Fed, Çarşamba günü alışılmadık derecede bölünmüş bir görünüm sergileyerek politika yapıcıların kalıcı enflasyonun politika üzerindeki etkisini değerlendirdiği ve merkez bankasında yaklaşan liderlik değişimini beklediği bir ortamda kilit faiz oranını sabit tuttu.
CNBC'nin bildirdiğine göre Başkan Jerome Powell’ın görevdeki muhtemelen son toplantısında, faiz belirleyen Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC), gösterge federal fon faizini yüzde 3,5 - yüzde 3,75 aralığında sabit tutma yönünde oy kullandı. Piyasalar değişiklik olmaması ihtimalini yüzde 100 olarak fiyatlıyordu.
Ancak toplantı, daha fazla faiz indiriminin gündeme gelebileceğine yönelik mesajlara karşı çıkan yetkililerin oluşturduğu bir dalga nedeniyle dramatik bir döneme sahne oldu. Gösterge faizin sabit tutulmasına yönelik rutin bir oylama beklentisi varken, FOMC bunun yerine 8’e 4 bölündü ve yetkililer oylarına farklı gerekçeler sundu.
FOMC’de en son dört üyenin muhalefet ettiği durum Ekim 1992’de yaşanmıştı.
Ayrı olarak, merkez bankasının kararının ardından düzenlenen basın toplantısında Powell, belirsiz bir süre boyunca Yönetim Kurulu’nda kalacağını işaret etti. Bunun için Fed’in yenileme çalışmalarına yönelik soruşturmanın “tam anlamıyla şeffaf ve kesin şekilde sonuçlanmasını” beklediğini söyledi.
Northwestern Mutual yatırım başkanı Brent Schutte, yaptığı açıklamada “Genel olarak uzlaşı ve az sayıda muhalefetle geçen bir dönemin ardından Powell görev süresini 4 muhalif oyla tamamlıyor. Bu durum, Fed’i değiştirmeye odaklanan yeni bir başkanın göreve gelmesiyle önümüzdeki aylarda benzer bir tablo görülebileceğine işaret etmekle kalmıyor, aynı zamanda kısa vadeli ekonomik görünümün, iş gücü piyasası ve büyüme sinyallerindeki çelişkiler ile 2023 sonundan bu yana yüzde 3’ün üzerinde kalan enflasyon ortamında son derece belirsiz olduğunu ortaya koyuyor” dedi.
Bölünmüş bir Fed
Yönetim Kurulu üyesi Stephen Miran, Eylül 2025’te merkez bankasına katıldığından bu yana yaptığı gibi, çeyrek puanlık faiz indirimi yönünde muhalefet şerhi koydu.
Diğer üç “hayır” oyu ise Cleveland Fed Başkanı Beth Hammack, Minneapolis Fed Başkanı Neel Kashkari ve Dallas Fed Başkanı Lorie Logan’dan geldi. Bu isimler faizin sabit tutulmasına katıldıklarını ancak “şu aşamada açıklamada gevşeme eğilimine yer verilmesini desteklemediklerini” belirtti.
Üçlü için sorun yaratan ifade şu cümleydi:
“Federal fon faizine ilişkin hedef aralığında yapılabilecek ilave ayarlamaların kapsamı ve zamanlaması değerlendirilirken, Komite gelen verileri, gelişen görünümü ve risk dengesini dikkatle analiz edecektir”
Bu ifade, “ilave” kelimesinin kullanımı nedeniyle bir sonraki adımın aşağı yönlü olabileceğine işaret ediyor; zira son faiz adımları indirim yönünde olmuştu. Hammack, Kashkari ve Logan ile birlikte bazı Fed yetkilileri, kalıcı enflasyonun tehlikelerine dikkat çekmişti. Yüksek fiyatlar, Fed için daha yüksek faiz anlamına geliyor; banka 2025’in sonlarından bu yana gevşeme eğiliminde bulunuyor.
“Enflasyon yüksek”
Toplantı sonrası açıklamada komite, “Enflasyon, kısmen küresel enerji fiyatlarındaki son artışı yansıtacak şekilde yüksek seyretmektedir” ifadelerini kullandı.
Piyasalar büyük ölçüde faizin sabit tutulmasını bekliyordu ve hatta yılın geri kalanında ve 2027’ye kadar herhangi bir değişiklik olmayacağını fiyatlıyor. Mart toplantısında Fed yetkilileri bu yıl bir faiz indirimi, ardından 2027’de bir indirim daha öngördüklerini belirtmişti. Bu da faizin yaklaşık yüzde 3,1 civarındaki “nötr” seviyeye gerilemesi anlamına geliyor.
Hisse senetleri Çarşamba günü düşüş gösterdi; petrol fiyatları yükselirken yatırımcılar “Muhteşem Yedili” olarak bilinen şirketlerden dördünün bilançolarını bekledi.
