Küresel ekonomiyi son on yılların en şiddetli enerji şokundan korumanın maliyetleri giderek artıyor. Üstelik hükümetlerin bunu karşılayacak en az imkana sahip olduğu bir dönemde bu yaşanıyor
Dünyanın dört bir yanındaki yetkililer, hızla yükselen fiyatların sıradan vatandaşlar üzerindeki etkisini hafifletmeye çalışıyor. ABD’de Georgia eyaleti galon başına 33 centlik akaryakıt vergisini askıya aldı, diğer eyaletler de benzer adımları değerlendiriyor. Birleşik Krallık hükümeti bazı tüketicilerin ısınma yakıtı faturalarının bir kısmını ödemeyi taahhüt etti. Çin, Macaristan ve Japonya ise pompada fiyatları sınırladı.
WSJ'nin haberine göre bu çabalar enflasyonu dizginlerken zaten zorlanan kamu bütçeleri üzerinde baskı oluşturuyor. Basra Körfezi’ndeki kriz ne kadar uzun sürerse, hükümetlerin daha fazla adım atma baskısı da o kadar artacak.
Orta Doğu enerjisine en bağımlı bölge olan Asya’da Çin, Güney Kore ve Tayland yakıt ihracatını kısıtladı. Almanya’nın maliye bakanı enerji şirketlerine yönelik beklenmedik kazanç vergisi önerdi, Yeni Zelanda ise düşük ve orta gelirli ailelere aylık yaklaşık 120 dolar destek sağlıyor.
Dünya İran savaşına 100 trilyon dolar borçla girdi
Dünya bu savaşa 100 trilyon doları aşan kamu borcuyla girdi ve bu durum hükümetlerin pandemi ve 2022 enerji krizinde olduğu gibi agresif harcama yapma kapasitesini sınırlıyor. Faiz oranları bugün çok daha yüksek ve merkez bankalarının enflasyonla mücadele için faizleri yüksek tutacağı beklentisi, savaş öncesine kıyasla borçlanmayı çok daha pahalı hale getiriyor.
Harvard Üniversitesi profesörü Kenneth Rogoff, “Her şokta daha fazla borçlanırız ve bunu sorun etmeyiz düşüncesi son 25 yılın politikasıydı. Artık bu tercihler çok daha keskin olacak. Bu, hiçbir şey yapmamak anlamına gelmiyor. Ancak mali sınırları zorlamanın ciddi bir riski var” ifadelerini kullandı.
ABD’nin bu mali yılda 1,9 trilyon dolarlık bütçe açığı vermesi bekleniyor. Ekonomistler, savaşın maliyeti ve ara seçimler öncesinde gelebilecek teşviklerin borçlanmayı daha da artırabileceği uyarısında bulunuyor.
Geçen hafta Pentagon, savaşın maliyetlerini karşılamak için ek 200 milyar dolar talep etti. Goldman Sachs tahminlerine göre uzun sürecek bir çatışma Fransa’da, borcun GSYH’ye oranını 2028’e kadar yüzde 130’a yaklaştırabilirken Almanya’da bu oran yüzde 80’e yaklaşabilir.
Tahvil piyasaları, bütçe açıklarını büyüten kamu harcamalarına karşı daha tedirgin hale geldi. ABD tahvil getirileri, yatırımcıların hem daha yüksek enflasyon hem de artan harcamalardan endişe etmesiyle sert yükseldi. Enerji krizinden ağır etkilenen Avrupa’da ise Birleşik Krallık, Fransa ve Almanya’nın borçlanma maliyetleri on yılı aşkın sürenin en yüksek seviyelerine çıktı.
Avrupa’nın Rusya’nın Ukrayna’yı işgaliyle tetiklenen 2022 enerji krizinde uyguladığı fiyat müdahaleleri kıtaya yaklaşık yarım trilyon dolara mal olmuş ve pandemi sonrası borç sorunlarını derinleştirmişti. Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde, hükümetleri mali dengeleri bozabilecek ve talebi artırabilecek geniş kapsamlı politikalar konusunda uyardı.
