30 Haziran 2022, Perşembe
Haber Giriş: 03.06.2022 04:40 | Son Güncelleme: 09.06.2022 11:44

Tom Cruise hala havalı ama ABD ordusu değil

Top Gun: Maverick filmi ilk filmin aksine Amerikan gücünün kalıcılığına dair şüphelerle dolu ve birçok açıdan Amerika’nın görece düşüşüne ağıt olarak okunabilir
Tom Cruise hala havalı ama ABD ordusu değil

James Crabtree* / Financial Times

Tom Cruise’un son gişe bombası Top Gun: Maverick’in gösterime girmesi müthiş bir jeopolitik zamanlama başarısıydı. Başkan Joe Biden Güney Kore ziyaretinin ardından geçtiğimiz salı günü Tokyo’da Avustralya, Japonya ve Hindistan liderleriyle görüşmüş,  ABD’nin bölgeye dair sorumluluğunu unutmadığı konusunda liderlere güvence vermişti. 

1986 tarihli ilk Top Gun ise hem gişe rekorları kıran bir yapımdı hem de Reagan dönemi Amerika’sının hava ve deniz gücüne bir övgüydü. Tony Scott’ın yönettiği filmin ünlü replikleri de popüler kültürdeki yerini aldı. Filmle beraber Hollywood’un maddi açıdan en sağlam yıldızlarından biri haline gelen Cruise o günden beri bu statüsünü azimle korudu. 

Top Gun Amerika’nın global hakimiyetinin yükseldiği bir dönemde çıktığı için özel bir ağırlığı vardı. Bir yıl önce Sovyetler Birliği’nde Mihail Gorbaçov Komünist Parti Genel Sekreteri olmuş ve iki süper güç arasındaki dengeler Amerika lehine dönmüştü. Vietnam yenilgisinin yaralarının sarıldığı bir ortamda, 1980’lerin ortası uzun bir ABD hakimiyetinin başlangıcını işaret ediyordu. Cruise’un sinemadaki alter egosu kendinden emin tavrıyla bu kalıcı askeri gücü temsil ediyordu. 

Aradan geçen 36 yılın ardından ABD’nin Çin’le yeni bir askeri rekabet çağına hazırlandığı bir ortamda Cruise’un devam filminin benzer bir şoven öz güvenle dolup taşması beklenebilirdi. Ancak Top Gun: Maverick Amerikan gücünün kalıcılığına dair şüphelerle dolu ve birçok açıdan ABD'nin görece düşüşüne bir ağıt olarak okunabilir.

Oysa sinemaseverlerin Cruise’dan beklediği şey kendinden şüphe etmek değil. İkinci film görünüşte tıpkı ilki gibi kibirli bir erkek portresi çiziyor. Bomber ceketi, pilot güneş gözlüğü ve Kawasaki Ninja motosikletiyle yeniden buluşan Cruise Kaliforniya Miramar’daki seçkin pilot okulu programında ders vermeye çağrılıyor. 

Viagra reklamı tadında sahneler

Maverick tartışmasız bir pilotluk becerisine sahip olsa da rütbesi yeterince yüksek değil.

Filmin konusu Cruise’un kafayı nükleer silahlara takmış, adı verilmeyen bir haydut devlete karşı havacı eğitmesi ancak buna fazla takılmayın. Sinemaseverler için önemli olan heyecanlı uçuş sekansları. Cruise Hollywood’da başka aktörlerin dublör kullanacağı sahneleri bizzat çekmesiyle meşhur. Ancak Top Gun: Maverick’teki gerçekliğin dikkat çekici olmasının sebebi ABD’nin gücüne dair hayalleri değil endişeleri. Cruise’un kendisi de buna dahil. İlk filmde 24 yaşındaydı, şimdi 59 oldu. Emeklilik çağına yaklaşmış biri için kendine müthiş baktığı ortada ama yine de Cruise’un yaşı kendini ele veriyor. 

Filmde pek cinsellik yok ama arada bir beliren sevişme sahneleri biraz Viagra reklamı tadı veriyor. Cruise Amerikan erkekliğinin ikonu ve gücünün azalması hem onun hem de ülkesinin daha genç ve canlı olduğu dönemleri akla getiriyor. Bir şeylerin eksildiği kesin. 

Top Gun: Maverick’i Singapur’daki galada izledim. Salon coşkulu Amerikan askerleriyle doluydu. Galadan önce söz alan ve Top Gun tarzı güneş gözlükleri takan ABD Singapur Büyükelçisi Jonathan Kaplan filmle  Amerikan ordusunun Asya’daki “hukuka dayalı düzenin” muhafızı rolü arasındaki bağa vurgu yaptı. 

Cruise’un canlandırdığı karakterin kurallara itaat eden Amerikan gücünü ne kadar iyi taşıdığı her zaman tartışmalıydı. Yine de ilk filmin ana fikri belliydi: Maverick gibiler sayesinde Amerikan ordusu dünyada devriye geziyor, gezegeni kontrol altında tutuyordu. 

