06 Temmuz 2022, Çarşamba
Haber Giriş: 08.10.2021 04:30 | Son Güncelleme: 23.02.2022 17:30

AB elektrikli araçta 5. vitese geçti

Sektör temsilcileri, elektrikli araca geçiş sürecinin birinci vitesten beşinci vitese çıktığını söylüyor, Avrupa’da 2018 yılında 198 bin adet olan satışların bu yıl 1.17 milyona çıkması bekleniyor. 2025 için global tahmin 10.7 milyon
AB elektrikli araçta 5. vitese geçti
Editör Editör
Peter Campbell & Joe Miller
Elektrikli otomobil üreticisi Polestar’ın yöneticileri, 2021 başında İngiltere için iddialı satış planları hazırladı. Ama talep öyle hızlı artıyordu ki birkaç hafta sonra planlarını yırtıp attılar ve üçte bir oranında daha yüksek hedefler koydular. Volvo destekli şirket şu anda sadece İngiltere’de ayda bin test sürüşü yaptırıyor.  Bu olağanüstü talep artışı Şangay’dan Stuttgart’a, Tokyo’dan Toronto’ya kadar dünyanın her yerinde, yeni markalardan sektörün geleneksel devlerine kadar herkes tarafından hissediliyor.  Avrupa özelinde ise sıçrama daha da büyük. Nisan-Haziran döneminde Avrupa’da satılan 12 otomobilden biri tamamen bataryayla çalışıyor. Hem motor hem batarya kullanan hibrit modeller hesaba katılınca, oran üçte bire çıkıyor. Avrupa’da elektrikli otomobil satışı 2018 yılında 198 bin iken bu yıl 1.17 milyona çıkması bekleniyor.  Elektrikli araçlar hala dünyadaki toplam binek otomobillerin sadece yüzde 1’ini oluşturuyor ancak satışlar ciddi hız kazanmış durumda. BloombergNEF rakamlarına göre dört yıl içinde, Çin’de satılan her dört yeni otomobilden birinin elektrikli olması bekleniyor; Almanya’da ise aynı dönem için yüzde 40’lık bir oran öngörülüyor. Global elektrikli araç satışlarının 2025’te 10.7 milyona, 2030’da ise 28.2 milyona ulaşması bekleniyor.  Yakın zamana kadar elektrikli araçlar birçok sürücü için bugünün değil geleceğin konusuydu. Ama şu anda bir sonraki aracınızın elektrikli olacağını düşünmek çok yaygın bir tutum.  2010 yılında sektördeki ilk seri üretim elektrikli otomobil olan Nissan Leaf’in piyasaya sürülmesinde önemli rol üstlenen eski Nissan yöneticisi Andy Palmer, yaşanan değişimi “attan otomobile geçiş sürecine” benzetiyor.  Şimdilerde Switch Mobility adlı elektrikli otobüs şirketinin CEO’su olan Palmer’a göre “Bu sürece yeterince hızlı ayak uyduramayanlar ve yatırım yapmayanların ayakta kalması zor.” 

Tesla ve Çin etkisi

Elektrikli araçlara yönelik ilgi, genellikle Tesla’nın çarpıcı başarısı ve Çinli şirketlerin iddialı hedefleri üzerine odaklanıyor. Ancak son bir-iki yıldaki bir diğer önemli değişim, kabul görmüş otomobil üreticilerinin harekete geçmesi oldu.  Dünyadaki birçok büyük marka, geleceği elektrikli araçlara yaptığı yatırımlara bağlıyor. Aralarında F150 Lightning pikabı ile Ford ve ID serisiyle Volkswagen da var. Pandemi yüzünden iki yıldır Avrupa’da düzenlenebilen ilk büyük fuar olan Eylül ayındaki Münih Otomobil Fuarı’nda, tanıtımı yapılan yeni modeller arasında benzinli ve dizel araç sayısı yok denecek kadar azdı. 

Mercedes’ten iddialı plan

McKinsey’e göre, 2020 başından bu yana elektrikli ve akıllı araç sektörü 100 milyar dolardan fazla yatırım aldı. Bu daha başlangıç. AlixPartners danışmanlık firması verilerine göre, otomobil üreticilerinin önümüzdeki beş yıl içinde elektrik ve batarya teknolojisine toplam 330 milyar dolar yatırım yapacak. Söz konusu yatırımlar son 12 ayda yüzde 40 artmış durumda.  AlixPartners idari müdürü Andrew Bergbaum, “Bu bir dönüm noktası mı?” diye soruyor ve yine kendisi yanıtlıyor: “Sanırım cevap evet.” Çok sayıda üretici içten yanmalı motorları aşamalı olarak tamamen bitirmeye hazırlanıyor.  Tüm Mercedes-Benz otomobillerin üretiminde kullanılan sistemler, birkaç yıla kadar elektrikli modellerin imalatında kullanılmak üzere değiştirilecek. Mercedes’in sahibi olan Daimler’ın CEO’su Ola Kallenius, “Birkaç yıl önce düşündüğümüze kıyasla çok daha hızlı gidiyoruz” diyor. 

Neden şimdi?

