06 Nisan 2026, Pazartesi
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 06.04.2026 21:30 | Son Güncelleme: 06.04.2026 21:31

Dünyanın hazırlıksız yakalandığı İran savaşına Çin yıllar önce hazırlanmaya başladı

Ortadoğu’daki savaşın yol açtığı enerji şoku, dünyanın en büyük petrol alıcısı olan Çin’i hazırlıksız yakaladı. Ancak Pekin böyle bir krize yıllardır hazırlanıyordu
Fotoğraf: Gilles Sabrié/New York Times
Fotoğraf: Gilles Sabrié/New York Times
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Alexandra Stevenson, Murphy Zhao / New York Times

Çin giderek daha büyük miktarlarda petrol stokladı. Güneş, rüzgar ve hidroelektrik gibi yenilenebilir enerji kaynaklarını o kadar agresif biçimde geliştirdi ki rafine petrol, dizel ve benzin talebi düşmeye başladı. Aynı zamanda fabrikalarının dev üretiminde kullanılan ve yurt dışından tedarik edilen hammaddelere bağımlılığını azaltmak için teknolojiyi devreye soktu.

Çin’i yöneten Komünist Parti uzun zamandır sanayilerini ulusal güvenlik stratejisinin temeli olarak görüyor. Başkan Donald Trump’ın ilk döneminden bu yana bu yaklaşımı daha da genişletti. Çin yerel sanayileri güçlendirmeye yönelik politikaları iki katına çıkararak kaynak ve tedarik zincirleri üzerindeki küresel hakimiyetini daha da sağlamlaştırdı.

Hong Kong Üniversitesi’ndeki Asia Global Institute’un direktörü Heiwai Tang, “Daha fazla yukarıdan aşağıya sanayi politikası ve Çin’in Batılı bir güç tarafından kontrol edilmemek için güçlendirmesi gerektiğine inandığı stratejik sektörleri geliştirmeye yönelik merkezi hükümet yönlendirmesi gördünüz” dedi.

Enerji ise bu stratejinin kilit noktasıydı.

On yıl önce Çin, içten yanmalı motorlu otomobiller için dünyanın en büyük pazarıydı. Bugün ise elektrikli araçlar için en büyük pazar. Çin eskiden plastik, metal, kauçuk parçalar ve fabrikalarının ürettiği mallarda kullanılan diğer kritik bileşenleri üretmek için petrol türevlerinden elde edilen petrokimyasalların en büyük ithalatçısıydı. Şimdi ise metanol ve sentetik amonyak gibi bazı kimyasalları üretmek için büyük ölçüde yerli kömür kullanıyor. Bu ilerlemelerde devlet planlaması ve yatırımları kritik rol oynadı.

Asya’ya giden petrolün neredeyse tamamının geçtiği Hürmüz Boğazı büyük ölçüde kapalı kalırken Çin şimdiye kadar dünyanın geri kalanının büyük bölümüne kıyasla daha dayanıklı olduğunu gösterdi.

Çin artık birçok otomobilini ve trenini elektrikle çalıştırabiliyor ve böylece petrol bağımlılığını ciddi ölçüde azaltıyor. Aynı zamanda petrol yerine kömür kullanarak kendi petrokimyasallarını üretme teknolojisini de geliştirdi. Almanya tarafından geliştirilen ve II. Dünya Savaşı sırasında ekonomiyi ayakta tutmak için kullanılan bu teknoloji, Çin’e fabrikalarının ihtiyaç duyduğu hammaddeleri üretmek için petrol dışı bir alternatif sağlıyor.

Petrol krizi Çin ile Güneydoğu Asya ülkelerini birbirine yaklaştırdı

Ciddi petrol ve enerji kıtlığıyla karşı karşıya kalan Vietnam ve Filipinler geçen ay Çin’den yardım talep etti. Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, “Çin Güneydoğu Asya ülkeleriyle koordinasyon ve iş birliğini güçlendirmeye ve enerji güvenliği sorunlarını birlikte ele almaya hazırdır” dedi.

Çin uzun zamandır enerji ve hammadde konusunda dış kaynaklara bağımlılığını azaltmaya odaklanmış durumda.

Yüzyılın başında yetkililer Çin’e giden petrolün geçtiği bir başka dar geçitten endişe duyuyordu: Endonezya ve Malezya ile Singapur arasında yer alan Malakka Boğazı. Çin 2004 yılında bu endişeleri gidermek için acil durum petrol stokları oluşturdu. Son aylarda bu stokları hızla artırdı.

