Lübnan’daki politikalarının ardından İsrail’e yakınlaşması ciddi kamuoyu tepkisine yol açabilir.

Kaynak: Gazete Oksijen