İkinci filmde durum o kadar net değil. Bunun sebebi hem Amerika’nın teknolojik gücünün geriliyor olması hem de Maverick gibi pilotların modasının geçmesi. 

Filmin açılış sahnesinde Ed Harris’in canlandırdığı sert Tuğamiral Chester “Hammer” Cain görülüyor. Cain önde gelen pilotların yerine yapay zekayla güçlendirilmiş otonom hava taarruzu kabiliyetlerini getirmek istiyor. Maverick’e takılarak “Gelecekte sana yer yok” diyor. 

Asya’da Amerikan kuvvetlerinin dahil olacağı olası bir çatışmada geleneksel hava kuvvetlerinin önemi düşünülürse bu tespit çok isabetli değil. Çin ve Rusya daha bu hafta Japonya yakınlarında nükleer de kullanabilen stratejik bombardıman uçakları uçurarak Biden’ın Tokyo gezisine yanıt niteliğinde bir gövde gösterisinde bulundu.

Ancak İHA’larla dolu gelecek bilim kurgudan ibaret değil. Türkiye’nin Bayraktar TB2 İHA’larının Ukrayna'daki başarısı tam da bunu gösteriyor. 

Meseleye bir de daha geniş bir çerçeveden bakalım. Bir dönem Pentagon’da savunma bakanı yardımcısı olan Elbridge Colby “Top Gun’ın dönüşünü memnuniyetle karşılamalıyız çünkü ABD savunmasında ihtiyacımız olan vizyon tam da bu. ABD’nin yeni teknolojilere yatırım yapması ama aynı zamanda yükselen Çin’i caydırmak adına Hint-Pasifik'e daha fazla uçak gemisi ve uçak göndermesi gereken bir dönemdeyiz” diyor. 

Hava gücünün geleceğine dair teknolojik rekabetten dünyanın lider İHA üreticisi Çin pekala galip çıkabilir. 

Çin Tayvan’da gövde gösteriyor

Tom Cruise ilk Top Gun’da bugün yaşlanmış olan F-14 Tomcat kullanıyordu; yeni filmde ise 1990’ların sonunda piyasaya çıkan daha yeni bir jet modeli olan F/A-18 Super Hornets’in koltuğunda. Ancak Cruise ve öğrencilerine isimsiz düşmanın “beşinci nesil” ileri teknoloji uçaklara sahip olabileceği yönünde bir uyarı geliyor. Filmde Çin uçakları görünmese de ABD hariç bu tarz uçaklar yapan az sayıda ordudan biri Çin Halk Kurtuluş Ordusu. Çin’in bu türdeki en gelişmiş uçağı olan ve “Güçlü Ejder” olarak bilinen J-20 hayalet uçak Güney Çin Denizi’nde, özellikle de süper güçlerin olası çatışmasında önemli bir sıcak nokta olabilecek Tayvan Boğazı’nda sık sık devriye geziyor. 

ABD giderek daha kaygılı bir süper güç haline geliyor ve görece gerileyen kendi gücünün derdine düşüyor. Gerek yaşlanan erkek başrolleri gerekse demode kıyafetleriyle Top Gun: Maverick ABD’ye dair tuhaf şekilde isabetli bir kırılganlık hissi veriyor. Cruise hala kendini izleten büyüleyici bir figür ve hem kendisinin hem ülkesinin altın çağındaki kadar güçlü olduğunu göstermek için uğraşıyor. Ama gerek Pekin’de gerekse Washington DC’de buna ikna olacak sinemasever sayısı fazla değil. 

ABD açık ara önde ama Çin musluğu açtı

Askeri harcamaları takip açısından dünyanın önde gelen kuruluşlarından Stockholm Barış Araştırmaları Enstitüsü'nün (SIPRI) geçen nisan ayı sonunda açıkladığı rapora göre küresel harcama miktarı 2021’de rekor kırdı. Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesinden hemen önceki döneme dair hesaplamaya göre harcamalar bir önceki yıla göre yüzde 0.7’lik bir artışla 2.1 trilyon doları geçti. SIPRI harcalamaların yedi yıldır kesintisiz olarak arttığına dikkat çekiyor.   Toplam harcamanın yüzde 62’si ABD, Çin, Hindistan, İngiltere ve Rusya’dan geldi. Geçen yıl ABD’nin askeri harcamaları 2020’ye göre yüzde 1.4 düşüşle 801 milyar dolar oldu. 

Onu takip eden Çin ise 2021’de ordusuna tahmini olarak 293 milyar dolar ayırdı. Bu da 2020’ye kıyasla yüzde 4.7’lik bir artışa işaret ediyor. Çin’in askeri harcamaları art arda 27 yıldır yükseliyor.

*Yazar James Crabtree Singapur merkezli Asya Uluslararası Stratejik Çalışmalar Enstitüsü direktörüdür.

©️ The Financial Times Limited