01 Mayıs 2026, Cuma
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 01.05.2026 13:57 | Son Güncelleme: 01.05.2026 14:08

Talep yıkımı: İran savaşı ABD ekonomisini krize sürükler mi?

Hürmüz krizi nedeniyle artan enerji maliyetleri Amerikalıların gelirlerini aşındırdıkça, restoran harcamaları, seyahatler, otomobil ve konut alımları azalabilir
Talep yıkımı: İran savaşı ABD ekonomisini krize sürükler mi?
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Uluslararası Enerji Ajansı, “tarihin en büyük petrol arz şokunun” ardından artan fiyatlar ve süren kıtlık nedeniyle talep yıkımının yayılabileceği uyarısında bulundu. Ekonomi literatüründe kullanılan “talep yıkımı” kavramı, yüksek fiyatların tüketici davranışlarını köklü biçimde değiştirmesi anlamına geliyor. Fiyat artışlarının uzun süre devam etmesi halinde, harcamalar azalabiliyor ve bu durum bazı sektörlerin ya da ekonominin genel yapısında kalıcı etkiler yaratabiliyor.

ABD’de bu sürecin etkileri şimdiden hissedilmeye başladı. Hızla yükselen akaryakıt fiyatları, özellikle düşük gelirli kesimlerin bütçesini zorlarken, vatandaşların gelirleri ve vergi iadeleri üzerindeki baskıyı artırdı. Aynı dönemde enflasyon yükselirken ücret artışları yavaşladı ve tüketici güveninde düşüş yaşandı. Ekonomistler, bu gelişmelerin daha geniş çaplı sorunların habercisi olabileceğini belirtiyor.

CNN'e konuşan uzmanlara göre, Hürmüz Boğazı’nda petrol tankerleri ve yük gemilerine yönelik kısıtlamalar devam ederse ekonomik riskler daha da büyüyebilir. RSM US Baş Ekonomisti Joe Brusuelas ise sürece ilişkin değerlendirmesinde, “Zaman Amerikan ekonomisinin lehine işlemiyor” ifadelerini kullandı.

Yıkımın zincirleme etkisi

Enerji, ekonominin her alanına dokunan temel unsurlardan biri olarak hanelerden sanayiye kadar tüm sektörleri doğrudan etkiliyor.

RSM US Baş Ekonomisti Joe Brusuelas, ABD ekonomisinde milyarlarca farklı fiyat bulunduğuna dikkat çekerek, talep yıkımının her sektörde ve her gelir grubunda farklı şekillerde hissedileceğini belirtiyor.

Uzmanlara göre, süresi ve sonucu belirsiz bir çatışmanın ekonomik etkilerini öngörmek oldukça zor. Buna rağmen Brusuelas ve aynı kurumdan ekonomist Tuan Nguyen, geçmiş petrol krizlerinden elde edilen verilerle olası senaryoları analiz etmeye çalıştı.

Bu analizlere göre, artan enerji maliyetleri Amerikalıların gelirlerini aşındırdıkça, restoran harcamaları, seyahatler, otomobil ve konut alımları azalabilir. Talepteki düşüş ve zayıflayan yatırım işten çıkarmalara yol açarak ekonomik baskıyı daha da artırabilir. RSM ekonomistleri, bu sürecin ekonomide zincirleme bir etki yaratabileceğine dikkat çekiyor.

Adım adım yaşanacaklar

RSM US ekonomistleri, yükselen enerji fiyatlarının ekonomide zincirleme bir etki yaratabileceğine dikkat çekerek olası süreci adım adım ortaya koydu.

Buna göre ilk aşamada petrol fiyatlarındaki artış, hanehalkı ve işletmeler üzerinde ek bir maliyet yükü oluşturuyor. Enerjiye ayrılan bütçenin artması, diğer harcamalara daha az kaynak kalması anlamına geliyor.

İkinci aşamada tüketici güveni zayıflıyor. Belirsizlik arttıkça insanlar zorunlu olmayan harcamalarını kısmaya başlıyor.

Bunu, büyük harcamaların ertelenmesi izliyor. Tüketiciler yeni bir araç satın almayı ya da konut kredisi gibi uzun vadeli finansal kararları geciktiriyor.

Sonraki aşamada işletmeler baskı altına giriyor. Tüketici talebindeki düşüş ve artan maliyetler kâr marjlarını daraltırken, yatırımlar ve işe alımlar erteleniyor. Süreç devam ederse maliyet kısıntıları ve işten çıkarmalar gündeme geliyor.

