01 Şubat 2023, Çarşamba
Haber Giriş: 02.09.2022 04:30 | Son Güncelleme: 03.09.2022 09:41

Yapmamayı tercih ediyorlar çünkü…

Türkçeye “sessiz istifa” diye çevrilen “quiet quitting” kavramının tüm dünyada yayılmasının sebepleri var. Çalışanlar tükenmek değil yaşamak istiyorlar
Yapmamayı tercih ediyorlar çünkü…

Unutulmaz Moby Dick romanını yazarı Herman Melville’in 1853 tarihli “Katip Bartleby: Bir Wall Street Hikayesi” kitabının baş kahramanı işe yeni alındığında sıkı bir çalışan gibi görünür. Ancak bir süre sonra kendisine verilen işlere “Yapmamayı tercih ederim” diye yanıt vermeye başlar. Yaklaşık 170 yıl sonra bu çarpıcı cümle Wall Street’in çok ötesinde yankı buluyor. 

Sosyal medyada yayılan ve Türkçeye “sessiz istifa” diye çevrilen "quiet quitting” kavramı tüm dünyanın gündeminde. Aslında kimsenin işi bıraktığı yok. Tanımlar farklılık gösterse de kavram esasen işe tam zamanında gitmeyi, verilen görevleri yapıp tam zamanında ayrılmayı ve normal saatlerin dışında fazladan iş almamayı anlatıyor. 

Yeni kuşaklar bunu tembellik değil, sınırlar koymak, tükenmişliği önlemek ve kendilerine ayrıca ödemesi yapılmayan ek işleri üstlenmemek olarak algılıyor.

Sağlık ve eğitim başta olmak üzere sektörler genelinde tükenmişlik vakaları artıyor ve bu durum çalışanları bu işlerin dışına itiyor. Özellikle genç çalışanları sessiz istifaya iten denklemin bir başka parçası da ücretlerin artışının enflasyonun hızına ayak uyduramaması.

“Sessiz istifa” terimi, ABD'li TikTok'çu @zaidlepplin'in “iş senin hayatın değil” diyerek viral hale gelen bir video yayınlamasından sonra ortaya çıktı.

Ancak bu hareketin kökeni, artık sansürlenen “düz yatma” anlamına gelen #tangping hashtag'inin uzun çalışma saatlerini protesto etmek için kullanıldığı Çin'e dayanıyor. 

Geçen temmuz ayında bir TikTok videosunda kendini anlatan 24 yaşındaki New Yorklu yazılımcı Zaid Khan “İşinizi tamamen bırakmıyorsunuz, ancak daha fazlasını ve ötesine geçme fikrini bırakıyorsunuz. Artık işi hayatın haline getiren koşuşturma kültürü zihniyetine abone değilsin” diyordu. Video 3.4 milyon kez görüntülendi. 

“Az çalışıyorum, güç bende artık”

Devon'da yaşayan 24 yaşındaki Georgia Gadsby March ise BBC'ye verdiği demeçte çalıştığı ev eşyası satış şirketinde hiçbir karşılık almadan fazla mesai yaptığını anlatıyor. 

Yönetici destek pozisyonuna geçince daha da fazla sorumluluk üstlenmeye ve haftada yaklaşık 60 saat çalışmaya başlamış. Bu nedenle zam isteyince kendisine söz verilmiş ancak bu yerine getirilmemiş. “Kendimi aşağılanmış hissettim. Covid döneminde ‘quiet quitting',  ayrılıp başka bir iş aramaktan daha güvenli geliyordu. Çalkantılı bir zamandı" diye anlatıyor. 

Böylece Georgia görev tanımının dışındaki işleri geri çevirmeye başlamış. Onu eleştirenler, suçlayanlar olmuş ancak umursamamış. “Gücü kendime geri alıyormuşum gibi hissettim” diyor. Ancak nihayetinde işi bırakmış.

“Hayalimdeki iş kabusa döndü”

Yine BBC'ye konuşan 31 yaşındaki Londralı Emma O'Brien da "Zam talebimin geri çevrilmesi bardağı taşıran son damla oldu" diyor. 

O da Covid sırasında iş yükü artanlardan. "Bu yüzden işin yürümesi için yapmam gerekeni tam anlamıyla yapıp daha fazlasını yapmamaya başladım. Kendimi güçlenmiş ve daha iyi motive olmuş hissettim" diyor. O da ardından işe bir yıl ara verdiğini söylüyor. 

İşçi arayanlar işsizlerden fazla 

Bazı Batı ülkelerinde "iş yavaşlatan" çalışanların elini güçlendiren gelişmeler de var. Örneğin ABD'de Merkez Bankası FED'in faiz artırarak ekonomiyi soğutma çabalarına rağmen çalışan talebi temmuz ayında da güçlüydü. Çalışma Bakanlığı, geçen salı açık iş ilanlarının 11.2 milyona ulaştığını açıkladı. Bir ay önce bu rakam 11 milyondu.

Açık pozisyonlar, işsiz işçileri 2'ye 1 oranında geride bırakıyor. Nitekim ülkede “sessiz istifa”dan önce tartışılan kavram “büyük istifa dalgası” idi. 

Böyle kariyer yapılır mıymış?

Kimi TikTok kullanıcıları bu zihniyetle işte asla başarılı olamayacağınızı söylüyor. Bu tutumu “sıradanlıkla yetinmek” diye tanımlayanlar var.

The Financial Times'a konuşan Duke Üniversitesi'nden yönetim profesörü Sim Sitkin aynı fikirde değil. “Çalışanlardan  artık sürdürülebilir olandan daha fazlasını yapmaları isteniyor. İstenen şey depar atmak gibi. Tüm bir maraton boyunca bu tempoya ayak uyduramazsınız" diyor. 

Bankacılık ve hukuk gibi bazı mesleklerde, kıdemsiz çalışanların uzun saatler mesai yapması ve yüksek başlangıç ​​maaşları karşılığında yoğun bir şekilde bağlılık göstermeleri gerekiyor. Daha fazla özerkliğe sahip işlere terfi edilmeden önce tükenme riski ile karşı karşıyalar.

Bazı şirketler ayrıca işleri daha fazla "outsource" ederek istihdam güvenliğini sarstı. Bu da genç  çalışanları "yan işler" bulmaya itti. Bunlardan bazıları yaratıcı işler. Gazeteye göre bu da gençlerin sessizce istifa etmelerini ve kendi fikirlerine daha fazla zaman ve enerji ayırmalarını sağladı.

Şirketler ne yapmalı?

Kanadalı yönetim eğitimi firması Raw Signal Group'un kurucu ortağı Melissa Nightingale'e göre, akıllı kuruluşların mevcut işgücü dinamiklerini anlamaya çalışmak ve insanlarla bir noktada buluşmak için bu kavramı kullanacaklarını söylüyor.

Birinci koşul en baştan beklentiler konusunda açık olmak.Çalışanların üstlendikleri görevde neyin başarı olarak değerlendirileceğine dair net bir fikre sahip olmalarını sağlamak da önemli.

Çoğu çalışan, günümüzün çalışma dünyasında beklenmedik teslim sürelerinin ortaya çıkabildiğini, örneğin aniden gece tamamlanması gereken bir proje için çalışmaları gerekebileceğini biliyor. 

Sorun, bu istisnaların işe alım sürecinde açıkça belirtilmemesi, günlük rutin haline dönüşmesi veya personel eksikliği gibi konuların zamanında gündeme getirilmemesi.