Peki bütün bunlar neden şimdi oluyor? Otomobil üreticileri yıllardır elektrikli modelleri piyasaya sürmekten bahsediyordu ancak dişe dokunur sayıda satış yapmaları için siyasi baskı gerekti.  Geçen yılki birinci dalga elektrikli araç satışının arkasında Avrupa emisyon kuralları vardı. LMC Automotive verilerine göre, pandemi kaynaklı kapanmalara karşın 2020 yılında kıtada tam 734 bin bataryalı model satıldı. Bu rakam 2019’u ikiye katlarken, önceki üç yılın toplamından fazlaydı.  Düzenlemeler günden güne sıkılaşıyor. Bir ay içinde uluslararası COP26 İklim Zirvesi için Glasgow’da toplanıyor; birçok hükümetin emisyonlarını azaltma yönünde ciddi taahhütlerde bulunması bekleniyor. Elektrikli araç kullanımını yaymaya yönelik iddialı planlar, hedeflere ulaşmak için en net yollardan biri.  İngiltere 2035 itibarıyla benzinli ve dizel araç satışını tamamen bitirmeyi planladığını açıkladı bile. Norveç ise 2025’i son tarih olarak belirledi. AB fiili yasak için 2035 yılını işaret ediyor.  Bu vaatlerin tüketicileri kitleler halinde elektrikli taşıtlara geçmeye ikna edecek şarj istasyonlarının kurulmasını teşvik eden harcama taahhütlerini beraberinde getirmesi bekleniyor. Emisyonu azaltanlar sadece ulusal hükümetler değil.  Birçok kent yönetimi, eski araçları temiz hava bölgeleri olarak anılan alanlardan uzaklaştırıyor; temiz taşıtlara geçmeyen araç sahipleri kentin dış bölgelerine doğru itiliyor. 

Cazip modeller

Piyasadaki elektrikli araç devriminin en büyük sebebi ise taşıt arzı. Otomobiller artık her tür alıcıya hitap edecek durumda.  Otomobil üreticileri konsept araçları yıllarca otomobil fuarlarında tanıttılar; bugünse müşterilere küçük şehir araçlarından büyük steyşınlara kadar bir dizi model sunuyorlar.  Birçok elektrikli araç, akaryakıtla çalışanlardan hala daha pahalı ancak üreticiler işletme giderlerini ciddi şekilde azaltmakla övünüyorlar.  AlixPartners verilerine göre, şu anda piyasada 330 adet tamamen elektrikli veya batarya ile geleneksel motoru birleştiren hibrit model var; beş yıl önce bu rakam sadece 86’ydı. Sayının 2025 itibarıyla 500’ü aşması bekleniyor.  Geçen yıl pandeminin etkisiyle çoğu otomobil üreticisi harcamalarını sadece olmazsa olmaz projelerle sınırlı tuttu. Yanmalı motorların geliştirilmesine dair projelere ara verilirken, elektrik teknolojisine dönük harcamalar arttı. 

BMW temkinli

Ancak tüm bu heyecana karşın, en büyük üreticiler arasında hala temkinli davrananlar var.  BMW CEO’su Oliver Zipse, “2030 yılında Avrupa piyasasının yüzde ellisinin bütünüyle elektrikli araçlardan oluşacağını söylemek, yüzde 50’nin hala eskisi gibi kalacağı anlamına geliyor; bu yüzde 50’lik kesime hizmet sunmayı bırakırsanız, küçülme yoluna girmişsiniz demektir” diyor.  Alman firma 2023 itibarıyla her araç sınıfında bataryalı bir model piyasaya sürme sözü verdi ancak şehir sınırları dışında geleneksel motora geçiş yapmadan önce yolun belli bir bölümünde kullanılabilecek hibrit modellere çok inanıyor. Mevcut otomotiv devlerinin önünde iki sorun duruyor. Birincisi, Tesla’dan başlayıp çok daha yeni girişimcilere kadar uzanan start-up’lar; ikincisi ise piyasadan pay almakta kararlı gözüken çok sayıda Çinli rakip.  Yine de eski üreticilerden gelen sinyaller olumlu. İlk olarak, hızlı bir teknolojik ilerlemeye imza attılar. Yerleşik tesislerden çıkan ilk elektrikli otomobillerin menzili sınırlı, şarj süreleri çok uzundu. 2012’de 420 kilometre menzile sahip Tesla Model S’in ortaya çıkışı, sektör için standardı belirledi; bugüne kadar sadece Jaguar ve Audi, son ürünleriyle bu rakama ulaşabildi. 

Volkswagen’in hesabı

Ancak büyük oyuncuların yeni modelleri fiyat, menzil ve performans konularında çok daha rekabetçi.  Polestar İngiltere’nin patronu Jonathan Goodman, “Şu anki elektrikli araçların harika sürüş kalitesine sahip olduğu bir gerçek” diyor. “Renault ve Nissan eski patronu Carlos Ghosn 10 yıl önce ‘gelecek, elektrikli araçlarda’ derken yanılıyordu. Ama bugün bu doğru.” Volkswagen Grubu CEO’su Herbert Diess, sektöre yeni giren şirketlerin kendisini o kadar da kaygılandırmadığını belirtiyor. Diess’in geçmişte övgüyle söz ettiği Tesla’nın bile bugünkü konumuna gelmesi ve global otomobil satışlarında yüzde 1’lik paya ulaşması 15 yıl sürdü.  Mevcut otomobil üreticileri için en büyük tehdit yeni girişimlerden ziyade Çin’den gelebilir.  Yeni firmalar kısa süre içinde müşterilerin aşina olduğu markalarla rekabete girmek zorunda kalacak; zira bilinen üreticiler yeni modellerini piyasaya çıkarmaya başlıyor. Geçen yıl Volvo’nun Batı Londra’daki Reading bayisinde satılan 10 araçtan dokuzu tamamen benzinli veya dizeldi. Bugün ise hibrit veya tamamen elektrikli araçların oranı yarıya yaklaşmış durumda.  Berkshire’daki Waylands Automotive’in patronu John O’Hanlon, “Tüm şartlar olgunlaşıyor” diyor. Citygate satış grubunun patronu Jonathan Smith’e göre ise ilgi muazzam çünkü “insanlar elektrikli araçları bağrına bastı.” ©️ The Financial Times