Bu noktada Federal Reserve devreye girebilir. Petrol fiyatlarının tetiklediği enflasyon, ABD Merkez Bankası’nı faiz artırmaya zorlayabilir ve bu da ekonomik yavaşlamayı derinleştirebilir.

Yüksek fiyatların kalıcı hale gelmesi durumunda ise tüketici ve şirket davranışlarında daha köklü değişiklikler ortaya çıkıyor. Elektrikli araçlara yönelim artarken, çalışanlar uzaktan çalışma seçeneklerini tercih ediyor, işletmeler ise iş gücü yerine teknolojiye yatırım yapıyor.

Öte yandan, Hürmüz Boğazı üzerinden yalnızca petrol değil, birçok kritik emtia taşınıyor. Bu nedenle gübre arzındaki aksaklıklar gıda fiyatlarını artırabilir; helyum tedarikindeki sorunlar çip üretimini yavaşlatabilir ve sağlık maliyetlerini yükseltebilir; kükürt ve doğalgazdaki kesintiler ise sanayi maliyetlerini artırabilir.

Oxford Economics ABD baş ekonomisti Nancy Vanden Houten ise mevcut tabloya ilişkin daha temkinli bir iyimserlik dile getiriyor. Petrol fiyatlarının zirveden gerilediğini, ateşkesin görece bir istikrar sağladığını ve tüketicilerin artan vergi iadeleri ile güçlü varlık değerleri sayesinde fiyat artışlarını bir ölçüde absorbe edebildiğini belirtiyor.

Vanden Houten, “En kötü senaryonun önüne geçilmiş gibi görünüyor. Ancak koşullar çok hızlı değişebilir” değerlendirmesinde bulundu.

Olası senaryolar

Uzmanlara göre savaş hemen sona erse bile ekonomik toparlanma hızlı olmayacak.

RSM US Baş Ekonomisti Joe Brusuelas, petrol üretiminin eski seviyelere dönmesinin zaman alacağını belirterek, “Petrol akışını kesip yeniden başlatmak ışığı açmak gibi değil. Basra Körfezi genelinde savaş öncesi üretim seviyelerine ne kadar yaklaşıldığını anlamamız bile en iyi ihtimalle altı ay sürer” dedi. Bazı durumlarda üretimin tamamen toparlanmasının yıllar alabileceğini ifade etti.

Yüksek fiyatların etkilerinin de zamanla ortaya çıktığına dikkat çeken Brusuelas, pandemi dönemindeki tedarik zinciri krizini örnek gösterdi. 2020’deki kesintilerin enflasyona etkisinin ancak 2021’de belirgin hale geldiğini hatırlattı.

Ekonomideki bu baskı, bireylerin günlük yaşamına da yansıyor. 40’lı yaşlarının sonundaki Will, biyoteknoloji danışmanlığı işinin kamu fonlarının kesilmesiyle durma noktasına gelmesi üzerine geçimini sağlamak için araç paylaşım platformlarında çalışmaya başladı. Market alışverişlerinde daha ucuz markalara yönelen Will, zorunlu olmayan harcamaları kısıyor. İki çocuğu kreşe giden Will, gelirini sürdürebilmek için çalışmayı bırakamıyor ancak uzun ve maliyetli yolculuklardan kaçınıyor. Olası bir sağlık sorunu ya da araç arızasının ciddi bir mali kriz yaratabileceğini söylüyor.

Enerji ve gübre gibi kritik girdilerdeki arz şoklarının ABD ekonomisinde dalga etkisi yarattığını belirten Brusuelas, bunun birçok mal ve hizmette fiyat artışına yol açabileceğini ifade ediyor. Dizel fiyatlarının yükselmesi, taşımacılık maliyetleri üzerinden gıda fiyatlarını yukarı çekebilir. Ayrıca azot bazlı gübrelerde yaşanabilecek kesintiler, çiftçilerin ekim kararlarını ve sonbaharda piyasaya çıkacak ürün miktarını etkileyebilir.

Michigan State University öğretim üyesi ve gıda ekonomisti David Ortega, bu tür şokların gıda fiyatlarına tam olarak yansımasının altı ay veya daha uzun sürebileceğini belirtiyor.

Bazı tüketiciler artan maliyetlere uyum sağlayabilirken, herkes için toparlanma mümkün olmayabilir. Brusuelas’a göre özellikle düşük gelirli kesimlerde başlayan “talep yıkımı” geri döndürülemez hale gelebilir.

Kaynak: Gazete Oksijen