02 Temmuz 2026, Perşembe
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 01.07.2026 23:00 | Son Güncelleme: 01.07.2026 23:05

ABD'ye göre İran'ın etkisi sınırlı kaldı: Hürmüz'den yapılan petrol sevkiyatı 10 milyon varili aştı

ABD'li bir yetkiliye göre Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrol sevkiyatı yeniden günlük 10 milyon varili aştı. Washington, bunun İran'ın deniz trafiğini durdurma kapasitesinin sınırlı olduğunu gösterdiğini savunurken, boğazın geleceği ABD-İran müzakerelerinin en kritik başlığı olmayı sürdürüyor
ABD'ye göre İran'ın etkisi sınırlı kaldı: Hürmüz'den yapılan petrol sevkiyatı 10 milyon varili aştı
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Bloomberg'in bildirdiğine göre ABD, Hürmüz Boğazı üzerinden geçen petrol akışının yeniden günlük 10 milyon varili aştığını ve bunun İran'ın petrol üzerindeki baskı kozunu zayıflattığını değerlendiriyor.

ABD'li bir yetkili, ticari gemi trafiğinin son birkaç haftada önemli ölçüde arttığını, Amerikan ordusunun sağladığı destek sayesinde Hürmüz Boğazı üzerinden taşınan petrol miktarının günlük 10 milyon varilin üzerine çıktığını söyledi.

Yetkiliye göre bu artış, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran ile geçici barış anlaşmasını imzalamasından bu yana yaşandı ve savaş sırasında neredeyse durma noktasına gelen petrol akışında büyük bir toparlanmaya işaret ediyor. Aynı yetkili, bu gelişmenin Tahran yönetimini hazırlıksız yakaladığını, İran'ın boğazdaki trafiği durdurma kapasitesinin artık sınırlı olduğunun ortaya çıktığını ve son dönemde boğaz çevresindeki saldırıların da bunun sonucu olduğunu söyledi. Yetkili, değerlendirmelerini isminin açıklanmaması şartıyla paylaştı.

İran İslam Cumhuriyeti, çatışmalar sırasında Hürmüz Boğazı'nı fiilen tıkayarak önemli bir pazarlık gücü elde etmişti. Azalan ham petrol stokları ve hızla yükselen enerji fiyatları savaşın siyasi açıdan sürdürülemez hale gelmesine yol açarken, bu durum Trump yönetimini ateşkes ve müzakereleri kabul etmeye teşvik etmişti. İran ise deniz trafiği üzerinde belirli bir kontrolü elinde tutmak istediğini savunmayı sürdürüyor ve bazı gemilerin gelecekte geçiş ücreti ödemek zorunda kalabileceğinin sinyalini veriyor.

ABD ise ateşkesten önce dahi İran'ın boğaz üzerindeki kontrolünü zayıflatacak adımlar attı. Yetkiliye göre ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) koordinasyonunda oluşturulan çok katmanlı savunma sistemi, hava ve deniz unsurlarının desteğiyle armatörlerin Umman kıyılarına daha yakın güney geçiş koridorunu kullanma konusunda güvenini artırdı.

Günlük 10 milyon varillik akış verisi daha önce Bloomberg tarafından yayımlanan gemi takip verileriyle de büyük ölçüde örtüşüyor.

Boğazdaki deniz ulaşımı, bu hafta Katar'da ABD'nin başmüzakerecileri Steve Witkoff ile Jared Kushner'in yürüttüğü dolaylı görüşmelerin en önemli gündem maddeleri arasında yer alıyor. Görüşmelerde İran'ın nükleer programının yanı sıra Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolü de masada bulunuyor.

Yetkiliye göre Washington, İran'dan mutabakat zaptındaki denizcilik hükümlerine uymasını ve ticari gemi geçişlerinin uzun vadede açık kalmasını garanti altına alacak kalıcı bir anlaşmayı kabul etmesini istiyor. Mevcut mutabakat, 60 günlük müzakere süresi boyunca boğazdan ücretsiz geçiş öngörüyor, bu sürenin sonrasındaki uygulama ise müzakerelere bırakılıyor. Trump ile ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, nihai anlaşmada geçiş ücretleri ya da denizcilik hizmet bedellerinin kabul edilemez olduğunu açıkladı.

