03 Mart 2024, Pazar
Haber Giriş: 11.09.2023 13:15 | Son Güncelleme: 11.09.2023 13:57

Bakan Şimşek duyurdu: Konut ve taşıt kredilerinde büyük kısıtlamalar yolda

Katılığı bir TV programında "1 Eylül itibariyle, yıllık kredi kartı üzerinden kredi hacmi yüzde 140 civarında arttı" diyen Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, konut ve taşıt kredilerinde büyük kısıtlamaların geleceğini söyledi
Bakan Şimşek duyurdu: Konut ve taşıt kredilerinde büyük kısıtlamalar yolda

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, NTV'de katıldığı bir özel programda ekonomi politikalarına dair değerlendirmelerde bulundu. Burada kredi kullanımlarının 1 Eylül itibarıyla yıllık yüzde 140 arttığını söyleyerek, "Bu kadar yüksek seyreden bir kredi hacmiyle siz enflasyonu ve cari açığı kontrol altına alamazsınız... Taşıt kredilerinde biz, çok net bir şekilde sınırlayıcı bir perspektife sahibiz... Birinci konutu kredilendirme konusunda değişikliğe gitmeyeceğiz ancak ikinci, üçüncü konut veya tatil yerlerindeki yerlere ilişkin vatandaşın imkanı varsa alır ama krediyle desteklemeyeceğiz" ifadelerini kullandı. Bakan Şimşek'in konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

"Küresel ekonomide büyüme düşük seyrediyor"

  • Küresel ekonomiye baktığımız zaman; büyümenin düşük seyrettiği dönemdeyiz. Ortalama büyüme yüzde 3 civarında olacak. Bu tabii düşük sayılır. Bunun birçok sebebi var ama kısa vadeli baktığınız zaman pandemi sonrası enflasyon yükselişe geçti. Şu anda küresel finansal koşulların oldukça sıkışık olduğu bir dönemdeyiz.

"Önceliğimiz enflasyonu düşürmek"

  • OVP'nin üç temel bileşeni var. Bunlardan bir tanesi ülkemizin karşı karşıya olduğu, en önemli makroekonomik sorunlardan biriyle mücadele konusu. Enflasyonu tekrar makul düzeye, tek haneye getirecek bir program. Dezenflasyon programı orta vadeli programımızın en önemli hedefi. Birincil önceliğimiz fiyat istikrarıdır. Enflasyonu tekrar, 3 yılın sonunda hedefimiz tek haneye düşürebilmek. Bu zor bir süreç ama mümkün. Geçmişte başardık, yine başaracağız.

İkinci bileşen: Mali Disiplin

  • Programın ikinci bileşeni mali disiplin. Geçmişte, AK Parti hükümetlerinin en güçlü tarafı maliye politikasının bir çıpa görevi yapmış olması. Bütçe açıklarını düşük tutuyoruz, bunun sayesinde milletimize eser ve yatırım odaklı bütçeler sunduk. Önümüzdeki 3 seneye baktığımız zaman, gerek depremin gerekse geçmişte aldığımız bir takım kararların etkisiyle; EYT gibi, bütçede bir miktar bozulma var. Hedefimiz, bütçe açığını deprem hariç yüzde 3'e çekmek.

Üçüncü bileşen: Yapısal reformlar

  • Üçüncü önemli bileşen; yapısal reformlar. Şunu net şekilde söyleyebilirim; Türkiye rekabet gücünü artıracaksa, verimlilik üzerinden büyüyecekse; bir taraftan üretken alanlara yatırım yaparken, bir taraftan da mevcut kaynakların verimli kullanımına yönelik çok ciddi yapısal dönüşüm çabası olacak. Bunu da geçmişte olduğu gibi sadece bir metin olarak sunmadık, takvimlendirdik. Hangi reformu, hangi çeyreklerde yapacağımızı ortaya koyduk.

