05 Temmuz 2022, Salı
Haber Giriş: 21.05.2021 06:00 | Son Güncelleme: 23.02.2022 17:30

Covid destekleri milyarderlere aktı

Merkez bankalarının pandemi döneminde ekonomilerine enjekte ettiği 9 trilyon doların büyük kısmı, oradan da süper zenginlere gitti. Meksikalı Carlos Slim ve Fransız Bernard Arnault’ın servetleri ülkelerinin GSYİH’inin yüzde 5’ini aşıyor
Covid destekleri milyarderlere aktı
Editör Editör
Ruchir Sharma
Morgan Stanley baş stratejisti Son yirmi yılda dünyadaki milyarder sayısı beş kattan fazla arttı ve en zenginlerin servetleri 100 milyar doları aştı. Bu trend pandemiyle yükseldi. Virüs yayılırken merkez bankaları dünya ekonomisini ayakta tutmak için ekonomilere toplam 9 trilyon dolar enjekte etti. Bu teşvikin büyük kısmı mali piyasalara, oradan da ultra zenginlerin net varlığına gitti. Dünyada milyarderlerin toplam serveti 12 ayda 5 trilyon dolar artarak 13 trilyona yükseldi; bu oran Forbes dergisinin yıllık milyarder listesinde kayda geçen en büyük artış oldu.

Çin’de 36 saatte bir milyarder çıkıyor

Geçtiğimiz yıl milyarderler sayısında da patlama yaşandı. En son 6 Nisan tarihini kapsayan Forbes 2021 listesinde, milyarder sayısı yaklaşık 700 kişi artışla 2 bin 700’ü geçerek rekor kırdı. En büyük artış Çin’den geldi; ülkede her 36 saatte bir yeni bir milyarder çıktı ve toplam sayı 238 artışla 626’ya yükseldi. Çin’in ardından gelen ABD’de 110 yeni milyarderle birlikte sayı toplam 724 oldu. ABD ve Çin’de en çok kazanan 10 kişinin tamamı, kısa süre öncesine kadar ömür boyu elde edilmesi imkansız görülen meblağları sadece bir yılda servetlerine kattılar: 25 ila 150 milyar dolarlık artış yaşanırken, en yüksek rakamı elde eden Tesla’nın kurucusu Elon Musk oldu.

Ahbap-çavuş kapitalizmi

Milyarderlerin servetini takip etmeye memleketim Hindistan’da başladım. 2010 yılında yeni zengin elite dönük öfke artıyordu; Forbes listelerine dair ilk analizimle bu öfkenin nedenini anladım. Hindistan görece yoksul bir ülke olsa da milyarder serveti dünyadaki en büyük sıçramalardan birini yaparak GSYİH’in yüzde 17’sini aşan bir orana yükselmişti. Gelirlerin çoğu, ahbap-çavuş kapitalizmine meyyal sektörlerdeki birkaç ailenin elinde toplanıyordu. Verileri bir sisteme yerleştirerek servet karşıtı ayaklanma riskinin en yüksek olduğu ülkeleri öngörmeye çalıştım; zira bu tehdit hiç bugünkü kadar yüksek olmamıştı. En büyük ve en küçük ulusal milyarder elitleri göstermek için, milyarder servetini GSYİH içindeki payına göre hesaplıyorum. Köklü, aileden elit olanları tespit için kendi çabalarıyla milyarder olanlardan çok daha az ilgi çeken, miras kaynaklı servetten doğan milyarder varlıklarının oranını veriyorum. En önemlisi, genel olarak temiz, verimli endüstrilerden – özellikle de teknoloji ve imalattan – gelen varlık oranını ve bunun karşısında gayrimenkul ve petrol gibi sektörlerden gelen oranları hesaplayarak, “iyi” ve “kötü” milyarder elit ayrımı yapıyorum. 2010’ların başında, Hindistan’ın aksine Amerika’daki milyarder kesim çok dengeli görünüyordu. O dönemde toplam milyarder serveti GSYİH’in yaklaşık yüzde 10’una denk geliyordu; bu da zengin ülkelerin ortalamasıyla uyumluydu. Daha da önemlisi, ABD’nin önde gelen zenginleri arasında, işe mirasla başlayan veya servetini “kötü” sektörlerden elde eden kişi sayısı görece düşüktü.

