05 Temmuz 2022, Salı
Haber Giriş: 13.08.2021 04:30 | Son Güncelleme: 23.02.2022 17:30

Taliban gözünü şehirlere dikti

Afganistan’daki gelişmeler Türkiye’yi yakından ilgilendiriyor çünkü Taliban güçleri daha fazla yerleşim yerini ele geçirdikçe sınırdan gelen göç dalgası büyüyor. AB de yeni mülteci dalgasından endişe duyuyor
Taliban gözünü şehirlere dikti
Editör Editör
Benjamin Parkin 
Taliban Afganistan’da üç vilayet başkentini daha ele geçirdi. Örgüt toprak kazanmaya devam ederken, Joe Biden Amerikan birliklerini ülkeden çekme kararını yineledi.  Taliban böylece ülkedeki vilayet başkentlerinin dokuzunu, yani dörtte birinden fazlasını ele geçirmiş oldu. Bu kentler arasında geçmişten beri Taliban’a muhalif olan kuzey bölgesinden Kabil’e giden yol üzerinde bulunan, stratejik öneme sahip Puli Humri de yer alıyor.  Taliban ayrıca dağlık kuzeydoğu bölgesindeki Feyzabad’ı da ele geçirdi. Müstahkem Feyzabad şehri, örgütün ülkeyi yönettiği 1990’lardan bu yana erişemediği bir yerdi.  Taliban Afganistan’da çoğu kırsal kesimde yer alan 400 kadar ilçenin yarısından fazlasını, ayrıca ekonomik öneme sahip birkaç sınır kapısını da kontrolüne aldı.  Analistler, son saldırıların yeniden canlanan milis liderleri cephesi seferber etme çabalarını baltalayarak ülkenin silahlı direnişini daha da zayıflatabileceğini söylüyor. Afgan savaş ağaları hakkında bir kitabı da olan siyaset bilimci Romain Malejacq, “Kimse bu kadar hızlı toprak kazanacaklarını düşünmemişti” diyor. “Bundan sonra olacaklar, son birkaç haftadır olanlardan daha kötü.”

Kabil’i kuşatma stratejisi

Şimdilerde ise gözünü Kandahar, Herat ve kuzeydeki direnişin kalesi olan Mezar-ı Şerif gibi daha büyük şehirlere dikmiş durumda. Diplomatlara ve analistlere göre, Taliban’ın stratejisi Kabil’i kuşatıp başkentteki Afgan güçlerini içeri hapsetmek ve Devlet Başkanı Eşref Gani hükümetini teslim olmaya zorlamak.  Taliban’ın hızlı ilerleyişi uzmanları şaşkına çevirdi ama Biden kalan ABD birliklerini de Ağustos sonu itibariyle ülkeden çekme niyetini tekrarladı. Biden bundan böyle Afganların kendini savunması gerektiğini belirtti.  Biden 10 Ağustos günü, “20 yılı aşkın sürede 1 trilyon dolardan fazla para harcadık; 300 bini aşkın Afgan askerini eğittik ve donattık. Afgan liderler bir araya gelmeli… Kendileri ve ulusları için savaşmalılar” şeklinde konuştu.  ABD Afganistan’daki en büyük üssünü kapattı ve şu anda ülke dışından sınırlı sayıda hava saldırısı düzenliyor; hava desteği günde birkaç sortiye kadar düşmüş durumda. Ancak analistler bu çabaların Taliban taarruzunu yavaşlatmakta yetersiz kaldığını söylüyor.  ABD başkanı bölgeden sert eleştiriler alıyor. Kimilerine göre, Amerika’nın alelacele çekilmesi Taliban’a büyük avantaj sağlarken Afgan silahlı kuvvetlerinin moralini bozdu. İngiltere ve Hindistan gibi diğer ülkeler de Afganistan’dan çekiliyor. Yeni Delhi, salı günü Mezar-ı Şerif’teki Hindistan konsolosluğu personelini geri çekti ve vatandaşlarına Afganistan’ı terk etmelerini söyledi. Analistlere göre, bu kararlar Hindistan’ın Taliban saldırısına direnme konusunda Gani hükümetine çok da güvenmediğini ortaya koyuyor.  Çarşamba günü Alman yetkililer “güvenlik durumundaki gelişmelerden dolayı” Afgan göçmenlerin ülkelerine iadesini Ekim sonuna kadar askıya aldıklarını açıkladı. İadeyi dondurma kararının Afgan hükümetinin ricası üzerine alındığını belirten Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, hamleyi “doğru ve gerekli” bulduğunu belirtti.  Afganistan’ın Maliye Bakanı Vekili Halid Payenda ise çarşamba günü istifa ederek ülkeden ayrıldı. Taliban’ın kazanımları ülke içinde bir mülteci akınına yol açtı. Şehir sakinleri savaştan ve örgütün gaddarlığından kaçıyor.  Taliban’ın ele geçirdiği bölgelerde muhalifleri infaz ettiği ve kadınların özgürlüğünü elinden aldığı biliniyor.  Afganistan’ı yöneten Taliban rejimi, El-Kaide’nin gerçekleştirdiği 11 Eylül 2001 terör saldırısının ardından ABD öncülüğündeki işgalle devrilmişti. İsyancılar Afganistan’da bir İslam Emirliği kurmak istiyor.

Avrupa da kaygılı 

Uzun süreli iç savaş ve Taliban’ın kontrolü tamamen ele alması gibi olasılıklar Avrupa’yı da kaygılandırıyor. Mülteci krizi ihtimalinden korkuluyor. Bir AB yetkilisi, Financial Times’a “Kargaşaya sürüklenmek istemiyoruz” diye konuştu.  Aynı yetkili, çatışmalar için müzakere yoluyla çözüm umudunun giderek azaldığını belirtti. “Amerikan, Avrupalı ve diğer askeri güçlerin çekilmesi öngörülen bir şeydi. Bu çekilmenin pazarlık masasında siyasi bir anlaşmaya varılınca gerçekleşmesi ümit ediliyordu. Ama şu ana kadar olaylar bu şekilde gelişmedi.” Kimi diplomatlara göre ABD’nin ülkeden koşulsuz çekilmesinden dolayı Taliban’ın uzlaşmaya varması için bir neden kalmadı. Çekilme, Taliban’ın 2020 yılında Donald Trump döneminde imzaladığı anlaşmaya dayanıyor.  Bir diğer Batılı diplomat ise, “Çekilme sürecini nasıl yönettiklerine bakınca, ABD ‘burayı düzgün bir şekilde devretmeye’ kafa yormamış gibi görünüyor” diye konuştu. “Afgan güvenlik güçleri ve Afganların morali büyük bir darbe aldı.” ©️ The Financial Times