"Biz kuru serbest bıraktık"

  • Üç aylık ve üç aylık bir geçmiş var. Üç aylık sürede tahminler sürekli değişebiliyor. Burada resmi anlamaya çalıştık. Önce bir ekip kuruldu, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bir Bakanlar Kurulu oluşturuldu. Hazine ve Maliye görevi bana tevdi edildi. Biz de güçlü bir ekip kurduk. Daha sonra durum değerlendirmesi yaptık. Enflasyon hedefimizi iddialı bulanlar olabilir. Biz mümkün olduğunca, o an itibariyla en gerçekçi rakamları ortaya koymaya çalıştık. Benim edindiğim izlenim; genel anlamda programın hedefleri gerçekçi bulunuyor. Burada enflasyonla ilgili tahmin değişiklikleri, bizim resmi daha iyi anlamamızla ortaya çıktı. Bundan iki ay önce küresel petrol fiyatları, varil başına 70-80 dolar arasıydı, bugün 90'ın üzerine çıkmış durumda. 2021'in Aralık ayıyla, aşağı yukarı 2023'ün Mayıs ayına kadar kur belli bir düzeyde tutulmuş. Biz kuru serbest bıraktık. Tabii kur etkisi var. Sürekli değişen bir husus. Geçişkenlik zamanla azalacak.

"Kur hedefimiz yok"

  • Bizim bir kur hedefimiz yok. Aslında tahmin de olmaması lazım. Biz bir program yaptık, programın değişik evreleri var. Bugün ile Haziran'a kadar farklı bir perspektif… Şu anda küresel finansal koşullar sıkı. Risk iştahı zayıf. 2024'ün ikinci yarısından itibaren, enflasyondaki düşüşle birlikte faiz düşüşü konuşulacak düyada. Bununla birlikte büyümeye ilişkin beklentiler ve fon akışı farklı seyredecek. Dolayısıyla bizim önümüzdeki yılın ilk yarısıyla, ikinci yarısıyla farklı perspektiflerimiz var. Bizim bir kur tahminimiz ve hedefimiz olamaz. Başarılı olursaki inanıyorum başarılı olacağız. Dünya Bankası kriterlerine göre Türkiye "Yüksek Gelirli Ülkeler" grubuna girecek, şu anda "Orta Yüksek" grubundayız.

"Vergi tahsilatında ciddi performans göstereceğiz"

  • Deprem etkisi çok büyük. Herhangi bir ülke için. 3-4 yıllık perspektifle bakarsanız milli gelirin yüzde 10'una yakın şok var. 2025 ve sonrasında belki devam edecek. Depremin etkisi bir süre daha devam edebilir. Deprem ne kadar etkisi uzun sürerse sürsün, bir kerelik harcama olarak bakarız. Süreklilik arz etmiyor. Bütçe açığı bu sene için milli gelire oran olarak yüzde 3,4 olarak öngörülüyor. Yıl sonuna kadar tahsilat ayağında ciddi performans göstereceğiz. Denetim ayağı da öyle. Yakında defterdarlarımızla spesifik hedefler vereceğim, adil şekilde. Tahsil etmemiz gereken vergiden bahsediyorum. Kayıt dışılıktan bahsediyorum. EYT ve diğer hususların etkisi gelecek yıl ortaya çıkıyor. Gelir ayağında çaba göstermemiz gerekiyor. Gelecek sene vergi reformları yapacağız, tabana yayılması için, daha adil vergi sistemi için. Bütçeye ilişkin rakamlar yeterince çaba ortaya koymamış gibi imaj verebilir. Bu konuda da kararlıyız. Açık büyüyünce borç büyüyor. Bütçe dışında gelir arayaşına gideceğiz, özelleştirmeden tutun diğer alanlarda da.