Fed’in kararı, komitenin üst üste üçüncü toplantıda da faizi sabit tuttuğu anlamına geliyor; bu durum geçen yılki üç ardışık indirimin ardından geldi.
Powell, başkanlık yaptığı sekiz yılın büyük bölümünde, Fed enflasyonu kontrol altına almakta zorlanırken ve Beyaz Saray’dan gelen agresif siyasi baskılara direnmeye çalışırken bile komite içinde güçlü bir uzlaşı sağlamayı başarmıştı.
Ancak politika yapıcılar, enflasyonun Fed’in yüzde 2 hedefinin oldukça üzerinde kaldığı bir ekonomik ortamla karşı karşıya. ABD Başkanı Donald Trump’ın tarifeleri ve yükselen enerji fiyatları politika yapımını zorlaştırıyor. Normalde Fed yetkilileri bu tür geçici fiyat şoklarını görmezden gelebilir, ancak artışların süresi tüketiciler üzerindeki kalıcı etki konusunda endişe yaratıyor.
Fed’in diğer hedefinde ise, düşük işe alım ve düşük işten çıkarma ortamına ilişkin endişeler azalmış durumda.
Tarım dışı istihdam Mart ayında beklentilerin üzerinde 178 bin artarken işsizlik oranı yüzde 4,3’e geriledi. Nisan için bordro işleme şirketi ADP, haftalık ortalama özel sektör istihdam artışını yaklaşık 40 bin olarak açıkladı; bu da istihdam görünümünün güçlü ancak çok da yüksek tempolu olmadığını gösteriyor.
Öte yandan ABD Senatosu Bankacılık, Konut ve Kentsel İşler Komitesi, Kevin Warsh'un adaylığını 11'e karşı 13 oyla kabul etti. Komitenin onayını alan Warsh'un Fed başkanlığına gelebilmesi için Senato Genel Kurulu'nda nihai oylama yapılacak
Powell basın toplantısında Warsh’ı adaylık sürecindeki ilerlemesi nedeniyle tebrik etti.
Powell’ın tercihi
Normalde bir Fed başkanı halefi göreve geldiğinde görevden ayrılır. Ancak Powell, yenileme soruşturması tamamlanana kadar görevde kalma niyetini dile getirdi. Görev süresi Ocak 2028’de sona eriyor.
Powell, “Son gelişmeler beni cesaretlendiriyor ve bu süreçte kalan adımları dikkatle izliyorum” dedi.
ABD Savcısı Jeanine Pirro, Fed merkez binasındaki yenilemelere ilişkin Adalet Bakanlığı soruşturmasını kısa süre önce merkez bankasının müfettişine devretti.
Eğer konu çözülmez ve Powell görevde kalırsa, bu durum 1948’den bu yana görevdeki bir Fed başkanının Yönetim Kurulu’ndan ayrılmadığı ilk örnek olacak.
Powell ve Marriner Eccles benzer şekilde Beyaz Saray’dan para politikası üzerinde baskıyla karşı karşıya kalmıştı. Eccles döneminde Başkan Harry S. Truman, kamu borçlanma maliyetlerini düşürmek için faizlerin düşük tutulmasını istemişti. Trump ise konut ve iş gücü piyasasını desteklemek ve yaklaşık 39 trilyon dolarlık ulusal borcun finansman yükünü azaltmak için Fed’e baskı yapıyor.
Eccles döneminde bu gerilim, Fed’in bağımsızlığını net şekilde tanımlayan 1951 Hazine-Fed Anlaşması ile sonuçlanmıştı.
Warsh ise bu anlaşmanın yeniden ele alınması ve günümüz şartlarına göre modernize edilmesi gerektiğini dile getirdi. Merkez bankasının sabit getirili varlıklarının yaklaşık 6,7 trilyon dolara ulaştığı bir dönemde, borç ihracı konusunda daha iyi koordinasyon sağlanmasını ve Fed’in tahvil piyasasındaki etkisinin azaltılmasını savunuyor.
Powell, Fed’in bağımsızlığı konusunda güçlü açıklamalar yapmaya devam ediyor. Yönetim Kurulu üyesi olarak kalması, kurul üzerinde etkisini sürdürmesine olanak tanıyacak. Ayrıca bu durum, Trump’ın kurula yeni bir üye atamasının da önüne geçiyor. Warsh ile birlikte başkanın yedi üyeli kurulda üç ataması bulunacak; bunlar arasında ilk dönemden kalan Christopher Waller ve Michelle Bowman da yer alıyor.
ClearBridge Investments kıdemli yatırım stratejisti Josh Jamner, “Bu, Kevin Warsh’ın FOMC’ye katılımının güvercinler ile şahinler arasındaki dengeyi değiştirmeyeceği anlamına geliyor; çünkü Warsh, Powell’ın koltuğu boş olmadığı için Stephen Miran’ın yerini alacak” dedi.