Buna rağmen bazı ekonomistler daha agresif adımlar atılması gerektiğini savunuyor. Rusya kaynaklı enerji krizinde Almanya’nın fiyat tavanı modelinin tasarımına katkıda bulunan ekonomist Isabella Weber, krizin uzun vadeli ekonomik hasara yol açmasını önlemek için hızlı müdahale çağrısı yaptı. Veriler, enerji fiyatlarındaki artışın küresel ekonomik faaliyeti şimdiden olumsuz etkilediğini gösteriyor.
Massachusetts Amherst Üniversitesi’nde doçent olan Weber, “Savaş yarın sona erse bile mümkün olan en kısa sürede müdahale etmek son derece önemli. Mali kaygılar şu anda ana öncelik olmamalı. Enflasyonu ve üretim kayıplarını önlemek birinci öncelik olmalı” dedi.
Bazı ülkeler, rafineriler, akaryakıt istasyonları veya kamu hizmeti şirketlerinin uygulayabileceği fiyatları sınırlayan doğrudan fiyat kontrollerine yöneldi. Ancak birçok durumda faturayı hükümetler ödüyor.
London School of Economics profesörü Ricardo Reis, “Tarih boyunca tekrar tekrar gördük ki fiyatları sınırlamak kötü bir fikirdir. Bu, kamu bütçesinde giderek büyüyen bir açık yaratır” şeklinde konuştu.
Çin bu hafta, planlanan yüzde 20’lik artış yerine perakende yakıt fiyatlarındaki artışı yüzde 10 ile sınırladı ve maliyetin devlet rafinerileri tarafından daha düşük kâr marjlarıyla karşılanması bekleniyor.
Güney Kore, son otuz yılın yakıtta ilk tavan fiyatını uygulayarak toptan akaryakıt fiyatlarını galon başına yaklaşık 4,40 dolar ile sınırlandırdı. Goldman Sachs’a göre bu yaklaşık yüzde 10’luk bir düşüş anlamına geliyor. Hükümet, rafinerilere geri ödeme yapmak ve diğer destek önlemlerini finanse etmek için ek bütçe hazırlıyor, ancak bunun yeni borç yerine yapay zeka kaynaklı vergi gelirleriyle karşılanması planlanıyor.
Japonya, perakende yakıt fiyatlarını galon başına yaklaşık 4,05 dolar seviyesinde sabitledi. JPMorgan’a göre petrol fiyatları varil başına 100 dolar seviyesinde kalırsa bu uygulama hükümete yaklaşık 16 milyar dolara mal olacak; fiyatların 120 dolara çıkması halinde maliyet 40 milyar dolara ulaşabilir.
Fiyat kontrolleri, serbest piyasa ekonomisinin temel ilkelerinden biri olan arz ve talep dengesini bozduğu için uzun süredir tartışmalı bir konu. ABD Başkanı Richard Nixon’ın 1970’lerde uyguladığı tavan fiyatlar, enerji kıtlığına ve uzun akaryakıt kuyruklarına yol açmıştı. Arap ülkelerinin petrol ambargosu sonrasında piyasa dengesini yeniden kurmakta zorlanmıştı.
Bu ay yakıt fiyatlarını baskılayan bazı ülkeler, talebi karşılamakta şimdiden zorlanıyor. Fiyatları sınırlayan Slovenya, komşu ülkelerden gelen sürücülerin yakıt almak için sınırı geçmesi üzerine günlük satışları kısıtlayacağını açıkladı.
Slovakya ve Macaristan da “yakıt turizmi”ni engellemek için düşük fiyatlardan yalnızca kendi vatandaşlarının yararlanmasına izin verdi.
Ekonomistler, enerji şokunun en ağır etkisinin daha sınırlı kaynaklara sahip gelişmekte olan ülkelerde hissedileceği uyarısında bulunuyor. Tayland, devlet petrol fonuna günde 30 milyon dolara mal olan dizel fiyat tavanını bu hafta kaldırdı. Mısır ise yıl boyunca fiyatları sabit tutma sözü vermesine rağmen bu ay bazı yakıt fiyatlarını yaklaşık yüzde 20 artırdı.
Chicago Üniversitesi profesörü ve Hindistan Merkez Bankası’nın eski başkanı Raghuram Rajan, “Etki, birçok gelişmekte olan ülkede çok daha hızlı ve sert hissedilecek. Borç sınırları ve kırılma noktaları bu ülkelerde muhtemelen daha düşük” dedi.