"Krediyi bu alanda ciddi bir şekilde sınırlayacağız"

  • 1 Eylül itibariyle, yıllık kredi kartı üzerinden kredi hacmi yüzde 140 civarında artmıştı. Enflasyonun iki katından fazla. Bu kadar yüksek seyreden bir kredi hacmiyle siz enflasyonu ve cari açığı kontrol altına alamazsınız. Miktarsal sıkılaştırma denilen bir konsept var. Orada ilk adımı attık. KKM'de karşılık yoktu, karşılık getirdik. Daha önemli konular var. Taşıt kredilerinde biz, çok net bir şekilde sınırlayıcı bir perspektife sahibiz. Birinci konutu kredilendirme konusunda değişikliğe gitmeyeceğiz ancak ikinci, üçüncü konut veya tatil yerlerindeki yerlere ilişkin vatandaşın imkanı varsa alır ama krediyle desteklemeyeceğiz. Krediyi bu alanda ciddi bir şekilde sınırlayacağız. 

"Yatırımcılarda yerli yabancı ayrımı yapmıyoruz"

  • Hikayeniz varsa roadshowlara çıkmak kolay. Bizim doğal habitatımız. Ben uzun süredir bu konularda geride kaldım. Çünkü milletin karnı tok derler ya, biz önce yaptık. Ne yaptık, maliye politikasında para politikasında adım attık, yapısal reformları açıkladık. OVP'yi ortaya koyduk. Biz önden yüklemeli yaptık. Önce programı uygulayarak başladık. Bunu anlatmak çok kolay. Türkiye'nin potansiyeli gerçekten çok büyük. Biz iyi bir hikayeyle 5 yıllık siyasi istikrar var. Cumhurbaşkanımız seçildi, siyasi belirsizlikler azaldı. İyi bir ekip kuruldu, alan tanıdılar, güveni tam. Biz de ekip kurduk. Bu ekiplerle birlikte Cevdet Bey bu konularda çok değerli. Çok yakın çalışıyoruz. Dolayısıyla çok iyi bir ekip güçlü bir hikaye var. Ülke zaten herkesin bir şekilde hissedar olmak istediği potansiyeli büyük bir ülke. Biz şimdi çıkacağız ve diyeceğiz ki, portföy yatırımcılarıyla bir araya gelirseniz söyleyecekleriniz farklı, doğrudan yatırım yapacak firmalarla bir araya gelenlerle farklı. Söylemi muhataplara göre değiştireceksiniz. Önce sorun çözeceğiz ki, gelenler memnun olacak ki, ilave kaynak getirsinler. Yerelde de oradan başladık.
  • Yatırımcı bağlamında yerli yabancı ayrımı yapmıyoruz. Ülkemizin finansmanına kalkınmasına katkıda bulunan herkes bizim için değerlidir. OVP'nin hedefi bu. Bana nüfusu 85-90 milyon olan kişi başı geliri 10-15 dolar olan kaç ülke sayabilirsiniz diyorum düşünüyorlar. ABD, Japonya, Meksika, Çin, Rusya altıncı ülke bulamıyorlar, işte Türkiye. Nüfus 90 milyona gidiyor, kişi başı gelir 15 bin dolara gidiyor. Milli gelir cari kur üzerinden 1 trilyon doları aşacak, ilk defa bu program döneminde başarılı olursak Dünya Bankası kriterlerine göre Türkiye yüksek gelirli ülkeler grubuna girecek.

"Arz güvenliğinde sorunumuz yok"

  • Büyüme yüzde 5'e yakın, 20 yıla bakın yüzde 5,5'e yakın. Dünyada düşük büyüme varken bizde yüksek büyüme var. Altyapıya birkaç yüz milyar dolar yatırım yapıldı. Lojistik endeksinde 38'inci sıradayız, gelişmiş ülkelerle aynı sıradayız. Enerji arz güvenliğinde Türkiye'nin sorunu yok. Yerli yenilenebilir enerji tarafında da güçlü. Şimdi nükleer devreye girecek. Coğrafi konumumuz en büyük avantaj. Dolayısıyla AB bağlamında bakarsak yakından tedarik de Türkiye ile rekabet edebilecek ülke yok. Kim ne derse desin bir AB ile yakınsama içinde olduk. Daha kat edecek mesafeler var. Yakın ülkelerden tedarik, dost ülkelerden tedarik. Dost ve yakın ülkelerden tedarik meselesi orta doğu için de geçerli. Türkiye'nin çok büyük avantajları var. Hukuk devleti alanında da önemli gelişmeler olacak. Yatırım ortamını iyileştireceğiz, hikayenin önemli bileşenlerini ortaya çıkaracağız.

