Raymond Zhong / New York Times
Ağustos ayı, gezegenin kayıtlardaki en sıcak ayı olarak Temmuz 2023 ile aynı seviyeye ulaştı. Avrupalı bilim insanları perşembe günü yaptıkları açıklamada, insan kaynaklı küresel ısınmanın Kuzey Yarımküre'de yılın en bunaltıcı ve rahatsız edici dönemini daha önce görülmemiş sıcaklık ve nem seviyelerine taşıdığını belirtti.
Tehlikeli sıcak hava dalgaları, mayıs ayından bu yana beşinci kez Avrupa'yı etkisi altına aldı. ABD'nin güneyinde, Kaliforniya'dan Teksas'a kadar sıcaklıklar 38 santigrat derecenin üzerine çıktı. Güney Kore ise modern tarihindeki en yüksek sıcaklığı kaydetti: 2 Ağustos'ta ülkenin güneyindeki Yangsan kentinde sıcaklık 42,5 santigrat dereceye ulaştı.
Bilim insanları, ağustos ayının aynı zamanda okyanusların tarihteki en sıcak ayı rekorunu da egale ettiğini açıkladı. El Niño koşulları, tropikal Pasifik'in yüzeyinde sıcak suların birikmesine neden oldu. Bu ilave sıcaklık önümüzdeki aylarda gezegenin geri kalanına yayılacak ve küresel ortalama sıcaklıkların yıl sonuna kadar ve 2027'ye girerken yeni rekorlar kırmasını muhtemel hale getirecek.
İklim değişikliğinin etkilerini dünya artık daha fazla hissediyor
Avrupa Birliği'nin iklim izleme servisi Copernicus'ta iklim bilimci olan ve ağustos ayı sıcaklıklarına ilişkin analizi yayımlayan Samantha Burgess, “Bu gözlemler, iklim değişikliğinin hem atmosferde hem de okyanuslarda aşırı koşulları nasıl tetiklediğini gösteriyor” dedi. Burgess, “Bu koşulların etkileri dünya genelindeki toplumlar, ekonomiler ve ekosistemler tarafından giderek daha fazla hissediliyor” ifadelerini kullandı.
Ağustos ayındaki kavurucu sıcaklıklar, hem Batı Avrupa'da hem de ABD'nin bitişik 48 eyaletinde kayıtlardaki en sıcak yaz mevsiminin son ayı oldu. ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi (NOAA), çarşamba günü yaptığı açıklamada, 48 eyalet genelinde geçen ay ortalama sıcaklığın 24,2 santigrat derece olduğunu bildirdi. Bu, ağustos ayları için kaydedilen en yüksek ortalama sıcaklık olurken, 20. yüzyıl ortalamasının da 1,9 santigrat derece üzerinde gerçekleşti.
Kuzey Yarımküre'deki yaz mevsimi, aynı zamanda bir bütün olarak gezegenin yıl içindeki en sıcak dönemini oluşturuyor. Bunun nedeni, Güneş'ten gelen enerjinin karaların üzerindeki havayı, suların üzerindeki havadan daha fazla ısıtması ve Dünya'daki kara kütlelerinin büyük bölümünün Ekvator'un kuzeyinde bulunması.
Copernicus'a göre, geçen ay Dünya yüzeyindeki ortalama hava sıcaklığı, fosil yakıtların geniş çaplı kullanımının küresel sıcaklıkları artırmaya başladığı Sanayi Devrimi'nin başlangıcındaki seviyenin 1,65 santigrat derece üzerindeydi.
Bu durum, ağustos ayını kasım ayından bu yana küresel ısınmanın 1,5 santigrat derece eşiğini aştığı ilk ay haline getirdi. Bu eşik, insanlığın iklim değişikliğini sınırlandırma çabalarında kritik önem taşıyor.
On yılı aşkın süre önce, neredeyse tüm ülkeler Paris'te düzenlenen küresel iklim zirvesinde, küresel sıcaklık artışını Sanayi Devrimi öncesi seviyelerin 2 santigrat derece “altında” tutmaya ve mümkünse artışı 1,5 santigrat dereceyle sınırlandırmaya çalışmak konusunda anlaşmaya vardı.
Birleşmiş Milletler geçen hafta yayımladığı raporda, dünyanın daha iddialı olan bu ikinci hedefe ulaşamayacağını açıkladı ve önümüzdeki birkaç yıl içinde ortalama küresel ısınmanın 1,5 santigrat dereceyi aşacağını öngördü. Rapora göre, hükümetlerin küresel ısınmayı yavaşlatma konusunda son derece başarılı olması halinde sıcaklık artışı 2100 yılına kadar 1,8 santigrat dereceyle zirve yapabilir. Başarılı olunamaması halinde ise artış 2,6 santigrat dereceye veya daha yüksek seviyelere ulaşabilir.
BM raporuna göre artık hedef, hem sera gazı emisyonlarını büyük ölçüde azaltarak hem de atmosferdeki karbondioksiti çekip uzaklaştıracak yeni teknolojiler geliştirerek sıcaklıkları mümkün olduğunca hızlı bir şekilde yeniden aşağı çekmek olmalı. BM ayrıca dünyanın, daha sıcak bir gezegenin beraberinde getirdiği şiddetli sıcak hava dalgaları, aşırı yağışlar, orman yangınları ve kıyı selleri gibi artan risklerle daha etkili biçimde başa çıkmayı öğrenmesi gerektiğini belirtti.
İklim değişikliğine karşı uluslararası mücadeleyi destekleyen BM kuruluşunun başındaki Simon Stiell, “Bu, insanlığın fosil yakıt bağımlılığının ve bunun körüklediği küresel iklim krizinin giderek ağırlaşan bedeli” dedi.
© 2026 The New York Times Company