İran ise ABD'nin Hürmüz Boğazı'na ilişkin taleplerini kamuoyu önünde kabul etmiş değil.

İran geçen hafta, Singapur bayraklı bir konteyner gemisine düzenlediği insansız hava aracı saldırısıyla ABD ile varılan düzenlemeleri ihlal etti. Bu olay karşılıklı misilleme saldırılarını tetikleyerek iki ülke arasındaki ateşkesi yeniden kırılgan hale getirdi.

Trump'ın yeni saldırıları durdurma ve müzakerelerin sürmesine izin verme kararı, savaşın ekonomik maliyetlerini artıracak yeni bir tırmanıştan kaçınmak istediğinin son göstergesi olarak değerlendiriliyor. Trump, 1929 borsa çöküşüyle başlayan Büyük Buhran döneminin başkanı Herbert Hoover olarak hatırlanmak istemediğini daha önce dile getirmişti.

Analistler ise ekonomik ve siyasi kaygıların İran'ı müzakereleri uzatmaya teşvik edebileceği ve bunun Trump'ın Tahran'dan önemli tavizler koparma kapasitesini zayıflatabileceği uyarısında bulunuyor. Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğinin yeniden canlanması, ABD ve İsrail'in savaşı başlatmasından önceki normale dönüş anlamına geliyor; yeni bir diplomatik atılım olarak görülmüyor.

Buna rağmen ABD yönetimi, geçen haftaki saldırıları İran'ın boğaz üzerindeki kontrolünü yeniden tesis etmeye yönelik bir girişim olarak değerlendiriyor. Yetkiliye göre Tahran, deniz trafiğini tamamen felç etme kapasitesinin sınırlı olduğunu fark ettikten sonra yeniden kontrol sağlamaya çalışıyor.

Yetkili, İran'ın kendi kıyılarından uzakta bulunan gemi trafiğini izleme kapasitesinin sınırlı olmasının, Umman tarafındaki güney geçiş koridorunda gerçekleşen yoğun petrol taşımacılığını geç fark etmesine neden olduğunu söyledi.

Savaştan önce Hürmüz Boğazı, dünya petrolü ve sıvılaştırılmış doğal gaz arzının yaklaşık beşte birine ev sahipliği yapıyordu. Günlük ortalama yaklaşık 20 milyon varil ham petrol ve yakıt bu boğazdan taşınıyordu. Bugün Hürmüz'den geçen günlük en az 10 milyon varillik akışa alternatif güzergâhlardan taşınan yaklaşık 5 milyon varil de eklendiğinde toplam sevkiyat savaş öncesi seviyelere yaklaşmış durumda.

Bununla birlikte İran'ın boğaz üzerindeki kontrol isteğinden vazgeçmesini sağlamak kolay görünmüyor. İran'ın başmüzakerecisi Muhammed Bakır Galibaf salı günü devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenliğin İran ve Umman'a ait olduğunu söyledi. Umman'ın en üst düzey diplomatı ise Hürmüz planlarında "geçiş ücreti" bulunmadığını ifade etse de ülke, Avrupalı yetkililere bazı ücretlerin gerekli olabileceğini iletmişti.

Armatörler, petrol sektörü temsilcileri ve diğer paydaşlar ise geçiş ücreti ya da farklı isimler altında alınacak benzer bedellerin uluslararası hukukun kabul edilemez bir ihlali olacağını ve bunun diğer stratejik su yolları için de tehlikeli bir emsal oluşturacağını belirtiyor.

Karşılıklı saldırılara rağmen gemiler Hürmüz Boğazı'ndan geçmeye devam etti. Bu durum, ABD'nin güvenlik duruşuna duyulan güvenin arttığını ve İran'ın etki alanının sınırlı kaldığını gösteriyor. Yetkiliye göre gemi trafiğinin sürmesinde, İran'ın büyük çevresel felaketlere yol açabilecek saldırılardan kaçınacağı beklentisi de etkili oldu.