Sosyal demokratların milyarderleri

Analizim en büyük 10 gelişmekte olan ve yine en büyük 10 gelişmiş ekonomiye odaklanıyor; Amerikan milyarder sınıfı şu anda benzerleri arasında en büyük ikinci grup durumunda. En büyük olanı ise şaşırtıcı biçimde, birçok ilericinin halen bir sosyal demokrat ütopya olarak gördüğü İsveç’te. Son beş yılda İsveç’teki milyarder sayısı 26’dan 41’e yükselirken bunların 10’u geçen yıl ortaya çıktı. Yine geçtiğimiz yıl servetlerinin GSYİH içindeki payı yüzde 20’den yaklaşık yüzde 30’a sıçradı. Sol geleneğin güçlü olduğu Fransa’da da benzer bir trend görülüyor. Pandemi ülkeyi vurmadan önce milyarderlerin serveti istikrarlı biçimde yükselerek GSYİH’in yüzde 11’ine ulaşmıştı; geçen yıl ise yüzde 17’ye fırladı. Bunun aksine geçen yıl İngiltere’de milyarder servetinin GSYİH’teki payı görece aynı kaldı. Benzer şekilde, Çin de artık “devlet kapitalizmi” hayranlarının sandığı kadar devletçi değil. 2020 yılında Çin’deki milyarder sayısında yaşanan patlama herkesi açık ara geride bırakmakla kalmadı; bu isimlerin ortak serveti yaklaşık 1 trilyon dolar artarak GSYİH içindeki payı yaklaşık iki katına, yüzde 15’e çıktı. Çin’in milyarder listesindeki değişimler son dönemde emtia ve gayrimenkul şirketlerinin hakimiyetindeki eski ekonominin gerilediğini ve zenginliğin büyük çoğunluğunu oluşturan e-ticaret ve ilaç gibi sektörlerdeki şirketlerin önayak olduğu yeni bir ekonominin yükseldiğini gösteriyor. ABD’de olduğu gibi Çin’de de yeni milyarderlerin çoğu teknoloji ve imalat başta olmak üzere dinamik ve verimli sektörlerden. Çin, geçmişten kalan Maocu değerlerini büyük servetlerle bağdaştırmakta zorlanıyor. 2010’lar öncesinde hükümet hiçbir servetin 10 milyar doları aşmaması gerektiği yönünde yazılı olmayan bir kuralı dayatıyordu. Net varlıkları bu eşiğe yaklaşan zenginler çoğu zaman müfettişlerin müdahalesine maruz kalıyordu. Büyük internet şirketlerinin kurucularının varlığı 2014 yılında 10 milyar doları aştı. Sadece yedi yıl içinde Çin’de serveti 10 milyar doları aşan zenginlerin sayısı 50’yi geçti. Pekin hükümeti kısa süre önce Ant Group sahibi Jack Ma (net serveti 48 milyar dolar) gibi önde gelen internet devlerini dizginlemek için harekete geçti ve yeniden ağırlığını koydu. Ama Çin’in dünyanın lider ekonomisi olma ideali ülkenin teknolojiye bağlı olduğundan, hükümet çok da baskı yapmak istemiyor olabilir.

Rockefeller mı zengindi, Bezos mu?

Amerika’nın kendi milyarder sınıfı ile ilişkisi de aynı ölçüde karmaşık. Herkesin çok zengin olabileceği önermesi üzerine kurulu olan ABD, hiçbir zaman bu hayali gerçekleştirenleri hedef almaya yanaşmadı. Sadece 20. yüzyıl başındaki hırsız baronlar çağı gibi aşırı eşitsizlik dönemlerinde, John D. Rockefeller gibi kodamanlar halk düşmanı olarak hedef alındı. Şimdilerde yeni bir yaldızlı çağdan bahsedilse de önde gelen zenginler yakın geçmişe kadar genellikle kötülenmek yerine övüldü. Bunda birçok zenginin işe sıfırdan başlayan girişimciler, yardımseverler ya da – Bill Gates ve Warren Buffett gibi – ikisi birden olmalarının da rolü var. Servetin üçte biri “iyi” sektörlerden geliyor; bu oran gelişmiş ekonomiler grubumdaki en yüksek rakam; aynı alanda ikinci sırada ise yaklaşık dörtte bir oranla Avustralya yer alıyor. Milyarder servetinin yalnızca çeyreği miras kaynaklı, bu da yüzde 40’lık genel ortalamanın, özellikle de İsveç, Fransa ve Almanya’daki yüzde 60’ın altında. Amerika’daki servetin ölçeği bağlamına göre değerlendirilmeyi de hak ediyor. Dünyanın en zengin insanı olan Jeff Bezos’un 177 milyar doları akıllara durgunluk veriyor olabilir. Ama GSYİH’in yüzde 0.8’ine karşılık gelen bu meblağ Rockefeller’ın zenginliğinden uzak. Rockefeller’ın serveti en yüksek olduğu dönemde ülke GSYİH’inin yüzde 1.6’sını buluyordu. Ancak dünyanın başka yerlerinde Rockefeller benzeri birçok örnek var. Örneğin benzer figürlerden İsveç’te beş, Meksika, Fransa, Hindistan ve Endonezya’da iki, İspanya, Kanada, İtalya ve Rusya’da ise bir kişi yer alıyor. Rockefellerlar listesinin tepesinde ise İspanya’dan moda kralı, sıfırdan zengin Amancio Ortega’nın yanı sıra, telekomünikasyon devleri olan Meksikalı Carlos Slim ve Fransız Bernard Arnault bulunuyor. Bu isimlerden her biri, kendi ülkesindeki GSYİH’in yüzde 5’ini aşan bir servete sahip. Her halükârda, mega milyarder, tüm zengin kesime dönük politik öfkeyi artırıyor.