Enerjide ikili anlaşmalar

  • Dost ülkeleri ziyaret ettik. BAE büyük teveccüh gösterdi, 51 milyar dolara yakın program açıkladı. Deprem için tahvil ihracı gündemde, 8,5 milyar dolarlık ihraç sene sonundan önce gerçekleşecek. İhracatın finansmanını çok önemsiyoruz. Bizim dış talebi çok güçlü şekilde belirlememiz mümkün değil ama ihracatı belirlememiz mümkün. Hizmet ihracatını cari açığı sınırlayabilir, kaynak akışını hızlandırabiliriz. Toplamda 11,5 milyar dolarlık tahvil ihracı bu yıl içinde tamamlanır. Yenilenebilir enerjiye 21 milyar dolarlık yatırım programı var, orta vadeli perspektif. Sanayi, turizm, teknolojiyi öngörüyorlar. Bu sene içinde sonuçlanabilecek hususlar olabilir. Enerjide ikili anlaşmalar olacak. Enerjide yenilenebilir enerji yatırımlarını 3 yıl içinde atılım içine girersek cari açığı azaltır, dışa bağımlılığı azaltır. Bu sene 1-2 ay içinde tahvil ihraçlarını sınırlandıracağız. Diğer ülkelerle görüşmelerimiz devam ediyor. MB reeskont kredilerinin hacmini, günlük miktarını daha da artıracak. Yeter ki biz hizmet ihracatını artıralım destekleri verelim devreye sokalım.

"Dünya Bankası'ndan 35 milyar dolarlık paket"

  • Dünya Bankası'yla toplantıya gittiğimizde MB başkanıyla uzun görüşme yaptık. Onlar bizim programımızı desteklemek için 3 yıllık perspektifte 17 milyar dolalık planlamaya ilaveten 18 milyar dolar daha tahsis edeceklerini söylediler. 35 milyar dolarlık paket Türkiye'ye sunulacak. Bir kısmı yapısal dönüşümlere, özel sektörlere 9 milyar dolar. Bizim için önemli olan piyasanın ikna olması. Bu dönemin en büyük avantajı Cumhurbaşkanımız bu programın arkasında ve sahiplendi. Bu bizim için inanılmaz büyük bir güç.

"KKM Finansal istikrarı etkileyecek potansiyele sahip"

  • KKM konusunda çok fazla konuşmayı tercih etmiyorum. Finansal istikrarı etkileyecek potansiyele sahip büyüklükte. KKM'den çıkış stratejimizi uygulayacağız. Bu açıdan spekülatif konulara girmek istemiyorum. Burada da kademeli gideceğiz. Burada da her aşamada inanın aldığımız tüm kararlarda ciddi beyin fırtınası yapıyoruz. Çoklu sınama, çoklu kısıt var. KKM konusunun çok fazla tartışılmasını ben istemiyorum. KKM bir realitedir, bunla zamanla çıkış stratejisi ortaya koyacağız. Mevduat sahipleri müsterih olsunlar herhangi bir değişikliğe gitmeyeceğiz.
  • Kur rejimini hükümet belirler ama uygulaması merkez bankasının uhdesinde. Geçiş döneminde benim bildiğim kadarıyla, KKM'den her gün dönüşler var. Onun bir kısmı KKM'de devam etmek istemeyip dövizde devam etmek isteyenler var. O anlamda Döviz taleplerini karşılıyoruz. Bunu müdahale olarak algılıyorsanız evet KKM'den dönüşlerde döviz talebini karşılıyor. Belli seviyeyi hedefleyeyim diyorsanız onu soruyorsanız benim bildiğim kadarıyla öyle birşey yok. Kur hedefimiz yok. Bütün merkez bankaları bazen çok düşük hacimli arzın olmadığı dönemlerde dünyanın tüm merkez bankaları piyasalardadır."