1990’ların sonlarında Çin dünyanın üretim merkezi haline gelirken fabrikalarının ihtiyaç duyduğu kimyasalları sağlamak için DuPont, Shell ve BASF gibi yabancı kimya şirketlerinin tesis kurmasına ihtiyaç duyuyordu. Son yıllarda ise Çinli şirketler küresel kimya arzının büyük bölümünde hakim konuma geldi. Örneğin dünyadaki polyester ve naylon üretiminin dörtte üçü Çin’de yapılıyor.

Çin hala dünyanın en büyük petrol ve gaz alıcısı ve petrolünün dörtte üçünü ithal ediyor. Çin, rezervlerinin büyüklüğünü açıklamıyor. Ancak Çin hükümetine göre 2025 yılında ham petrol ithalatı önceki yıla göre yüzde 4,4 arttı, tüketim ise yüzde 3,6 yükseldi. Buna rağmen elektrikli araç üreticilerine verilen milyarlarca dolarlık doğrudan sübvansiyon ve yenilenebilir enerjiye yapılan yüz milyarlarca dolarlık yatırımın ardından Çin’in çabaları sonuç verdi. Rafine petrol, benzin ve dizel talebi iki yıldır üst üste düşüyor ve uzmanlar Çin’in petrol ve gaz tüketiminin zirveye ulaştığını öngörüyor.

Buna karşın Çin’in petrol tüketimi petrokimya sektöründe artıyor çünkü tedarik zincirlerini daha da güvence altına alıyor.

Alman kimya şirketi BASF’in Çin’de 27 yıl boyunca baş temsilciliğini yapan Joerg Wuttke’ye göre hükümetin büyük yatırımları, ucuz kredileri ve üniversitelerin kimya mühendisliği alanına yönlendirilmesi Çin sanayisinin patlama yaşamasında etkili oldu.

Bu çabalar Çin’in en üst düzey lideri Şi Cinping döneminde ve Trump’ın ilk başkanlığı sırasında hızlandı.

Wuttke, “Trump’ın yaptığı her şey Pekin’de daha fazla kendi kendine yetme refleksini tetikliyor” ifadelerini kulandı.

Trump ilk döneminde Çin’i ekonomi ve iş dünyası konularında hedef aldı, bir ticaret savaşı ve teknoloji rekabeti başlattı.

Trump’ın Çin’e yönelik sert yaklaşımı alarm zillerini çaldı.

Çinli liderler mesaj vermeye başladı. 2019’da dönemin başbakanı Li Keqiang, Çin’in deniz yoluyla taşınan petrole bağımlılığını azaltmak amacıyla kömür kullanarak hem elektrik hem de kimyasallar üretmesi çağrısında bulundu. Bu, Çin’in kömürü ortadan kaldırmaya yönelik önceki politikalarından bir sapmaydı.

2020’nin sonlarına doğru pandemi dünya ticaretini ve taşımacılığı ciddi biçimde aksatırken ve ABD ile gerilim zirveye ulaşırken Çin çalkantılı dönemi atlatmak için Şi’ye atfedilen resmi bir yol haritası yayımladı.

2020 yılında Çin kimyasal üretimi için 155 milyon ton standart kömür eşdeğeri kullandı. 2024’te bu miktar 276 milyon tona çıktı. 2025’te ise yüzde 15 daha artarak ABD’nin toplam kömür tüketimi olan 230 milyon tonu geçti.

Çin, kömürü yenilenebilir enerjiye geçiş için bir köprü olarak kullanıyor

Çinli yetkililer kömür kullanımının yenilenebilir enerjiye geçiş için geçici bir köprü olduğunu söylüyor ve petrokimyasalların elektrik kullanılarak üretilmesine yönelik teknolojilere de yatırım yapıyor. Ancak şimdilik petrol yerine kömür kullanılması, petrol ve gaz kıtlığının fiyatları hızla yükselttiği bir dönemde Çin’e avantaj sağlıyor.

Örneğin azotlu gübre. Çin küresel arzın üçte birini üretiyor ve bunun yüzde 80’i petrol yerine kömür kullanılarak üretiliyor. Ortadoğu’daki savaşın başlamasından bu yana gübrede kullanılan ana kimyasal olan üre fiyatları uluslararası piyasalarda yüzde 40’tan fazla artarken Çin’de üretilen eşdeğer ürünün fiyatı küresel fiyatın yarısından daha düşük kaldı.

Almanya merkezli düşünce kuruluşu Mercator Institute of Chinese Studies’te analist olan Johanna Krebs'a göre, ABD ve İsrail orduları İran’la karşılıklı çatışmaya başlamadan ve dünyanın en kritik kaynak bölgelerinden birini tehdit etmeden önce bile Çin zaten güçlü bir konuma sahipti.

Krebs, “Çinliler büyük ihtimalle bunu kendi kendine yeterlilik yolunda bir teşvik olarak görecektir” dedi.

© 2026 The New York Times Company