Almanlar zenginlerle gurur duyuyor

Almanya’nın yaşadıkları ise çarpıcı bir zıtlığa işaret ediyor. Son artışlar Alman milyarder sayısı için de geçerli. Sayıları geçen yıl 29 artarak 136’a çıktı, ama toplam servetlerinin GSYİH içindeki payı çok az yükseldi. Çoğu düşük profilli bir yaşam sürüyor, St. Tropez’de süper yatlarıyla görüntülenmiyor ve aralarında yeni Rockefellerlar görünmüyor. İlk 10 Alman milyarderin ortalama serveti 23 milyar dolar; ABD’de ise aynı rakam 105 milyar doları buluyor. Almanya’daki büyük servetlerin birçoğu miras grubuna giriyor ama çoğu örnekte bu devler Mittelstand adı verilen, Alman endüstrisinin omurgasını oluşturan, genellikle ailelerin yönettiği küçük ve orta boy şirketlerden oluşan ve milli gurur kaynağı olmaya devam eden yapılardan çıkıyor. Y kuşağının büyük bölümü Elon Musk gibi isimleri vizyon sahibi kahramanlar olarak görüyor; Musk’ın bizi küresel ısınmadan kurtaracağına inanıyorlar ve Twitter’daki 53 milyon takipçisi, Musk’ın servetinin geçen yıl altı kat büyümüş olmasına kötü gözle bakmıyor. Öte yandan, 2020 yılındaki büyük artışla yeni Rockefellerlar ülkesi imajının güçlendiği göz önüne alınınca, İsveç’in büyük aile servetlerine iyi gözle bakmayı sürdürüp sürdürmeyeceği merak konusu. Kısa süre önce varlık vergisini yürürlükten kaldıran Fransa da kararı gözden geçirmesi yönünde baskıyla karşılaşabilir, zira ülkedeki milyarder sınıfı GSYİH içindeki pay, miras ve “iyi” milyarder oranı açısından iyi rakamlar vermiyor. İngiliz milyarder sınıfı dengeli dağılmış görünse de, bir göstergede kırmızı alarm veriyor: Gayrimenkul şirketlerinin zenginleşmesiyle birlikte ülke Avustralya’nın ardından “kötü” milyarderler sıralamasında ikinci durumda.

Rusya-Meksika rekabeti

Hazırladığım listelerde, Rusya “kötü milyarderlerin” dünya başkenti olarak uzun süre özel bir yere sahipti. Kısa süre önce bu unvanı Meksika’ya kaptırdı; ama Meksikalı milyarder elit sayısı sadece 13 olduğundan GSYİH’e oranı küçük kalıyor. 2020’deki artış Meksika’daki “kötü” milyarder servetinin oranını yüzde 75’e çıkarırken, Rusya bu bakımdan gelişmekte olan büyük ülkeler arasında ikinci sırayı aldı ve yüzde 60’lık oranla ortalamanın üç katı bir rakama ulaştı. Rusların listesi o kadar da büyük olmayan bir ekonomi için şaşırtıcı derecede uzun; listede 120 isim yer alıyor ve geçmiş çalışmalara göre bunların ezici çoğunluğu Moskova’da ve çevresinde yaşıyor. Gelişmekte olan ülkeler arasında Rusya, milyarder servetinin ölçeği ve “kötü” milyarder konularında düşük skora sahip. Miras alınan servetin düşüklüğü bakımından puanı yüksek olsa da burada yanıltıcı bir durum var: Rusya kapitalizmi Sovyet komünizminin yıkılması sonrasında benimsediğinden, ailelerin zengin nesillere dönüşmesi için yeterli vakit olmadı. Moskova’daki yetkililer şu ana kadar memnuniyetsizliği bastırmayı başardı ama aynı şeyleri Meksika hükümeti için söylemek zor. ©️ The Financial Times Limited [2014].